Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 56
Jaguar çıktı. Bu kötü taklit. Hem Lotus'un tırnağı olamadı, hem de sinir bozdu. Ama Dune2-Warcraft savaşında (yakında tarih kitaplarına girecek bu gidişle) durum farklı. Dune2 vardı, güzeldi, benim bilgisayarım yoktu o zaman, sırf oynamak için evden dergiye gelirdim. Sonra Warcraft çıktı, tamam bariz bir şekilde oyun sistemini taklit etti, ama sonuçta ortaya çıkan oyun hem oynanış, hem grafik, hem de görev zenginliği açısından daha iyi. Bu konudaki yorumlarınızı artık Serkan'a yazabilirsiniz. Dergide boş işlere o bakıyor. 2) Dinledim ama ben genelde Maiden'dan çok bir Bruce Dickinson hayranı olduğumdan (Tattooed Millionaire'i bir dinleyin) beni o kadar etkilemedi. Dergide müzik işleri karışık. Var diyeceğim, diyemiyorum. 3) Gözler neyse ama bu maddiyatçı dünyada cebinize de yazık. Aynı dergi, renkli olarak anca 150 bin liraya falan çıkardı herhalde. Sende durumlar iyiyse, senin için özel bir renkli version çıkarabiliriz. 4) Değer diyemeyeceğim. Aslında hoş bir oyun ama bence CD alacaksan Full Throttle, The Dig, ya da Prisoner of Ice daha iyi gibi sanki. 5) Şöyle bir durum var, ben mali durumum daha iyiyken (o zaman işim vardı) kafamda kablo ya da kartla bağlı hayalleri kuruyordum. Sonra durum bozulunca 4000'i enflasyon tanrısına kurban etmek zorunda kaldım. Eğer tekrar toparlanabilirsem tekrar aynı ütopya için boğuşacağım. Şu anda PC'de oyun oynuyor, ya da PC'de sayfa yapıyor olma, herhangi bir açıdan Amiga karşıtı olduğumu göstermiyor. Zaten gösteremez, çünkü değilim. 6) Aynı değil. Zaten bir üst mektupta mı ne anlatmıştım. Eğer CD-ROM'un varsa tabi ki CD'sini al ama bazı durumlarda (Alone3, Ascendancy, Screamer) gerçekten bir fark yok. En akıllıca metod oyunun CD'de ne kadar yer kapladığına bakmak. Zaten diske sığacak gibiyse o zaman onu al. (CD'lerin tersine baktığında ne kadarının dolu olduğunu görebilirsin). 7) 386'da herhalde Monkey Island iyi olur, sonra eski Indy'leri mutlaka dene. Legend of Kyrandia'nın da çalışması muhtemel. Eski Sierra'lara da bakabilirsin. Osman Kazdal bu konuda “uzman fanatikler' konumunda. 8) Haşa. Asla derdimiz Serkan'ın açıkladığı oyunlarla değil. Star Control, Titus the Fox, Volfied falan hep saygıya değer oyunlar. Saygıya değme konusunda problemi olan Serkan. Ona yakın olmak, veya herhangi bir muhabbette adının geçmesi anlaşılmaz bir şekilde dalga geçme sonucunu doğuruyor. Ondan kan ve doku örnekleri aldık, araştırıyoruz. Bu arada bir 386 sahibi olarak bu köşeden yararlanıyorsan mutlu oldum açıkçası. Hep en yeni oyunları açıklamak gibi bir görevimiz var ama bilgisayarı yeterli değil diye kimseyi oyunsuz bırakmak istemeyiz. Zaten Not Enough köşesini onun için kurduk. Başına niye Serkan'ı 4 getirdik, kendimizden kan ve doku örnekleri aldık, onu da araştırıyoruz. 9) 64'lerde son durum. Şef Apo Abi: HBB'de. Onu hemen hemen her gün televizyonda görebilirsiniz. Bir yerlere gelecek insan, yazdığı baş yazılardan belli olurmuş zaten. MAC: Biliyorsunuz işte. Şahin Derya: Bu ay yazarlığa muhteşem bir dönüş yaptı, kapak bile oldu. Kalleşin Pentium'u var. Orhan: Show Computer'de çalışıyor. Onun da Pentium'u var (kıskanmamalıyım). CD'ler için ona teşekkür etmeliyim. Omay: Aynı işte. Kendi oyununu çıkarma (bitti, tam 5 sene sürdü ama bitti) ve satıp zengin olma hayalleri içinde. Hacim olarak aynı, zeka yaşı geriliyor gibi geldi bana. Ümit: Eskişehir'de okuyor. Gökhan: Game-Show'a klasikler köşesi yazarı oldu. Serkan Solmazer: Vakko'da bilgisayar bölümünde çalışıyor. Muhabbetinden hiçbir şey kaybetmedi. Aynı öldürücü formunu koruyor. Diğerleri: Missing in Action. 10) Zor soru. Ülkemizin içinden geçtiği hassas dönemde bu yorumu yapmamayı tercih ederim. Zaten Game-Show'da bunun yeri değil. Daha özel bir muhabbet imkanı yakalarsak konuşuruz. İNSANI BOĞAR... Sevgili MAC, Öncelikle, şu kendisine mektup gelmeyip sayfaları kendi kendine dolduran Engin Abla'nın kız mı erkek mi (yoksa ortası mı) olduğunu söylersen sevinirim. Sana birkaç sorum var. 1) Johnny Mnemonic” oyunu hakkında ne düşünüyorsun? (iyi şeyler düşünmüyorsan hiçbir şey yazma) Biz aldık ve beğendik. 