Gameshow sayı 9, sayfa 40

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 40

COMMAND

CONQUER'ın o günlerden uzaydan dünyanın bir çekimini yapmaya kalkan astronotları hoş bir sürpriz bekliyor. O kartpostallık kocaman, mavi, huzurlu küre manzaraları çok geride kaldı çünkü. Dünya artık daha ziyade bir barut fıçısını andırıyor. Siz o mutlu Birleşmiş Milletler zımbırtılarına aldanmayın. Bosna, Irak, IRA, Somali, Ruanda, Küba, Vietnam derken tek ihtiyacımız fitili ateşleyecek bir şeyler. Ve sürpriz, o ateş de uzaydan geliyor. Akdeniz bölgesine düşen bir meteordaki Tiberium adlı madde zaten maddiyat derdinden birbirini boğazlamaya pek hevesli insanlara kapışmak için yepyeni bir sebep sağlıyor. Tiberium öyle bildiğiniz altın, platin, uranyum gibisinden sıkıcı bir maden değil, toprağa karıştığı zaman yerdeki bütün değerli maddeleri emiyor ve onları size gümüş (kelime oyunu) bir tepside sunuyor. Kısacası

Tyberium ekiyorsunuz parra parra biçiyorsunuz. Durum böyle olunca tecrübeli her bilgisayar oyuncusunun tahmin edebileceği gibi bir anda büyük bir kamplaşma başlıyor. Bir tarafta Global Defence Initiative yani GDI, yani iyi adamlar, öbür tarafta da Brotherhood of Nod (Nazi teması üzerine varyasyonlar). Siz de bunlardan birini seçiyorsunuz ve başlıyorsunuz Dune 3 oynamaya. Ya evet aslında C&C, Dune 2'yi yapan Westwood Studios'un bize yeni hediyesi. Oğuşturun ellerinizi, ayıp değil, uzun zamandır Dune 3'ü beklediğinizi biliyorum, nasıl olsa sevinciniz kısa sürecek. İlk birkaç görevde her şey toz pembe, Refinery'i kuruyorsunuz, Harvester Tyberium (spice diyesim geliyor) topluyor ve siz de bir yandan asker üretip düşmanı arıyorsunuz. Buluyorsunuz da. Bir gariplik hissettiniz mi? Sanki bu düşman biraz güçlü gibi değil mi? Saldıran yüzlerce askeriniz bir anda şehitlik payesine mi kavuşuyor. Eveeet, Command & Conquer'a hoş geldiniz. Dune 3 kılığına girmiş real-time harbi bir strateji oyunu. Yani bir bakıma Dune 2'yi çok kolay bulanların her gece ettikleri sonsuz duaların cevabı. Şimdi size önce power station kurun, sonra rafineri, sonra radar diye bir anlatım yapmayacağım, zaten yeryüzünde Dune 2'yi sonuna kadar birkaç kez oynamayan kimsenin kaldığını zannetmiyorum. Onun yerine C&C'de dehşet hoşuma giden bazı hinliklerden (benim değil oyununkiler) bahsedeceğim. Ara demoların ve (hafif) izometrik grafiklerin ilk şokunu atlattıktan sonra yavaş yavaş katliam yapmaya başlamak isteyeceksiniz. O zaman da rüyanıza girecek ak sakallı bir ihtiyar (ben, bu rol için boyattım) size ünlü general Sun Tzu'nun ölümsüz laflarından birini hatırlatacak: Tuchun lung-yun tai kai-shek go chi minh, yani ülkesi için ölmeye hazır iyi eğitilmiş bir piyade düşmanın ölüm makinalarını alt edecek kapasiteye sahiptir. 7 yüzyıl önce söylenen bu sözler C&C'da da geçerliliklerini koruyorlar. Dune 2'deki roket atarlar, tankların aksine burada savaş piyade ağırlıklı. Genelde saldırılarınızı bir iki tank desteğinde ilerleyen bol sayıda piyadeyle yapmanızda yarar var. Böylece düşmanın üzerinize kusacağı ateş gücünü (onda bol miktarda mevcut) bölersiniz. O birkaç piyadeyi avlamaya uğraşırken diğerleri de asıl hedefleri temizlerler.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.