SECRET OF THE MONKEY ISLAND

şirketinin son harikasına hoş geldiniz. Yıllar önce bizi bir Pirates fırtınası sarmıştı. Oyun en az Adventure'lar kadar zevkli ve akıcıydı. Fakat yine de ben neden sanki böyle bir oyunu Adventure olarak yapmazlar diye düşünmüştüm. Aradan biraz vakit geçti ve Island of Lost Hope çıktı. Ne yazık ki bu oyun da bekleneni veremedi çünkü kelime hazinesi çok azdı. Oyunda korsan olmak isteyen küçük bir çocuğu canlandırıyoruz. Oyunun başında karşılaşılan adamla yapılan kısa bir konuşma sonrası Scumm Bar'a gidiyoruz. Burası romlarını içen korsanlarla dolu. Burada yapılan konuşmalarla amaçlarınızı öğreniyorsunuz. Oyunun hemen başında grafiklerin niteliğinden etkileniyorsunuz. Yok eğer ondan etkilenmediyseniz konuşma ekranlarındaki grafiklerden etkilenmemeniz mümkün değil. Hele hele oyundaki müzik gerçekten mükemmel. Yani tüm bu etkenlerle kendinizi gerçekten korsan gibi hissetmemeniz için hiçbir sebep yok.

Gelelim oyunda kullanılan bilmecelere. Oyunda karşılaştığınız bilmece sayısı o kadar fazla ki neredeyse her ekranda çözmemiz gereken birkaç bilmece var. Adventure dünyasında Sierra gerçekten bir ekol. Adventure'lara ilk defa espri unsurunu sokan onlardı. Şimdi bütün firmalar onları taklit ediyorlar. Secret of the Monkey Island'ı oynarken siz de bunu fark edeceksiniz. Şimdiye kadar esprilere neredeyse hiç yer vermeyen Lucasfilm bu oyunda sizleri ekranlarınız başında güldürebilecek kadar bol ve kaliteli espri kullanmış. Yani artık sadece esprileri dolayısıyla Sierra serilerini almanıza gerek kalmadı. Bir de bu oyunda Sierra'nınkiler gibi zırt pırt ölme de yok, o yüzden paniğe ve heyecana hiç gerek yok. Oyunda amacınız korsan olmak tamam da bu o kadar da kolay değil tabii. Önce her korsan gibi kılıç kullanmayı öğrenmelisiniz. Sonra hırsızlığınızı ispatlamalı, en son olarak da efsanelere göre adada saklı bulunan hazineyi bulmalısınız. Araştırmanız gereken bir diğer yer de oldukça esrarengiz bir yer olan Valinin evi. Ev oldukça esrarengiz ama esas gizemli olan valinin kendisi. Çevredeki korsanlar arasındaki dedikodulara bakılırsa vali pek tekin biri değil. Zaten evini de piranha koruyorlar. Hepsi Le Chuck hikayesi yüzünden korkmuş durumda ve korkudan denize açılamıyorlar. Siz bu olayı da aydınlatmalı ve korsanları eski günlerine döndürmelisiniz. Eğer korsanlığa meraklıysanız, eğer esprili adventure'lardan hoşlanıyorsanız, grafik ve müzik yönünden iyi bir oyunla oynamaya hasretseniz, hiç beklemeden bu oyunu alın ve Melee adasında nefis bir maceraya atılın.

Oyunun Değerlendirilmesi: AMIGA 1 MB 4 Disket

|

LE

| be |

| a |

YEA Fr | VU l

pekleri koruyor. Grafik : 9 Oyunu oynarken sizin de göreceğiniz gibi, korsanların hepsi gemilerine binip korsanlık yapmak yerine barda oturup Grog içmeyi tercih ediyor... Genel : 9 | | Ü E FO HE (İV e HA K h -

Rock'n Roll kelimesini duyduğunuzda aklınıza gelen ilk isim kimdir? Tabi ki Elvis Presley! Rock'n Roll'un babası olan Elvis Presley, ünlü olup tanınması ve aşırı derecede şişmanlayıp hastanede yatağından kalkamayacak hale gelene kadar geçen zaman arasında, yaptığı müzikle tüm dünyayı kasıp kavurmuştu. Ömrünün sonlarında o kadar şişmanlamıştı ki, göbeği yattığı yerden TV seyretmesini engelliyordu. Sağlığı doğrularak seyretmesine müsaade etmediği için, KING'in odasının tavanına özel olarak bir TV monte edilmişti. Kokain kullandığı da bilinen Elvis'in bu olumsuz yönleri, ne yaşarken ne de öldükten sonra onun hayranlarının sayısını asla azaltmadı. Aksine zaman geçtikçe Elvis'in o genel müziğini dinleyip kendinden geçen “fan” sayısı gün geçtikçe artıyor. Her sene KING'in ölüm yıldönümünde törenler düzen-

Orijinal programların zevki

leniyor, dünyanın dört bir köşesinden gelen hayranları onun mezarını ziyaret ediyor. Bir kamyon şoförüyken hayal edemeyeceği kadar ünlü olan bu büyük yıldız, hiç şüphesiz müzik dünyasının ölümsüzleri arasında hak ettiği yeri almıştır. Ölümünün üzerinden yıllar geçmesine rağmen, halen çeşitli sebeplerle sık sık gündeme gelmesi şüphesiz O'nun büyüklüğünün bir göstergesidir.

