Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 36
Oyun Değerlendirmesi: COMMODORE 64 DİSK
Grafik 1.8 Konu Zorluk Efektler/Müzik
Genel B u dergi için ilk yazımın ilk satırını yazarken sizlere ilk kez merhaba diyor ve ilk oyunumu açıklamaya başlıyorum. Bu oyun bir dizinin ilk bölümü değil, zaten ilk kez görseydik ilkine göre daha kötü olduğunu söylemezdik. Peki, peki, ilkelce yazmayı bırakıp işimize bakalım. Yanılmıyorsam hepiniz Die Hard 2 adını gördüğünüzde şaşırdınız, çünkü bunun ünlü bir filmin oyunu olmasının yanı sıra, gayet kaliteli bir oyunun da ikinci bölümü, Sizleri daha en başından hayal kırıklığına uğratmak istemezdim ama Die Hard 2'de genel kurala uydu. Hangi genel kural? İşte bu: Adı ünlü olan oyunların kendileri güzel olmaz. Bir Simpsons, Ninja Turtles, Roger Rabbit, Rambo, İndiana Jones ve adını sayamayacağım birçok oyun. Tabii bunların arasında Hudson Hawk ve Terminatör 2 gibi yüzümüzü güdürenler de olmuştu ancak bunları bir istisna olarak kabul ediyoruz. Die Hard 2'yi sinemalarda izledinizse bilirsiniz. Kahramanımız büyük bir sevgiyle karısını havaalanında beklerken teröristler bir sürü olay çıkarır ve adamımız (Bruce Willis kendini sıcak ateş hattının içinde bulur. Biz de oyunda onun yerini devralıyoruz. Oyunumuz toplam 6 bölümde geçiyor, ancak söylemesi üzücü de olsa bu 6 bölümün pek birbirlerinden farkı yok. Arka plan deharicindeki olaylara pek degişme olarak bakmayız bile. Her neyse, ben oyunu anlatayım, kararını yine siz verin. Oyunu yüklediğimiz an ilk göreceği: miz şey filmin posterinin resmi. Bunu geçtiğimiz an bir menü ile karşılaşıyoruz. Burada 4 tuşuyla joystick'i, 2 tuşuyla klavyeyi seçebiliriz. Eğer klavyeyi seçmişsek 3 tuşuna basarak onu yöneteceğimiz tuşları belirleyebiliriz. 4'e bastığı-
Az BRİ 16 miz takdirde oyunu başlamadan evvel bir ısınma çalışması yapabiliriz. Burada polislerin atış çalışmasına benzer bir çalişmayla ekranda aniden beliren hedefleri vuruyoruz. 6 tuşu ile oyun sırasındaki müziği açıp kapatabilir, 7 tuşuyla da yine oyun sırasında ses efektlerini açıp kapayabilirsiniz. Tabii ki İlk iş olarak sizlere kesinlikle müziği kapatmanızı tavsiye edeceğim. Nedenini oyunun müziklerini duyduğunuzda anlarsınız. Oyuna başladığınızda gayet güzel bir arka plan grafiği ile karşılaşıyorsunuz. Ateşe bastığınız an ekranda heyecan başlıyor ve teker teker teröristler atağa geçiyorlar. Oyunda biz bir hedefi yönetiyoruz ve tüm © bölüm boyunca bu hedefi yönetip joystick'imizi autofire'a alıp teröristlere terör kusuyoruz. Evet, anladığınız gibi yine operation Wolf türü bir oyunla karşı karşıyayız. Ne bileyim, çok kullanılan bir oyun türünü birkez daha kullanırsanız yeni birkaç olay eklersiniz. Maalesef hiçbir yenilik yok ve tek yaptığınız ekranın çeşitli noktalarından ekrana girip duran teröristleri vurmak. Oyuna İlk başladığınız an yanınızda basit bir silah var ve bu silah teker teker ateş ediyor. Teröristleri vurdukça onların silahlarını toplayabiliyorsunuz. Aslında yapımcılar bu yönden oldukça cömert davranmışlar, neredeyse her 3 adamda bir, güzel bir silah düşüyor. Bu düşen silahları da hedefinizle vurunca onları almış oluyorsunuz. Her silahın belirli bir süre kullanımı var, bu da o silahın mermileriyle doğru orantılı. Silahı aldığınızda birkaç şarjör (gun clips) birlikte alıyorsunuz. Bu silahla adamları öldürürken fazladan şarjör toplayabilirsiniz tabii, böylece silahınızın ömrünü uzatabilirsiniz. Tüm cephaneniz bittiğinde emektar tabancanıza geri dönüyorsunuz. Alabileceğiniz silahlar ve güçleri bayağı değişik, ancak sonuçta yine yaptığınız sadece ve sadece adamları öldürmek. Önünüze gelen herkesi öldürmenin kolay olacağını düşünen programcılar, araya Öldürülmemesi gereken insanlar da koymuşlar. Bunlar beyaz giysili ve onları vurduğunuz