Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
Çev.: ANIL GÜL
Düşük hacim ve ağırlığın yanısıra elektromagnetik ve elektrostatik alanlara karşı dayanıklı bir ortamda saniyede bir milyar Bit'e varan bilgi iletişim hızı. Bu sözler ilk bakışta yeni bir minyatür süper bilgisayarın reklam başlıklarına benzemesine rağmen aslında veri iletişimi alanındaki bir devrimi özetlemektedir: Polimer ışık iletkenleri. Bunlar şu anda sadece çok kısa uzaklıklarda işlev göstermektedir ve birçok önemli kullanımda da bu yeterli olmaktadır. Bu yeni teknoloji örneğin ilk etapta Air-Bus serisi uçaklarda kullanım alanı bulmuştur ve bu sistem ““Fiy by wire” olarak adlandırılmaktadır. Ayrıca sentetik kablolar otomobil endüstrisinde de önemli kullanım sahalarına sahiptir: Polimer iletkenlerin arabalarda yeralmasıyla kilometrelerce uzunluktaki kablolar ortadan kalkacaktır. 1988 Hannover Endüstri Fuarı'nda, çeşitli fonsiyonların yönlendirilmesi için bu tür optoelektronik multipleks sistemle donatılmış bir araba prototipi sergilenmişti. Bu yeni kablo türü için diğer önemli kullanım alanları fabrikalardaki çeşitli proses otomasyonu ve yerel bilgisayar ağlarıdır. Günümüzde kullanılan telekomunikasyon tekniği ile bir noktana di- Ber bir noktaya saniyede en fazla 140 milyon Bit iletilebilmektedir ve bu rakkam tamamen dijital yöntemler kullanıldığında sözkonusu olmaktadır. Şu ana kadar bildiğimiz bakır kablolardan farklı olan ışık dalgası iletkenleri sinyalleri elektronlar aracılığıyla olmayıp fotonlar aracılığı ile taşımaktadırlar ve bu yöntem lokal kommunikasyon için oldukça pahalıdır. Uzun mesafelerde ve yüksek veri iletişim trafiğinde ise bu cam kablolar normallerine göre oldukça karlıdırlar. Bunun başlıca nedenleri ise bir yandan saniyede bir milyar Bit'e varan -bu aşağı yukarı 62000 daktilo sayfası yapmaktadır- bir veri iletişim hızı ve diğer bir yandan da ulaşılabilecek uzaklıktır. Cam kablolar oldukça düşük bir sönüm göstermektedirler. Bildiğimiz normal bakır koaksiyel kablolarla taşınan sinyallerin her bir buçuk kilometrede bir kuvvetlendirilmesi gerekirken bu uzaklık cam iletkenler için 30 kilometredir. Yukarıda belirtilen iki özellik -uzaklık ve kapasite- günümüzdeki cam elyafı teknolojisinin önemini bir kat daha arttırmaktadır. 70'li yıllarda düşük kayıplı optik iletkenlerin ilk kez üretilmesinin ardından günümüze dek bunların kullanım sahaları oldukça fazlalaşmıştır. Örneğin şu anda Batı Almanya'da 57.000 kilometre cam iletken döşenmiş durumdadır. Saç kalınlığındaki bu cam kablolar laser ışınlarıyla dijital olarak kodlanmış bilgileri transfer etmektedir. Burada kullanılan yöntem oldukça basittir: Elektrik sinyalleri elektrooptik bir dönüştürücü yardımıyla şıyıcı işlevindeki ışık sinyallerine çevrilmektedir; cam kablolar üzerinden iletilen bu sinyaller ise daha sonra optoelektronik bir dönüştürücüyle tekrar elektrik sinyallerine dönüştürülmektedir. Tüm bu işlemler, elektromagnetik akımlara karşı oldukça hassas olan bakır kablolara göre oldukça hızlı ve güvenli bir şekilde gerçekleşmektedir. Işık iletkenlerinin gerçekleşmesi yolundaki çok önemli bir adım optik ışınlar gönderen ve alan güçlü yarı iletkenlerin geliştirilmesiyle atılmıştır. Bu yarı iletkenlerin üretiminden şimleri veya germanyum ve silisyum gibi elementler kullanılmaktadır. Polimer ışık iletkenlerinin bu