Gameshow sayı 11, sayfa 59

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 59

SO06'da datacorder'ı homing beacon'a nasıl çevireceğiz? 9) Biliyor musun? Bende senin gibi hararetle İTÜ yollarını arşınlamaktayım. Abi senin vizen falan yok mu ya... Nasıl bu işlerle bu kadar uğraşabiliyorsun. Bunun bir kolay yolu varsa bir zahmet yaz da bilelim. 10) Sana bir şey daha sormak istiyorum. Hala eski mektupları dosyada saklıyor musun? Yenileri de saklayacak mısın? Benim eski sayıları sık sık tekrar okuduğum gibi sen de eski mektupları okuyor musun? Osman KAZDAL, İstanbul MAC: Evet o 22 zarfı dün gibi hatırlıyorum. 22'sini de sakladım. Seni yakaladığım gün, 22 parçaya böldüğümde ailene geri postalamak için. Ama zaman geçiyor, sinirler yatışıyor. Şimdi sadece keskin, ama iyice keskin bir usturayla suratına 22 kere 'Elvira kodları için teşekkürler, çok makbule geçti' yazmak istiyorum. Genel olarak Sierra'yla olan ilişkimin sıfıra düştüğü bu günlerde (Caesar 2 hariç) bu tartışmaya girme konusunda tereddütlüyüm ama olsun. 1) Tamam haklısın desem adım MAC olmazdı. Bence haksızsın. Şu günlerde icon adventure oynayan kardeşlerimi izliyorum, büyülteç ikonunu alıp ekranda piksel piksel kaçırdıkları bir cisim var mı acaba diye debeleniyorlar. Aslında benim problemim 'EXAMINE' ikonuyla değil, daha çok 'USE' ikonuyla. Şimdi geliyorsun, elinde ne olduğunu bilmediğim bir alet var, ne olduğunu bilmediğin bir cisme USE diyorsun, hop bilmece çözülmüş oluyor. Bilemem hatırlıyor musun, eskiden USE çok ender kullanılan bir adventure komutuydu. Bir şeyleri açardın, çevirirdin, sokardın, çıkarırdın ama gelip zırt diye USE demezdin. Önce ne yapmak istediğine, yani elindekini nasıl kullanacağına karar verirdin. 2) Haklısın aslında. PC'yi ilk aldığımda yaşadığım gözü dönmüş oyun canavarı dönemimde, günde 10-15 oyun install edip, beşer onar dakika sonra silerek Gabriel Knight'a hak ettiğinden çok daha az ilgi göstermiştim. Şimdi kan basıncım biraz düştüğüne göre bu oyunla daha yakından ve daha sakin bir şekilde ilgilenmeyi düşünüyorum. 3) Sayfayı ve fotoromanı yaparken gördüğüm kadarıyla A haklısın. Bu arada artık Police Quest serisinden fazla bir şeyler beklemek hayalcilik olabilir. İlk oyunları yapan Jim Wallace Sierra'dan ayrıldı. Galiba şimdi Tsunami diye bir firmada çalışıyor. Blue Force diye bir oyun çıkarmıştı ama göremedim. Onun yerine eski Los Angeles polis şeflerinden birini aldılar (adını hatırlayamadım) ama onun Wallace kadar iyi olmadığı ortada. 4) Zaten Police Quest 2'yi oynayanlardan sağ kaç kişi kaldı ki. Çöp kutusunun da farkındayız ama ilk ekrana direkt etkisi olmuyor diye pas geçilmiş olabilir. 5) Phantasmagoria türünün ilk örneği olan, kendi halinde zavallı bir oyun. Belki zamanla bu digitize grafikli, film/oyun türü şeyler gelişir ama şimdilik b bunlarla idare edeceğiz galiba. Senaryo konusunda haklısın, klasik hikaye, suyu çıkana kadar bahsettikleri bir iki erotik sahne, ve demomsu bir oyun. Keşke önce sorsaydın, ben sana alma derdim. CD parası konusunda ne kadar cimri davrandığım ortada. Hintkeeper gerçekten Phantasmagoria için gereksiz bir lükstü, zaten çözecek azıcık bilmece varken, yardıma ihtiyaç olduğunu sanmıyorum. Bence adını ve 7CD lafını duyup da alacak adventure'dan haberi olmayanlar ürkmesin diye koymuşlar (ukalacası mass marketing). Başka oyunlarda olup olmayacağı ayrı mesele, kimisinin hoşuna gider, kimisi eninde sonunda kendi bulmak ister, kimisi de (en iyisi) bana yazar. 6) Şimdi önem sırasını belirtiyorum: Atmosfer bir, konu iki, grafik üç. Niye demeyecek misiniz? Çünkü atmosfer yoksa zaten bir işe yaramaz, ilk ekrandan çıkmadan Quit derim. Mühim olan insanı ne kadar etkiliyor. Konu nispeten daha az önemli, çok klişe konulara karşıyım ama mesela tamamen uçuk, ya da saçma denilebilecek bir konusu olan oyun atmosferi iyiyse (sana kendini o saçmalığın içindeymiş hissini verebiliyorsa) yine de oynanır. Grafik en son, çünkü eğer metin insanı yeterince etkileyebiliyorsa ben bazı görsel şeyleri kafamda canlandırmaya razıyım. 7) Bu zihniyet senin benim gibi bir insan. Adı Timur. Genelde yaptığı her şeye karşı gibi göründüğün için buna bulaşmıyorum. Sizin zihinleriniz ve zihniyetleriniz kapışsın. 8) Oradaki aletin içindeki bütün chipleri çıkarıyorsun. Sonra da şu sırayla geri koyuyorsun. İlk önce Array, sonra Plate, sonra Chip, en son da IRK. Array A: Plate'i RF olacak. Chip'i SPN, IRK'sı 9 olacak. Array B: Plate'i TT, Chip'i DEN, IRK'sı 7, Array C: Plate'i PS, Chip'i FER, IRK'sı 1, Array D: Plate'i SC, Chip'i REP, IRK'sı 5, Array E: Plate'i SE, Chip'i DIM, IRK'sı 3. İşte hepsi bu kadarcık. 9) Artık Almanya yollarını arşınlıyor olmam konuyu geçersiz kılıyor. 10) Evet, tabii ki saklıyorum. Bazen bakıyorum da o zaman ne kadar şenmişiz. Sık sık diyemem ama çok daraldığım zamanlar okuyorum. O zaman yaptıklarımın boşa gittiğini düşünmeme (ve bileklerimi kesmeme) engel oluyor. Bu arada tahminin doğru (bu da şifre mahiyetinde). DELİ BİR NEHİR, Dear MAC, İşte Mac yine karşımızda. Seni yeniden gördüğüme çok sevindim. Bundan 1 yıl kadar önce bir rüya görmüştüm. Rüyamda bir bakkala giriyorum ve dergileri karıştırırken elime Mac'in hazırladığı bir PC dergisi geçiyor. Ve de (lanet olsun) bu rüyadan uyanıyorum. Ya, işte böyle, ben senin böyle bir dergide yer alacağını biliyordum. (Aptala malum) Derginizi almaya Eylül'den itibaren

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.