Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 45
ÖLÇÜLECEK DİYOT
ISA ladığımızda bu sefer diyotun bir yönde yine açık devre olduğunu, buna karşılık diğer yönde ileterek akım geçmesine müsaade ettiğini göreceğiz. Yani diyot adeta tek yönlü bir cadde olmuştur. Neden? Bu sorunun cevabı, elektriksel çekim, kuvvetleri ile eklem tabakasında gizlidir. Pozitif ve negatif elektrik yükleri adeta mıknatıs gibidirler. Aynı işaretli olanlar birbirlerini iterler, farklı işarette olanlar birbirlerini çekerler. Besleme kaynağının (4) ucunu diyotun N-tipi ucuna, (-) ucunu da P-tipi ucuna bağladığınızda, besleme kaynağı diyotun içindeki ve (-) yüklü parçacıklatı kendine doğru çekerek eklemden uzaklaştırır. Böylece diyotun eklem bölgesinde hiç bir elektrik yükü kalmayacağı için tam bir yalıtkan olur. Diyotların bu şekilde bağlanmalarına “ters polarma” adı verilir. Besleme kaynağına bağlantı uçlarını ters çevirdiğimizde, işlerin birdenbire değiştiğini görürüz. Beslemenin (4 ) ucunu diyotun P-tipi ucuna, ucunu da N-tipi ucuna bağladığımızda besleme kaynağı, bu sefer (4) ve (-) yüklü parçacıkları eklem bölgesine doğru iter. Bu itme kuvveti, tatbik edilen gerilimin büyüklüğü ile orantılıdır. Germanyum diyotlar için 0,4 V, silikon diyotlar için ise 0,7 V civarında bir potansiyel farkı, ( * ) ve © parçacıkların eklem bölgesine kadar itilerek burada birbirlerini çekmeleri ve birleşmeleri sonucunda diyotun bir iletken haline gelmesini sağlar, Resim 2'deki devrede 0,5 voltluk gerilim, silikon diyotun iletime geçmesine engel olmuştur. Diyotların iletim yönünde bağlanmalarına doğru polarlama adı verilir. Yani anot'ta pozitif, katodda ise negatif gerilim. Ancak iletim yönünden diyotun çalışmasına baktığımızda Ohm kanununa uymadığını görü- Tüz. Öyleyse diyotlar nasıl bir konuma uymaktadırlar? İlk göze çarpan özellik, diyot iletimde bulunduğu sürece üzerindeki gerilimin 0,6-0,7 Volt civarında olmasıdır. Fakat bu gerilim diyottan diyota değişebileceği gibi aynı diyot üzerinde sıcaklığa bağlı olarak da değişebilir. Şimdiye kadar diyotların ters yönde hiç iletmediklerini varsaydık. Aslında pek çok diyot devreleri için bu varsayım geçerlidir, fakat hepsi için değil, Bir kerc her diyot ters bağlandığında bir kaçak akım oluşur. Ancak bu kaçak akım çok küçük olduğu için normal ölçü aletleri ile ölçmek mümkün değildir. Eğer bir diyota ters olarak tatbik edilen gerilim belli bir değerin üzerinde arttırılırsa, söz konusu kaçak akım yavaş yavaş artmaya başlar. ““Breakdown” gerilimi adı verilen değere ulaşıldığında ise diyot artık bir yalıtkan olmaktan çıkar ve ters yönde de iletmeye başlar. Bu etkiyi 1N4148 gibi silikon diyotlar ile yapılacak bir deneyde gösteremeyiz, çünkü bu tip diyotların ters dayanma gerilimleri oldukça yüksektir. En azından 9 Volt'luk pil gerilimine oranla oldukça yüksektir. Ancak bu amaçla break-down gerilimleri özel olarak düşük imal edilen ve “zener” adı verilen diyotlar ile bir deney yapabiliriz. Zener ismi, bu etkiyi ilk bulan Clarence Zener adlı bir bilim adamından gelmektedir. 5,6 V'luk (5V6) bir zener diyot kullanarak Resim 4'deki devreyi kurahm. 330 Ohm'luk direnç, diyot'un üzerinden geçecek akımı sınırlamak içindir ve bu değerle akım 10 mA kadardır. Ölçü aletinde okunacak lim 5,6 Volt civarında olacaktır. Tam tamına 5,6 Volt olmaması normaldir, çünkü diğer devre elernanları gibi zenerlerinde toleransları vardır. Aynı değeri değişik dirençler kullanmak sureti ile tekrarlayacak olursak, zener geriliminin değişmeyeceğini görürüz. Zener diyotların iyi yanı da budur. Üzerlerinden geçen akımların çok geniş bir alanda değişebilmesine rağmen ters gerilimleri sabitxi
Resim 2: Bir diyotun ületkenliğini test eden devre.
