Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 37
(Pagesetter, City Desk) ve ancak yeterliye (Publisher) kadar değişiyor. Ayrıca sonuçlar büyük ölçüde resmin renk paletine de bağımlı. Propage, grafiğin orijinal durumunu bir renkli yazıcıdan çıkış için hedef olarak kabul ediyor. Yalnızca Shakespeare, grafikleri bütün ihtişamıyla ekranda sunabiliyor. Bu sonuçta bir sayfadaki farklı renk paletlerine sahip resimlerin sayısı hiçbir rol oynamıyor. Program yalnızca son olarak aktif hale getirilmiş olanın, yani o sırada kliklenmiş olan çerçevenin içindekinin renklerini tam olarak veriyor. Bunun metin ya da grafik olması bir şey değiştirmiyor. Bu gösterim sırasında sayfanın diğer öğeleri grotesk bir biçimde yabancılaştırılmış halde oluyor. Ama baskı çıkışı sırasında her öğe kendi renklerinde elde edilebiliyor. Siyah/beyaz bir yazıcıya sahip kullanıcılar da Shakespeare ile çalışabilirler. Bu durumda renklerin gri tonlarına dönüştürülmesini yazıcının sürücüsü üstleniyor.
Propage, Shakespeare ve Publisher kullanılıyorken, ithal edilen IFF resimlerin işlenme olanağı böylece hallediliyor. City Desk ve Pagesetter ayrıca içlerinde bulunan “boyama kutusu”nun bazı fonksiyonlarını, yüklenmiş olan grafiklerde kullanarak, sayısallaştırılmış bir resimde bir miktar “rötuşlama” yapılmasına olanak tanıyorlar. Böylece yeniden Deluxe Paint vb. ile uğraşmaya gerek kalmıyor. City Desk'in “boyama kutusu” komut kapsamı dolayısıyla Pagesetter'inkine oranla daha zayıf ve en önemli fonksiyonlardan biri olan Undo'nun eksikliğini açıkça hissettiriyor.
BASKI ÜZERİNE
Böylece belirleyici sözcüğe gelmiş bulunuyoruz: Baskı. Baştan bir konuyu vurgulamakta yarar var: Eğer bir Postscript lazer yazıcı sahibi (ya da henüz çok seyrek olan bu aletlerden birine erişebilme olanağına sahip) olmak durumunda değilseniz, bu yazıda tanıtılan programlardan mucizeler beklemek durumunda değilseniz demektir. Programların hiçbiri, ekrandaki görüntüyü 1:1 kopya olarak kağıda dökmekten daha fazla bir şeyler yapabilen yazıcı sürücülerine sahip değiller. Bunun yerine kendilerini AMIGA'nın sistem-yazıcı sürücüsünün ellerine terkediyorlar. Bu arada en genç ürünler olarak Shakespeare ve Propage çok geliştirilmiş Workbench 1.3'ün sürücüsünü kullanıyorlar. Bir Workbench 1.3'e sahip olan herkes, tabii ki diğer programlarda da herhangi bir sorunla karşılaşmaksızın yeni sürücüyü yerleştirebilir (install edebilir). City Desk ayrıca HP Laserjet Plus ve bununla uyumlu diğer yazıcılar için özel bir sürücü sunuyor. Bu durumda AMIGA yazıları yerine yazıcının yazılarını kullanabiliyor. Preferences çıkışının kalitesi büyük ölçüde ekran-karakter setlerinin çözünürlüğüne bağımlı. Shakespeare'in yazıları Interlace modu için üretilmiş olduğundan, baskı kalitesi en yüksek olan program bu. Ama çıkan sonucu yakından incelediğinizde, bu kalitenin iğneli yazıcıdan kaynaklandığı görülüyor. Propage'in hardcopy'si içlerinde insanı kandırmayı en zor becerebilecek olanı, bunda da şaşılacak bir şey yok aslında. Çünkü daha önce de belirtildiği gibi, yazının ekrandaki gösterimi pek övülebilecek bir şey değil. Ama nihayet, programın şerefini kurtaracak olan şey, Propage'in tümüyle profesyonel alanda bir Postscript lazer yazıcıyla donatılmış olarak kullanılmalıdır. Bunda elde edilen sonuç, programcıların iğneli yazıcı konusunu biraz ihmal etmiş olmalarından ötürü suçlanmalarını engelleyecektir sanırız. Professional Page, başından beri AMIGA için üretilmiş programlar içinde, adındaki profesyonellik