Bundan sonra da karşılaşacağımız Les Manley, bu adventure'ın kahramanı. Sanırım Accolade firması Les'i, Leisure Suit Larry gibi bir kahraman yapmayı planlıyor. Les Manley, pek becerikli biri doğrusu. WILL firmasındaki görevimiz, elektrikten tasarruf amacıyla, video kasetleri elle geri sarmak! Intro'yu seyrettiğimizde patronumuz J.B.'yi son derece kızgın haliyle görüyoruz. İşler hiç de iyi değil ve hemen bir şeyler yapılmazsa birçok kimse kendini kapının önünde bulacak. Firma çalışanları bir yarışma düzenlemek istiyor, bu yarışma herkese açık ve KING'i bulana tam 1.000.000 $ ödül verilecek. Bu fikir patronun hoşuna gidiyor, kimin hoşuna gitmez ki; tüm gelirler firmaya kalacak ve asla para ödemek zorunda kalmayacaklar. Hazırlanan reklam filmini seyretmek istiyorlar, ama galiba bir sorun var. Stella'dan bizi çağırmasını istiyorlar ve işte gelip problemi hallediyoruz. Fişi prize sokup! Meseleyi hallettikten sonra, yarışmayı öğreniyoruz. Stella'ya gerçekten deneseydik başarabileceğimizi anlatırken, patron bize çekip gitmemizi emrediyor, çok önemli olan işimizin başına dönerken öğle tatilinde bu işi denemeyi planlıyoruz. Odamızdayız, masadaki çekmeceyi açalım, open drawer, içine bakalım, look in drawer. Çekmecede bir lunch bag ve thermos varmış. Aslında oyunda thermos'un bir işi yok, ama fazla puan almak istiyorsanız alın. Bu arada lunch bag'in içinde bir kavanoz peanut butter var. Bu arada duvarın öteki tarafından Stella geçiyor. Merak edenlere, oyunun ileri bölümlerinde Stella'nın daha samimi pozlarını göreceğimizi şimdiden müjdeleyebilirim. Bir ekran sağa devam edelim ve gerekmese de thermos'u açıp su dolduralım; open thermos, fill thermos with water. Sağa devam edelim, burada kilitli bir kapı var ve sadece yetkililerin içeri girmesine izin var. Bir ekran daha sağa, burada yukarı çıkmamızı sağlayan asansör var, (İşimizin pek önemli olduğu çalıştığımız yerden de belli) bunu şimdi kullanmayacağız ve bir ekran daha sağa gidip patronun odasına girelim. Masanın üzerinde bir anahtar var, inceleyelim, look key. İşte aradığımız şey bu, ne yapıp edip almamız lazım. Bu master key'i doğrudan alırsak patronu sinirlendiriyoruz ve odadan çıkarken ayaklarımızın altında açılan kapaktan aşağı düşüp öğle tatiline sığdırmaya çalıştığımız macerayı erkenden bitiriyoruz. Bu arada TV'yi seyrettiğimizde KING'in eski sevgilisi Lyla Libido'nun yeni sevgilisi Fabulous ile Las Vegas'ta olduğunu öğreniyoruz. Bir hinlik yapıp bu anahtarı almaya çalışalım, ask boss for raise. Patrondan zam istedik, işimizi bir defasında yanlış söyleyen patrona Stella'nın her 3 ayda bir “raise” aldığını söyleyince aldığımız cevap Stella'nın hayranı olduğumuz için gerçekten çok acı; | get one every day. Oyun boyunca bu muzip esprilerle karşılaşacağız, şimdiden alışalım. Evet, patron Stella'yı arayıp personel dosyasını istiyor, Stella poposuna bakıyor, hemen anahtarı alın, take key. Şimdi doğru anahtarı kullanacağımız odaya gidelim, kilidi açalım, unlock door, kapıyı açalım, open door ve içeri girelim. Burasının aletlerle dolu olması lazım, ama işe yarar pek bir şey yok, sadece toolbox'ın içinde bir ID bulacağız, Look in toolbox, take id. Bu bir reporter's ID, bunu birazdan kullanacağız. Burada işimiz bitti, dışarı çıkıp asansöre gidelim, press button. Asansöre binip yukarı çıkalım. Burası binanın girişi ve bir görevli uyuyor, güzel bir rüya görüyor olmalı, ama gene de onu uyandıralım, wake dave. Muhteşem bir rüya görüyormuş, isteyip istemediğimizi soruyor. Belki bizim ihtiyacımız yok, ama ihtiyacı olan birileri bulunur, biz gene de alalım, take dream. Gidip kapıyı açalım, open door; ve dışarı çıkalım. Yolu geçip sağa gidelim ve sonra bir ekran daha sağa, işte bir evin önündeyiz. Merdivenleri çıkıp kapıyı çalalım, knock door. İçerden bir ses bizden beklediği kişi olduğumuzu ispatlamamızı ya da çekip gitmemizi istiyor. Bir kaç dakikalığına basın mensubu olmamızın kimseye zararı dokunmaz, show id. Bu hanım kapıyı açıyor ve içeri giriyoruz. Onunla konuşalım, talk to bobbi, gerekli samimiyeti sağlayan bir muhabbetten sonra koltuğa oturalım, sit couch. Ayrıca Bobbi ile konuşmamız esnasında öğrendiğimize göre KING, peanut butter ve banana ile yapılan sandviçlere bayılıyormuş, bunları dikkate almak lazım. Bize soda isteyip istemediğimizi sormaydı. Umarım siz zamanınızı boşa harcamamışsınızdır, ondan soda isteyelim, ask for soda. Gidip getiriyor, şimdi de ondan bize scarf'ı göstermesini isteyelim; bobbi, show scarf. Bu, KING'in scarf'ı, üstündeki terler bile temizlenmemiş, bobbi bu ter lekelerinin iyileştirici güçleri olduğuna inanıyor. Elvis'in büyük bir hayranı olan Bobbi için bu scarf gerçekten önemli. Sodayı içelim, drink soda; o da ne! Sodayı scarf'ın üzerine döktük, Bobbi'nin hayatının önemli ayrıntılarından biri olan bu scarf'ın üzerine soda dökmek bu scarf'ın yıkanması demek. Onun yıkanması ise belki de ter lekelerinin çıkması ve de scarf'ın iyileştirici gücünün yok olması demek. 3 seçenek var; hepsi aynı kapıya çıkıyor ve sonuç olarak biz sıvışıyoruz. Kendimizi kapının önünde bulduk, bir ekran sağa gidelim. İşte scarf burada, Bobbi onu yıkamış ve asmış, çitleri tırmanalım, climb fence. Yaklaşıp scarf'ı alalım, take scarf, yeniden çitlerden geçelim, climb fence. Şimdi 4 ekran sola gidelim, duvarla çitlerin arasından girip gene sola ve sirkin içindeyiz. Bu arada bus terminal ve outside terminal ekranlarının oyunda hiçbir işi yok, yani bunlar 'hook'. Biz de terminalin içindeki o labirent gibi olan yerde çok zamanımızı harcadık, fakat çabalar boşuna, harcayıp bu 2 ekranda bir şeyler elde edebilmek için uğraşmamışsınızdır. Evet, sirkteki hiçbir reyon bize açık değil, bilet almamız lazım. Bu ekranın sol alt tarafındaki siyah alanın oraya gidelim. Burada bir karavan var, kapıyı çalalım, knock door. Bir fermuar sesi duyduk, Col. Bob'tan iş isteyelim, ask bob for job. Bize bir free ticket verecek, ama fillerin pisliğini temizlersek. Bir alt ekrana gidelim, burada sevgili filler ve pislikleri bizleri bekliyor. Haydi iş başına, küreği alıp çalışmaya başlayalım, take shovel. Biraz çalıştıktan sonra artık yeter deyip küreği bırakalım, drop shovel. Şimdi de çalışmamızın karşılığını almak üzere Bob'un yanına gidelim. Kapıyı çalalım, knock door, Bob'tan bileti isteyelim, ask for ticket. Bob bize bileti verecek, artık sirkte istediğimiz yere gidebileceğiz. Ekranın sağ kenarında orta bölümde duran vagonun yanına gidip ona bakalım, look wagon. Bu Madam Zarmooska'nın reyonu, yaptığı iş ise oldukça ilginç; ball reading, palm jobs!!! Argo bilenler fazla zorlanmadan anlayacaklardır, anlamayanlar argo bilen birilerine sorsunlar, benden istemeyin, yazarsam oldukça müstehcen kaçar. Artık merdivenden içeri gidelim. Madam Zarmooska'ya sorularınızı sorarken fark edeceğiniz gibi bizi azdırmaya çalışıyor. Madam aslında bir hayalmiş ve siz ona sarkınca yok oluyor, ben burada masum bir yolu veriyorum, diğer yolları size bırakıyorum, feel madam. Madam yok olduktan sonra yapmamız gereken şeyler şunlar; muma bakın, look candle, yapışkan bir maddeden yapılmış, look wax, take wax. Balmumunu aldıktan sonraki espri de bizi aşağılamaya devam ediyor, her neyse biz sol tarafta mumun altında hayvanı almaya çalışalım, take lizard. Lizard'ı almaya çalışmak gizli mekanizmayı çalıştırıyor, bir kart ortaya çıkıyor, take card. Bu bir resurrection card, yani geri dönüş kartı, kısacası öteki dünyadan dönmek için bize kesinlikle lazım, öteki dünyada işimiz ne mi? Oyunun sonunda görürsünüz, ama bir ipucu vereyim, KING'i başka nerede bulabileceğimizi zannediyorsunuz? Buradan çıkalım, leave; halterinin yanında oturup duran Luigi'nin yanına gidelim, look. Onunla konuşalım, talk to luigi, bugün kendini pek kuvvetli hissetmiyor, sorunu ne acaba? Yan tarafta duran luigi'nin resmine bakalım, look picture. Resimle luigi arasında fark varmış, dikkatlice bakınca incelenecek şeyin luigi'nin bıyığı olduğunu görüyoruz, look moustache, bıyığı resmi çektirdiği zamanki kadar muhteşem durmuyormuş. Problemini öğrendik, çaresini de biliyoruz, wax'i verirsek onu bıyığına sürüp eski günlerdeki haline getirebilir, give wax to luigi. Bıyığını eski haline mutluluk içinde getiriyor ve halteri kaldırıyor, bu arada yere bir şey bırakıyor, o halteri kaldırmakla meşgulken biz de rosin'i alalım, take rosin. Şimdi arka tarafa minik helmut'un yanına gidelim. Dünyanın en küçük adamı olan helmut, halinden hiç de memnun değil. Ona sorular sorduktan sonra bir rüyası olmadığını ve mutsuzluğunun sebebinin bu olduğunu öğreniyoruz. Bizdeki rüya nasıl olsa işimize yaramaz, ona verelim, give dream to helmut. Çok mutlu oluyor, yine bir arkadaş kazandık, onu yanımıza alalım, take helmut. Buradan ekranın sol üst tarafında bulunan büyük sirk tentesinin yanında duran küçük büfeye gidip, o ekrana girelim, look. Önce büfeden alacağımızı alalım, take popcorn. Ayrıca bu ekranda dikkat edilmesi gereken şey, şu anda test-o-strength'in altına girmemek, yolculuk (daha doğrusu uçmak) için daha erken. Tenteden içeri doğru girdik ve buradaki kediciklerle tanıştık. Ya bunlara oyalanacak bir şeyler vereceğiz ya da onların öğle yemeği olacağız. Elbette peanut butter'ı vermiyoruz, KING onu çok seviyor, biz popcorn'u verelim, put popcorn on ground. Kedicik onu yiyedursun biz sağa doğru devam edip Fred'le tanışalım. Fred'in işi merdivenin tepesinden küçük havuza atlamak, ama merdivene bir türlü tırmanmıyor, çünkü merdivenin basamakları kayganmış, onun da derdini halledelim, give rosin to fred. Pelerinini çıkarıp atlayışını yapacak ama bugün biraz şanssız, havuzu tutturamıyor. Asistanı Alona ile yapılacak özel bir işlem yok Pelerini alalım, take cape. Sirkte işimiz bitti ama Las Vegas'a yanımızda helmut varken uçarsak, ileride çok işimize yarayacak olan bu minik arkadaşımızı kaybediyoruz. Şimdi otobüs terminalinin olduğu ekrana gidelim ve buradaki postbox sayesinde helmut'u Las Vegas'a postalayalım,

