Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 23
GAZE yavaş kaldığını CD-ROM'u aldığım ilk günkü heyecanımı acıyla hatırlayarak, yaşlanmış gözlerle fark ettim. Başlangıç demosu çok çok güzel. Son dünya kupasından mükemmel (digital) görüntüler eşliğinde oyunun havasına kendinizi kaptırıyorsunuz. Hani insan televizyonda bir maç seyreder ve içinde hemen maç yapma isteği uyanır ya, onun gibi bir istekle Fifa96 oynamak, ama (Çok çok güzel oynamak tüm takımları perişan etmek istedim (Timur'u da evire çevire yenmek de tabi, Yoksa benim güzel oynamamın ne anlamı kalırdı ki). Brezilya-İtalya 96 Kupasının final maçının Fifa96 versiyonunu seyrettikten sonra hemen iki kişi oynanabiliyor mu diye Timur ile oturduk klavyenin başına. Hatırlarım, Striker'95 bu konuda idealdi. Ne yazık ki Fifa96 iki kişi ile klavyeden oynanamıyor. Bir kişi 4 tuşlu joystick'e sahip değilse mouse'unu kullanmak zorunda kalıyor. Mouse ile hareketli oyunlar oynamaksa bana her zaman çok sevimsiz bir iştir. Hele hele futbol oynamayı çok itici buldum. İki kişi oynamak sevdasından vazgeçmiştik. Timur gitti ve kendini Caesar2'ye verdi. En azından bir öyle söylüyor ama sık sık Leman'da gözüküyormuş. Yazısını okuyun ve tatmin olmazsanız patrona şikayet edin. Sonuna da “Zaten onu hep Leman'da görüyorum” ibaresini gönül rahatlığı ile ekleyin. Beni de bu işe pek karıştırmayın. Klavyenin başında tek kişiydim. Her zaman olduğumdan daha ideal bir iş yapayım da önce
Practice seçeneği ile oyuna biraz alışayım dedim, içimden. Korner, penaltı gibi konularda ister defans ister hücum oynayarak çalışmanız mümkün. Ve dediğim gibi bu idman yapma fikri kulağa çok ideal geliyordu ama anladım ki ilk başlarda pek yararı yok. En iyisi önce Friendly ile başlamak. Öyle ya arkadaşça bir maç. Takımları isterseniz milli takımlar seviyesinden isterseniz de Fransa, Hollanda, İngiltere, Almanya ya da Brezilya gibi futbolda isimleri her zaman duyulan ülkelerin yerel takımları arasından seçebiliyorsunuz. Çok hoş. Tabi hemen Brezilya'yı seçtim. Çünkü biliyorum ki Fifa96 tüm takımları ve futbolcuları gerçeği ile örtüşük bir şekilde oyunun içersinde kullanmıştı. Dünya kupasının şampiyonu olan Brezilya oyunun en güçlü takımlarından biriydi. Evet öyleydi. Eğer ben kontrol etmeseydim Alman liginin en zayıf takımlarından biri olan 1860 München'i kesin yenerdi mesela. Oyun başlamadan önce eski Fifa'daki gibi oyunun özellikleri ile karşılaştım. Bunlar tanıdıktı: Oyunun karakterini hareketli ya da simulasyon yapabilir, maçın uzunluğunu ayarlayabilir, oyunda ofsayt, yaralanma olsundu olmasındı gibi efektler için kararlar verebiliyorsunuz. Sonra da taktikti, dizilişti, kontroldü, istatistiklerdi falan filan. Bu falan filanlar oyuna güzellik veren önemsiz gibi gözüken ama etkili ayrıntılardır. Ve maç başladı. O ne Halit Kıvanç'ın gavur olanı resmen maçı anlatıyor. Hem de ne güzel anlatıyor, bizim spikerlerin ders almaları gerekecek kadar özenle: “Kaleci ilk defa gerçekten denendi. Erken gelen gol. Güzel bir uzun pas. Oooo, ne güzel bir kafa. Top hakimiyeti çok güzel. İşte top böyle oynanır. Araya giren Oğuz.” Evet futbolcuların isimlerini de tek tek söylüyor. Resmen havaya girdim. Bu arada, rakibim olarak Türkiye'yi seçmiştim. Oğuz dediği de bizim imparator Oğuz K (kaptan yani). Futbolcuların isimleri isterseniz ekranda beliriyor. Ve Türkiye hiç de kolay bir rakip GAME-SHOW 21 değil. Dediğim gibi adamlar oldukça gerçekçi davranmışlar. 1 hafta sonunda Brezilya'yı 10 dakikalık devreler halinde oynanan maç sonunda Türkiye ile berabere bırakabildim. İlerliyordum, yani. Fifa96'nın en güzel yanını bir iki maç sonra fark ettim: Oyunu görüş açınızı yani maçı seyrettiğiniz kamerayı değiştirebiliyorsunuz. Örneğin Telecam ile perspektiften bakabiliyor, Ballcam ile devamlı topu takip eden bir kameradan oynayabiliyor, Stadiumcam ile daha değişik bir açıdan sahayı görebiliyor, Shouldercam ile kontrol ettiğiniz oyuncunun omuz başından oyunu okumaya çalışıyorsunuz. Müthiş. Tabi tüm kameralar maçı doğru dürüst oynamaya pek elverişli değil. Telecam ve Sidecam benim favorilerim. Niye 4 tuşlu joystick ulan diye yatağımda düşünürken anladım ki maçta 4 değişik atış tuşu olmalıydı. A-S-D ve SPACE tuşları. S ile top sizde değilken kontrol ettiğiniz adamı değiştiriyorsunuz, Space ile de belli bir yakınlıkta iseniz rakibinizin ayaklarına (pardon