Professional Draw 2.0

Ödün vermeden sanat yapın... Gold Disk şirketinin daha önce piyasaya sürdüğü Professional Draw adlı programı geliştirdi ve ikinci versiyonunu da piyasaya sürdü. Bu program AMIGA'nın grafik ve sanat yeteneklerinin sınırlarını yeniden belirliyor. İlk versiyonundan on kat hızlı olan program, ayrıca düzinelerce yeni olanağı da kullanıma sunuyor. Artık yüksek çözünürlükte renkten fedakarlık yapmak gerekmeyecek. Ve Professional Draw 2.0 iyi yapılanmış bir program olduğu için çizdiğiniz grafiği printer'ınıza tam renkli ve mümkün olan en yüksek çözünürlükte basacaktır. Program dotmatrix, inkjet ve laser printer'ları destekliyor. Böylece çizimleriniz sadece güzel görünecek. Professional Draw 2.0 ile artık bir milyondan fazla renge erişebilecek ve renk karıştırarak binlerce rengi yüksek çözünürlükte kullanabileceksiniz. Professional Draw 2.0 ile çizgi, dörtgen, elips,

üçgen, çokgen gibi geometrik şekilleri, serbest çizimlerinizi ve hatta yazılarınızı bir dizi yardımcı bölümler ile değiştirebilirsiniz. Bunlarla şekilleri bir noktayı merkez alarak çevirebilir, bir çerçeve içine yayabilir veya aynadaki görüntüsünü alabilirsiniz.

Ayrıca yazacağınız yazıyı herhangi bir eğrinin etrafına sarabilirsiniz. En güzel yanlarından biri de bu programla iki şekil arasında geçiş yapabilirsiniz.

Professional Draw 2.0 kendi içinde iki sabit karakter setiyle beraber sürüldü piyasaya ve Gold Disk şirketinin daha önce yaptığı Outline Fonts programı ile tam uyumlu. Ama en iyi yanı bu programla yaptığınız çizimleri desktop'tan açılan programların içinde kullanabilirsiniz.

