Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 48
ANTHONY uzu SPEIGHT
R TÜ REDEFİNE KEYS TO PLAY”
1881
Oyun Değerlendirmesi: C-64 KASET/DİSK
Grafik Konu Zorluk Efektler/Müzik : Genel İşte ilk görüşte aşık olduğum, ancak sonradan içyüzünü görüp terkettiğim bir oyun. İlk görüşte aşık oldum, çünkü oyunun açılış ekranında ateşe bastığımda
Seyircilerin yer aldığı arka plan bile gayet güzel yapılmış. Joystick'i her yöne çekerek hareketler yapabildiğimiz gibi, ateş tuşuna basılı tutup bir o kadar daha hareket yapabiliyoruz. Her iki boksörün enerjileri ekranın alt tarafında görülüyor. Enerjisi bittiğinde (veya bitmek üzereyken) rakibinize sıkı bir yumruk atarsanız, karşıma 57 model bir Chevrolet çıktı. Bu olay bana gayet ilginç geldi, çünkü şimdiye kadar hep son model arabalar, yarış arabaları falan kullanmıştık, insan aniden böyle eski bir arabayı görünce şaşırıyor. Evet, ateş tuşuna bastığımızda küçük bir menüye geliyoruz. Burada kullanacağımız arabanın modeli ile rengini ayarlayabiliyoruz. Seçim bittiğinde ateş tuşu bizi oyuna götürüyor. Şimdilik... Size oyunun konusu hakkında pek bir şey söyleyemeyeceğim, çünkü öyle bir şey yok. Bu ne bir yarış, ne de bir yere ulaşmamız gerekiyor. Tek yaptığımız olay, yukarıda gördüğümüz zaman bitmeden bölümün sonuna ulaşmak. Her bölüm 3 adet alt bölümden oluşuyor, zaten onların da birbirinden farkı yok, laf olsun diye konmuş herhalde. Oyun top- 48
adam yere düşüyor ve bilgisayar 10'a kadar sayıyor. Eğer kalkamazsa ne olduğunu söylememe gerek yok, kalkarsa ikinci bir yumruk onun işini bitirmeye yetiyor. Bu kadar fazla sprite'dan oluşmuş böyle büyük adamlara bir sürü vuruş şekli eklemeleri çok mükemmel olmuş. Başta söylediğim gibi, spor oyunlarını pek sevmediğim halde bu oyun beni ekran başında tutmayı başardıysa, sizleri günler boyu esir edecektir! Bence bu tür oyun sevenlerin kaçırmaması gereken bir oyun. FINAL BLOW kesinlikle 64'ün en iyi boks oyunlarından biri. Hemen arşivinize katın!
Toplam 4 bölümden oluşuyor, 2. bölümden sonra müthiş derecede bir sıkılma geliyor, çünkü oyun boyunca tek ve tek yaptığınız teker teker karşıdan gelen arabalara çarpmadan ilerlemek. O arabaların hepsi de bir örnek zaten, değişen tek şey renkleri. Arada sırada girdiğimiz tüneller ve çevre grafiklerinin değişmesi bile oyunu kurtarmaya yetmemiş, çünkü söylediğim gibi, bir hareket yok! Bazen arabanız aniden duruyor ve yedek parça dükkânından alışveriş yapabiliyoruz. Buradan alabileceğiniz şeyler arasında yeni bir tampon, tekerlek, daha hızlı gitmemizi sağlayacak nitro ve son olarak fuel. Sırf buraya yazmak için “şunun bir son ekranını göreyim” dedim ve oynamaya başladım. Aman Allahım, oyunun 4 bölümü de tamamen aynı. 4. bölümü de tamamladığımda aniden karşıma oyunun açılış ekranı geldi. Olamaaz! Bir son ekranı bile yok! Korkunç bir hayal kırıklığı sonucu bu yazıyı yazmaya koyuldum ve doğal olarak oyunu beğendiğimi söyleyemem. Olayın acı tarafı, böylesine güzel arabalı bir oyuna birkaç olay daha ekleselermiş, oyun tam bir hit olurmuş, ama yok işte. Grafik-
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 49
| TI
Bazı firmalar eğer bir oyunları yetersiz satış yaparsa ve bunun bir haksızlık olduğunu düşünürlerse, o oyun üzerinde birkaç değişiklik yapıp, değişik bir isimle piyasaya sürüyorlar. İşte The Sword and The Rose bu oyunlardan biri. Yaklaşık 6-7 ay önce elimize geçen bir oyunun düzenlenmişi olan bu oyun gayet klasik bir konuya dayanıyor. Kaçırılan prensesi zalim, kötü, alçak, pis adamdan kurtarmamız lazım. Eh, bir prenses kaçırılır da beyaz atsız prens durur mu? Hemen zırhımızı kuşandığımız gibi yollara atılıyoruz. Oyunun grafikleri gerçekten çok tatlı ve gayet güzel çizilmiş. Oyun boyunca düşmanlarımızdan hoplaya zıplaya kaçıp prensesimize adım adım yaklaşıyoruz. Oyun birçok yönden eski klasiklerden GHOST'N' GOBLINS'e çok benziyor. Aynı şekilde karşımıza acayip şekillerde ucube yaratıklar, hortlaklar falan çıkıyor, biz de o sırada elimizde bulunan silahla onları öldürüyoruz. Oyunda ilerledikçe karşımıza yeni silahlar (balta, mızrak, bıçak, sihirli değnek gibi), hazineler çıkıyor. Bizim esas yapmamız gereken, yollarımızı kapatan demir kapıların anahtarlarını bulmak. Bu anahtarlar genelde binaların içinde oluyor. Eğer herhangi (normal) bir kapının önüne gelirseniz, joystick'i aşağıya doğru çekerek içeri girebiliyoruz. Yolumuzun üzerinde sadece güzel şeyler yok, mesela bir çeşit tuzak var, ona yakalandığımızda bir süre için ayağımız sıkışıyor ve 49'ları da özenilerek hazırlanmış, yani aslında öyle baştan savma bir oyun da değil, ama gel gör ki, oyunda değişiklik ve sürükleyicilik adına hiçbir şeyin olmaması bir anda oyunu gözden düşürüyor. Çok, ama çok güzel bir oyun olabilirmiş... Yine de araba oyunu meraklılarına tavsiye edebilirim. Ama uyarmadı demeyin.
hareketsiz kalıyoruz. Bunun yanında enerjimizi düşürecek zehirler de var yollarda, eğer onları enerji zannedip içerseniz ters tepki yaptığını göreceksiniz. Ekranın üst tarafındaki panelde puanımızı, kaç hakkımız kaldığı, düşmanla temas ettiğimizde azalan enerjimiz, kaç anahtarımız olduğu ve elimizdeki silah gösteriliyor. Oyunda kötü olan bir nokta, düşman yaratıkların devamlı, aralık vermeden üstünüze saldırmaları. Tamam, aslında bu gayet normal bir olay, ancak ne kadar öldürürseniz öldürün, yine ekranın herhangi bir noktasından peydah olup üstünüze saldırıyorlar. Eğer oyunun başındaki trainer'a evet deyip sonsuz hak alırsanız, oyunu bitirmeniz 10 dakika bile sürmez. Oyun içinde bölüm yok, sadece başlıyor, düşmanlarla savaşıyor, ilerliyor ve prensesi sonunda kurtarıyorsunuz. Olayın hepsi bu kadar. Eğer platform oyunlarını seviyorsanız, bu oyunu denemenizde yarar var, çünkü gerçekten hoş bir oyun. Hoplama-zıplama meraklılarına duyurulur.