“mail helmut. Sirke geri dönelim ve artık New York'ta yapılacak bir iş kalmadığından test-o-strength'in altına girip Las Vegas'a uçalım. Sert bir iniş yaptıktan sonra 2 seçeneğiniz var; ilki otele gidip orada yeni problemleri halletmek, öteki de çöle dalıp kaybolmak. İlk önce bir save yapın ve bence sağ tarafa dalıp çölde kaybolun. Çölde telefona cevap verin, answer phone. İşte size Stella'nın samimi pozu, daha sonra termostan su içersiniz, bu iki işlem de puan kazandırıyor, ister istemez doğru yolda olduğunuzu zannedip çölden kurtulabilmek için saatlerinizi harcıyorsunuz. Halbuki çabalar boşuna, doğru yol bu değil, şimdi bir önceki save'inizi yükleyin ve kaldığımız yerden devam edelim. Postbox'ı açalım, open box, helmut'u alalım, take helmut. Sola devam edelim ve otelin önündeki merdivenlerden herhangi birinden çıkıp otomatik olarak lobiye gelelim. Burada sol arka tarafa gidildiğinde otelin havuzuna çıkıyoruz, havuzda bir ekran sola ittiğimizde Libido, Fabulous ve sevgili korumaları Vito'yu görüyoruz. Herhangi biriyle konuşmakta ısrar edersek Vito bize haddimizi bildiriyor, bu arada Fabulous'un menejerinden bir telefon beklediğini öğreniyoruz. Siz gene de bir save yapıp Vito'nun bizi nasıl hallettiğini görün. Bu sorunu lobideki otel görevlisi Bernardo sayesinde halledebiliriz, lobiden Fabulous'u telefona çağıralım, call Fabulous. Böylece Fabulous telefonla meşgulken biz Lyla Libido'nun yanına gidelim ve oturalım, sit chair. Libido gerçekten bir KING'in sevgilisi olacak kadar güzel, biz yanına oturunca onu ateş basıyor, serinlemek için bir şeyler yapması lazım, üstümüze değil ama havuza atlıyor. Bu arada güneş gözlüğünü bırakıyor, alalım, take sunglasses. Bir sağ ekranda Fabulous'u hâlâ telefon başında ve gayet sinirli olarak görebiliriz. Lobiye, oradan sağa; burada bir kuru temizlemeci var ve buradaki white suit'i almak lazım. Sağa devam edip asansöre girin, press button ve otelde bir odaya gideceğiz. Asansörden çıkıp sağa, işte otelin boş bir odası ve bir hizmetçi, İngilizce bile bilmiyor. Look on cart, hizmetçinin arabasının üzerinde bir anahtar var ve bunu hizmetçiye fark ettirmeden almak lazım. Sağa devam edip odaya girelim, banyoya girip lavaboya bakalım, look sink. Saç birikintilerinin ve sabun kalıntılarının arasında bulduğumuz şey işimize çok yarayacak, take floss. Şimdi odanın kapısının üzerine bakalım, (bu kapı bize dik durduğundan onu göremiyoruz) look door. Daha sonra look sign, no disturb yazıyor. Alalım, take sign, çevirelim, reverse sign, okuyalım, read sign; artık maid-o service yazıyor. Evet, hizmetçiye bir de iş çıkarttık mı, o işle meşgul olurken o görmeden biz anahtarı alabiliriz. Gidip yatağa oturalım, sit on bed, artık ona yeni bir iş çıkarttık, ayağa kalkalım, get up; gidip sign'ı üzerinde 'maid-o service' yazarken kapıya kopalım, put sign on door. Hizmetçi kapıya ilk yaklaştığı zaman içeri girip yatağı düzeltmeye başlayacak, biz o yatağı düzeltirken anahtarı alacağız, take key. Şimdi sola devam edelim, asansöre girelim press button, otelin skeleton key'i bizde olduğu için artık başka yerlere de gidebiliyoruz ve bir suit'e geliyoruz. burada sola devam edelim, bu odadaki küvetin borusunda bir sorun var, su akmıyor, içerde bir şeyler sıkışmış. Elimiz oraya sığmıyor, helmut'u doğrudan koyduğumuzda geri dönemiyor. En sola köşeye gidip yapacaklarımızı yapalım, helmut'u floss'a bağlayalım, tie helmut with floss; şimdi helmut'un problemi çözmesini sağlayalım, onu boruya yollayalım, put helmut in drain. Helmut birazdan bir receipt ile dönecek, bu ise white suit'in makbuzu ve böylece white suit'i alabileceğiz. Asansöre binelim, press