Tarkan Barlas & Sinan Erel & İpek Gökbel

Eminim bir çoğunuz Psygnosis firmasını ve AMIGA'nın çıktığı ilk günlerden beri yaptığı birbirinden güzel oyunları biliyorsunuzdur. Bu firma bir gün hepimizi şaşırttı ve ilk kez bir icon adventure oyunu olan Chrono Quest'i yaptı. Bu oyun etkileyici grafikleri ve ilginç bilmeceleriyle oldukça güzel bir çalışmaydı. Fakat programın bütün güzelliğine rağmen can sıkıcı birkaç özelliği de vardı. Örneğin bir eşyayı kullanarak bir işlem yapmak için, işlem yapacağınız nesnenin belirli bir pikseline kliklemeniz gerekiyordu. Ayrıca oyun sırasında olayların akışı da oldukça yavaştı. Program, bu ve benzeri birkaç can sıkıcı özelliğine rağmen yine de türünün sayılı örnekleri arasına girdi. Aradan bir yıldan fazla zaman geçti. Tam bu oyun artık unutulmaya başlanmışken bu firma bizi bir kez daha şaşırttı ve bu kez Chrono Quest II'yi çıkarttı. Neyse lafı daha fazla uzatmadan oyunumuza başlıyalım. Uzun süren maceralardan sonra, 1922'ye gidip babanızın katilini yakaladınız. Fakat ufak bir aksilik oldu ve EXPLORA (sizin mükemmel zaman makineniz) türbinlerindeki bir arıza yüzünden sizi 20. yüzyıla götüreceği yerde, bilinmeyen bir zamana ve yere götürdü. Kendinize geldiğinizde, eski tip bir gemiye iniş yaptığınızı fark ediyorsunuz. Bu esnada tayfalar da sizi fark ediyor ve bir anda kendinizi savunmasız bir şekilde vahşi tayfalarla baş başa buluyorsunuz. Cebinizden çıkardığınız son metal parayı Explora'nın reaktörüne atarak kendinizi bambaşka bir zamana ışınlıyorsunuz. Artık rahatsınız, tayfalardan kurtuldunuz, fakat ufak bir sorun var, elinizdeki son metali de kullandınız ve artık bu bilinmeyen bir zaman dilimi içine hapsoldunuz. Kapılmayın. Göründüğü kadar çaresiz değilsiniz. Her şeyden önce geminiz zamanda yolculuğu, sizin reaktörüne yerleştireceğiniz metal nesneler sayesinde yapıyor. Ve emin olun her zaman diliminde kullanabileceğinizden fazla metal eşya var. Bu nedenle metal eşyaları doğru yerlerde kullandığınız müddetçe herhangi bir sorun yok. Fakat yanlış bir şekilde kullanılan bir nesne de sizin daha ileride kitlenip kalmanıza neden olabilir. Neyse bunlara daha ileride değineceğiz. Chrono Quest II konusu dışında hiçbir şeyde ilk oyunla bir benzerliği yok. Grafikler tam anlamıyla mükemmel, müzik ve efektler ise kusursuz ve oyundaki bilmeceler insanı hayli zorluyor. Kısaca, şu anda piyasayı ele geçirmiş olan Sierra oyunlarıyla baş edebilecek tek oyun diyebilirim. Oyunda yüzlerce değişik kombinasyon var. Şöyledir; herhangi bir metal eşya sizi zaman içerisinde seyahat ettirirken, aynı eşya başka bir yerde bir bilmecenin çözümü olabilir. Fakat bir eşyayı zaman yolculuğu için kullanırsanız, o eşya atomlarına ayrılacağı için bir daha kullanamıyorsunuz. Oyuna bir de kişilerle konuşma faktörü konulmuş. Kimi zaman önce sizin konuşmanız gerekirken, kimi zaman ilk önce karşı tarafın konuşması gerekecek. Bazen sadece konuşmak bir işe yaramayacak ve karşınızdakine hediye vermek zorunda kalacaksınız. Son olarak da oyun sırasında sadece 'Inventory', yani taşıdığınız eşyaların ekranda görünebilenlerini kullanabilirsiniz. Uzun lafın kısası oyunda oldukça fazla tuzak var ve ne yazık ki siz herhangi bir tuzağa düştüğünüz zaman, tek kurtuluş yolunuz oyuna yeniden başlamak. Şimdi gelelim oyuna. Oyunda 13 zaman dilimi var ve herbirinde alınacak ve alınmayacak eşyalar olduğu gibi, herbirinin kendine özgü bilmeceleri var. İlk olarak I'den başlıyorsunuz. Burada bir ekran sağa gidin ve çapayı alın. Etrafı biraz inceleyince metal parçaları da bulacaksınız. Sağa doğru devam ettiğinizde bir kasabaya geleceksiniz. Burada hiç kimseyle konuşmanız mümkün değil. O yüzden boşuna kimseyle konuşmaya veya evlere girmeye çalışmayın. Buradan tahta bir kutu ve bir sürahi alacaksınız. Sakın elmayı veya tuzu almaya çalışmayın. Elmayı alınca ölüyorsunuz. Tuz ise yanınızda bir fazlalık olmaktan öte gidemiyor. Artık geminize dönün. Gemide hem çapa, hem de para sizi zaman içinde bir yerlere götürür. Ben paraları kullanmanızı tavsiye edeceğim. Şimdi IV'üncü zaman dilimine geldik. Bir ekran sağa giderek biraz incelemeyle halatların bağlandığı kulbu ve aslanın kuyruğunun ucunu alabileceğinizi keşfedebilirsiniz. Eğer merakınız varsa sağa doğru devam edin! Daha sonra kulbu kullanarak III'e gidin. Şimdi iki kere sağa ilerleyin. Bir demirciyle karşılaşacaksınız. Kapıdan alacağınız anahtarı demirciye düzelttirin. Artık kapıyı anahtarla açabilirsiniz. Karşınıza kendisine rüzgarların gardiyanı 'Guardian