Commodore sayı 76, sayfa 10

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 10

ra yüzünde muzip bir gülümsemeyle geri çıktı. "Kolaymış." dedi, "Sadece hologram laserinin soğutucu kablosunu takmayı unut- muşsun." Pan, şaşkın şaşkın bakıyor ve bu basit hatayı göreme- diği için için kendi kendine kızıyordu. Konuyu değiştirmek için, "Söyle bakalım senin derdin neymiş?" dedi. Kendi problemini hatırlayan Abdullah'ın suratı tekrar asıldı. "Öğretmenin verdiği ödev... Ben nerden biliym dört işlemi bilgi- sayara yaptırmayı." Pan, "Aaa." dedi. "Dört işlemden kolay ne var canım? İlk sa- yıyı ARG'ye, ikinci sayıyı da FAC'ye koyup, gerekli kernal rutin- lerine sıçramak yeterli. Bu arada BASIC ROM'unun yerinde ol- .ması lazım. Tabii..." derken sesi kesildi. | Abdullah, Pan'ın söylediklerinden hiç bir şey anlamamıştı tabi ki. Neyse ki o anda Pan'ı ziyarete gelen Peter konuşmanın son kısmına kulak misafiri olmuştu. "Sen nelerden bahsediyorsun böyle?" diye sordu Pan'a. "Ab- dullah daha üçüncü sınıfta bunları nereden bilsin?" "Biraz önce hiç de öyle görünmüyordu ama." diye kendini savundu Pan. "Saatlerce uğraşıp da beceremediğim işin on saniyede halletti." Kendini savunma sırası Abdullah'a gelmişti. "İyi ama." dedi, "Se- ninkisi tamamen dikkatsizlikti Pan abi. Soğutma hortumunun çıktığınıkim baksa görürdü." Peter, "Tamam tamam." diye kesti tartışmayı. "Gel bakalım Abdullah. Seninle bütün bu işleri baştan sona bir inceleyelim. Orhan Gotan'ın komut dükkanında her şeyi daha iyi anlayabilir- sin." Peter, Abdullah'la beraber oradan uzaklaşırken Pan'a sert bir bakış fırlattı. "Bana ne." der gibi omuz silken Pan kendi işleri- ne döndü. Hala kendi kendisine, nasıl olup da bu kadar basit bir hatayı göremediği için kızıyordu. Peter, Abdullah'a bilgisayarın temel mantığını anlatmaya başladı. "Bak Abdullahcım, sen bilgisayarın nasıl çalıştığını bili- yor musun?" diye sordu Peter. "Eh işte, biraz." dedi Abdullah. "Okulda söylediklerine göre bilgisayarlar kullanıcıdan gelen ko- mutları işlemek üzere yapılmışlar. Bu işleri yürütebilmek için de çeşitli bölümleri var. Bunlardan en önemlisi merkezi işlem birimi denen ve tüm komutları anlayan ana merkez. Buna bağlı olarak giriş/çıkışları kontrol eden bazı devreler ve bilgisayarın iç denge- lerini kuran zamanlayıcılar var. Klavye ve joystick giriş, ekran ve yazıcılar da çıkış ortamı oluyor. Disk ve kaset gibi kayıt ortamları ise hem giriş hem de çıkış için kullanılabiliyor." "Çok iyi. Çok iyi." dedi Peter. "Gerçekten de bilgisayarların verimi kullanıcının becerisine çok bağlı. Sen herhangi bir komut vermezsen orada öyle durur bilgisayar. Kullanılmadığı zaman- larda bir bilgisayarla konserve kutusunun farkı yoktur. İkisi de birşeyler saklar ama herhangi bir etki yapılmazsa ikisi de öylece durur." "Peki Basic'in nasıl çalıştığını biliyor musun?" Bu soruya ka- fasını sallayarak cevap verdi Abdullah, "İşletim sistemini genel olarak gördük ama daha bu konuya gelmedik. Fakat öğretmen gene de ödev verdi işte. N'apıcamı bilemiyorum." Peter, Abdul- lah'ı yatıştırdı. "Tamam." dedi, "Ben sana tüm bunları anlatıcam. Ama önce biraz temel bilgi edinmen gerekiyor." "Bak şimdi." diye anlatmaya başladı Peter. "Bilgisayarı açtı- ğın zaman karşına çıkan mesaj aslında sana önemli bilgiler ve-

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.