Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 11
Uzun zamandır Impressions firmasına uzaktan bir hayranlık beslemişimdir. Nedense en iyi oyun fikirleri hep onlardan çıkar. Orta çağ denizciliği deseniz High Seas Trader, şehircilik desen Caesar ve araba aşkı desen Detroit. Tabi bir de bu hayranlığın öbür yüzü var, işte bu Impressions, buldukları bu güzel fikirlerin içine uzmanca etmeyi de gayet iyi biliyor. Ultimate Soccer Manager hariç şöyle hakkını vere vere yaptıkları bir oyuna daha rastlayabilmiş değilim. Ne yazık ki Detroit de USM öncesi döneme rastladığından klasik Impressions garipliğine kurban gitmiş. Fikir gerçekten mükemmel, ta ilk Model T'den itibaren amansız bir şekilde gelişen otomobil endüstrisinin içinde sağ kalmaya çalışacaksınız. İlk arabanızı dizayn ediyorsunuz, reklamlarınızı veriyorsunuz, rakiplerinizi kolluyorsunuz, üretime geçiyorsunuz ve fiyasko! Bir stratejik E.B. vakası daha. Ne yazık ki Detroit'te verdiğiniz kararlar ne oyunun gidişatını ne de şirketinizi etkiliyor. İkinci Dünya Savaşı sonlarına gelindiğinde hala ilk yaptığınız arabadan kazandığınız para şirkete yetiyor, geliştirdiğiniz teknikler bir işe yaramıyor. Ah ulan diyorum, şu fikir Microprose'un eline geçseydi, şöyle hem araba dizayn etmenin hem de onları pazarlamanın zevkli (ve zor) olduğu bir oyun yapsalardı ne iyi olurdu. Ama zaten benim hangi istediğim olmuş ki. Şu haliyle Detroit müzik hocamın zamanında bana da dediği gibi 'yetersiz'. Belki belki belki, yeni yeni araba modelleri yaratabilmek için sabredersiniz. Onun dışında pek bir şey bulabileceğinizi sanmıyorum.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 10
Bunlar en can alıcı sahnesi. Müşteriler (genellikle Japon) tam anlaşma masasından kalkıp gidecekken şirkete yeni alınan parlak genç eleman (genellikle Tom Cruise) birden müthiş bir fikirle ortaya çıkar, müşteriler masaya dönerler, anlaşma yapılır, firma kurtulur, patron da (genellikle Gene Hackman) genç elemana dönüp “tebrikler, sende çok iş var” gibilerinden gülümser. Tabi bu anca filmlerde olur, biz çoğumuz okuldan canımızı kurtarınca yakayı 9'a 5 tipi sıkıcı işlere kaptıracağımızdan bizim gördüğümüz göreceğimiz stratejik business başarısı şirketli oyunlarda olur diyerekten bu ay onları tanıtayım dedim. İyi de ettim. Başıma gelmeyen kalmadı, aslında 5 oyun olacaktı, ama teknik bir hatadan dolayı PC'li ilk günlerimin favori oyunu Transport Tycoon'a ulaşamadım. Seçmece yaparken karpuzlardan biri kırıldı esprisi yapacağım kendimi tutuyorum. Bu affedilmez hatayı affederseniz ve geriye kalan dört oyunla idare etmeyi başarırsanız siz de göreceksiniz ki şirketli strateji oyunları aslında var olan en harbi oyun türlerinden biri. Pek çok kimse iş hayatında verdikleri yanlış kararlar yüzünden iflası öperken (HBB iyi TV), biz “bilgisayar jenerasyonu” olarak girmediğimiz iş kalmıyor. Ebeveynleriniz 'Hep oyun oynuyorsun, sen adam olmazsın' deyip duruyorlarsa bu yazıyı gözlerine sokun.. Murat 'Wheelin' Dealin' ADANÇ
balonu olsa bile (tabii bir de Led Zeppelin var) zeplinlerin jumbo jet sayıldıkları döneme garip bir ilgi duyduğumu kabul etmeliyim. Daha dünyanın yarısı araştırılmamışken dönemin zenginlerinin devasa bir balonun altına bağlanmış kamaralarda geziye çıkması, sonra da aksilikler çıkınca kavrularak ölmeleri bana ilginç geliyor. İşte Zeppelin bu dönemde var olma savaşı veren bir taşımacılık şirketinin, kârı az biraz tarihi öğretici, her ne kadar gördüğüm göreceğim ilk zeplin Amerikan futbolu maçlarının tepesinde dolanan Goodyear hikayesi. Paso digitize (ve nostaljik olsun diye sarartılmış) grafiklerini ve yanını (bakın oyun oynamıyorum, tarih çalışıyorum diyebilirsiniz) bir yana bırakırsanız şöyle birkaç gün ilginizi çekebilecek bir strateji oyunu. Pek çok kadersiz oyun gibi Zeppelin de ilk başlarda çok zevkli, değişik şehirlere (her biri için digitize grafikler mevcut) gidiyorsunuz, paranız az ama umutlarınız çok, yeni zeplinler için araştırma yapıyorsunuz, kısacası oyundan zevk alıyorsunuz, ta ki oyunda başarılı oluncaya kadar. Paralar gelmeye başlayınca bir anda sıkıntı da bastırıyor. Gitmediğiniz yer, yapmadığınız iş kalmıyor ve reset tuşuna basıyorsunuz (ben buna stratejik erken boşalma diyorum). Bu vahim hatanın dışında oyunda evlenmek için peşinden dünyanın yarısını dolaştığınız bayan (değer mi bilmem) ve rakiplerinizi geçip satış yapabilmek için oynadığınız pazarlık bölümü (Theme Park'taki gibi) var. Bunlar belki reset tuşuna hemen basmanıza engel olurlar (geciktirici) ama yine de günün sonunda Zeppelin: Giants of the Sky çok kötü olmasa bile çok da başarılı değil. Almasına alın ama strateji üstatlarına anca çerez olur.