LE PARC
Böylece hem grafiklerin mükemmel olma zorunluluğunu ortadan kaldırmış oluyorlar, hem de insanı sinir edip, “Allah kahretsin, kafayı yedim, ama bu sefer kazanan ben olacağım!” çığlıkları attırarak daha sürükleyici oyunlar piyasaya çıkarmış oluyorlar. Bu tür oyunların son örneği, tam anlamıyla çözmek ve oynayabilmek için saatlerimi harcadığım bir oyun: LE PARC. Birçok zeka oyununun aksine, FLI grafikleri ve sürükleyici müzikleri ile de kendini gösteren, tam anlamıyla beyninizi zorlayan bir oyun. Bu oyunun beni en fazla zorlayan zeka oyunlarından biri olduğunu rahatlıkla söyleyebilirim, ama artık sizi fazla merakta bırakmadan oyunun gerçek açıklamasına geçelim. Oyunu yüklediğimiz an, ilk gördüğümüz şey, çok güzel bir müzik eşliğinde ekrana çıkan grafikler. Gözümüzü bu C64'te pek mümkün olmayan renk cümbüşünden alıp düğmeye bastığımız zaman küçük bir menüye geliyoruz. Bu menüde oyunun süresini ayarlayabiliyor, (oyun zamana karşı oynanıyor), hi-score tablosuna bir göz atabiliyoruz. Ayrıca 3 ana bölümün hangisinden başlayacağımızı da seçiyoruz. İlk defa oynuyorsanız, 1. bölümden başlamanız sizin için iyi olur. Tüm bu seçimlerden sonra “start game” satırına gelip oyuna geçiyoruz. Oyun ekranı sağ ve yukarıda bulunan iki tane tablodan ve büyükçe boş bir alandan oluşuyor. Oyunun genel amacı, bilgisayarın bize belirli bir sıra ile verdiği parçaları önümüzdeki boş alana yerleştirmek. Kolay mı geldi? Yoo, hayır! İşte size tüm oyunun kaderini çizen en önemli kural: Bilgisayarın size yerleştirmeniz için verdiği parçaların belirli şekillerde ve renklerde olduğunu göreceksiniz. Bu parçalardan iki tanesini ancak ve ancak aynı renklerde VEYA aynı şekillerde ise yanyana koyabilirsiniz. Şimdilik hiçbir şey anlamadığınıza eminim, bu konuyu biraz daha açalım. Yaklaşık 80-90 boş yeri olan bir alana sizden 70 tane taş yerleştirmenizi isterlerse ve daha önce belirttiğim gibi yanyana koyma açısından bazı kurallar konursa, işiniz bayağı zorlaşır. Hiç kurallara uymadığınızı düşünürsek, bir taşın dört yanına ikinci bir taş koyamayacağınızdan, 70 taş için yaklaşık 280 boş yere ihtiyacınız olur. Ama sizin sadece 80-90 tane var. Anlamaya başladınız mı? Ekranın üst tarafındaki panelde puanımız, bölümü tamamlamak için kalan toplam süre, o anda bulunduğunuz bölüm ve alt-bölüm numarası yeralıyor. Oyun sırasında esas ilgileneceğimiz sağ panel ise biraz daha karışık. En alt tarafta küçük bir kutucuk içinde 2 sayı bulunuyor. Bu sayılardan üst tarafta olanı yerleştirmeniz gereken taş sayısını, alttaki ise o anda elinizde olan parçayı yerleştirmek için kalan süreyi gösteriyor. Her taşı en geç 20 saniye içinde uygun boş bir alan bulup yerleştirmemiz gerekiyor. Aksi halde sağ tablonun en üst tarafında gösterilen 4 hakkımızdan biri gidiyor.
TANITIM ve bilgisayar size sıradaki parçayı veriyor. Eğer en baştan o parçanın bir işe yaramayacağını anlarsanız, sol-ok tuşuna basarak hemen sıradaki parçayı alabilirsiniz. Aynı tablonun ortasında gördüğümüz iki şeklin sol tarafındaki yerleştirmemiz gereken taş, sağ taraftaki ise bilgisayarın elimizdekini yerleştirdikten (veya yerleştiremedikten!) sonra vereceği bir sonraki taş. Joystick'i 4 yöne çekerek kontrol edebildiğimiz karaltı, taşımızı nereye yerleştireceğimizi göstermeye yarıyor. Ateş tuşuna bastığımız an onu yerleştirmiş oluyoruz. Size başlangıç için verebileceğim tavsiye, benzer şekilleri biraraya toplamanızdır. Yerleştirmeye her zaman köşelerden başlayın ve yavaş yavaş ortaya gelin. Oyun sırasında bazı yerlerde soru işaretleri çıkıyor. Bu işaretler bizim lehimize veya aleyhimize sonuçlanan bir tür piyango. Soru işaretini aldığımızda, bir çarpı işaretine dönüşüp bizden 4 boş yer götürüp oyun alanımızı daraltabileceği gibi (hatırlayın, yanlış şekillerin dört yanına bir şey koyamıyorduk. Bu kurala çarpı ile işaretlenmiş yerler de dahil; dört yanı da taş kabul etmiyor), yerleştirmemiz gereken taş sayısında bir azaltma da yapabilir. Veya yerleştirdiğimiz taşların bir kısmını bize boş yer açabilir. Hiç belli olmuyor yani! Oyun sırasında kafayı patlatıp, uygun yerleri bulup tüm şekilleri yerleştirdiğimiz an bir sonraki bölüme geçiyoruz. Oyun toplam 8 bölümden oluşuyor, her geçen bölümde daha fazla taş yerleştirmemiz bekleniyor ve her geçen bölüm biraz daha kafanız karışıyor. Bu tür zeka oyunlarını göstermeden anlatmak gerçekten çok zor. Şu anda eminim birçoğunuz “Eee, bunun neresi zor?” diyorsunuzdur, ama bir de oyunu oynadıktan sonra bu soruyu sorun. Gerçekten en çok zorlandığım oyunlardan biri oldu LE PARC. Bu oyun hakkında eklemek istediğim bir şey daha var. RAINBOW ARTS tarafından piyasaya sürülmesi beklenen bu oyun, tam piyasaya çıkmadan önce çalınıp Cracker Group dediğimiz grupların eline geçmiş ve daha orijinali çıkmadan herkese kopyası dağılmış. Bunu öğrenen oyun programlayıcısı, RAINBOW ARTS ile bir kez daha konuşup oyunu tekrar ele almayı ve daha değişik bir konu ve oynama sistemi ile piyasaya sürmeye karar vermiş. Bu yazıda sizlere açıkladığım LE PARC, bu çalınan ilk versiyonu. Belki, kimbilir, yakında daha değişik bir LE PARC daha çıkabilir, ama eminim, ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar, bu birincisinden daha zor bir şey yapamazlar. Son olarak, bu oyunu eğer zeka oyunlarından hoşlanıyorsanız sakın kaçırmayın derim. Ama shoot'em up ve kavga-döğüş oyunları için yaratılmışsanız kesinlikle almayın! Yoksa hem benden hem de LE PARC'tan nefret edersiniz. Grafiklerine bu kadar özenilmiş bir zeka oyununa daha önce hiç rastlamamıştım. LE PARC beni fethetmeyi başardı, bakalım size ne yapacak!