Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 17
Yazıları çözebilmek ve talimatnameyi anlayabilmek için bir sözlük satın almak zorunda kaldım.” Allen'in hızlı otomobillere ilişkin tutkusu onun Videoscape ile yaptığı videolara da damgasını vurmuş durumda. Yukarıda sözü edilen film-ön kılavuzu buna örnek gösterilebilir. Kırmızı renkli Lotus Esprit en ünlü Videoscape objesi ve data olarak orijinal disketlerde bulunuyor. Tabii yatık spor araba da pek çok demo-resimlerinde görülebiliyor. Ama Allen'in Lotus'ta karar kılması bir rastlantı sonucu olmamış. Allen bunu şöyle dile getiriyor: “Aslında kendi Porsche'mi almayı tercih ederdim. Ama öteki bütün spor arabalar gibi Porsche'nin de camları dışbükeydir. Bu denli ince yuvarlaklıkları Videoscape ilk versiyonda henüz işleyemiyordu. Bu durumda Lotus'ta karar kıldım, çünkü onun camları düzdü. İşin bütün sırrı burada yatıyor. Ama 2.D versiyonu yuvarlaklıklara da egemen olabiliyor. Belki bir gün kendi Porsche'mi obje olarak koyarım Videoscape'e.” Allen'in bir diğer hobisi de müzik. Videoları için kendi ses şeritlerini yazmayı çok arzu ediyor: “Bu sadece zevk vermekle kalmıyor, müzik parçalarının telif hakkından doğan sorunları da ortadan kaldırmış oluyor. Ben bugüne kadar başka sanatçıların şarkılarından aldığım kısa parçaları kullanmakta devam ediyorum. Müziği plaklardan aldığımda belli bir uzunluktan itibaren bunun için eserin müellifine para ödemek zorundayım. Oysa kendi müziğim filmdeki sahnelere daha uygun düşebilirdi. Ne yazık ki, uzun ses bantları oluşturmaya ve kaydetmeye zamanım olmuyor.” Bu sözleriyle Allen herhangi bir şey için zamanı olmadığını ilk kez dile getirmiş oluyor. Ama Allen'in kendisi zaman yokluğuna ilişkin sözler duymak istemiyor. “Her şeyi aynı anda yapmak zorunda değil insan, öyle değil mi?” diye soruyor. O henüz 2.D versiyonu üzerinde çalıştığı halde 3.D Videoscape'i için pek çok fikir üretiyor. Bu versiyon tabii ki kusursuz olmalı ve tam zamanında ortaya çıkmalı diye düşünüyor. Ancak o zaman Allen'in başka projeler için zamanı olacak. “Daha yapılacak bir yığın iş var. Bazı program bölümlerini C dilinden çeviriciye (Assembler) geçirerek yeniden yazdım. Videoscape'i daha hızlı yapabilmek için başka bazı bölümleri de değiştirmiş olacağım. Bir diğer tasarı da Videoscape'i MC 68020'li bir turbo-kartına uyarlamak. Böylelikle animasyonları gerçek zamanda programlamak mümkün olabilecek. Ve eğer başka bir bilgisayara geçecek olursam Mac II üzerinde programlama yapmak isterdim. Ama henüz uzak bir ihtimal bu.”
Allen Hastings'in sahip olduğu türden bir Porsche 928 saatte azami 260 km hız yapıyor. ABD'nde ise otoyollarda saatte ancak 88 km hıza izin veriliyor. Acaba Allen kimi zaman bu limiti aşıyor mudur?
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 16
Lotus başka bir perspektiften Videoscape'in avantajlarını açığa vuruyor. Eğer bir obje bir defa verilmişse onu düşünülebilecek bütün bakış açılarından gözlemlemek mümkün oluyor.
maşık bir program için hiçbir pazar şansı diyor Allen ve devam ediyor: “Electronics Arts'a göre Videoscape çok profesyonel bir programdı. Programın geri çevrilişi içinde olan Deluxe Video'dan kaynaklanmaktaydı muhtemelen. Bu durumda Electronics Arts iki masaüstü video programını sunmuş olacaktı. Electronics Arts'ın olumsuz yanıtından sonra ise her şey çok çabuk olup bitti. Videoscape'ten söz edildiğini duymuş olan Aegis iyi bir sözleşme önerisinde bulundu bana.”
