The Pawn

THE PAWN

Geçen ay çözümünü yayınlamaya başladığımız The Pawn'ı, bu ay kalan kısmının çözümünü vererek bitiriyoruz. Daha önce bindiğiniz asansör aşağıya inerek durunca SLIDE THE DOOR OPEN komutuyla asansörün kapısını açın ve güneye doğru gidin. Birden madenin tavanı yıkılacak ve ufak çapta bir göçük meydana gelecektir. Neyse ki başınızdaki baret sayesinde bu sefer de kesin ölümden kurtulacaksınız. Şimdi geldiğiniz yer kurşun madeni ve karşınızda bir kurşun damarı durmaktadır. GET THE LUMPS yapmayı deneyin ve başarısız olduğunuzu görün çünkü kurşunu elinizle almanız mümkün değildir. Öyleyse küçük küreğimizi kullanarak GET THE LUMPS WITH THE TROWEL yapalım. Böylece kurşun yığınlarından biraz alabilirsiniz. Şimdi kurşunu da aldığımıza göre kuzeye giderek asansöre geri dönebiliriz. Yine asansöre girip birinci düğmeye basın ve asansörle yukarı çıkınca tekrar kapıyı açın. Asansörden çıktıktan sonra (güneye giderek), güneydoğuya yani yol kesimine (crossroads) gelin. Buradan üç kez doğuya giderek oy verme odasına gelin. Grafiğe bakarsanız büyük bir oy sandığı göreceksiniz. Bu büyük sandık Gringo Baconburger'e oy vermek içindir. Ayrıca bir tane de ufak oy sandığı var burada. Hemen oy veremiyoruz. Şimdi batıya dönüp oradan kuzeye gidelim. Geldiğiniz yer Gringo Baconburger'in ofisi. LOOK UNDER RUG diyerek halının altına bakarsanız bir kasa bulacaksınız. Evet bir kasa ve maalesef kilitli. Acaba bu kasayı neyin açabileceğini tahmin ediyorsunuz. Tabii ki mavi anahtar. Şimdi Prenses'i kulede bırakmakla daha iyi yaptığımızı sanırım çok iyi anlayacaksınız. Bu arada Prenses'i de nişanlısı Prens Malcolm nasıl olsa kurtaracaktır. Bu arada biz kendi işimize bakalım. Kasayı OPEN THE SAFE BLUE KEY komutunu vererek açınca mavi anahtar kaybolacaktır. SEARCH THE SAFE ile kasayı araştırın ve oy pusulasını bularak GET THE BALLOT PAPER yapın. Şimdi oy verebiliriz. Güneye ve doğuya giderek sandığa gelip VOTE FOR GRINGO yazarsanız bilgisayar “HOW?” diye soracaktır. Bunun üzerine PUT THE PAPER IN THE LARGE BOX yazın. Böylelikle 40 puan daha alarak oyunu bitirmeniz için gereken 350 puana bir adım daha yaklaşmış oluyorsunuz. Eğer Prenses'i kurtarmış olsaydınız bu kahramanlığınız karşısında alacağınız puan 0 olacaktı. Ağaçta yapmamız gereken işler bu kadar. Bu nedenle iki kere batıya, iki kere yukarıya, bir kere batıya ve aşağıya giderek ağaçtan inin. Sadık atınızı hâlâ sizi bekler durumda bulmak eminim sizi mutlu edecektir. Hemen GET ON THE HORSE yaptıktan sonra iki kere doğuya gidin. Sonra kuzeye dönün ve batıya yani yeşil ovaya gelin. Ovada, arabası çeşitli satılık eşyayla dolu olan Dürüst John ile karşılaşacaksınız. Paranız var, o halde GET OFF THE HORSE ve BUY THE WHISKY BOTTLE AND THE BEER BOTTLE WITH THE COIN komutunu verin. Bu alışveriş karşısında Dürüst John size teşekkür edecek ve alışverişten memnun olduğunu belirtecektir. Tekrar atımıza GET ON HORSE ile binerek kuzeye doğru yol alalım. Yine tepenin eteğine gelmiş bulunmaktayız. Bundan sonra gideceğimiz yer küçük mağara (CLIMB ROCK, E, E, E, D). Mağaraya gelince ağaçtan inin ve kuzeye gidin. Burada Gringo Baconburger'in propagandasını yapan ilginç bir politik poster bulacaksınız. Ayrıca küçük mağaranın güneyinde de çok tuhaf bir kapı bulunuyor. Fakat henüz burada yapacağımız bir şey yok. Biz yine posterin bulunduğu yerden kuzeye giderek laboratuvara gelelim. Laboratuvarda karşımıza üç tane deli simyager çıkacaktır. Bu adamlar kurşunu bakıra dönüştüren sırrı satacağı korkusuyla kimin dışarı gidip yemek alması konusunda ateşli biçimde tartışıyorlar. Tam bu sırada odaya sizin girmenizle birlikte eğer onlara yiyecek bir şey verirseniz size altın vereceklerini vaat ediyorlar. GIVE RICE TO THE ALCHEMISTS ile pirinçleri simyagerlere verelim. Daha sonra madende bulduğumuz kurşunu kapıp kayboluyorlar. Altın falan da vermiyorlar fakat skorumuzda altın kadar değerli olan 30 puanlık bir artış oluyor.