- button, böylece giriş katına geldik.

Sola devam edip kuru temizleyiciye gidelim, open door, içeri girelim. Makbuzu üniversite öğrencisi olan güzel Susie'ye verdiğimiz zaman, makbuzun neredeyse 20 yıllık olduğuna aldırmadan white suit'i getirecek, give receipt to susie. Daha sonra elbiseyi alıp buradan ayrılalım; önce take suit, sonra leave. Artık otelde yapacak bir şey kalmadı, Kingdom'a ulaşmamız lazım. Tüm bunları yaptıktan sonra önceki ekranlarda yapılacak her şeyi tamamladığımıza dair bir işaret görmediğimizden uzun geceler boyu New York'taki bus station'da ve de çölde bir ipucu bulup eksik olan şeyi yakalamaya çalıştık ve umudu kaybettiğimiz sırada o sihirli kelimeyi bulduk; Oyunun bu bölümünde çözülecek problem hakkında hiçbir ipucu vermeden Accolade'e teşekkür ederiz. Evet, otelden dışarı çıkalım ve otelin önündeki yolda! (Oranın yol olduğunu belirten hiçbir şey yok) otostop yapalım, hitchhike. Bir hippi minibüsü durup bizi alıyor ve Kingdom'un önünde bırakıyor. İşte geldik, ama Kingdom'un kapıları bize kapalı. Ekranın altına doğru gelip heryeri gösteren ekrana çıkın, burada sağ ortadan sağa girin, sağ üst köşedeki evin önüne gelin, barın olduğu ekran yüklemeye başlayacaktır. Bu ekranda sağ köşede bir telefon kulübesi var, look booth. Tam Clark Kent'e göre bir yer, içeri girip üstümüzü değişelim, wear suit. Barda look-alike contest var, yarışalım bakalım. Kapıyı açalım, open door, içeri girelim. Seyircilerin önündeyiz, marifetlerimizi gösterelim, dance. Bütün hünerimizi gösteriyoruz, ama 1 numaralı yarışmacı olduğumuz halde sonuncu olduğumuz kesin. Her şeye rağmen eli boş dönmüyoruz, teselli ikramiyesi olarak Kingdom'un kapıları bize açıldı. Gidip eve girelim, burada sağa gittiğimizde KING'in ödülleri, gitarı ve mikrofonunun sergilendiğini görüyoruz. Gitarı ve mikrofonu almak lazım ama alarm bizi engelliyor. Bu arada duvardaki resimler yasal sebeplerden dolayı net değil ve oyun gene aynı sebeplerden Elvis'in adını bile anlamıyor. Alarmı etkisiz hale getirmek için postun (ayı postu) ağzına bakalım, look mouth. İçeride bir düğme varmış, elimiz içeri sığmıyor, böylece helmut'a yeni bir iş düşüyor. Helmut'un alarmı etkisiz hale getirmesini sağlayalım, put helmut in mouth. Helmut gidip alarmı etkisiz hale getirdikten sonra perdeli odadan içeri girelim. Masada bir

“meyve tabağı var, look in bowl. Bir muz varmış, onu alalım, take banana. Sandviç malzemesi yavaş yavaş tamamlanıyor, bir de sandviç ekmeği bulursak iş tamam, soldaki kapı mutfağa açılıyor ama kapı sadece içeriden açılıyor, içeri girmek için başka bir yol bulmak lâzım. Geri dönüp merdivenlerden çıkalım ve soldaki yatak odasına girelim. Sağdaki dolabı açalım, open bureau, içine bakalım, look in bureau, içerde gizli bir mekanizma varmış. Onu çalıştıralım, turn on mechanism, işte mutfağa inmek için eğlenceli bir yol. Aşağı inelim, slide down pole, işte mutfaktayız. Daha fazla dönmeden artık yere inelim, drop pole. Play jukebox, jailhouse rock'ı dinlemek isteyenler bunu denesinler. Tezgaha dikkatli bakınca yukarı doğru açılan bölümünü fark ediyoruz onu açıp içeri girelim, open counter. Tezgahın alt bölümüne bakalım, look under counter, işte aradığımız şey, take bread. Artık sandviç yapabiliriz, make sandwich. Yaptığımız bu lezzetli sandviçe fazla dayanamayıp onu yiyoruz, artık KING'in son zamanlarının bir kopyası olduk. Alarmı da hallettiğimize göre gidip gitarı ve mikrofonu alalım; take guitar, take microphone. Gitarın tellerinde bir sorun var, onu halledelim, string guitar. Floss'un yardımıyla bu işi de hallettik, artık bara gidip yeni halimizle bir show yapmanın zamanı geldi. Bara yeniden girelim ve Jailhouse rock eşliğinde en güzel figürlerimizi gösterelim. Bu arada oyunun yükleme zamanı hesaplanmadığından bazen müzik çalarken biz dans etmiyoruz, bazen de dans ederken müzik çalmıyor. Daha sonra KING'in yaptığı gibi scarf'ı bir hayranımıza veriyoruz, o da ne! Fanatik bir turist grubunun altında kalıyoruz, ruhumuz bedenden ayrılıyor, galiba bu sefer yolculuk öteki dünyaya. Endişelenmeye gerek yok yanımızda resurrection card var ve onun sayesinde geri dönebileceğiz. Bir ışık hüzmesinden geçiyoruz, bulutların üstünde yükselen kapıdan geçtik, burada kimlere rastlamıyoruz ki; işte Blues Brothers'in unutulmaz James Belushi'si, işte Janis Joplin, Budy Holly, John Lennon,

