Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 23
MAC E MEG El Orhan CEVHER Mr.OZ Hİ Ali ÇALIK
Firma:
CDROM 4/8MB RAM - VGA Min. PC 486
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 22
Far peki, silahlı adam diski istiyor, ve tam o sırada içeri giren zavallı resepsiyoncu Miguel'i öldürüyor. Sonra doktora 'Herr doktor, görmüyor musunuz, elimde silah var” diyor. Doktor da görmüyorum, çünkü ben körüm' diyor (kör bir kütüphane müdürü, ender bir olay tabi). Bu sırada oraya ışınlanan plasma silahlı bir şahıs (siz, ama tam olarak değil) ilk silahlı şahsı paramparça ediyor ve biz gizli geçide giriyoruz. Demiştim size.. Neyse polisler gidince gizlendiğimiz yerden çıkıyoruz. Kütüphaneye geldiğinizde soldaki kitapların arkasındaki bastonu alın ve ekranın ortasına doğru tek başına duran kitabı ittirin ve soldaki kitap yığınını alın (bir cümlede kaç kere kitap lafı geçebilir?). Geçitten geçin ve elinizdeki bastonu merdivenle kullanın. Duvardaki boş yerlere elinizdeki kitapları şu sırayla koyun: Goethe 3, Shakespeare 2, Sofokles 1. Bu arada vektör hanımın kıvırtması dikkatinizi çekti mi? Dedim ya sulanmayın. Neyse yukarı çıkıp switch'i oynatın. Ekranın sağından çıkın ve en baştaki heykeli ittirin. Açılan yerden anahtarı alarak, anahtarla kapıyı açın. En baştaki adamın (diskman) eline ulaşmak için Venüs ve Jüpiter heykellerine çıkın. Aradığımız diski bulduk (disk markası esprisi yok) ama her zamanki gibi Naziler olaya anında el koydular, kendimizi bir Nazi üssünde hapis buluyoruz. Ooo herkes burada. Sırayla soldan sağa Prof. Parker, biz, Prof. Hamsun, ve Diana. Hücrede masa üzerindekileri alarak yakalanmadan kaşıkla duvarı kazın. Yandaki hücredeki adam şu meşhur Parker. Bize bu konuda bildiklerinden bahsediyor. Bir süre diğer yan hücredekilerin götürülmesini bekleyin. Bu arada Parker'dan Nazilerin Prisoner of Ice'ları korkunç bir silah olarak kullanmayı düşündüklerini öğreniyoruz (Raus schnell, dışarı çabuk demek). Sıra bize geldiğinde
Naziler bizden komutanlarımıza (biz aslında Amerikan Askeri İstihbarat bölümüne çalışıyormuşuz, Naziler olmasa bunu da öğrenemeyeceğiz) yalan yanlış bir mesaj göndermemizi istiyor. Yapmazsak da kızın canının yanacağını söylüyorlar (size bela olacağını söylemiştim di mi?). Verdikleri kağıdı alarak lavaboya tıkayın. Askere tabure ile vurup üstünü arayın ve anahtarı alın. Kapıyı kilitleyerek masayı çekip üzerine tabureyi koyun. Kalemle havalandırmayı açıp kaçın. Sağ taraftan çıkınca mağaraya geliyorsunuz. Dikiti oynatınca kapı açılıyor. Mücevherleri alıp sağdaki büyük heykelin gözlerine takın. Mavi sağa kırmızı sola. Işınlandınız. Maden arabasından buz kıracağını alıyorsunuz. Arkadaki lavların arasındaki taşı buz kıracağı ile oynatıyorsunuz. Buz kıracağını lavın içine sokup ısıtın ve arabanın tekerleğinde kullanın. Arabayı itip yaratığa yakalanmadan kaçın (Indiana Jones diye birini tanıyor musunuz?). Havalandırma odasında buz kıracağını büyük pervanede kullanın. Pervanenin arkasına geçin. Hımmm, burada garip bir şeyler oluyor. Görmeyeli bizim Naziler teknoloji işini bayağı ilerletmiş, sanki