Commodore sayı 58, sayfa 17

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 17

Mephisto, Prince, Mad ve (aşağıda) Master.

DA'dan bir grafiker önümüzdeki ay bize katılacak. COMMODORE: Çok ilginç. Yani bir yabancının bir Türk grubuna girmesi. Gerçekten de çok elemanınız var. Bu kadar kişiyle irtibat kurmanız zor olmuyor mu? Mephisto: Olay o kadar zor değil. Yurt içinde İSTANBUL, ANKARA ve İZMİR'de elemanlarımız var. Genelde birbirimize gidip geliyoruz ya da telefonlaşıyoruz. COMMODORE: Ya yurt dışı? Vigo: Onları da telefonla arıyoruz ya da mektup yazıyoruz. Prince: Biraz pahalı oluyor tabii. COMMODORE: Grup ile ilgili bilgilerden sonra asıl sormak istediğimiz; bu grup ne yapar, amacı nedir? ZOMBIE BOYS: Biz program kırıcılarıyız ve bunun yanısıra program değişerek yeni programlar temin ederiz ve bunları yurtiçine ve yurtdışına dağıtırız. COMMODORE: “Kırıcı” kelimesini biraz açar mısınız? Master: Biz CRACK yaparız. Yani bir oyun firmasının çıkarmış olduğu oyunu kopyalanır hale getiririz. Böylece oyunlar üzerine konulan PROTECT'i (koruma) kaldırmış oluruz. Ayrıca oyunlara bazı kolaylıklar ekleriz. Oyunu sonsuz haklı yaparız, sonsuz enerji ve zaman kullanılmasını sağlarız. » COMMODORE: Bildiğimiz kadarıyla böyle birşey yapmak Avrupa'da yasak. Yasaklanmasının sebebi de oyun firmalarının CRACKER'lar tarafından çok büyük zararlara sokulması. Sizce ahlaki ve hukuki açıdan zararlı mı? Mad: Bence ahlaki yönden bir sorun yok. Onlar oyunları kilitliyor biz de bu kilidi açıyoruz. Türkiye'de şimdilik kimse telif haklarını önemsemiyor. Bilgisayarcılar paket oyunlar yapıp satıyorlar. Prince: Sattıkları oyunlar da zaten bizim tarafımızdan kırılıp piyasaya dağıttığımız oyunlar. Kısaca biz olmasak oyun da olmaz. Master: Ahlaki yönden beni de ilgilendirmiyor. Fiyatlar çok pahalı. Piyasada ucuza satan yerler var ama onlar da bizim ya da bizim gibi gruplar olmasa ucuz satamazlar. Hukuki olarak da henüz kanun yok. Olsa da bunu yapmak bizim görevimiz. COMMODORE: Görev derken neyi kastettin? Master: Normal olarak kullanıcıyı kullanmak gibi bir olay. Normal fiyatlardan oyun almaya kalksalar (yani yurtdışındaki orijinal oyun fiyatlarından) sanıyorum hiçbir arşiv tutamazlar. Ya da çok oyuna sahip olamazlar. Ama bu çözüm parası çok (!) olanlar için değil tabii... Vigo: Bence de CRACKER'lık ülkemiz şartlarında tamamen yasal bir olay. Bilindiği gibi bütün oyun prog-

17 ramları yurtdışında üretilmekte ve bu programlar orijinal olarak satılmakta. Ülkemizde yaşayan bilgisayar kullanıcılarının bu programları satın alması maddi yönden çok zor. Master'ın da dediği gibi oyunlar 20-40 dolar ya da 10-30 pound arasında. Sanıyorum biz ya da bizim gibi gruplar olmasa oyun satın almak oldukça zor olacaktı. Ama CRACK olayı Avrupa'da çok sakıncalı. Program kırıcıları 3. derece suçlu sayılıyorlar. Software firmalarının uzun zaman uğraşıp yaptıkları bir oyun ya da program, bir cracker tarafından kırılarak bir anda bütün dünyaya dağıtılıyor. Böylece daha oyun satılmaya başlanmadan bütün kullanıcılar o oyuna sahip olmuş oluyorlar. İşte Türkiye'de böyle bir software firması olmaması da hukuki yönden bizi temize çıkarıyor. COMMODORE: Cracker'lık size ne kazandırıyor ya da kaybettiriyor? Mephisto: Kişi ya da grup olarak ün kazandırıyor. Türkiye'de ve yurtdışında tanınıyorsunuz. Biz yaptıklarımızı onlara gönderiyoruz, onlar da bize kendi yaptıklarını gönderiyorlar. Böylece bilgisayar dünyasındaki gelişmelerden haberdar oluyoruz. Programcılık konusunda da yeni teknikler öğreniyoruz. Mad: Kazandırdığı çok şey yok. Biz sadece yapabildiğimizi kanıtlıyoruz. Bir tür kendi kendini tatmin. Master: Bu işi yapabilirim diye düşünüyorum, yapabileceğimi öğrenmek de çok güzel bir duygu. Prince: Ayrıca ünümüz arttıkça bizimle irtibata geçmek isteyenlerin ve grubumuza katılmak isteyenlerin sayısı da artıyor. Bu da anlayacağınız gibi grubun daha da büyümesi ve dünyada daha çok tanınması anlamına geliyor. Vigo: Her şeyden önce ülkemizin bilgisayar konusunda, diğer dünya ülkeleriyle aynı seviyede olduğunu kanıtladık. İlk başlarda bağlantı kurmak istediğimiz gruplar bizi küçümsüyorlardı, bize cevap yazmaya bile tenezzül etmiyorlardı. Fakat belli bir seviyeye geldikten sonra bu gruplar kendileri bizle bağlantı kurmaya başladılar. Ayrıca diğer arkadaşlarımın söylediği gibi programlama konusunda da ileri bir seviyeye geldik. Daha önceleri bize imkânsız gelen şeyler şimdi gayet basit. Mephisto: Kaybettirdiği tek şey zaman. Vaktimiz az olduğu için bazı şeylerden (ders, sosyal yaşam gibi) fedakârlık yapıyoruz.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.