Jimmy Hendrix ve O, işte KING! Daha sonra melek hemşire Nanci'yi doktora kendimize geldiğimizi söylerken görüyoruz. Patrona KING'in fotoğrafını gösterdiğimizde yeterli nakitin olmadığını öğreniyoruz. Bu mesele Les'in WILL firmasını devralmasıyla halloluyor, Les'in patronluğuyla WILL yörede en çok çalışan firma oluyor. Stella'nın ise artık özel bir görevi var; personal-assistant-in-charge-of-raises!!! Bob sirkini başka bir firmaya satıyor. Madam Zarmooska ise artık ünlü bir medyum, çok büyük para kazanıyor. Helmut'un rüyaları da gerçekleşiyor, o artık kendi talk show'unu hazırlıyor. Fabulous ise menejeriyle asla o konuşmayı yapmıyor ve gününün büyük bir bölümünü büfede çalışarak geçiriyor. Vito suç işlemekten vazgeçip zamanını Nintendo oyunlarıyla geçiriyor. Bobbi, KING'e olan tutkusunun saçma olduğunu fark ediyor, artık Arizona'da ve boş işlerle uğraşan bir komün'e üye Lyla ise güneşleniyor.

Oyunun yeteri kadar zevk vermesi için oyuncunun iyi derecede İngilizce bilmesi lazım. Oyunun gerekli aşamalarında yeterli ipucu yok, fakat bence adventure severlerin bu oyunu kaçırmaması lazım. Oyunda Sierra'ya da taş atılıyor, Sierra'nın oyunlarında 'use' komutu bolca kullanılıyor, bu oyun ise komutunu anlamıyor ve kullanıldığında ise gösterilen tepki bize değil, Sierra'ya; Hey... this ain't just another Half Dome game. Bakalım Accolade'in başlattığı bu rekabetin sonucu hangi kahraman adventure severlerin beğenisini daha çok kazanacak; Les mi, yoksa Larry mi? Bence kim kazanırsa kazansın bu rekabetten kârlı çıkacak olanlar değişmeyecek, bizler. Bu arada oyunun grafiklerinin son derece güzel olduğunu eklemeden geçemeyeceğim. Son ekranda Les'in maceralarının devam edeceği belirtiliyor, merakla bekleyeceğiz.

Hepimizin dört gözle beklediği K. Guest V yaklaşık 3 aydır PC piyasasının altını üstüne getirmeyi başardı. Oyunun Amiga'da çıkması ise an meselesi. Oyunun en önemli özelliklerinden biri CD-TV'de ve 4 ayrı dilde kullanılabilmesi. Oyunun grafikleri ve müzikleri de bana göre şimdiye kadar yapılanların en iyisi... Heros çıkmasıyla birlikte Adventure'cılar ve Frp'cileri oldukça memnun etmişti. Şimdi ise oyunun devamı olan ikinci versiyonu Amiga'ya uyarlanıyor. Yalnızca oyunun adı artık Heros Quest değil Quest for Glory II oldu. Eğer birincisini oynadıysanız karakterinizi Quest for Glory II'ye transfer ediyorsunuz ve böylece kaldığınız güçlerle oyuna devam edebiliyorsunuz... — Bu kadar Sierra yeter diyeceksiniz biliyorum ama firma PC'ler için Larry IV'ü ve Space Quest IV'ü çıkarmış durumda. Bize düşen tek şey oyunların Amiga'da bir an önce çıkmasını beklemek...

Eye of the Beholder

— SSI piyasaya aynı anda o kadar çok FRP sürdü ki şimdiden FRP'ciler heyecanlanmaya başlayabilirler. Death Knights of Krynn, Eye of the Beholder, Secret of the Silver Blades bunlardan yalnızca bazıları... — Eğer cracker'cılarla ilgili bir adventure oynamak isterseniz John Maddick adlı 3 disketlik adventure tam size göre olabilir. Dijital grafik ve müzik oyuna oldukça iyi bir hava vermiş. Oyun oldukça ilginç, kaçırmayın... — MicroProse firması nihayet FRP'lere de el attı. Firmanın Darklands adlı FRP'si yakın bir zamanda hazır olacak. Oyunun konusu Almanya'da geçiyormuş... — Konusu hep fantazi ortamlarında geçen oyunlardan bıktınız mı? O zaman bir de Buck Rogers'ı ya da Wizard'ı deneyin (Bane of the cosmic Force)... — Sierra son harikalarından biri olan Rise of the Dragon'ı çoktan piyasaya sürmüş. Büyük ihtimalle siz bu yazıyı okurken oyun ülkemize de gelmiş olur... — Bards Tale nihayet ülkemize de geldi. FRP severler bu kapsamlı oyunu mutlaka oynasınlar... — Eğer siz de bu köşede yayınlanmak üzere bana en son haberleri (ve kaynağını tabii) yollarsanız sevinirim. Bana bu ayki yardımlardan dolayı RE-MIX of CLIOUE, BOBO, SMI-LEY ve ZORLU MUTLU TÜRK'e teşekkür ederim...