Yalnız başımıza kalıp laboratuvarı incelerken LOOK IN THE FLASKS ile değişik bir içecek buluruz. İsterseniz bunu içebilirsiniz üstelik tadı da çok güzel fakat skorunuza hiçbir faydası dokunmayacaktır. Şimdi kuzeydoğuya, simyagerlerin deposuna gelin. Burada değişik eşyaların içinde bir aerosoul bulunmakta. Hemen bunu GET THE AEROSOUL yaparak alın. Ayrıca depoda bazı eski kitaplar var. Bunları okumak için değişik bir komut vermek gerekiyor. CAST A SPELL ON THE TOMES ile biraz sihir kullanırsanız (Büyük olasılıkla, bunu yapabileceğinizden haberiniz yoktu herhalde?) kitap açılacaktır. Eski kitabı okudukça Kronos ile Şeytan arasındaki anlaşmayı öğreniyorsunuz. Kronos güçlerine karşılık ileride kendi ruhunu vermeyi kabul etmiştir ama şimdi bunu yapmayı reddetmektedir. Bunun yerine üç kişinin ruhunu şeytana verirse kendisini kurtaracağı da kitapta anlatılmaktadır.

Buradaki işimiz de bittiğine göre depodan güneybatıya ilerleyip kuzeybatıdan çıkın. Batıdaki bir boşluktan sızan ışığa doğru ilerleyin. Uçurumun kenarına gelecek ve ipten yapılmış bir köprü göreceksiniz. Köprü hiç de sağlam gözükmemektedir, ancak üzerinden geçmeye mecburuz. Kuzeye giderek köprüyü geçmeye başladığımızda köprü çatırdayıp gıcırdayarak alarm verse de siz kuzeye doğru ilerlemeye devam edin. Sonunda uçurumun diğer yamacına varacaksınız. Burada kuzeybatı ya da kuzeydoğu olarak iki ayrı yöne gidebilme seçeneğiniz var. Önce kuzeydoğuya gidelim. Dağın içinde bir tünele gireceksiniz. Kuzeye gidin ve duvarı yeni kağıtlanmış bir odaya gelin. Duvarın üzerinde yaslanmamanız için bir uyarı göreceksiniz ('DO NOT LEAN ON THIS WALL"). Bu odada ayrıca bir dolap var. OPEN THE CUPBOARD ve LOOK IN THE CUPBOARD ile dolabın içinde bir kanca bulacaksınız. Bu kancayı THE ROPE TO THE HOOK ile asansörde bulduğunuz ipi kancaya bağlayın. Bu noktada size tekrar durumunuzu kaydetmenizi tavsiye ediyorum, çünkü burada yapacağınız yanlış bir hareket yüzünden ölebilirsiniz. TEAR THE PAPER WALL WITH THE TROWEL komutuyla duvar kağıdını yırtın ve GET ROPE ve CLIMB THROUGH THE HOLE komutlarıyla boşluktan içeri girerek ipe tırmanın. Şimdi yanlış bir komut yüzünden cehenneme düşebilirsiniz. Çok dikkatli olarak DOWN komutu ile aşağıya doğru iple aşağıya kayın. Burada ipi bırakırsanız kayanın üzerine atlayarak yolunuza devam edebileceksiniz. Bu yüzden DROP THE ROPE komutunu verin. Hiçbir şey olmayacak ve doğuya devam edebileceksiniz. Doğuya ilerlediğinizde dev bir kapıya uzanan bir pasaja varacaksınız. Kapıyı üzerindeki tokmakla çalalım yani KNOCK THE DOOR WITH THE KNOCKER. İçerdeki birisi size tuhaf bir cevap verecektir. Siz yine KNOCK THE DOOR WITH THE KNOCKER ile kapıyı bir kere daha çalın. Yine içeriden saçma sapan bir yanıt alacaksınız. Siz kapıyı çalmaya devam edin. Cevap hâlâ aynıdır. Son kez yani dördüncü defa kapıyı çalınca sabrınızın mükafatını alacaksınız ve kapı açılacaktır.