derecede kullanılan sahası bulması birçok değişik alanda bu yeni teknolojinin kullanılma gerekliliğini gündeme getirmiştir. Fakat telekommunikasyonda, yerel bilgisayar ağlarında ve üretim otomasyonunda kullanılacak bu güçlü veri iletişim sistemlerinin eskileriyle değiştirilmesi oldukça önemli finansal problemler doğurmaktadır. Aslında aynı sorun uzun mesafelerdeki cam veri hatları içinde sözkonusudur. Buralarda sadece en yüksek saflıktaki pahalı “*Ouarz”' cam bildiğimiz klasik bakır kablolara göre bir alternatif oluşturmaktadır. Daha kısa mesafelerin sözkonusu olduğu yerel alanlar için çok daha ucuz Polimetilmetaaktrilat (PMMA) ve Polisitirol gibi maddeler üzerinde deneyler yapılmaktadır. Cam kablolara göre polimer iletkenlerin üstünlükleri oldukça fazladır. Bunların üretimi oldukça ucuzdur, işlemesi kolaydır, titreşimlere dayanıklıdırlar ve büyük çaplarda daha esnektirler. Ayrıca basit ekleme yöntemleri bir veri iletişim sisteminin fiyatını oldukça düşürmektedir.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
Optoelektronik bir dönüştürücü sinyalleri ışığa çevirmektedir.
Polimer kablolar için sayılabilecek dezavantajlardan ışığın sönümü, kısa mesafeli yerel ağlar için fazla önemli değildir. Fakat sadece 90 de-
“receye varan bir ısıya karşı dayanıkhılık araştırmacıların kolay kolay gözardı edemeyeceği bir konudur. Yukarıda sayılan maddelere flor maddesinin katkısıyla ışık kaybı ve karşı dayanıklılık bir derece iyileştirilmiştir. flor katkısıyla iletkenin işlev gösterdiği dalga boyu değiştirilmiş ve 650 nanometreye ge-
“ tirilmiştir. Bu dalga boyunun özelliği ışık spektrumunda görülebilen bölgede yeralmasıdır. Böylelikle bir bakışta kabloda bir arıza olup olmadığı gözlenebilecektir. Bu yöntemin diğer bir iyi yanı ise polimer iletkenlerin dalga boyu 830 ile 15000 nanometre arasında değişen cam kablolara yaklaşmasıdır. Bu yaklaşımın sonucunda uzak mesafelerde kullanılan cam kablolar ve lokal bölgelerde kullanılan polimer iletkenler arasında uyum sağlanmakta ve bu iki sistem birbirlerinin eksiklerini kapatmaktadır. Tüm bunlara rağmen polimer iletkenlerin şu anki durumu yeterli değildir ve kapasite, uzaklık gibi özellikleri daha iyileştirilmelidir. Yerel komunikasyon ağları için şu anki özellikler yeterli değildir. Günümüzde polimer iletkenleri kullanan tek branş otomobil endüstrisidir. Örneğin Opel'in Omega modelindeki klima düğmelerinde ışığı yayan polimer iletkenler kullanılmaktadır. Böylelikle bu düğmelerin gece kullanımında büyük kolaylık sağlanmıştır. Aynı şekilde Blaupunkt'un araba teyplerinde kullandığı ve “Night-Design” diye adlandırdığı sistem yine ışığı yayan polimer kablolarla gerçekleşmiştir. , Bazı Japon araba üreticileri de yeni ürünlerinde polimer iletkenleri sinyal iletimi için kullanmıştır. Birçok modelde ön konsolostaki klima kumanda devreleriyle motordaki fan arasındaki iletişim yeni tip iletkenlerle sağlanmaktadır. Bilgisayarlardaki fonksiyon grupları arasındaki veri transferi normalde cihazın içindeki ““Bus”' adı verilen hatlardan yapılmaktadır. Bilim adamları şu günlerde bu veri transferi polimer iletkenlerle sağlamaya çalışmaktadırlar. Bu şekilde bilgisayarın içindeki çeşitli birimler ışık hatları ile birbirine bağlanacak ve yakın bir gelecekte belki bildiğimiz klasik bakır yollu plakaların yerini şeffaf polimer iletkenler alacaktır.