Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
Gerçi
Hildebrand şöyle dedi: “Ana-metnin kullanılması bir yandan oldukça kolay, ama öte yandan da basılı metnin çeşnisini ortaya çıkaran pek çok özelliğe benim alışabilmem için biraz zamana ihtiyacım var. Sözgelimi bir dizi yönlendirme aracılığıyla yazıcıyı her türlü manevraya ayartmak mümkün olmaktadır. Bu da önce < F7 > tuşuna basılmak suretiyle meydana gelmektedir. O zaman metnin ilgili noktasında ters bir S belirmektedir. Bunun ardından da anlamları bir yönlendirme-işaretleri tablosunda belirlenmiş olan bazı işaretlerin girişinin yapılması gerekmektedir. Bu tabloyu menü servisi ve yazıcı üzerinden incelemek ve değiştirmek mümkün olmaktadır. Ayrıca, seri mektuplar yazılabilmektedir. Ama bu konuda belli bir süre alıştırma yapmak zorundayız, çünkü biz data-türleri bağlamından bunun için gerekli olan bilgiden henüz yoksun bulunuyoruz. Sayfa formatlarının, bazı türlerinin, satır aralarının ve dipnotları ile başlıkların formüler menüsü aracılığıyla oldukça basit bir biçimde ayarlanması da ilgi çekici oluyor. Bu menünün her an için < Control + F > tuş kombinasyonuyla yönlendirilmesi mümkündür.”
Hildebrand açıklamasından sonra bir nefes almak istediğinde, ben de bakışlarımı masanın üzerinde gezdirmeye başladım. Bu sırada basımı tamamlanmış bir mektup ilişti gözüme. Ama masanın üstündeki diğer nesnelerle kısmen örtülmüş olduğundan bu mektuptan ancak bazı cümleler okuyabiliyordum: c. amery, kitaplarınızın dikkatimizi çekmesi üzerine (özellikle “hacılar” ve “kral projesi” başlıklı olanları) çok iyi tanıdığınız ortak bir dostumuz (h.g.w.) sizin gizli adresinizi verdi bize. Zaman yolculuğuna ilişkin gizin (büyük arcanum) size yabancı olmayacağını da kesin bir dille ifade etti. İzin verirseniz önce size içinde bulunduğumuz durumu be...” Tüylerim diken diken olmuştu: Acaba C. Amery şu ünlü yazar mıydı? Peki ya H.G.W.? Zaman yolculuğu tema'sı bağlamında ancak H.G. Wells söz konusu olabilirdi. Ama Wells öleli birkaç on yıl geçmişti -yoksa ölmemiş miydi? Merlin beni bu anlı, aynı zamanda da dehşet düşüncelerden uzaklaştırdı:
verici *“Tabif bu iki programın bizce cpey yardımı dokunuyor, ama Hildebrand ve Hadubrand kendi yazılım türlerine çok daha büyük umutlar lar.” Hadubrand onun sözünü kese rek dedi ki: “Programlama dili Ba- — sonra şunu daktilo etmeye başlad: sic ile denemelerimize daha ilk gün- 10 (140) AND 15:POK den başlamıştık ve çok sabır gösterip — 3280, I:PRİNT ;;;;; 3444 sıkı çalışarak bir gün kendi zamanı- GOTO 10 mıza dönmeyi mutlaka başaracağımı- Bunun ardından da RUN komuza tuyla bu küçük programı çalıştırdı. “Çok değişik komutların incelik- — Hadubrand'ın söylediğine göre, noklerini öğrenmek ilkin bize çok güç ge- — talı virgüllerle boş işaretlerin uygun liyordu. Böylece girişimlerimiz kimi — bir kombinasyonu yoluyla çerçeve o zaman aygıtın büsbütün işlememesiy- — şekilde biçimlendirilebilirdi ki, renkli le ve pek çok hata bildirimleriy şeritler neredeyse hareketsiz dururlarnulanıyordu. Ama sonraları daha dı. O bunları söylerken ben de ekratematik çalışmaya başladık: Hildeb- — nın hemen hemen hipnotize edici etrand el kitabını sayfa sayfa inceledi, — kisinin bilincine varıyordum giderek, ben de içinde yeni başlayanlar için — Başımı döndürmüş olan monitörden Basic-kursunun basılı olduğu bütün — kendimi zorla ayırdım, aceleyle ve 64'ler dergilerini tedarik ettim kendi- — özür kelimeleri mırıldanarak veda etme. tim onlara. O günden bu yana yak- Bundan sonra da programlama işi- laşık bir hafta geçti. Bir kaç kez Merni kolayca öğrenebildim. Bu sırada — lin ile telefonda görüştüm. Ama Merise daima bilgi alışverişinde bulun- — lin'in konuşması her defasında büyük duk. Şimdi biz fiilen gece ve gündüz — bir acele içinde olduğu izlenimini vedeney yapmakla uğraşıyoruz, eğer riyordu. Merlin her üçünün de sıkı ve herhangi bir zamanda, geniş kapsam- — yorucu bir deney yapacaklarını açıklı yazışmalarımız sayesinde dönüş so- — ladı. Dün de “gedik açma” aşamarunumuza bir çözüm bulamayacak — sına ulaşmak üzere olduklarını duyolursak, bu durumda sorunu büyüle — muştum kendisinden. Bu gece bizim programı birleştirmek suretiyle çöz- — semtimiz şiddetli bir patlamayla sarmeyi sıldı. Telâşa kapılarak sabah erken- Hadubrand sözlerini hitirdikten — den dostumun