ifadesini tam anlamıyla hak eden yegane DTP programı. Bazı ufak zaaflarına karşın iyi sayılabilecek bir metin editörü, düzenli grafik yapısı, karmaşık olmayan kullanımı ve övgüye değer dökümantasyonu ile çok ufak eski puanların gözardı edilebileceği mükemmel bir program, Professional Page. Diğer programlarınkine oranla yüksek olan fiyatı ise aslında oldukça makul. Çünkü rahatça kıyaslanabilecek verimlerine karşın, IBM PC (ve uyumluları) ve Apple Macintosh bilgisayarlarda kullanılan rakiplerinin fiyatları, Propage'in fiyatının çok üstündeler. Bu, özellikle yeni versiyonu olan 1.1 için geçerli. Çünkü bu versiyonda içerilen Color Separator fonksiyonu, çok renkli baskıların oluşturulabilmesine olanak veriyor.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 36
EL
Si >
© rors und Hops!
sa tezi)
dd Dam bie duğu görülüyor.
lükleri de hesaplayabiliyor. Bu özellik biraz zamana malolmasına rağmen programın esnekliğini artırıyor. Shakespeare ise bir özel statü sunuyor. Hem en fazla kendine özgü AMIGA karakter setine sahip, hem de çok renekli çalışmaya olanak veriyor. Çalışmakta olan çözünürlüğe bağlı olarak, bir metin çerçevesi içinde 32 renge kadar kullanılabiliyor. Dahası da var: Shakespeare her çerçeve için ayrı renkler kullanılmasına olanak verdiğinden, bir sayfada AMIGA'nın 4096 renginden de yararlanılabiliyor. Tabii teorik olarak; çünkü “zevkler ve renkler münakaşa edilmez” kuralına rağmen, okuyucuya böylesine renklerle doldurulmuş bir sayfa sunmak yayıncılık açısından pek doğru değil. Çok daha anlamlı ve etkileyici olan, bu fonksiyonu sayfanın fonunu ve üzerinde yer alan yazı ve çerçeveleri bağımsız olarak belirlemekte kullanmak. Örneğin lacivert fon üzerinde sarı yazı? Sorun değil. Son olarak bir özellik daha: Shakespeare'in dokuz AMIGA yazısından ikisi renk fontları ve bunlar “Calligrapher” adlı programla hazırlanabiliyor. ki, AMIGA karakter setlerini kullanabilen dört programın hepsi, başka üreticilerin karakter setlerini de kullanabiliyor, ama dikkat edilmesi gereken husus bu setlerin diğer dillerdeki karakterleri içerip içermedikleri. Shakespeare dışında AMIGA'da kullanılan DTP programları, renk olgusundan pek fazla yararlanamıyorlar. Pagesetter ve Publisher'da metin gösteriminin ters olarak alınması (siyah zemin üzerinde beyaz yazı) mümkün. Ama renk konusunda Shakespeare'e en yakın olan program, çok yetenekli Propage. Bu programda metnin ve fonun rengi için kullanıcı siyah ve beyaza bağımlı değil. Dokuz gri tonundan birini ya da serbestçe tanımlanabilen yedi renkten birini seçebiliyor. Renkli fontlar ise yalnızca Shakespeare kullanıcılarına özgü bir olanak. Yazıların ekranda gösterimi üzerine son birkaç söz daha: City Desk ve Propage, bu bağlamda en yetenekli programlar. İlkinde yazının yayma katsayısı olarak 1 seçildiğinde, sayfa en yüksek büyütme düzeyinde bile incelendiğinde, büyük fontları bile ekranda okuyabilme olanağı yok. Katsayı değiştirildiğinde ekranda harfler büyüyor, ama eğer lazer yazıcı kullanılmıyorsa çıkış pek iyi olmuyor. Aynı durum Propage için de geçerli: Eğer akan metin için temel yazı 9 ya da 10 punto olarak belirlendiyse, sayfanın en üst düzeyde büyütülmesinde bile harfleri seçebilmek olanaksız. Ayrıca monitörde görünen metin çok yanıltıcı bir etki yapabiliyor, çünkü sözcüklerin çoğu aralarındaki boşluklar (espaslar) nedeniyle birçok parçaya bölünmüş gibi görünüyor. Halbuki aslında bu durum çok seyrek meydana geliyor. Bu durumun netleşmesi ancak bir deneme baskısıyla mümkün.