NUR * iy * * "yanlış : sı

— Mya

Kapıyı size açan vatandaş girişi koruyan nöbetçidir. Eğer LOOK AT THE PORTER ile nöbetçiyi inceleyecek olursanız iyice sarhoş olduğunu ve şişesinin bomboş olduğunu fark edeceksiniz. Bu adam size sevimli gözükse de aslında şeytanın hizmetçilerinden birisidir ve onu etkisiz hale getirmezseniz geçmenize izin vermeyecektir. O zaman biz de ona GIVE THE WHISKY BOTTLE TO THE PORTER diyerek viski şişesini takdim edelim. Böylelikle nöbetçi teşekkür ederek geçmemize imkan tanıyacaktır. Doğuya giderek boşluğa girin ve aşağıya inin. Bu arada sıcaklık sürekli artmaktadır. Boşluktan aşağıya indiğinizde kuzeye gitmelisiniz. Böylelikle geldiğiniz odada piyanonun başında hit şarkısı “Ateşin Dev Topları”'nı söylemekte olan Jerry Lee Lewis ile karşılaşacaksınız. Dikkatli baktığınızda üzgün ve rahatsız olduğunu görerek ona da GIVE THE BEER BOTTLE TO JERRY LEE LEWIS ile bira şişesini vermenin yararınıza olacağını hemen anlayacaksınız. Bunu yapınca kendisi size teşekkür edecektir. Bu sırada skorunuz da sıcaklıkla birlikte artmaya devam etmektedir. Şimdi biraz ciddi işler yapmanın zamanı. Önce güneye sonra da doğuya doğru ilerleyin. Ancak doğuya gelir gelmez taşıdığınız beyaz ışık odada yansıma yapacak ve her taraf bembeyaz olacaktır. Bu durumda ilerlemeniz de imkansızdır. Yapılması gereken şey beyaz ışığı saklamaktır. Bunu da PUT WHITE IN THE POUCH komutyla başarabiliriz. Ancak doğuya gitmeden önce CLOSE THE POUCH çantayı kapatmayı unutmayın. Artık doğuya sonra da kuzeye, ufak bir mağaraya gidebiliriz. Buraya geldiğinizde biraz korkabilirsiniz çünkü mağara pek çok kötü ruhlarla dolu (Elbette korktuğunuz şey bu kötü ruhların kendisi değil fakat bu kadar ilerledikten sonra bunlar tarafından öldürülüp oyunu son kaydettiğiniz yerden buraya kadar tekrar gelmektir.) Bu kötü ruhlar duvardaki kancalara asılmış başsız cesetlerden seçtikleri leşleri kemirerek beslenmektedirler. Güneydeki çıkışın yanında bir buzdolabı durmaktadır. Sakın bu buzdolabını açmayın ama çok merak ediyorsanız içinde ne olduğunu ben söyleyeyim. Buzdolabında kancalara asılı cesetlerin kesik başları durmaktadır ve buzdolabını açar veya güneye gidecek olursanız sizin başınız da onların arasındaki yerini alacaktır. Bu yüzden doğuya gidin. Şimdi cehennemin tam ortasına gelmiş bulunmaktasınız. Yüksek bir tahtın üstünde oturmakta olan şeytan size korkunç ve ürkütücü gözleriyle bakmaktadır. Şimdi şeytana Kronos hakkında soru soralım. ASK THE DEVIL ABOUT