Commodore sayı 49, sayfa 52

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 52

U aysınırların artık hemen hemen hiç değişmediği, nükleer savaş korkusuyla kimsenin savaşa cesaret edemediği, bunun yerine terörizme başvurulduğu ve gizli servislerin türlü oyunlarla Dünya'yı birbirine kattığı 1990'lı yılları terkediyoruz. Balance of Power soğuk savaşından 17. YY sıcak savaşlarına gidiyoruz. Batı Hind Adaları'na korsanlık ve ticaret yapmaya... Ama sizin sandığınız gibi bu oyunun adı PIRATES değil. Keşke öyle olsaydı! Geçenlerde arkadaşım Zuzu'nun bilgisayar dükkanına gittiğimde Reach for the Stars'ı yapan SSG (Strategic Studies Group) firmasının bu yeni oyununa rastladım. Ne iyi etmişim de Zuzu'ya gitmişim. Bu oyunun en büyük özelliği bizi sıkmaması. Sürekli olarak sayılarla uğraşıp durmak bir süre sonra çok sıkıcı olur. Ama bunu engellemek için gerek grafiklerde gerekse oyunda kullanılan dilde mizah unsurunu ön planda tutmuşlar. Bunlara daha sonra tekrar değineceğiz. Golds of Americas'ta dört oyuncu var; İspanyol, Portekiz, Fransız ve İngiliz. Ya da oyundaki tabirleriyle hain İspanyol, hilekar Portekiz, şeytani Fransız ve kalleş İngiliz. Dört kişi beraber oynayabileceğimiz gibi tek kişi olarak üç bilgisayar oyuncusuna karşı da oynayabiliyoruz. Amacımız yeni kıtada keşifler yapmak, koloniler kurmak, okyanuslarda ticaret yapmak veya ticaret yapan gemileri soymak, korsanlarla savaşmak, yerlileri katletmek vb. Oyuna 1501'de başlıyoruz. 1800'de en çok puanı olan oyuncu oyunu kazanmış sayılıyor. Bu 300 yıllık zaman onar yıllık 30 periyoda bölünmüş. Eğer tarihi seçeneğini seçtiysek olaylar tarihte olduğu gibi gelişiyor. Örneğin İngiltere İspanya'ya savaş açıyor. Açık denizlerde her iki tarafın donanmaları birbirlerine saldırıyorlar. Ya da İspanya ile Portekiz müttefik oluyorlar. Birbirlerine saldırmıyorlar. 1501'de Yeni Dünya'da keşfedilmiş 3 bölge var. Bir yerde koloni kurabilmek için önce orasının keşfedilmiş olması gerekiyor. Bu iş için keşiflerimiz var. Kaşifimizin başarılı olması onun kalitesine ve ona verdiğiniz ordu miktarına bağlı. Kaşifimizin değeri yıldızla belirtiliyor. Bir yıldız başarısız, üç yıldız çok başarılı demek. Kaşifleri keşif için kullanabildiğimiz gibi düşman kolonilerine saldırı için de kullanabiliyoruz. Örneğin İngilizsek 16. YY ortalarında Hawkins ve Sir Francis Drake ile İspanyol kolonilerini yağmalayabiliriz. Ayrıca komşu bir koloniye yeterli askerle saldırırsak o koloniyi oyunda dendiği gibi bağımsızlığına kavuşturmuş oluyoruz. Ama bu bizim bayrağımız altında bağımsızlık demek oluyor. Neyse, bir yeri keşfedince oradaki yerlilerin, mineral ve altın rezervlerinin miktarını ve ayrıca bitki örtüsünü ve tarıma elverişliliğini görüyoruz. Ondan sonra sıra buraya koloni kurmaya geliyor. Her 10 yıllık periyoda başlarken kralımız bize bazı hediyeler gönderiyor. Bunlar asker, kolonici, ticaret gemileri, savaş gemileri, bizim hesabımıza çalışacak korsanlar (privateers) veya köleler olabiliyor. Hazinemizdeki ve gizli sermayemizdeki paralarla etrafta bulunmalarına göre bunlardan biz de alabiliyoruz. Ama kralın gönderdiklerini beğenmezsek bunları satamıyoruz. İşte eğer kral bize kolonici yolladıysa veya biz kolonici getirttiysek bunları keşfedilmiş bir arazi üzerine yerleştirebiliyoruz. Yalnız burada çok beğendiğim bir noktayı anlatmalıyım. Diyelim ki İspanyoluz. Ve Amerika'nın kuzeydoğu ucu yani Newfoundland keşfedilmiş bir bölge. Ama biz buraya koloni kuramıyoruz. Ancak gemicilikte ilerledikten sonra buralara gidebiliyoruz. Ya da Cape Horn geçilmeden gemilerimizi Pasifik Okyanusu'na çıkaramıyoruz. Bunlar güzel düşünülmüş. Koloni kurulunca yerliler saldırarak buraya yerleşenleri öldürüyorlar. Bunu engellemek için kolonicilere asker veriyoruz. Böylece hem insanlarımızı koruyoruz hem de yerlileri köle olarak