Death Knights of Krynn

K. Ouest V

Rise of the Dragon

LL |

” A “ | "A Ve a Üz p b © Sinan Vural

Uraysal Görüntü Uzmanları Streoskopik Gerçekliği Yakalamak İçin Uğraşıyorlar. Hemen herkes R2D2'nin baş kısmındaki bir mercekten çıkan, Athena'ya benzer prensesi hatırlar: “Yardım et Obie Won Kenobe, sen benim son umudumsun.”” Bu kadar bilim kurgu yeter. Bu günlerde herkes Prenses Leia'nın bir kopyasını istiyor. Yani herkes, küçük, boşlukta süzülen bir varlık istiyor - Üç boyutlu, etrafında dolaşılabilen, dokunabildiğiniz, görebildiğiniz, interaktif bir görüntü. Endüstriyel araştırmacılar bu üç boyutlu sistemlerin nerede ve nasıl ortaya çıkacakları hakkında hep fikirler yürütmektedirler. En çok dayandıkları nokta da bilim kurgu filmlerinde kullanılan hilelerdir; difraksiyon desenleri, düzenli ışık kaynakları (laserler) ve film tabakaları için geliştirilen ışınımlar. Dahası üç boyutlu gösterimler şimdiden, gerçek katıların gösterimi, görünmeyen yüzeylerin kaldırılması ve bilgisayar interaktifliği gibi bazı sorunları çözmüştür. Ayrıca hologramları görebilmek için izleyiciler, stereoskopik gözlükler takmak veya başka görsel hileler kullanmak zorunda değillerdir. Bugün, umutlarını gerçek zamanlı (real-time) holografi veya bilgisayar grafiklerine (iki boyutlu piksel gösterimden üç boyutlu uzaysal gösterime ilk adım) bağlayan CAD/CAM tasarımcıları, hologramcılar, Pentagon savaş şefleri ve üç boyutlu video oyunu manyakları, bilimin, görüntüleri iki boyuttan üç boyutlu gerçek uzaya çekmesini bekliyorlar. Gerçekten de araştırmacılar stereoskopik gerçekliğin değişik uygulamalarını arıyorlar. Paralaks (bakış açısının değişmesine göre değişen görüntüler) veya derinlikli üç boyutlu stereo görüntüler, gerçek zamanlı interaktif holografik video sistemleri, çok yüzeyli dönen görünümler, yapay gerçeklikli (virtual reality) bilgisayar ortamları, daha geniş görüş açılı ve daha yüksek çözünürlüklü gökkuşağı hologramları üzerinde çalışıyorlar. Teknik olarak bir hologram laser ışınlarının optik olarak ikiye ayrılmasıyla oluşur. Bir referans ışını filme gönderilir ve ışının dağılarak tüm filme homojen olarak çarpması sağlanır. Nesneye de bir ışın gönderilerek bunun filmi çekilecek olan cisme çarpması ve tüm cismi aydınlatacak kadar genişlemesi sağlanır. Bu ışın daha sonra dönerken cismin çarptığı noktası hakkında şekil, boyut ve yüzey yapısı gibi bilgileri taşır. Referans ışını ve nesnel ışın daha sonra holografik film üzerinde karşılaşır ve karışım deseni ışığa duyarlı film yüzeyine kaydedilir. Desen arkadan (geçirgen hologram) veya önden (yansıma hologram) ışıklandırılarak geliştirildikten sonra şaşırtıcı bir üç boyutlu görünüm oluşur. Görüntü holografik plakanın önünde veya arkasında yer alabilir. Görünüşte tüm hologramlar aynı ölçüde üç boyutlu değildir. Geniş bakış açısına sahip büyük bir hologramın derinliği, küçük ve dar açılı bir hologramınkinden daha fazladır. Holografik araştırma asistanı Mark Lucente şöyle demektedir: “İnsanların hologramda gördükleri, fiziksel ortama bağlıdır. Görüntü plakadan çok önde veya çok arkada olamaz ve ancak plaka kadar büyük olabilir.” Örneğin bir metrekarelik bir plaka üzerinde ancak bir metrekarelik bir görüntü sağlanabilir ve kredi kartları'nın üzerindekiler gibi bir gökkuşağı hologramı da küçüklüğü ve dar bakış açısı sebebiyle daha sığ görünecektir. Görünüşte farklı olmalarına rağmen bu iki hologram da filme dayalı sistemlerle oluşturulur.

Havada asılı gibi görünmek üzere hazırlanacak bir hologram fotografik plakalara dayanır, küçük bir gökkuşağı hologramı ise daha sonra filmin üzerine yerleştirilmek üzere yükseltilecektir. İlk hologram, görüntünün film yüzeyinden ileride veya geride görünmesini sağlayacak, yarım metrekarelik bir plaka kullanırken, ikinci hologramın küçük plakası daha vurgusuz bir görüntü sağlayacaktır. Bazı paketlerin ve video filmlerinin kutularında bulunan, gökkuşağı hologramları, beyaz ışık hologramlarının örnekleridir. Bu hologramlara beyaz ışık altında baktığınızda, cismin farklı bakış açılarından, değişik renklerdeki görüntülerini görebilirsiniz. Ama acaba bilim Prenses Liea'yı merceklerin, perdelerin veya diğer optik elemanların yardımı olmadan gerçekleştirebilecek mi - yani üç boyutlu uzayda süzülen gerçek görüntüyü? “Yıllardır herkes üç boyutluluğu taklit etti. Bu yeni bir çağın sadece başlangıcı” diyen Dr. Stephen Benton, MIT'te Uzaysal Görüntüler Bölümü başkanı. Ticari bir holografi şirketinin yetkilisi Chris Outwater da bu fikre katılıyor, “Esas olarak insanlar, gerçek zamanlı, renkli ve yekpare görüntüler istiyorlar. Ama teknoloji henüz o noktaya Düşlerle gerçek arasında henüz çok fark olmasına rağmen bu alanda yapılan yenilikler ve geliştirilen teknikler gerçekten şaşırtıcı. Örneğin MIT'teki araştırmacılar, film yerine kırmızı laser ve uzaysal ışık modülatörü kullanan bir süper bilgisayar tekniğiyle, boşlukta izlenebilen tek renkli minyatür hologramlar geliştirmekteler. Işık modülatörü bir ışık ışınını aynalarla odaklanan bir görsel desene çeviriyor. Sonuçta ortaya çıkan beş santimlik görüntü ışıkla oluşturulmuş ve bilgisayarla istendiği gibi değiştirilebilen gerçek bir görüntü. Bu tekniğe holovideo deniyor ve araştırmacılar bu sistemin en yüksek mertebesinde üç boyutlu holoscope'a (üç boyutlu bir ekran üzerindeki gösterim sistemi) ulaşarak CAD/CAM tasarımcılarının, bilim adamlarının ve diğer görsel çalışanların çalışmalarını gerçek üç boyutta ve renkli olarak izlemelerine olanak sağlamasını bekliyorlar. Texas Instruments'te çalışan araştırmacıların ilgi alanı ise bahsettiğimizden farklı ama yine filme dayanmayan bir sistem. Buradakiler de x, y ve z koordinatlarını çok düzenli bir sistemle küresel bir hacim içinde ifade edebiliyorlar. OmniView adı verilen sistem dönen, geçirgen bir ekran üzerine laser ışını düşürülmesine dayanıyor. Yüzey saniyede on kez kendi ekseni etrafında dönüyor (600 rpm). Dönen disk, tarayan bir laser ışını ile karşılaştığında üç boyutta noktalar belirleniyor, böylece izleyicinin her yandan görebileceği ışığı geçiren gerçekçi bir görüntü oluşuyor. R.Don Willams'a göre, “Bir hologramla aynı görüntüye sahip olan bu sistem, üç boyutlu uzayda yüksek kontrastlı renkli ışık noktaları gösterir. Gerçek cisimlerin görüntüsüne sahip görüntüler oluşturmak için bu noktaları alıp birleştirebilirsiniz: sonuçta boşlukta süzülen ve ışığı geçiren cisimler elde edebilirsiniz.” Kullanılan teknoloji ne olursa olsun, stereoskopik görüntülere olan ilgi hep esas kalıyor. Gelişmiş bilgisayar grafikleriyle çalışan kullanıcılar, stereo (iki gözle farklı algılanıp üç boyutlu olarak yorumlanan) görüntülerin iki boyutlu ekran gösterimlerinin ve şimdiye kadar yapılmış hacimsel gösterim araştırmalarının kaçınılmaz bir sonucu olarak bekliyorlar. Gerçekçi taklitler ve uzay-zamanla ilgili araştırmalar artık sanatçıları tatmin edemiyor. Prenses Leia'lar, gerçekçi, ışığı geçiren arabalar, havada asılı kalan üç boyutlu uzay gemileri hep bilimsel görüntüleme kullanıcılarının, taktik savaş simulatörlerinin, film yapımcılarının ve daha birçok alandaki kullanıcının hayali durumunda. Örneğin Chrysler otomobil şirketinde CAD/CAM yetkilisi olarak çalışan Michael Holmes'ün en büyük isteklerinden biri tasarladıktan sonra, istediği gibi değiştirip üzerinde mühendislik geometrisini uygulayabileceği bir araba taklidi. “İki boyutlu düz bir ekran yerine üç boyutlu bir gösterim ortamında çalışmayı çok isterdim - renkli dev bir hologram mesela” diyor Holmes. Chrysler de zaten, CAD ve CAM datasını olduğu gibi fotografik olarak gerçeğe çok yakın görüntüleri de işleyebilecek bir endüstriyel bilgisayar sistemini özelleştirip renkli bir hologram veya bu tür bir üç boyutlu sistem için hazırlıklar yapıyor. Holmes şu andaki holografik tekniğinin kendi isteklerini tam olarak yansıtamayacağının farkında ama yine de gerçek boyutlardaki bir holografik görüntüyü kendi amaçları için kullanabileceği fikrinde. “Eğer yeterince iyiyse kil model yapmanıza gerek kalmayabilir” diyor Holmes ve vam ediyor, “örneğin hologram üç boyutlu bir Etch-a-Sketch gibi olabilir, böylece arabanın kaportasına bir kabartı koyunca ne olacağını görebiliriz. Ya da holografik bir araştırma sistemi kurup, araştırma merkezine fiberglas model yerine holografik görüntüyü gönderebilirsiniz.”” Holmes'a göre, hologramlar tasarım-üretim aşamaları arasında boşa geçen zamanı, mühendislere fikirler değil istenen görüntünün kendini vererek değerlendirip bu süreci, kısaltabilirler.