Star Trek. General gidince havalandırma kapağından girerek elinizdeki kağıdı kendi üzerinizde kullanın. Kapıdan geçerek zaman yolculuğuna başlayın. Yıllardan 2037, mevsimlerden kış. Platformun arkasındaki demir namluyu alın. Sağdaki terminale oturup babamızın (haydaa, o ne zaman oyuna girdi?) yazdığı hayat hikayesini öğreniyoruz. Şimdi iyi dinleyin, anlaması bayağı zor. Biraz önce yanımızdaki Parker bizim dedemiz, ekrandaki Parker bizim babamız. Baba Parker (Howard) bizi dede Parker'a (John) yardım etmemiz için Sears'la beraber zamanda geri gönderiyor. Bizim adımız da aslında Ryan değil Yan. Babamızın (Howard) boynumuza taktığı isim bandı kırılıyor, Parker Yan oluyor Ryan. Yetimhanede biz büyürken kalleş Sears da babamıza (Howard demiş miydim) ihanet edip Prisoner of Ice'ların tanrısını dünyaya getirmek için karanlık işlere bulaşıyor. Yani sizin anlayacağınız bu Parker bizim babamızmış. O zaman o Parker da dedemiz oluyor. Yani Diana Parker da halamız. Sulanmayın demiştim di mi? Soldaki nitrojen pilini alın. Sağdan kabzayı alın. Konsolun üzerindeki pili alarak switch'in olduğu yere yerleştirip kırmızı düğmeye basın. Elinizdeki parçaları ekranda birleştirin (nitrojenler hariç). Babanızın bahsettiği silahı elde ediyorsunuz. Silahı taşta kullanın. Dolabı açın ve taşla diskin kopyasını (dayanamayacağım, xcopy'le mi kopyalamışlar?) alın. Solar disk'in kopyasını platformun üzerine çıkıp üzerinizde kullanın. Işınlanın. Döndük bakalım, bu canavarı hallettik diye hatırlıyordum ama olsun, kağıdı üzerinizde kullanarak yaratığı etkisiz hale getirin. Bizimkilerle konuşarak onları kapıdan geçmeye ikna edin. Bir anda kendinizi az önce Arjantin'de olduğunuz yerde kendinizi kurtarırken bulacaksınız. Anladınız mı? Anlamasanız da olur, anlatması biraz zor. Silahı mavi kıyafetli adamın üstünde kullanın. Tekrar ışınlanıyoruz, yıllardan 1937, mevsimi bilemeyeceğim. Büyücünün mağarasına ışınlandık. Soldaki duvardaki halkayı çekip yerden çıkan aletin üzerine taşı koyun. Bilmeceyi çözüp (çözümü söyleyip IQ'nuzu aşağılamayacağım) kitaba bakın ve elinizdeki diğer taşı da kitabın üzerine koyun. Birden bire elinizde bir kılıç beliriyor. Kitabı alın ve kılıçla çıkan iki holograma dokunun. Kapı açılıyor. Kayığa binin. Sears'la karşılaşınca sırayla şunları söyleyin 1. Howard Parker 2. John T. Parker 3. Great Old Ones (Monkey Island?). Kontrolü alınca hemen arkanızdaki ipe klikleyin. Avize Sears'ın kafasına iniyor (kovboy filmi?). Bir odaya geldiniz. Kılıcı sağ baştaki kurukafaya vurun. Ekranın altındaki taşın üzerine gidin (bunu da bulması zor). Böylece kapı açılıyor. Büyük kurukafadan içeri girerek, ayine geliyorsunuz. Büyülerin zamanlamasına dikkat ederek kılıcı kendi üzerinizde 3 defa kullanıyorsunuz. General diz çöküp yalvarmaya başlayınca kitabı taşa fırlatıyorsunuz. İşte bir kez daha dünyayı Nazilerden kurtardın Indy, yani Ryan. Son demo'da iki seçenek var, isterseniz gazi olup kurtuluyorsunuz, isterseniz şehit düşüyorsunuz. Seçim size kalmış. Her türlü sonunda Azteklerin tanrısı oluyorsunuz. Güzelmiş değil mi? Prisoners of GameShow