topa) kayabiliyorsunuz. Eğer top sizde ise S ile hareket ettiğiniz yöndeki adamınızın ayağına güzel bir pas yapıyor, SPACE ile topa hayvan gibi ama kesinlikle ileri doğru abanıyor, D ile güzel sert bir şut çekebiliyor, A ile topu havaya kaldırarak vurabiliyorsunuz. Zamanı gelmişti: Nasıl oynayacaktım? Bırakın Friendly maçta Türkiye'yi yenmeyi, Playoff'lara katılmalı, turlar atlamalı, liglere de katılmalı ve üst sıralar için mücadele edebilmeliydim. *Defansta top kaparsam SPACE ile tehlikeyi savuşturuyordum. Oyunum ilerledikçe dan dun topa vurarak atak yapamayacağımı anladım ve defansımdan S ile paslaşarak çıkmasını öğrendim. Bu S tuşu Fifa96'da bence çok önemli misyonlara sahip. Güzel paslaşmak gole giden en önemli yollardan birisi. Kontrol ettiğiniz adamı değiştirerek orta sahada ve defansta mücadele edebilmekte maçı kazanmanın kilit noktaları. & Kornerlerde veya taçlarda topu nasıl oyuna sokabileceğinizi atış tuşuna basılı tutarak değiştirebiliyorsunuz. Burası önemli, uygulayarak öğrenin. & Kanatlardan getireceğiniz topları A tuşu ile ortalamak çok çok etkili oluyor. Çünkü sizin kontrol 22 GAME-SHOW
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 22
ELAQ'u yazımın girişini Emin'e ithaf Bir Emin, son günlerde neyi fark ettim biliyor musun? Aslında en kolayı başlamakmış, giriş yapmakmış. Çünkü “başlamak” istersin, heyecanlısındır. Kim bilir önünde uzanan yepyeni ilişkinde, yazında seni neler bekliyordur. Bu bilinmezlik insanı içine çeker, ilişkine gömersin kafanı, klavyenin tuşları arasında aklında oyundan görüntüler, yüzünde beyninden geçen esprilere adanmış ufak gülümsemeler ve içinde karşındakine uzatılan manevi boşlukların. Bir de bakmışsın bir iki sene, satırlar hızla ilerlemiş. Sen hala girişteysen yandın demektir. Zaten girişte kalamazsın da. Giriş bitmiştir. O heyecan da. Ama yazın devam eder. Yazın, görevini yazara, ulaşabildiği ölçüde okuyucuya da ya da hayatta beraber yol aldığın dostlarına da sorumluluklarını yerine getirir. Sonra? Sonra? O hiç farkında olunulmayan, hiç konuşulmayan ve hiç de kompleks yapılmayan sonuç bölümü... Çünkü sonuç bölümü heyecansızdır. Bitikliktir. Bitmişliktir. Ölümdür. Oyun bitmiştir. Açıklamaların tükenmiştir. Noktaların ve virgüllerin de. Ama siz fark etmeseniz dahi, yazarlar olarak önem verilmese ve laf atışmalarına konu olmasa dahi hayatta da bitişler vardır. Kaçınılmazdır. Bitişler ne kadar onurlu, etkileyici olursa, yazınlar, ilişkiler ve hayat bir o kadar daha anlam kazanır. Adama demezler mi şimdi, “oğlum aç telefonu, varsa bir derdin anlat herife. Olmadı yaz Güzin Abla'ya, pardon Engin Abla diyecektim. Ne diye Game Show'un değerli sayfalarını 200 karakterlik psikolojini anlatan bir yazı için harcıyorsun” diye? Derler mi? Der misiniz? Diyenlere kafamdakileri anlatamadığım için üzgünüm. Demeyenler ve hatta “aabi ne güzel döktürüyordun bırak şimdi Fifa96'yı falan sen devam et abi” diyenlere Game Show'un Macbeth ve Bigben köşelerini tavsiye ederim. Ben onları okuyarak kafayı yedim de!!! Ve Fifa96. Az daha unutuyorduk. Böyle bir oyun geldi. Futbol oyunu. Evet eski Fifa'nın devamı. Ve mükemmel. Kesin alın. Herkes alsın. Tüm bilgisayar oyun manyakları (burada manyak kelimesi gavurcadaki anlamı ile kullanılmıştır, hemen kızmayın) bay oldukları için ve Türkiye'de bayların futbol ile ilgilendiği için herkes alsın diyorum. Tazeyken alın. Bu aralar Sensible World of Soccer'da piyasaya düşmüş olmalı. Sensible Amiga'da bir açmıştı ama aynı etkiyi PC'de yakalayamamıştı. Futbol oyunları konusundaki boşluğu ise bence Fifa Soccer ilk oyunu ile doldurabilmişti. Daha sonra çıkan Striker'95'ten de oldukça etkilenmiş ama biraz oynadıktan sonra oyunun gol yollarını hemen çözebilmiş ve oyunun yaratıcılığının bir futbol oyununda olması gerektiğinden az olduğunu görmüş, hard diskimden tereddüt etmeden Deltree'lemiştim. Şimdi ise Fifa96, CD'si ile karşımdaydı. Her yeni futbol oyunun beni heyecanlandırdığından daha çok heyecanlanmıştım. Çünkü Fifa'nın önceki oyununu daha çok geliştirdiğini biliyordum. Fifa96 hakkındaki haberleri okurken oyunu oldukça da merak etmiştim. Ve Fifa96 benim karşımda, ben de Fifa96 ile sizin karşınızdayım. Oyunu yükledikten sonra nasıl olsa bir kere seyredeceğiz bari hiç bir tuşa dokunmadan hepsini seyredelim diyerek tüm intro'yu seyrettik (birinci çoğul şahıs-Timur+ben). 2 hızlı CD-ROM'umun