leri gündeme getirmişti. Hobisi ikinci bir mesleğe dönüşmeye başladı. Programın teslimi için öngörülen süre ve Allen'in kendi hırsı onu programlama yapmaya daha çok zaman ayırma konusunda zorlamaktaydı. Ama Allen Lockheed'deki mesleğini bırakmak istememekteydi. Bu konuda vardığı kararı şu sözlerle temsillendiriyor: “Bu benim için kesinliği olmayan bir durumdu, bugün de öyledir.” Yapmış olduğu sözleşmenin pürüzlü yönü Allen'in, Aegis tarafından devamlı olarak istihdam edilmiş olmamasıydı. Aegis yalnızca Videoscape'in satılmasını üstüne almakta ve Allen'e satıştan belli bir yüzde ödemekte. Bu durumda Allen'in hiçbir sabit ücreti yok. Eğer Videoscape'in satışı herhangi bir zaman kötüye gidecek olursa Allen de gelirden yoksun kalacak. İşin mali yönü Allen'in yaşamını serbest programcı olarak sürdürmemesinin nedenlerinden sadece biri. Allen şöyle diyor: “Benim şimdiki işim çok ilginç. Gizli projeler üzerinde duruyoruz. Ama bunları anlatmaya ne yazık ki izinli değilim. Şu sıralar uydular tasarımıyla (Design) uğraşıyorum. Pek çok bilgisayarla çalışıyoruz, örneğin Workstation'lar, PC'ler, AT'ler Allen burada sözüne yalancıktan bir ara veriyor ve yaramazca gülümsüyor... ve bir AMIGA 1000. Tahmin et bakalım, bunu kim kullanıyor?” Bir programcı olarak yaşamak Allen'in bugüne kadar oldukça hoşuna gitti. Videoscape'e çok zaman ve enerji harcadı. Bundan gurur duyduğu ise açıkça belli oluyor. Kendisi de Videoscape ile çalışmakta ve bunu yetkin bir animasyon programı haline getirmeyi arzulamakta: “Videoscape benim yaşamımı değiştirdi. Her zaman hayalini kurduğum filmler yapabilirim şimdi. Kamera çevrinmeleriyle ve uçuş sahneleriyle ilgili pek çok deney yaptım. Videoscape ile çalışırken beni rahatsız eden ve değiş-
Masaüstü Videosu Nedir?
Masaüstü videosu ilkin AMIGA ile bağlantılı olarak ortaya çıkan bir teknik terimdir. Bu terim video ile bilgisayar arasındaki ilişkiyi tanımlamaktadır. Videolar için trüklü filmler bilgisayar üzerinde üretilmektedir.
Kavramın kökeni yetmişli yılların başlarına, bilgisayarların henüz büyük ve pahalı oldukları bir zamana uzanır. İlk verim yeteneği yüksek bilgisayarlar yazı masası üzerinde yerlerini aldıklarında bunları büyük bilgisayarlardan ayırmak için “Desktop-Computer” (Masaüstü bilgisayarları) olarak adlandırmışlardı. Bu kavram bugün eskimiş olup yerini “Kişisel bilgisayar” terimine bırakmıştır. Bu düşünceye seksenli yılların ortalarında yeniden el atılmıştır. “Desktop Publishing” (Masaüstü
Yayıncılığı'nda, bir basımevinin görevlerini kişinin kendi bilgisayarında yerine getirmesi öngörülmekteydi. Masaüstü video bundan doğmuştur. Türlü filmlerin pahalı malzemeli bir stüdyoda çekilmesi yerine aynı şeyin bilgisayarda gerçekleştirilmesi söz konusudur.