evine koştum. Yerde, evin bulunduğu noktada derin bir delik açılmıştı. Kaza sonucu mu olmuştu bu? Her üçünden ise hiç bir iz yoktu ve genel olarak bütün belirtiler dikkate alındığında bir patlama ,2 işaret etmiyordu bunlar. Durum daha çok şöyle bir izlenim bakıyordu: Sanki evin bulunduğu yerde ansızın bir boşluk (vakum) olmuştu ve çevredeki nesneler bu boşluk tarafından emilmişlerdi. Acaba onlar gerçekten de büyü ile bir bilgisayar bilimlerini birleştirip başarmışlar mıydı gerçekleştirmek istediklerini? Fakat kafamı bulandıran bir şeyler var: olup bitenlerden altüstü olmuş bir halde, bugün öğleden sonra öteden beri tanıdığım bir sahafcı dükkanına gittim ve orada dağınık bir zihinle raftaki kitapları karıştırmaya başladım. Eski bir kitap aldım daha sonra: Kitabın baskı tarihi yoktu, ama herhalde birkaç yüzyıl önce yazılmış olmalıydı bu kitap ve Latin dilinde kaleme alınmıştı. Kitabın başlığı Almanca “Zaman” anlamına gelen “Tempus” idi ve Theodorus Mağgis Silva adını taşıyan bir tarafından yazılmıştı. Bu ad isebiraz iyi eodor Mehrwald olarak dilimize çevrilebilirdi.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
rek dedi ki: “Programlama dili Ba- — sonra şunu daktilo etmeye başlad: sic ile denemelerimize daha ilk gün- 10 (140) AND 15:POK den başlamıştık ve çok sabır gösterip — 3280, I:PRİNT ;;;;; 3444 sıkı çalışarak bir gün kendi zamanı- GOTO 10 mıza dönmeyi mutlaka başaracağımı- Bunun ardından da RUN komu- za tuyla bu küçük programı çalıştırdı. “Çok değişik komutların incelik- — Hadubrand'ın söylediğine göre, nok- lerini öğrenmek ilkin bize çok güç ge- — talı virgüllerle boş işaretlerin uygun liyordu. Böylece girişimlerimiz kimi — bir kombinasyonu yoluyla çerçeve o zaman aygıtın büsbütün işlememesiy- — şekilde biçimlendirilebilirdi ki, renkli le ve pek çok hata bildirimleriy şeritler neredeyse hareketsiz dururlar- nulanıyordu. Ama sonraları daha dı. O bunları söylerken ben de ekra- tematik çalışmaya başladık: Hildeb- — nın hemen hemen hipnotize edici et- rand el kitabını sayfa sayfa inceledi, — kisinin bilincine varıyordum giderek, ben de içinde yeni başlayanlar için — Başımı döndürmüş olan monitörden Basic-kursunun basılı olduğu bütün — kendimi zorla ayırdım, aceleyle ve 64'ler dergilerini tedarik ettim kendi- — özür kelimeleri mırıldanarak veda et- me. tim onlara. O günden bu yana yak- Bundan sonra da programlama işi- laşık bir hafta geçti. Bir kaç kez Mer- ni kolayca öğrenebildim. Bu sırada — lin ile telefonda görüştüm. Ama Mer- ise daima bilgi alışverişinde bulun- — lin'in konuşması her defasında büyük duk. Şimdi biz fiilen gece ve gündüz — bir acele içinde olduğu izlenimini ve- deney yapmakla uğraşıyoruz, eğer riyordu. Merlin her üçünün de sıkı ve herhangi bir zamanda, geniş kapsam- — yorucu bir deney yapacaklarını açık- lı yazışmalarımız sayesinde dönüş so- — ladı. Dün de “gedik açma” aşama- runumuza bir çözüm bulamayacak — sına ulaşmak üzere olduklarını duy- olursak, bu durumda sorunu büyüle — muştum kendisinden. Bu gece bizim programı birleştirmek suretiyle çöz- — semtimiz şiddetli bir patlamayla sar- meyi sıldı. Telâşa kapılarak sabah erken- Hadubrand sözlerini hitirdikten — den dostumun evine koştum. Yerde,
evin bulunduğu noktada derin bir de- lik açılmıştı. Kaza sonucu mu olmuş- tu bu? Her üçünden ise hiç bir iz yok- tu ve genel olarak bütün belirtiler dik- kate alındığında bir patlama ,2 işaret etmiyordu bunlar. Durum daha çok şöyle bir izlenim bakıyordu: Sanki evin bulunduğu yerde ansızın bir boş- luk (vakum) olmuştu ve çevredeki nesneler bu boşluk tarafından emil- mişlerdi. Acaba onlar gerçekten de büyü ile bir bilgisayar bilimlerini bir- leştirip başarmışlar mıydı gerçekleş- tirmek istediklerini? Fakat kafamı bulandıran bir şeyler var: olup biten- lerden altüstü olmuş bir halde, bugün öğleden sonra öteden beri tanıdığım bir sahafcı dükkanına gittim ve ora- da dağınık bir zihinle raftaki kitap- ları karıştırmaya başladım. Eski bir kitap aldım daha sonra: Kitabın bas- kı tarihi yoktu, ama herhalde birkaç yüzyıl önce yazılmış olmalıydı bu ki- tap ve Latin dilinde kaleme alınmış- tı. Kitabın başlığı Almanca “Zaman” anlamına gelen “Tempus” idi ve Theodorus Mağgis Silva adını taşıyan bir tarafından yazılmıştı. Bu ad ise- biraz iyi eodor Mehrwald olarak dilimize çevrilebilirdi.