of the Winds' denmesi hoşuna giden bir adam çıkacak. Konuşmayı daha fazla uzatmadan eve dönmek zorunda olduğunuzu 'I would like to return home as soon as possible' diyerek belirtin. Ardından vereceği keseyi alın. Eğer konuşmaya devam eder ve diğer seçenekleri kullanırsanız, size bu kese yerine kolyesini verecek. Bu ki ilerde tıkanıp kalmanıza neden olacak. Rüzgar Gardiyanıyla karşılaştığınızda ilk önce siz konuşun ve 'Hello, Guardian of the Winds' deyin. Keseyi aldıktan sonra dışarı çıkın, kapıdan anahtarı ve demircinin örsünü alın ve geminize geri dönün. Örsü kullanarak X'e gidin. X'de yapılacak fazla bir şey yok. Çölün ortasındasınız ve yapabileceğiniz tek şey kuma saplı duran bir kılıcı ve kınını almak. Kını kullanarak XI'e gelin. Şimdide balta girmemiş bir ormandasınız. Etrafı incelediğinizde yılanı fark ediyorsunuz. Vakit kaybetmeden yılanı kılıcınızla öldürün. Yılanı öldürürken kılıcınız kırılıyor ve yere ufak parçalar düşüyor. Bu parçaları da alın ve şimdi kılıcı kullanarak yılanın üstünde bulunduğu dalı kesin. Daha sonra te bulduğunuz demir aslanın kuyruğundan bir mızrak yapıyoruz. Şimdi kılıç parçalarını kullanarak gidin. XIII. zaman ortaçağ Fransa'sı. Siz burada 3 silahşörlerin yerine geçecek ve kraliçenin kayıp olan 12 elmas taşını balodan önce kraliçeye vereceksiniz. Böylece hem buradan kazasız belasız paçanızı kurtaracak, hem de 3 silahşörler eserine olan saygınızı ispatlamış olacaksınız. İlk ekranda kapıdaki atnalını alıyorsunuz. Sağa doğru ilerleyince karşınıza iki silahşörün koruduğu bir bina çıkıyor. Eldiveni kullanıp silahşörü düelloya davet ettiğinizde gülüp, size kapıyı açarak içeri alıyor. İşte komutanlarıyla karşı karşıyasınız. Burada ilk önce komutanın konuşması lazım. Siz ise komutana 'A letter of recommendation for you was stolen from me' diyorsunuz. İkinci sorusuna ise yine cevap şıklarının ilkiyle cevap veriyorsunuz. Son sorusunda 'It is not for me to judge her' diyerek ondan gerekli izni alıyorsunuz. Şimdi tek sorun atın yola çıkabilmesi için gerekli olan kayıp atnalı. Bulduğunuz atnalını atın ayağına taktıktan sonra yola koyuluyorsunuz. Romanına uygun bir şekilde (3 silahşörlerde olduğu gibi) bir tavernada konaklıyorsunuz. Fakat kardinalin adamlarından biri de aynı yerde konaklamış. Kılıç veya mızrakla onu kaçırdıktan sonra, arkasında bulunan fıçıdan elinizdeki sürahiye şarap doldurun. İlerde birgün lazım olabilir! Artık tekrar yola çıkın. Şimdi kraliçenin elmaslarını verdiği kontun malikanesindesiniz. Hiç vakit kaybetmeden I'de bulduğunuz tahta kutuyu konta hediye edin. Bundan etkilenen kont güvenip güvenemeyeceğini bilmediğini söyleyerek. Konta size güvenmesi için yalvarın (burada gururunuzun kırılmasına gerek yok, ne de olsa sadece 3 silahşörleri canlandırıyorsunuz). Böylece kont size inanacak ve kayıp olan 10 elması verecek. Ah, bir de keskin bir kama verecek. Artık sağdan yolunuza devam edin. Şayet holde kardinalin adamları sizi yakalarsa bir şeyi eksik yaptınız demektir. Eğer etrafta hiçkimse yoksa, işler yolunda demektir. Kapıyı aldığınız anahtarla açacaksınız. Şimdi tekrar bir odanın içindeyiz. Masanın üzerinde bulunan vazoyu ve sürahiyi aldıktan sonra vazonun içindeki suyla şömineyi söndürün. Çiçekler tamamen gereksizdir, atabilirsiniz. Neyse gizli geçidi buldunuz. Konttan aldığınız kamayı kullanarak geçidi açın. Burası hizmetçinin odasıdır. Oldukça güzel olan hizmetçi, fırsatını bulur bulmaz sizi bıçaklamak isteyecektir. Onun için buradaki konuşmalara dikkat edin. Nedime ilk bakışta hiçbir şey bilmediğini iddia etse bile, onu tehdit edin, size yaklaşmasını söylediğinde ise en saçma seçeneği kullanın. Büyük bir sürprizle karşılaşacak ve ummadığınız bir yerden diğer iki elmas taşı da bulacaksınız. Tekrar yola koyulun. Şimdi kraliçenin huzurundasınız. Hiçbir şey söylemeden elmasları ona verin. Size bir şey isteyip, istemeyeceğinizi soruyor. Sakın aç gözlü olmayın, hiçbir şey elde edemezsiniz. Oldukça mütevazi davranırsanız, size yüzüğünü veriyor. Sakın kullanmaya kalkmayın. Üzerinde bir toz bulunmakta ve bu toz ileride çok işinize yarayacak. Eğer yüzüğü gereksiz bir şekilde kullanırsanız, toz yok oluyor ve tabi böyle bir durumda tek şansınız da, oyunu sil baştan oynamak oluyor. Bu işi de hallettikten sonra kraliçenin baloya giderken temsili bir resmini görüyorsunuz. Oyunun bundan sonrası için sizlere ip uçları vereceğim. Herhangi bir şekilde takıldığınız bir yer olursa dergimizi aramaktan çekinmeyin. Biz yoksak bile not bırakabilirsiniz.