General Motors'da otomotiv mühendisi olarak görev yapan Jeff Stevens'ın beklentileri daha mütevazi. Bir arabanın mükemmel hologramı fikrinden vazgeçmiş olsa bile MIT”'- nin Uzaysal Görüntüler Bölümü ile çalışıyor ve daha gerçekçi bir amaca ulaşmaya çalışıyor: holografik görüntüleri rafine ederek daha küçük ama daha yüksek çözünürlüklü ve daha geniş bakış açılı (80-90 derece) basılmış hologramlar elde etmek. *““Klasik basılmış hologramlarla çalışmak çok daha kolay” diye belirtiyor Stevens, “Normal bir kağıtmış gibi duvara asabilirsiniz, normal bir iki boyutlu görüntüden çok daha fazla bilgi sağlayacaktır Yakın geçmişte, basit üç boyutlu cisimlerin laserle yapılmış hologramları üç boyutlu animasyon filmlerinin ana kaynağını oluşturdu. Bilgisayar grafikleri artık kullanıcıya, hologram öznesi üzerinde alışılmamış kontrol olanağı sağlıyor. Örneğin holografçılar bir görüntüyü gösterimden önce istedikleri gibi değiştirerek gerçek cisim varolmayan şekillerde incelenmesini sağlıyorlar. Holografik bilgisayar animasyonları iki boyutlu akışların üç boyutlu holografik film üzerine kaydedilmesiyle oluşturuluyor. Beyin ise bu görüntüleri üç boyutlu olarak yorumluyor. Applied Holographics adlı şirketin çalışanları, büyük endüstriyel bir rafinerinin kesit görüntülerinden oluşan, bu tür bir uygulama yapmış. İşletmeci mühendis Craig Newswanger olayı şöyle anlatıyor, “Müşteri bize rafinerinin hidrojen tanklarının planlarını getirdi. Biz de bunları digitize ettik ve bilgisayarda yeniden canlandırdık. Daha sonra da bunların kesitlerini alarak yükselen hidrojenin nasıl görüneceğini canlandırdık.””

Bu hologram şu anda New York Hologram Müzesi'nde sergileniyor ve 100-300 karelik filmden oluşuyor. Kesitler izleyicinin gözü hareket ettikçe açığa çıkıyor. Newswanger, “üç boyutlu bir görünüm ve değişik perspektifler elde edebilmek için animasyonlar kullandık” diyor.

Son yıllarda renklendirme ve ışıklandırma konusunda yapılan yenilikler, laser yazıcılara direkt çıkış, geliştirilmiş paralaks ve daha gerçekçi rengeler elde etmek için ışığa duyarlı tabakanın kalınlığını değiştirerek duyarlılığı artırmak gibi sistemleri kapsayan yeni gösterim teknikleri kazandırmış. Şimdiye kadar sanatçılar da holografi konusuna eğildiler ve uzayzaman'a kendi bakış açılarını geliştirdiler. Harriet Casdin-Silver gibi bazıları da bilgisayar grafikleri, fotografi ve holografiyi birleştirerek sanatsal bir yaklaşımda bulundular. Ama teknik olarak yapılan ilerlemeler en çok holografik görüntüleri kapsayan bilgisayar interaktifliğinde oldu. Örneğin MİT'te, herbirinin kendine özgü gri tonları olan x, y ve z koordinatları şeklindeki bilgisayar dataları bir ışık modülatörüne yollanıyor. Oluşan ışık deseni bir kristalden geçirilerek titreşen dalgalar halinde uzaya yayılıyor. Daha sonra bunlar tek tek çizgiler haline getirilmek üzere optik tarama aygıtları tarafından yakalanıp odaklanıyor ve beş santimlik hologramlar haline getiriliyor. ““Hologramın bir çizgisini oluşturacak olan desenin sinyali zamanla değişerek gönderilebiliyor; kristali besleyip bunu ışık ışınına uyguluyoruz” diye açıklıyor Lucente. Işık ışını düşey 192 pozisyondan herhangi birinde yakalanabiliyor.

Uygulaması oldukça zor olan bu algoritma için 4 milyon dolarlık “Thinking Machines Connection Machine model 2” kullanılıyor. Gerçekten de bant genişliği o kadar geniş ki -30' derece bakış açılı 100 mm

- xXx 100 mm'lik bir hologramın dataları yaklaşık olarak 25 gigabyte hafıza kaplıyor- MIT araştırmacıları görüntünün düşey bakış açılarını tamamen kaldırmışlar ve yatay bakış açısını da 15 derece olarak belirlemişler. Ama bu sınırlamayı yaptıktan sonra görüntüyü gerçek-zamanlı olarak istedikleri gibi inceleyebiliyorlar. Bu tür problemler proje yönetmeni Benton'a pek dert olmuyor. “Üç boyütlü interaktif hologramlar yaratmayı başardık”” diyor Benton, “Ama holografi fotoğrafçılığın 100 yıl önce olduğu yerde henüz. Üç boyutlu görüntülerle uğraşan herkesin altından kalkması gereken tonlarca bilgi var. Bunların işlenmesi o kadar kolay değil Ancak her araştırmacı ve kullanıcı hologramın gelecekteki üç boyutlu gösterim olacağı fikrinde değil. Bir çoğu, kullanıcılar hareket paralaksı, daha iyi renk sabitliği ve daha yüksek çözünürlük, keskin görüntüler ve ucuz maliyet gibi özellikler istediği sürece, istenenlerin ancak alternatif teknolojiler veya başka sistemler tarafından sağlanabileceğini düşünüyor. Texas Instruments'tan R. Don Williams çalışmalarında başka bir yol izliyor. Daha önce Hollanda Delft Üniversitesi'nde temelleri atılan titreşen aynalar sistemi üzerine kurduğu çalışmalarında üç boyutlu görüntüler elde etmek için Williams dönel helis yüzeyler kullanıyor. “Bizim üzerinde çalıştığımız sistemler gerçek çok yüzeyli gösterimleri kapsıyor” diyor Williams. Özgün çalışmalar sırasında bilim adamları, izleyicinin kendi bakış açısından gözlemlenebilecek üçüncü bir boyut yaratmak için, CRT görüntüsünü yansıtacak titreşen bir ayna fikrini üretmişlerdi.