KRONOS sorusu üzerine şeytan Kronos için hiç de iyi şeyler düşünmediğini anlatacaktır. Bundan sonra ASK THE DEVIL ABOUT THE WRISTBAND sorusunu soralım. İşte bu çok iyi bir soru. Şeytan size eğer ona büyücü Kronos'un ruhunu getirebilirseniz sizi kelepçenizden kurtaracağını anlatacaktır. Bu zor görevde size yardımı olması için şeytan size kristal bir şişe verecektir. Şeytan sözlerini bitirirken görevinizi yapmanız için yaşayanların dünyasına dönmenizin vaktinin geldiğini ve ileride sizi tekrar geri çağırana kadar orada kalacağınızı ekleyecektir. Anında GET THE BOTTLE yazarak öldürücü iksiri alır almaz şeytan sizi köprünün başına geri yollayacaktır. Hemen OPEN THE POUCH yapıp GET THE WHITE ile beyaz ışığı alın. Tekrar kuzeye iki kere gittikten sonra bu sefer kuzeybatı girişine gidin. Dikkat! Göz kamaştırıcı bir hazine ile dolu büyük bir salona geldiniz. Hazine dağının tepesinde son derece çirkin ve aç bir ejderha durmaktadır. Ejderha size bakarak şunu söyleyecektir “ah, sonunda öğle yemeğim geldi.” Burada hızlı hareket edip ejderhanın dikkatini başka bir yöne çekmelisiniz. Bunu da şu komutla getirmeniz mümkün: SHINE WHITE AT SHADOWS. Bu zaten gözleri oldukça bozuk olan ejderhanın başka yere bakmasını sağlayacaktır. Hiçbir şey görmediğini ve sizi yiyeceğini söyleyince de POINT AT SHAPES deyince kanatlı canavarı geçebilirsiniz. Şimdi kuzeye gidin. Şimdi büyücünün dükkanına varmış bulunuyorsunuz. Evet, yaşlı Kronos burada saklanmaktadır. Üstelik sizi karşısında bulmanın şaşkınlığı içinde size merakla bakmaktadır. Burada hiç zaman kaybetmemeliyiz. THROW THE POTION BOTTLE AT THE MAGICIAN ile şeytanın verdiği şişeyi fırlatıyoruz. Ve bizi piyon olarak kullanan yaşlı kurt Kronos'un gözlerinizin önünde kırılan şişeden çıkan sihirle yok oluşuna tanık oluyoruz. Ancak yok olmadan evvel ruhunu ele geçirmeliyiz. Bu nasıl olacak? GET THE AEROSOUL ve PRESS THE NOZZLE komutlarıyla Kronos'tan geriye kalan dumanı alıyoruz. Skorumuz da yine artmaya devam ediyor. Buradan ayrılmadan önce Kronos'un elbiselerini almamız gerekiyor. LOOK AT THE CLOTHES ile elbiseleri incelediğinizde siyah bir pelerin, sivri uçlu bir şapka ve bir asa bulacaksınız. WEAR THE CLOAK AND THE POINTY HAT. GET THE WAND ile bunları alıp giyin. Bunu yapmamızın sebebi dönüşte ejderhayı aldatıp kolayca önünden geçmektir. Hatırlarsanız zaten gözleri hiç de iyi görmemektedir. Böylece Kronos kıyafetinizle büyücünün odasından ayrılıp güneye doğru gidelim. Ejderha, önünden geçerken size

