MACBETH
Retro bilgisayarAdı soyunun... | Hemen paniklemeyin, dükkanın içine, derdim oranızla buranızla değil, çok daha derinlerde bir şey arıyorum. Arıyorum, arıyorum, ama bir türlü bulamıyorum. Çıkarın üstünüzdekileri, böyle doğmuştunuz değil mi? Ama bu yetmez, daha da soyunmanız lazım. Deri, kaslar, organlar, kemikler. Hepsi gitmeli, gitmeli çünkü benim aradığım kapladığınız hacim, gözünüzün rengi, ya da kanınızın yoğunluğu değil. Hepsi gidince geriye kalan var ya, işte benim aradığım o. Yani siz, yani ben, yani biz... Peki o ne? Bir ışık mı? Ucuz korku filmlerindeki gibi cansız bedenin üstünden yükselip giden bir bulut mu? Hayatın her bir şeyine karşı hazırlanmış bir algoritma mı? Bizim sıfırdan başlayıp, besleyip büyüttüğümüz bir şey mi? İşte burada ben de herkes
Olur ya bir adventure'da takılırsanız, stratejinin teki sizi şaşırtır, simulasyonun birinde inemezseniz yazmanız gereken yer burası...
MACBETH
gibi çaresiz kalıyorum. Her şeyi aldıktan sonra benden geriye kalan şeyi sizi sizden çıkarınca geride bıraktıklarınıza koysak ben siz olur muyum? Ya da siz ben? Yani vücut gereksiz bir aksesuarsa, asıl önemli olan geride kalansa, beni iyi, beni kötü, beni deli, beni divane yapan bu mu? Eğer öyleyse ben, beni ben yapanı görmek istiyorum, tutmak istiyorum, onu sıkıp sormak istiyorum, “Nesin sen? Sen varken ben asla tamamen ben olamam ki! Sen benimsin, peki seni onunkinden farklı yapan ne? Ve hepsinden önemlisi, Neden?” Yaa işte böyle. Bazen, düşüncelerinizle ordan oraya koştururken “geri dön, tehlike, yavaş, hoop, dikkat, öldün o'lum sen” yazan levhayı dinlemek gerekiyor galiba. Ya da BigBrother'ın dediği gibi belki cehalet gerçekten güçtür. Bilmezsen merak etmezsin, merak etmezsen başın belaya girmez, böylece güçlü olursun. Çoğunuzla ilk karşılaşmamızdan beri bir ay geçti. Geçen ay müneccimlik edip gelecek ay “First Encounters'dan söz ederiz demiştim. Yanılmışım, insanlık hali. Ne yazık ki First Encounters benim ummadığım kadar kötü çıktı. Daha doğrusu bana ne Elite'ın, ne de Frontier'ın verdiği zevkin binde birini vermedi. Bu kadar bug olacağını söyleselerdi ben şahsen bir iki ay daha beklemeye razı olurdum. Bir de biliyorsunuz bu tip oyunların en önemli özelliği size sağladıkları muhteşem özgürlük. Yani istediğiniz yere gidin, istediğinizi yapın, iyi olun, kötü olun, hatta cani olun, böyle oyunlarda yine başarılı olabilirsiniz. Frontier'i yoğun (yani benim gibi iki hafta hiç durmadan) oynayanlar bilirler, orda bu özellik kısa düşmüştü. Bir süre sonra yeterince para kazanıp her iki taraf için de (biraz döneklik oluyor ama olsun) bütün görev türlerini tamamlamayı becerince oyun size yeterince yenilik hazırlayamıyordu. Bu şikayetler üzerine David Braben da (siz bu adamın ilk Elite'tan ne kadar para kazandığını
biliyor musunuz) First Encounters'a gevşek de olsa bir senaryo ekleneceğini ve bu sayede oyunun ömrünün uzatılacağını söylemişti. Yalnız iki sene önce bunları söylerken bu senaryonun üç kuruşluk ucuz bilim kurgu romanlarından çalınacağını ve ilkokul çocuklarının bile ilgisini çekmeyecek kadar kötü olacağını söylememişti (akıllı adam tabii). Yine de grafiklerin biraz gelişmiş olması sevindirici (buna halk arasında züğürt tesellisi diyorlar, abi hayallerim yıkıldı ya, oyun hakkında yazacağım güzel şeyleri bile hazırlamıştım, destan düzecektim). Eğer benim gibi uzuuun zamandır tekrar uzaya dönmek, herkese kazık atıp, sağ kaldığınız her ana şükür etmek istiyorsanız galiba biraz daha beklemek zorunda kalacaksınız. Ben de fırsat bu fırsat dedim yeni gelenlerden Jagged Alliance'a biraz baktım. Benim bu turn'ler halinde oynanan ekipli oyunlara (Sabre Team, Space Crusade, UFO, XCOM) bir zaafım olduğu artık resmen belgelenmiş bulunuyor (tam teşekküllü hastane raporu aldım). Jagged Alliance da ucuz senaryosuna rağmen ilgimi cezbetmeyi başardı. Aslına bakarsanız uzun bir arada sonra oyun yazma işine (Bakınız: yazar parçası olma) geri dönüp gelecek ay bu oyunu size ben açıklamayı bile düşünüyorum (söz vermiyorum, benim sözüme güven olmaz da). Gelecek ay dedim çünkü farkındaysanız bu ay Game Show'da bazı değişiklikler oldu. Uzun bir aradan sonra sevgili sayfa programlarıma kavuşabildim. Şu anda Quark Xpress ve Corel Draw'la çifte düğün hazırlıkları içindeyiz. Neyse logolardan sayfa düzenine kadar her bir şeyi baştan yapınca Engin Abla, Emin ve benim için oldukça yorucu bir ay oldu. Hatta birkaç kere derin umutsuzluklara kapıldığım bile oldu ama galiba başardık, Yani umarım başardık. Yani siz eğer şimdi bunu okuyorsanız biz bunu başardık demek di mi? Emin, Emin uyan başarmışız! Uyan artık, ben uyuycam be... Tamam tamam uyumaycam. Bütün dergi tamam, bitek benim yazı kaldı da, onu bitireyim, sonra uyuycam. Şimdi başlıyoruz: - Computer, mektupları hazırla bakiim yavrum Hazır ef'em. - Ulan ne çabuk, aferin sana intel inside çocuğum. Yoksa büyüdün de pentium mu oldun. - Zor olmadı ef'em, zaten toplam üç taneler.