Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 26
BLACK
Haftaya görüşmek üzere.... Hoop, hooop hoppala. Bir yazıya da bu kadar ters başlanır yani. Beyler 1-2 aydır yazılarıma dikkat edenler anlamışlardır ama ben de kendime itiraf etmek zorundayım ki bende “GAME SHOW OYUN AÇIKLAMALARIMA GİRİŞ YAPMA KOMPLEKSİ” var. Buna ne buyrulur şimdi? N'apıcağım ben şimdi. Girişsiz yazı olmaz ki, bir şekilde gireceğiz. Neyse bu haftalık girmiş bulunduk: Şimdi itiraf etme sırası sizde: Oyunlarla ilgilenmediğimizi göğsümüz kabararak söyleyen kaçınız DOOM oyununu bilmiyor? duygusu kaplamıyor? Bir şeylerden haberdar olmadığınızı hissederek bir yerlerden DOOM'u bulmaya çalışmıyor ve “Benim bilgisayarda oyun oynayacak vaktim yok” demiyor? Tabi lafım “bilgisayarda oyun oynayacak vaktim yok” zayıflığı içindeki GAME SHOW okuru
(Compex fuarında çokça karşılaştığım) saygı değer Kanımca bilgisayar dünyasına çok az da olsa yakın duran kişiler dahil DOOM ününü çok büyük bir kitle ile paylaşmakta. Tabi Doom'un bu büyük başarısından sonra aynı tarzda yapılan oyunların sayısı bir anda iki basamaklı sayıları buldu: Rise of the Triad, Descent (Doom'un 3 boyutlu denemesi), Heretic, Dark Forces ilk aklıma gelenler. Ve şimdi de yepyeni bir deneme: FADE TO BLACK. Oyun dünyasının içinde olanlar Another World ve Flashback oyunlarından kahverengi ceketli ve dar mavi kotlu Conrad'ı anımsayacaklardır. İşte kahramanımız bu kez Doom stilinde, tamamı 3 boyutlu mekanda geçen bir maceranın içinde. Ama ne macera... Doom ile Alone In The Dark kesiştiği çizgiyi düşünebiliyor musunuz (hayır canım analitik geometri sorusu değildi bu)? 3 boyutta koşuyorsunuz ama etrafınızı tek kişinin (yani kontrol ettiğiniz kahramanın) gözünden değil çevreye yerleştirilmiş aktif olarak hareket ettiğini sandığınız kameralardan izleyebiliyorsunuz (benim yaptığım bu tasvirin benim bilmediğim kesin bir bilgisayarcası vardır ama olsun). Yani kahramanımız Conrad'ın yüzünü görebilirsiniz.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 27
Sanıyorum ki Fade To Black'teki hareket mekanizması PC makinalarındaki en iyilerden birisi: eşyalara yaklaştıkça görüntü rahatsız edici derecede piksellere ayrılmıyor, 3 boyutu tavana asılmış et parçalarının altından geçerken rahatlıkla hissedebiliyorsunuz. Kamera perspektifleri oyunda periyodik olarak karşımıza çıkan mekanizmaları (teleportlar, dolaplar gibi) tekdüze bir şekilde görmemizi engelleyecek gibi düzenlenmiş. Oyunda ilerleyebildikçe (Fade To Black'te ilerleyebilme sorununa daha sonra değineceğim) Conrad ve diğer poligon grafikli yaratıklarla ilgili animasyonlar etkileyici ve konuyu sürükleyici kılıyor. “Fade To Black” bilgisayardaki sanat çalışmalarına iyi bir örnek olabilir. Gelelim konuya: Flashback'i bitirenlerdenseniz hatırlayacaksınız ki Morph'ların (kötü yaratıklar) gezegeninde bir gemi ile kaçmayı başarabilmiştik (başarmıştınız değil mi?). Fade To Black de bu seriye güzel bir geçiş ile devam ediyor: Gemimiz Morplar tarafından yakalanıyor ve Conrad (daha oyun başlamadı biraz sonra Conrad siz olacaksınız) kendini demir parmaklıkların arkasında buluyor. Başlangıç demosunu sonuna oyunun başlangıcına doğru
(her son bir başlangıç her başlangıç bir sondur) isyancılar tarafından kurtarılıyorsunuz ve yepyeni görevler üstlenerek Morph İmparatorluğunu yok etmek için maceranıza başlıyorsunuz. Sorumluluklarınızı yerine getirebilmeniz için zamana karşı yarışmalı, güvenlik sistemlerini kapatmalı, anahtarlar toplamalı, bulmacalar çözmeli, Morph'larla savaşmalı ve yüzümüzü kara çıkarmamalısınız. Anladığınız gibi Fade To Black biraz macera, biraz Doom, biraz Alone In The Dark, biraz Flashback, biraz ondan biraz da bundan. Çorbada bizim de tuzumuz eksik olmasın dedik ve başladık oynamaya. Kahramanımızın hareketlerini incelemenizde fayda görüyorum. Diyelim ki Conrad'a iyice hakim olabiliyorsunuz. Ama çok yavaş mı hareket ediyorsunuz. Sistemleri orta seviyede (orta seviye sınıflandırması oldukça görece ve değişken bir kavram ama ben bu oyun için minimum sistemlere bu sıfatı kullandım) olanların son dönemlerde çok karşılaştığı bu problemi oyun alanlarını ses ve Müziklerden fedakarlıkta bulunarak (bu yönergeye dikkat edin demiyorum, onu herhalde anlamışsınızdır, asıl şu yandaki varilimsi şeyler yanından geçerken patlıyor, onları uzaktan, sabırla teker teker ateş ederek yok edin.
tombul ahçı Hulusi Kentmen (Allah rahmet eylesin) değil, öyle masum duruşuna aldanmayın. Mutfağın hemen yanındaki odada sizi oldukça büyük bir bela bekliyor.
Güzel manzara de, mi? Mis gibi Mars havası, ama, aman bu tip odalarda öyle deli gibi sağa sola ateş etmeyin. Yanlışlıkla
pencereye gelecek bir kurşun iç basınç ölümcül oyunlar oynayacaktı
Yaşlılara saygı çok önemli. İkinci bölümde kurtaracağınız yaşlı profesör o kadar yavaş yürüyor ki bir süre sonra onu vurmak isteyeceksiniz. Kendinize hakim olun, onu of
Meraklı olun. Oyuna başladıklarınızla pek bir yere gelemezsiniz. Her karşınıza çıkan dolabı arayın, ama
bulduklarınızı çarçur etmeyin. Bazı düşmanlar sadece bazı özel silahlarla ölüyor.