“Beni beslediğiniz için teşekkürler, büyük büyücü” diyecektir. Burada fazla oyalanmayalım ve güneydoğuya köprünün ucuna dönelim. Şimdi tekrar az önce gittiğimiz yoldan şeytanı tekrar ziyaret etmeliyiz. Bu kısa tekrarı anlatmayacağım herhalde, becerirsiniz. Şeytanın huzuruna tekrar çıktığınızda ilk olarak SHOW THE AERO-SOUL TO THE DEVIL komutunu verin. Şeytanın gözleri parlayacak ve çıkan ışık kolunuzdaki kelepçeyi eriterek birkaç saniyede işe yaramaz bir metal parçası haline getirecektir. Anlaşma artık iki taraflı olarak yerine getirilmiştir. Tamam işte. Kelepçeden kurtuldunuz. Daha fazla soru sormadan gitmeniz iyi olur, yoksa şeytan sizi öldürüp hizmetine alarak mükafatlandıracaktır. Aynı şekilde geldiğimiz yoldan geri dönelim (ipe tırmanırken sakın UP deneyin, GET THE ROPE, CLIMB UP THE ROPE komutlarını verin). Dönüşte ne nöbetçi ne de başka bir şey size sorun çıkarmayacaktır. Şimdi skora bir göz atalım. 345 puanınız var ve oyunu bitirebilmek için 35900 puana ulaşmalısınız. Acaba neyi unuttuk? Evet, unuttuğumuz bir şey var. Simyagerlerin laboratuvarının güneyinde çok tuhaf bir kapı vardı. Hatırladınız mı? Belki şimdi oraya gitmeliyiz. Köprüden geçip küçük mağaranın bulunduğu yere gelin. Buradan itibaren güneye gidince dar koridor aydınlanacak ve tuhaf kapının önüne geleceksiniz. Skorumuz hâlâ 345. Şimdi aynen şu komutu verin: PLANT THE PLANT IN THE POT WITH THE TROWEL. Bitkiyi saksıya dikince skorunuz 350'ye ulaşmıştır. Evet, şimdi kapılar... KNOCK ON THE DOOR yapın. İçeriden bir ses kelepçenin kolunuzda olup olmadığını soracaktır. Bu soruya cevap olarak SAY, NO, I AM NOT WEARING THE WRISTBAND yazın. Kapı açılacaktır. Kapıdan içeriye girin. Şimdi kendinizi tamamen oyuna yabancı, değişik bir odada bulacaksınız. Duvarların her yerine printer kâğıtları asılmış ve bir vantilatör sigara tablalarındaki külleri bilgisayarın ve diğer cihazların üstüne doğru üflemektedir.

Şu anda The Pawn'ı yaratan programcıların odasına girmiş bulunuyorsunuz. Programcılardan birisi size bir printer çıktısı verecek ve bunu düzeltmenizi isteyecektir. Sonra da hepsi oyunu bitirişinizi kutlamak için bar'a gideceklerdir. LOOK AT THE LISTING yapınca bunun DE-BUGBITS adlı bir programın listesi olduğunu anlıyorsunuz. Aslında bu program sizi oyunda ölümsüz yap- Maya yarıyor. DEBUG yazarak komut işaretinin “ "tan değiştiğini gören. Tebrikler, artık oyunda istedi yeri rahatlıkla ziyaret edebilirsiniz. Ne Ejderha ve Şeytan ne de başka birisi size hiçbir şey yapmayacaktır. Hatta isterseniz Buz kulesinde esir bulunan Prenses Lacer'i bile kurtarabilirsiniz. Kimbilir, belki bu kez Kral size iyi davranır.

Böylelikle The Pawn'ı bitirmiş olduk. Yakında başka bir Scrolls adventure oyununun çözümünde buluşmak üzere hoşçakalın.