an sizin enerjiniz azalıyor, bu yüzden kendi iyiliğiniz için bundan vazgeçin. Azalan enerjinizi yine teröristlerden toplayabildiğiniz ilk yardım çantaları (medical kit) ile yükseltebilirsiniz. Biraz dalıp işin ucunu kaçırırsanız ve ekranı teriröstler basarsa eliniz hemen space tuşuna uzansın çünkü adamımız bu durumda bomba atıyor. Bomba sayımız da tabii ki sınırlı ama bunları da teriröstleri vurduğumuzda onlardan edinebileceğimizi söylememe gerek yok herhalde. Biz onlara bomba atıyoruz, bu arada onlar da bize atabiliyorlar (ne adaletli oyun!). onların attığı bombaları bize doğru uçarken hedefimizi havada vurmamız mümkün. Ekrana giren her terörist bize sadece bir kez ateş etip ekran dışına kaçıyor. Bu yüzden zaten bir kere ateş eden adamı kovalamanıza gerek yok, onun yerine size henüz ateş etmemiş kişileri bulun. Oyunun en çok hoşuma giden olayı ise şu oldu. Teröristlere ateş ettiğinizde 1ska geçerseniz arka plandaki duvar, araç veya taşıtlarda birer kurşun deliği açılıyor. Bu gerçekten çok ilginç ve güzel yapılmış. Her bir alanı tamamladığımızda kalan enerjimize puan veriliyor ve ekran sola doğru hareket etmeye başlıyor, sağ taraftan yeni bir bölgeye geliyor. Bu yolla iki-üç bölge değiştirince sonunda bölüm sonu patronları geliyorlar. Alışageldiğimiz büyük bölüm sonu canavarları yerine bu sefer ca fazla komandolar geliyorlar. Bu komandolar yerde takla atarak ilerliyorlar ve üzerimize bol bol bomba atıyorlar. Onları da defetmeyi başarırsak bir sonraki bölüm yükleniyor. Bambaşka bir şey beklerken aynı bölümün sadece arka plan grafiklerinin değiştiğini görüp hayal kırıklığına uğruyoruz. Tüm 6 bölüm bu yolla pek bir değişiklik olmadan ilerliyoruz. Tek değişiklik 5. bölümde meydana geliyor, o da saklandıkları kiliseden kar kızakları ile kaçarlarken onları kovalıyoruz. Ancak burada animasyonlar çok kötü ve belirsiz yapılmış. Oyunun en can alıcı bölümü ise son bölümü, Burada meşhur kanat üzerindeki savaşı oynuyoruz. Hareket halindeki uçağın pencerelerinden teröristler bize ateş ederken arada bir açık iki kapıdan çıkan komandolar yine takla atarak bize doğru yaklaşıyorlar ve vurmaya çalışıyorlar. Bu bölümü de bitirirseniz bir son mesaj sizi bekliyor. Oyun ekranı ise şu şekilde düzenlenmiş... Sol alt tarafta kullandığımız silah, onun yanında kaç tane bombamız kaldığı, kaç şarjör kaldığı var. Enerjimizin altındaki yatay cephane göstergesi ise şarjör sayısına göre düzenlenmiş. Yani her o cephane çizgisi sona geldiğinde bir şarjörümüz bitmiş oluyor. En sağ tarafta ise skorumuzu görmek mümkün. Sonuç olarak sizlere Die Hard 2'yi tavsiye etmek isterdim, ancak her şey gayet klasik. Aynı nakarat, hepsi bayat, Oyunun yapımcı firması Grandslam adını daha önce duyduğunuza eminim, gayet eski bir firma olmasına rağmen bu derecede bir oyun çıkarması beni bayağı şaşırttı. Yanlış anlamayın, oyun olarak kötü değil, ancak bu tür oyunlardan zaten piyasada o kadar çok var ki, Die Hard 2'nin arşivinizde olup olmaması sizi müzik dünyasında Mariah Carey'in olup olmaması kadar ilgilendirmiyor. (Merhaba Can, heh hel) (Mariah Carey de kim? Ed.) Bu oyunu alacağınıza gidip bundan 1-2 sene önce çıkan No Merey adlı oyunu alın. Beğenmediğim halde bu oyunu neden açıkladığımı merak edebilirsiniz. Ben bu oyunu burada açıklamadaysım, eminim aranızdan birçoğu bilgisayarcınıza gittiğinde ve bu oyunu listede gördüğünde “Vaay!, Die Hard 2 çıkmış! Bunu İstiyorum!” diyecektiniz (sakın inkar etmeyin!). Artık en azından Commodore Dergisi okuyucuları bu hataya düşmeyecekler. Eğer savaş oyunlarına dayanılmaz derecede bir zaafınız varsa tamam, alın, ama yoksa... Hemen sayfayı çevirip başka bir açıklamayı okuyun.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 37
YTERRORİIS HAYIZ CUT
YWO 315
RADİO | CONTACT FROM THE CONTROL