““Aynanın fiziksel hareketi uzakta veya yakında gibi görünen şeyler görmenizi sağlıyor” diye açıklıyor Williams. “Ama yine de bakış açısı ile sınırlısınız ve bir aynaya bakıyorsunuz. Titreşen bir ayna çok hızlı döndüğü için üçüncü boyut hissini veren görüntülerin tazelenmesi de geç oluyor.”

Williams bu sorunların çoğunu, çok hızlı dönen parabolik bir ekran ve laserli tarama cihazları kullanarak çözümlemiş. Williams'ın uygulaması normal hologramın getiremediklerini de getiriyor: tam bir paralaks. “Gerçek zamanlı holografi hesaplama açısından çok yoğun bir işlem, üstelik bakış açısı hâlâ çok dar”' diyen Williams şöyle devam ediyor, “insanların istediği hacimsel cisimler: gerçek uzayda bulunan, datalarını bilgisayardan alan ve yine üzerinde bilgisayarla istediğiniz gibi işlem yapabildiğiniz gerçek fiziksel Bu amaca ulaşmak için TI'daki sistem vektör datalarına başvuruyor. X, y ve z koordinatlarını bir iş istasyonundan alan sistem karmaşık algoritmalar yardımıyla laser tarayıcılarına. komutlar gönderiyor. Bu işlem Williams'a göre tarayıcılarına komutlar gönderiyor. Bu işlem Williams'a göre hesap açısından çok yoğun değil, tek bir mikroişlemci bile bu işin altından kalkabilir. ““Cismin etrafında dolaştıkça gerçek bir cisimden alacağınız hareket anahtarlarını alıyorsunuz. Bu sistemi bir uçağın içinden yeryüzünü izlemek için Ancak bu sistemin de iki önemli dezavantajı var. TI'nın sisteminde görünmeyen yüzeylerin kaldırılması özelliği yok. Bir de cisimler ışığı geçiren ışık noktalarından oluştukları için katı görünümü kazanmıyorlar. Bu ikinci faktör CAD/CAM uygulamalarındaki gibi katı cisim görüntüleri gerektiren uygulamalarda eski bir puan olacaktır. Yine de bu yaklaşım üç boyutlu görüntülemeye değişik bir bakış açısı getiriyor ve dahası da var. Dimension Technologies Inc.'de pazarlama bölümü başkanı olan Art Roberts, “Gözlük kullanmadan stereoskopik görüntüler izleyebilmek, şu anda üç boyutlu gösterim cihazlarına muhtaç birçok kullanıcıyı çekecektir.”

1990 SIGGRAPH Konferansı sırasında Dimension Technologies, patentli bir üç boyutlu gösterim monitörünü tanıttı. Bu monitör arkadan ışıklandırılmış LCD (liguid erystal display - sıvı kirstal ekran) sistemine

ugün, umutlarını ger-

çek zamanlı holografi veya bilgisayar grafiklerine bağlayan tasarımcılar, hologramcılar, Pentagon savaş şefleri bilimin, görüntüleri iki boyuttan üç boyutlu gerçek uzaya çekmesini bekliyorlar. TE dayanıyor ve böylece bir cismin stereo görüntüsünü verebiliyor. ““Görüntünün kendisinin değinliği var” diyor Roberts. “LCD arkadan ışıklandırılmaya olanak tanır ve bizim teknolojimiz de ışık ışınlarını LCD'nin arkasından herbir göze ayrı gönderebiliyor.” Bunun bir tür otomatik üç boyutluluk sağladığını belirten Roberts, bunun gözlüklerle izlenen CRT sistemine iyi bir alternatif oluşturacağı kanısında.

Yapay gerçeklik uygulamaları da uzaysal görüntüleme alanında kendine bir yol arayabilir, çünkü bu sistemler daha önceden hazırlanmış bir ortam içerisinde gerçek-zamanlı olarak dolaşmanızı sağlıyor. Chrysler'- den Mike Holmes'a göre, “Bu hologramdan daha da iyi olabilir. Çünkü yapay gerçeklikte binanın içinde dilediğinizce dolaşabileceğiniz gibi elinize bir eldiven geçirip cisimlere dokunabilirsiniz.”” Ama Holmes bu sistemin uygulamalarının ancak kullanılabilecek düzeyde olduğunu belirtiyor. “Bize göre bilgisayarda mükemmel bir görüntü oluşturulmadıkça bunun gösterimi de pratik olmayacaktır.” O zaman kullanıcılar ne yapsın? Hayal kurmaya devam edebilirler tabi ki veya şu andaki üç boyutlu gösterim sistemlerinin geliştirilmesini bekleyebilirler. Ya da en baştaki holografik Prenses fikrine bağlı kalabilirler. Aslına bakarsanız bunun gerçekleşmesi o kadar mantıksız görünmüyor gibi. Teknoloji, istekleri yerine getirecek bir yapıya sahiptir. Örneğin, henüz etrafında dolaşabileceğiniz, derinlik hissi veren gerçek hologram yapılmamış olsa da sanatçılar bu hissi verebilmek için çeşitli hilelere başvurup gerçekten havada süzülüyormuş gibi görünen ve ışığı geçiren görüntüler sağlayabiliyorlar. Araştırmacılar, görüntüleri gerçek boyutlarda olmasa da en azından üç boyutlu holoskopun kullanıcılarına bunların gerçek olduğu izlenimini vereceğini ummaktadırlar. MIT'ten Benton kendi araştırmaları sonucunda hologram yerine cisimlerin gerçek derinliğe, boylara ve renge sahip üç boyutlu görüntülerinin CRT tüpleri yardımıyla izlenebileceğini düşünüyor. Bir noktadan sonra artık büyük boyutlarda, geniş bakış açılarında ve çok renkli hologramlar bilgisayar grafiklerinin de yardımıyla gösterilebilecek. Ama Benton hologramların, üç boyutlu, renkli, gerçek boylarda, havada süzülen interaktif hale gelebileceğinden şüphelidir.

“Bu tamamen başka bir hikâye.” 65