— Mağarayı çapayla açın, dev'e şarabı verin ve sarhoş olunca gözünden mızrakla vurun. Kanını sürahiye doldurun. Bu zaman diliminde alınacak 2 eşya daha var. — Ölümle konuşurken ona içi kan dolu sürahiyi verin ve onunla sert konuşmaktan çekinmeyin. Buradan ölümün size vereceği asadan başka alınacak bir eşya daha var. En önemlisi seçim yapacağınız zaman CHARYBDIS'i seçin. — Büyücüyle konuşurken 'But first, I must protect myself...' diyerek yüzüğün üzerindeki tozları etrafa saçın. Artık büyücüyle baş başa değişik deneyimler yaşayabilirsiniz! Burada da büyücünün size vereceği çivilerden başka alınacak iki eşya daha var. — İsa'nın doğum anında IX'dan aldığınız mumları deniz kızları çıktığı zaman, mürettebatın kulaklarını tıkamasında kullanın. Bunu yaptıktan sonra da kendinizi geminin direğine bağlayın. Geminin burnunda 2 tane yüzük bulacaksınız. — Krala ölümün size verdiği asayı verin, size bir görev verecektir. — İneği gözünden öldürün ve boynuzunu alın. — Kertenkeleye dikkat edin. Bizden şimdilik bu kadar, gerisi size kalmış. Oyun kelimenin tam anlamıyla mükemmel. Uzun zamandır böyle kaliteli bir icon-adventure piyasaya çıkmamıştı. Chrono Quest II piyasadaki boşluğu doldurabilecek yegane oyun. Gerçi bunda da ilkine benzeyen bazı cansıkıcı özellikler var gibi ama bunları oyunun mükemmelliği yanında kolayca göz ardı ediyorsunuz. Hem unutmayın biz burada ne söylersek söyleyelim bir oyunun kalitesini denemeden anlayamazsınız. Dikkat dolu anlar sizinle olsun..