kullanabiliyoruz. Yalnız bazı yerliler kolay kolay köle olmuyor. Örneğin Apaçiler sürekli saldırıyorlar. Koloni kurulduktan sonra şeker kamışı üretmeye başlıyor. Altın madenleri varsa altın, mineral madenleri varsa mineral üretiyorlar. Ama zamanla madenler tükeniyor. Ve altın madenleri azalmadan kimse minerallere rağbet etmiyor. Sene sonunda bize bir miktar vergi veriyorlar. Burada “Colony Management” menüsüne geliyoruz. Dört seçeneğimiz var: 1- İlk şekli seçersek daha fazla vergi alıyoruz. Ama koloninin sadakati azalıyor. Ama koloni seviyesi bir veya iki ise sadakat azalmıyor. Koloni sadakati bayrakla belirtiliyor. Yedi bayrak tamamen sadık, tek bayrak bağımsızlığını ilan etmeye hazır demek oluyor. Koloni sadakati sıfır olunca koloni bağımsız oluyor ve coğrafi konumuna göre kendi bayrağı oluyor. Yani eğer Texas bağımsızlığına kavuşursa meşhur bayrağını açıyor. Vancouver bağımsız olursa Kanada bayrağı çıkıyor. Ve buranın milli marşından kısa bir parça çalınıyor. 2- İkinci şekli seçince aldığımız vergilerin bir kısmını koloninin geliştirilmesi için kullanıyoruz. Yeterince insanı olan ve bize sadık koloniler gelişiyor. Koloni gelişme derecesi bir ev resmi ve bir rakamla belirtilmiş. Birinci derecede basit bir kulübe görüyoruz. Yedinci derecedeyse büyük bir bina ekrana geliyor. 3- Bazen biz ağır vergiler koymasak bile koloni sadakati azalıyor. Onların sadakatini tekrar kazanamıyoruz. Ama daha fazla azalmasını bir süre engellemek için üçüncü şekli seçiyoruz. Böylece aldığımız vergilerin bir kısmı burada yaşayan insanlara gidiyor. Ayrıca komşu bağımsız koloniler bizim kolonileri etkiliyorlar, isyana teşvik ediyorlar. Bunların kökünü kazımak farz oluyor. 4- Eğer hiçbirini seçmediysek normal vergimizi alıyoruz. Koloni gelişmesi normal devam ediyor. Elbette yalnızca kolonilerden aldığımız vergilerle işleri yürütmüyoruz. Okyanuslarda ticaret yapmak da bizim için bir gelir kaynağı. Her 10 yıllık zaman periyodu içersinde ticaret yapılabilecek dört deniz için buralardan elde edilebilecek en büyük gelirler belirleniyor. Bu gelir miktarları zamanla değişme gösteriyor. Bu dört deniz bölgesi sırasıyla Kuzey Atlantik, Karayip Denizi, Güney Atlantik ve Pasifik. Ticaret gemilerini bu bölgelere dağıtıyoruz. Diyelim ki Karayip Denizi'nden en fazla 2500 altın kadar bir gelir elde edebiliriz. Ticaret yapan her gemi için 400 altın kazanabiliriz. Diyelim ki Karayip Denizi'nde gerek 2000 altınlık bir gelir var. İspanyollar beş gemi yolluyorlar ve bütün altını topluyorlar. Biz hiç ticaret gemisi yollamıyoruz ama hesabımıza çalışacak bir korsan yolluyoruz (privateer). Korsanımız gidip İspanyolları yağmalıyor ve gizli sermayemize altın kazandırıyor. Bunun üzerine İspanyollar bizim Kuzey Atlantik ticaret filomuza korsan yolluyorlar. Ama biz filomuzu savaş gemileriyle koruduğumuzdan oyunda dendiği gibi aşağılık yabancı deniz köpeklerini batırıyoruz. Ama her periyot için yeniden savaş gemisi yapmamız lazım. Ticaret gemileri için böyle bir sorun yok ama onları başka nedenlerden kaybediyoruz. İş rakipleri gemileri batırıyorlar veya Cape Horn'da fırtınada gemiler batıyor ya da korsanlar saldırıyorlar. Deniz ve koloni gelirlerinden başka kaşiflerimize düşman kolonilerini yağmalatarak da gizli sermayemize altın kazandırıyoruz. Kendi kolonilerimizi korumak için onlara ordu vermeliyiz. Ama nüfusu çok olan kolonilerimiz kendilerini koruyabiliyorlar. Çünkü iki kolonici bir asker gibi savunmaya yardım ediyor. Gizli sermaye bizim krala göstermediğimiz sermaye. Ama kral bunun farkında ve bize gizli sermayedeki altınlar çok artmadığı sürece göz yumuyor. Ek vergiler ve yağmalar gizli sermayeye gidiyor. Gizli sermayemizdeki altınlar çok artarsa Majestelerinin adamları bir baskın yapıyorlar ve altınların bir kısmını götürüyorlar.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.