2) Derginizin sonunda bulunan top 10 listesini neye göre yazıyorsunuz? 3) Sony Playstation hakkında ne düşünüyorsun? Birçok firmayla anlaşması var. Bunlar arasında “Namco” ve oyunları Tekken ve Ridge Racer'da var. (Tekken grafikleri Fx Fighter'dan kesinlikle daha iyi olan bir 3-D dövüş oyunu ve MK 3 kadar zevkli Ridge Racer da süper bir araba yarışı). Ben bunların arcade versiyonunu gördüm. Bir Playstation görürsen lütfen bize de anlat. PC mi yoksa Sony mi oyun için daha iyi. Daha bu adamlarda MK 3 dahil yüzlerce oyun var. (Tekken'in en azından arcade'ini gör) Tekken 2 ve Ridge Racer 2 de çıktı. 4) Dergideki herkes metal mi dinler? Hiç underground veya house dinleyen yok mu? 5) Gümrük Birliği'ne girdik diye crack oyunlar kalkar mı ve CD'ler ucuzlar mı? 6) Phantasmagoria çok acayip mi güzel yoksa Full Throttle daha mı güzel? 7) MK 3'de yukarı ile yapılan bazı fatality'leri garda basılı tutarak yapıp ve daha sonra gardı bırakırsanız olur. Bir gün Kuşadası'na gelirsen bize uğra. Seninle 72 ekran TV'de Laser Disc'ten Dolby surround bir film izleriz. Umarım mektubumu (biraz uzun) yayınlarsın. Noyan / KUŞADASI MAC: Bilemiyorum ki,
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 57
Lâl erkeği andırıyor (belirli bir açıdan bakınca) ama tam değil galiba. Kadın da olabilir gibi. En iyisi Intel Inside bir baksın bakalım. Analiz et şunu Intel yavrum. Şışşt hop, dur çocuğum sulanma, sen bilgisayarsın, senin böyle fonksiyonların yok. Sok şu CD-ROM'u içeri. Anladığım kadarıyla Engin galiba dişi (ya da Intel Inside biraz sapıtık). 1) Hiçbir şey demiyorum. 2) Türkiye listesi Kamer'deki satışı gösteriyor. Onun için bizim çok sık oynadığımız StarControl, Pinball gibi oyunlar da zaman zaman listeye giriyor. Çünkü içeri giren müşteri 'ulan bu herifler bu oyunla bu kadar eğleniyorlar, bari ben de alayım' deyip alıyor. Amerika listesini ise benim çok beğendiğim bir yabancı dergiden alıyoruz. Adını söylemem, söylesem liste için bizi alacağınıza onu alırsınız. 3) Şöyle düşünüyorum. Eğer Adventure veya strateji oynayacaksanız bir tane PC'niz mutlaka olsun, olsun ama eğer paranız varsa, ve hareketli, heyecanlı oyunları seviyorsanız evinizin bir köşesinde duracak bir SONY'nin hiç zararı olmaz (belki olur, her an size gelebilirim, çok yerim, çok da kola içebilirim). 4) Özgür bir dergi olan Game-Show'da herkes ayrı telden çalıyor. Bir Engin Hanım'la ben The Cure konusunda anlaşıyoruz. O kadar. 5) Şu anda herkes bunu tartışıyor. Benim görüşüm bir şey olmayacak, yani zaten kaliteli bir şey almak isteyenler orijinalleri alacaklar (normal yoldan ithal edilirse CD'ler zaten aynı fiyata geliyor), öbürleri de el altından oyun çektirmeye devam edecekler. Yani bir nevi orman kanunu gelecek. Hepimiz öleceğiz ve taş üstünde
.taş kalmayacak.
6) Son kez söylüyorum, Phantasmagoria güzel değil. Bence satın alacağınıza ödünç alın. En azından görmüş olursunuz, içinizde ukte kalmaz. Full Throttle güzel, ama biraz kısa. Bence alınabilir, hatta biz onu bu senenin en iyi adventure'ı seçtik. 7) Hadi ya. Bak şimdi. Bunu bilseydim MK3'le ilgilenmeyip, MK3 oynamadığım, MK3'ü hiçbir yerime sallamadığım o saatlerde yine de MK3'ü hiçbir yerime sallamazdım. Size hep tutamayacağınız sözler vermeyin diyorum, geliyorum yoldayım, çok yerim, çok kola içerim. Intel Inside çocuğum her ay yazı yazmanın o güvenilir rutinliğinin verdiği müthiş zevki bir kez daha aldım, alışmışım, kudurdum, tükendim. Save ve ortalığı toparlama işleri yine sana kaldı. Zaten cezalısın sapık. Bakmayın yaptıklarıma, benim iç dengem de yatışır bir gün elbet. Nazlı gelinim ben, hem ağlarım, hem giderim. Murat'SeveredTies'ADANÇ Köyiçi Cad. Şair Leyla Sok. Mutlu Han 16/14 Beşiktaş 80690 İstanbul.