Not: Bu arada Sinan'la beni 1 hafta boyunca uğraştıran bu oyunda, hayatında ilk defa AMIGA'yı gören ve bu deneyimini Chrono Quest II'yle gerçekleştiren sevgili arkadaşım İpek'e, bizim bulamadığımız bazı nesneleri bulduğu ve oyunun bitirilmesinde bize yardımcı olduğu için çok teşekkür ederim.

Oyunun Değerlendirmesi: AMIGA-512K

GRAFİK : 9 SES ZORLUK : 10 KURGU : 10 GENEL : 9

YIL: 2015 YER: MİAMİ FLORİDA AMERİKA BİRLEŞİK DEVLETLERİ Başkanı bu gün suikasta uğradı. Alınan haberlere göre suikast sırasında hafif yaralanan başkanın, 2 koruma görevlisi olay esnasında öldürüldüler. Suikastçıların GREEN PEACE örgütü üyesi oldukları öğrenildi. Bir açıklama yapan GREEN PE-

ACE örgütü “ABD başkanını, dünyanın şu anda felakete doğru olan gidişini değiştirmek için hiçbir çaba harcamamakla” suçladı. Daha sonra aynı örgüt, “dünyadaki atmosfer olaylarının kontrol altına alınabileceğini, fakat böyle bir sistemin çok pahalı olacağı için ne ABD'nin ne de SSCB'nin buna yanaş-

