Commodore sayı 71, sayfa 49

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 49

| TI

Bazı firmalar eğer bir oyunları yetersiz satış yaparsa ve bunun bir haksızlık olduğunu düşünürlerse, o oyun üzerinde birkaç değişiklik yapıp, değişik bir isimle piyasaya sürüyorlar. İşte The Sword and The Rose bu oyunlardan biri. Yaklaşık 6-7 ay önce elimize geçen bir oyunun düzenlenmişi olan bu oyun gayet klasik bir konuya dayanıyor. Kaçırılan prensesi zalim, kötü, alçak, pis adamdan kurtarmamız lazım. Eh, bir prenses kaçırılır da beyaz atsız prens durur mu? Hemen zırhımızı kuşandığımız gibi yollara atılıyoruz. Oyunun grafikleri gerçekten çok tatlı ve gayet güzel çizilmiş. Oyun boyunca düşmanlarımızdan hoplaya zıplaya kaçıp prensesimize adım adım yaklaşıyoruz. Oyun birçok yönden eski klasiklerden GHOST'N' GOBLINS'e çok benziyor. Aynı şekilde karşımıza acayip şekillerde ucube yaratıklar, hortlaklar falan çıkıyor, biz de o sırada elimizde bulunan silahla onları öldürüyoruz. Oyunda ilerledikçe karşımıza yeni silahlar (balta, mızrak, bıçak, sihirli değnek gibi), hazineler çıkıyor. Bizim esas yapmamız gereken, yollarımızı kapatan demir kapıların anahtarlarını bulmak. Bu anahtarlar genelde binaların içinde oluyor. Eğer herhangi (normal) bir kapının önüne gelirseniz, joystick'i aşağıya doğru çekerek içeri girebiliyoruz. Yolumuzun üzerinde sadece güzel şeyler yok, mesela bir çeşit tuzak var, ona yakalandığımızda bir süre için ayağımız sıkışıyor ve 49'ları da özenilerek hazırlanmış, yani aslında öyle baştan savma bir oyun da değil, ama gel gör ki, oyunda değişiklik ve sürükleyicilik adına hiçbir şeyin olmaması bir anda oyunu gözden düşürüyor. Çok, ama çok güzel bir oyun olabilirmiş... Yine de araba oyunu meraklılarına tavsiye edebilirim. Ama uyarmadı demeyin.

hareketsiz kalıyoruz. Bunun yanında enerjimizi düşürecek zehirler de var yollarda, eğer onları enerji zannedip içerseniz ters tepki yaptığını göreceksiniz. Ekranın üst tarafındaki panelde puanımızı, kaç hakkımız kaldığı, düşmanla temas ettiğimizde azalan enerjimiz, kaç anahtarımız olduğu ve elimizdeki silah gösteriliyor. Oyunda kötü olan bir nokta, düşman yaratıkların devamlı, aralık vermeden üstünüze saldırmaları. Tamam, aslında bu gayet normal bir olay, ancak ne kadar öldürürseniz öldürün, yine ekranın herhangi bir noktasından peydah olup üstünüze saldırıyorlar. Eğer oyunun başındaki trainer'a evet deyip sonsuz hak alırsanız, oyunu bitirmeniz 10 dakika bile sürmez. Oyun içinde bölüm yok, sadece başlıyor, düşmanlarla savaşıyor, ilerliyor ve prensesi sonunda kurtarıyorsunuz. Olayın hepsi bu kadar. Eğer platform oyunlarını seviyorsanız, bu oyunu denemenizde yarar var, çünkü gerçekten hoş bir oyun. Hoplama-zıplama meraklılarına duyurulur.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.