Masaüstü videonun hedeflerinde ise bir belirsizlik göze çarpmaktadır. Kimileri sinemada gösterilenlerle aynı kalitede olan bilgisayar filmlerinin hayalini kurarlarken, örneğin Allen Hastings gibi kimileri ise böylesi bir iddia ile ortaya çıkmıyorlar. Allen Hastings şöyle diyor: “Masaüstü video video-kameranın enfes bir tamamlayıcısıdır. Benim dostlarımdan pek çoğu, ki bunlar bir hobi olarak film yapıyorlar, şimdi bilgisayarda örneğin film-ön kılavuzları (intro) hazırlıyorlar. Önceleriyse bir kara tahta alırlar ve üzerine tebeşirle neyin nerede çekiminin yapılacağını yazarlardı. Filmin en cansıkıcı bölümü buydu. Şimdi metin küçük bir hileli sahne eşliğinde ekran üzerinde akıp gitmektedir. Bu tür sahnelerin kalitesi sinemadakilerle elbette karşılaştırılamaz. Ayrıca, neden karşılaştırılsınlar ki? Adaylar tarafından bizzat çekilmiş videolar “Rüzgar Gibi” gibi film klasikleri kadar iyi olmamıştır hiçbir zaman. Aynı şekilde, Videoscape ile çekilen uzay savaşları da “Yıldızlar Savaşı”ndaki sahneler kadar iyi olmayacaklardır. Önemli de değildir bu. İlginç olan şey insanın bunu kendisinin gerçekleştirmesi ve kendi düşüncelerini gerçekliğe kavuşturmasıdır, mutlak yetkinliği tırmem gereken şeyleri not alıyorum. Ben sürekli olarak yeni fikirlerin ve uyarıcıların peşinden koşmaktayım. Öyle ki, kimi zaman sokakları arşınlıyor, insanları ve nesneleri gözlemliyor ve kendi kendime şunu soruyorum: Bunu Videoscape ile göz önüne serebilir miyim?” Bilgisayarlar Allen'in günlük yaşamının büyük bir bölümüne egemen olmuş durumda. Buysa onun özel yaşamında birtakım sorunlar da ortaya çıkarıyor. “Lockheed'in akşam vardiyasında çalıştığımdan yaşamımın akışı hafta arasında çok karmaşık oluyor. Yani saat 16'da işe gidiyor ve gece yarısı dönüyorum işten. Da çoğu kez sabahları dörde kadar programlama yapıyorum. Kız arkadaşımla birlikte yaşadığımdan çok zor bir durum bu. Neyse ki kız arkadaşım benim hobimi paylaşıyor. Örneğin Videoscape'te en son değişiklikleri test ediyor, videolarımdan pek çoğunun kurgusunu yapıyor ve seslendiriyor. Müthiş bir buluş yeteneğine sahip bir insan aynı zamanda. Söz gelimi benim en yeni film-ön kılavuzuma ilişkin fikir ondan çıktı. Burada kırmızı renkte bir Lotus'un büyük bir hızla yol aldığı görülüyor. Araba birden kendi ekseni çevresinde savrulup doğrudan kameranın üstüne gelmeye başlıyor. O zaman plakada şu kelimeler okunuyor: Bir Allen Hastings Filmi. Kız arkadaşım ve ben ne yazık ki ancak hafta sonlarında birbirimiz için gerçekten zaman ayırabilmekteyiz. O zaman bol bol geziyor, otomobille kırlara çıkıyoruz ya da evde rahatımıza bakıyoruz.” Allen yeterince zamanı olduğunda başka bir hobiyle daha uğraşıyor: 8 silindirli, hızlı otomobilleri seviyor o. Özel yaşamında kullandığı araba Almanya'dan getirtilmiş bir Porsche 928. Allen şöyle diyor: “Bir Amerikan versiyonu değil, gerçekten orijinal bir Porsche idi istediğim. Ama ABD'de bunu elde etmek mümkün değil. Bu durumda onu doğrudan Almanya'dan getirtebilmem çok dolambaçlı yollardan oldu. Bu otomobili ABD'ye sokmak hiç de kolay değildi. Ama otomobil nihayet evimin önüne geldiğinde gerçekten mutlu olmuştum. Ancak, daha içine adımımı atar atmaz sorunlar da başlamış oldu, Tüm donatım mekanizması tabii ki Almanca yazılmıştı. Oysa ne ben ne de dostlarımdan herhangi birisi tek kelime Almanca biliyorduk. Hangi düğmenin ne anlama geldiği hakkında hiçbir bilgim yoktu.