madığını ve doğayı kirletmeye devam ettiklerini, eğer bu şekilde hareket edilmeye devam edilirse geriye dönüşü olmayan bir yola girileceğini”, bildirdi. Ne yazık ki yukarıda yazılanların bir kısmı doğru. Bilim adamları, günümüzde kirliliğin bu şekilde artmasıyla havada bulunan karbondioksit gazının oranının artacağı ve atmosferde kalıcı gaz tabakalarının oluşacağını kanıtlamış bulunuyorlar. Tabi tek etken bu değil, fakat biz bir bilim dergisi değil de bilgisayar dergisi olduğumuz için bunları burada açıklayarak sizleri sıkmak istemiyoruz. Fakat özet şu, bütün bu olaylar dünyayı geri dönülmez bir şekilde buzul çağına doğru götürmekte (tabii bu, oyunda, 2000'den sonraki yıllar için geçerli). O yıllarda yeşiller de artık pasif eylemleri bırakıp aktif eylemlere başlamışlar. Devlet adamlarına suikastler düzenleyip istediklerini yaptırmaya çalışıyorlar. Ve günlerden birgün imkansız gerçekleşiyor ve büyük bir göktaşı dünyaya çarpıyor. Yaptığı hasar korkunç, etrafa saçtığı tozlar atmosferi kaplıyor. Bu toz bulutu kalın bir katman oluşturuyor. Bu katman karbondioksit gazının oluşturduğu tabakayla birleşince, güneş ışınlarının büyük bir bölümü dünyaya ulaşamıyor. Bunun neticesinde dünyada büyük bir açlık başlıyor (ürün alınamadığı için), devletler birbirlerinin buğday silolarına saldırıyorlar ve böylece geniş çaplı bir savaş başlıyor. Isı ise gün geçtikçe düşmeye başlıyor ve kuzey yarımkürenin kuzey kısımları, güney yarımkürenin de güneyi, yaşanamaz hale geliyor. Bütün bunlar olurken bir profesör “Olaf Kristiansen”, yanına aldığı arkadaşlarıyla yerleşilebilecek yeni bir yer aramaya çıkıyor. Tabi bu aramayı gelişi güzel yapamıyorlar. Bir projeden yola çıkarak kayıp Atlantis kıtasını arayan profesör ve arkadaşları Azor takımadalarının sular çekildikten sonraki haliyle karşılaşıyorlar. Burada kendilerine gerçek dünyadan farklı, soyutlanmış bir dünya kurmaya başlayan bu insanlar, bu adanın ilk sakinleri oluyorlar. Ekiplerine daha sonra katılanlarla genişleyen bu topluluk, adada havayı yaşanabilir hale getirecek ısı madenlerini ve yaşamak için gerekli birçok alet edevatı da yapıyorlar. Kendilerine bir de asayişi koruyacak bir örgüt kuruyorlar, “EVPT”. Mutlu bir şekilde yaşayan bu topluluk günün birinde korkunç bir olayla karşılaşıyor. GENERAL MASTER ve ASKERLERİ. General Master emrindeki binlerce asker ve araçla adaya geliyor. Amacı ise basit, adanın tek hakimi olmak. Ana karadaki son kuvvetlerle, yaşanabilir olarak dünyada kalan son yere gelen General Master'in başarısızlığı sadece sizin elinizde. Siz Captain John Stark olarak O'nu durdurabilecek tek insansınız. Ne yazık ki bu felaketten haberi olan yegane kişi sizsiniz. Adada yaşayanların olanlardan haberleri yok. Sizin göreviniz ada sakinlerini bu büyük tehlikeye karşı uyarmak ve taraftar toplamak. Bu sayede kendinize bir grup oluşturacaksınız ve bu grupla sabotajlar yapıp General Master'ı mümkün olduğunca yavaşlatmaya çalışacaksınız. Normalde Generali yenmek mümkün değil, O'nun binlerce adamı var, sizin ise maximum 32 adamınız olabilir. Fakat generalin de bir sorunu var, yiyecek. Yanında O'na ve adamlarına ancak 40 gün yetecek yiyecek var. 40 gün dayanabilirseniz General Master ve askerleri teslim oluyorlar. Tabi Generali yenmenin tek yolu bu değil. Eğer generalin karargahına ulaşıp, yok ederseniz, gene savaşı kazanıyorsunuz. Tabii bu anlattıklarım o kadar kolay değil. Eğer kısa ve çabuk bir zaferi düşünüyorsanız, 2, 3 saatten General Master'i yenmeyi umuyorsanız ve her şeyden önce kolay bir oyun arıyorsanız, bu oyun size göre değil. Çok iyi bir strateji yapmanız gerekecek. Bunun için saatlerinizi AMIGA'nın başında geçireceksiniz. Hazırsanız oyuna geçelim. Oyun oldukça büyük bir harita üzerinde geçiyor. Bu