1k8
Resim 3: İletkenliğin daha yüksek bir gerilimle test edilmesi.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 44
Kursumuzun şu ana dek olan bölümlerinde temel elektronik devre elemanlarını tamdık. Bu aydan itibaren yavaş yavaş bilgisayarların yapı taşlarından yarı iletkenleri tanımaya başlayacağız. Bugünkü konumuz diyotlar. Ohm kanununa o kadar alışmışızdır ki, bazen önemli devre elemanla- Tının bu kanuna uymadığını unuturuz. İşte diyotlar da Ohm kanununa uymayan önemli elektronik clemanlardan birisidir ve transistör, enteg- Te devrelerin de esasını teşkil ederler. Bu yüzden diyotları iyi anlamakta büyük Fayda vardır. Bir diyotun doğuşu, bir parça germanyum vey: on ile başlar. Germanyum kömürün, silikon ise kumun içinde bol miktarda bulunmaktadır. Dolayısıyla her iki maddenin de tükenmesi veya azalması gibi bir sorun yoktur. Germanyum ve silikonun diyot ve transistörlerde kullanılmasını ise, saflıkları değiştirildikik özellikler göstermeleridir. Özellikle saf silikon oda sıcaklığında iyi bir yahtkan olmakta, ısıtıldığında veya saflığı yabancı maddeler karıştırmak sureti ile bozulduğunda iyi bir iletken olmaktadır. İşte bu sebepten bu maddelere “yar-iletken” adı vetilmektedir. Daha da ilginç bir özellik, saflığı bozulan bu yarıiletken maddelerin, iletkenlik oranlarının da kontrol edilebilmeleridir. Silikon veya germanyuma tek bir çeşit madde karıştırıldığında, elektronların hareketleri sayesinde bir metal gibi iletken olmaları sağlanabilmektedir. Saf silikon veya germanyum bu şekilde “kirletildiğinde”, buna N-tipi madde diyoruz. Diğer bir çeşit kirletme metodu ile silikon veya germanyumun yapısındaki sadece pozitif parçacıkların hareketi ile iletken olması sağlanabilmektedir. Böyle maddelere de P-tipi madde adını veriyoruz. Kirletmenin oranını ayarlamak sureti ile yarı iletkenin iletkenlik derecesi istenildiği gibi ayarlanabilir. Gerçek hareket, bu her iki tipin aynı yarıiletken kristalinde oluşturulması ile ortaya çıkar. Örneğin P-tipi kristal üzerinde N-tipi, veya N-tipi kristal üzerinde P-tipi madde oluşturTulduğunda, bunların temas ettiği yüzeye eklem adı verilir ve her iki taraftan birer uç çıkarılırsa bir diyot elde edilmiş olur. P-tipi maddenin bulunduğu tarafa anot, Ntipi maddenin bulunduğu tarafa ise katot adı verilir. Bu şekilde elde edilen bir diyot üzetinde neler olup bittiğini gözleyemeyiz, fakat elimizde bazı ipuçları vardır. İki tip yarıiletkenin birbirleri ile temas noktasında pozitif parçacıklar ile negatif elektronlar birbirlerini çekerek birleşir. Böylece eklem yüzeyi bomboş kalır. Bu boş bölgeye “tahliye edilmiş” anlamına gelen “depletion” bölgesi adı verilir. Diğer bir deyişle bu bölgede elektriği iletebilecek parçacıklar yoktur ve Pile N tipi bölgeler arasında adeta izole bir sınır oluşmuş olur. (Resim 1)
Anıl GÜL
Bu teoriden yola çıkarak böyle bir yapının elektriği iletmeyeceğini varsayabiliriz. Bu varsayım yarı yarıya doğrudur. Peki neden yarı yarıya? Şimdi bunu açıklayalım. Resim 2'deki devreyi herhangi bir silikon diyot ile (1N4148) kuracak olursak neler olduğunu gözleyebiliriz. RI ve R2 dirençlerinden oluşan gerilim bölücü, 9 Volt'luk besleme gerilimini 0,5 Voltun altına düşürür. Normal olarak bu gerilim, 1 KOhm'- luk R3 direnci üzerinde 0,5 mA'lık bir akım oluşturacaktır. Ölçü aletini 5 mA kademesine aldıktan sonra şekilde SA ve 10A ile gösterilen noktalar arasına diyotu bağladığınızda, ö çü aletinin hiç akım göstermediğini gözleyeceksiniz. Diyotun uçlarını ters çevirdiğinizde de hiç bir şey değişmeyecektir. P ve N tipi bölgeler arasındaki izole sınır görevini yapmış ve elektrik akımının geçmesine engel olmuştur, Peki o zaman diyotların açık bir devreden farkı nedir? Bu özellikleri ile ne işe yararlar? Buna karar vermeden önce devreyi Resim 3'deki gibi değiştirelim. Aynı deneyi tekrar-
EKLEM
BÖLGE!
DEPLETİON
Sİ
Resim 1: Bir diyotun iç yapısı.