haritada en ince ayrıntısına kadar zoom yapabiliyorsunuz. Harita 160000 mil kare ve kaybolmanız oldukça kolay. Bu haritadan “People” seçeneğiyle irtibat kurabileceğiniz kişileri görebilirsiniz. Ufak yeşil noktalar ise yerleşim birimleridir. Kimi zaman haritada ancak zoom yaparak farkedilen yerler mevcuttur. Buralara daha sonra değineceğim. Oyun yüklendiğinde size kod soruluyor. Eğer kırık bir oyunla oynuyorsanız, böyle bir sorununuz yok, fakat orijinalle oynuyorsanız, sorulan kişilerin kimler olduğunu bilmek zorundasınız. Daha sonra çıkan ekranda; mouse, joystick seçenekleriyle oyunu ne ile oynayacağınıza karar veriyorsunuz. Bence en kolayı Joystick. Bombers, oyunda uçak fonksiyonu, Mortars da makineli tüfek. İsterseniz oyunu bunlar olmadan oynayabilirsiniz. Uçakları da, makineli tüfekleri de düşmanlar kullanıyor. Trainer ise malum, sadece siz ateş edebiliyorsunuz, düşman kızakları size ateş edemiyor. Bu seçimleri yaptıktan sonra ana oyun menüsüne geçiyorsunuz. A- Saat: Zamanın oyun içerisindeki geçiş süresini gösterir. B- Kronometreler: Oyunda hareketleriniz 2'şer saatlik bölümlere ayrılmış, her 2 saatte bir buraya gelerek zamanı geçirmek zorundasınız, siz hareketinizi tamamladıktan sonra bilgisayar da kendi stratejisini uyguluyor. Buraya kliklediğinizde oyunda sizin ve düşmanın elindekilerin genel bir listesi gelir. Bu listede HEAT MINES'lar oldukça önemlidir, bu ısı madenleri 0 olduğunda oyun biter. C- Bayrak: General Master'a teslim olma. Buradan oyunu bitirip yeni bir oyuna başlayabilirsiniz. D- Save: Oyunu kayıt etme. E- Load: Kayıt ettiğiniz oyunu tekrardan yükleme. F Team Display: Grubunuzu kurduğunuz zaman diğer adamların özelliklerini öğrenebilirsiniz. Surat resmi: Kimin suratı o anda varsa, kliklediğinizde o kişinin kontrolünü ele alıyorsunuz. Surata kliklediğinizde, ekrana o kişinin biyografisi gelir. Gerçi pek bir faydası yoktur, fakat buradan kimin kiminle dost olduğunu öğrenebilirsiniz. Bu da grubunuzu toparlarken oldukça önemli bir faktördür. Biyografinin yanında o kişiye ait özellikleri ve derecelerini görebilirsiniz. Yukarıdaki insan siluetinden sağlık durumunuzu öğrenebilirsiniz. Normalde yeşildir fakat düşer ve sakatlanırsanız turuncudan kırmızıya doğru renkler değişir. Alttaki iconlar ise; A- Harita: Oldukça önemlidir, bütün hareketlerinizi buradan planlamanızı tavsiye edeceğim. Nerede ne olduğunu öğrenip ona göre yola çıkın. B- Düşünen adam: Oyuna geçer, daha sonra detaylı anlatacağım. C- 4 Kişinin bulunduğu resim: Grup üyelerinizi gösterir. D- Sayfalar: Yukarıda yazdığım TEAM DISPLAY seçeneğidir. Kontrolü sizin seçtiğiniz diğer adamlara geçirir. E- SOS: Adından da anlaşılacağı gibi yardım isteme seçeneğidir. Hareket edemez duruma geldiğinizde bu seçenekle en yakından grup üyesi tarafından emin bir yere götürülürsünüz ve tedavi edilirsiniz, fakat oldukça fazla zaman kaybına yol açar. Şimdi geldik oyun içinde kullanacağımız iconlar. Bu ikonlar bulunduğumuz yere ve kullandığımız alete göre ekranın altında çıkan sembollerdir. 1- Kayan adam: Kayak moduna 2- Wolf, Fox, Cat vs.: Kullanabileceğimiz yüksek süratli kar araçları 3- Teleferik: Sadece dağların eteklerinde bulunur ve zirveye çıkmakta kullanılır 4- Planör: Dağların zirvelerinde teleferikten çıktıktan sonra bulunur ve uçmaya yarar 5- Snipe (dürbünlü tüfek): Düşman uçaklarını ve kızaklarını VURMAYA yarar. Oyun esnasında istediğiniz zaman “S” tuşuna basarak bu moda geçebilirsiniz. Kiliselerde ise S tuşuyla kuleye çıkarak taarruz eden düşman kuvvetlerini geri püskürtebilirsiniz. 6- Kapıdan giren adam: Kasaba veya tek tek binalara girebilmek ve çıkabilmek için 7- Tokalaşan 2 el: Herhangi insan bulunan bir eve girdiğiniz zaman bu seçenekle karşınızdakini gruba davet edi-