Page örneğinde, grafik ve metinlerin çerçevelerde düzenlenmiş ol-
İTHAL EDİYORUZ Bir dökümanın ana öğeleri, yani metnin büyük kısmı ve grafikler,
DTP programının kendisiyle oluştuarulmaz, disketten ya da hard diskten yüklenir. Bunun bilgisayar terminolojisindeki adı, “ithalat”'tır. Disket pencerelerinin oluşturulması ve kullanılması genellikle “yeterli sayılabilecek” ile “çok iyi” düzeyleri arasında çözülmüş durumda. Bu nedenle burada yalnızca bazı ufak farkları belirtmekle yetineceğiz. Publisher'a gelene kadar bu tür programlarda dökümanlar komprime edilmiş biçimde, yani yükleme sırasında yeniden çözülen tek bir dosya halinde saklanıyor ya da yükleniyordu. Buna karşın Publisher, bir sayfanın tüm öğelerini veri taşıyıcısına tek tek yerleştiriyor ve böylece hem daha çok bellek kullanmış oluyor, hem de bir süre sonra oluşan dosyalarda bir kaosla karşılaşılabiliyor. Propage de biraz farklı bir tutum sergiliyor: IFF grafiklerini birlikte saklamıyor, dökümanın yüklenmesi sırasında resmin daha önce alınmış olduğu disketi yeniden talep ediyor. Son olarak Shakespeare, bir dökümanda kullanılmaları gereken metin ve grafikleri önce bir ara belleğe yüklüyor, Böylece kullanıcı sayfasının farklı kısımlarını muhtelif disketlerden alabiliyor ve eğer onları kullanmak isterse, öğeleri ara bellekten almayı ve sayfada yerlerine yerleştirmeyi sağlayan Chart penceresini çağırması gerekiyor.
Yeniden metinlerin ithal edilmeleri konusuna dönelim: İncelenen beş programın herbiri, metinleri ASCII formatında yükleme olanağına sahip. Her iyi metin işlem programının, metinleri bu formatta saklayabilir olması gerekiyor. Bu tür dosyalarda sıkıcı olan, metne ilişkin her türlü formatlamanın -tab işlemleri ve yazı özellikleri dahil- saklama sırasında filtre edilerek, metnin DTP editörüne sanki ham halinde yükleniyor olması. Bu nedenle Publisher ve Shakespeare'ye kadar programlarımızın tümü belirli metin işlem programlarının formatlanmış dosyalarını bile okuyabiliyorlar.
City Desk'e bir ASCII- ya da WordPerfect dosyasını yüklemek isteyen Alman kullanıcılar pek hoş olmayan bir sürprizle karşılaştılar: Bazı harflerin üzerinde bulunması gereken noktalar kayboldu ya da aslında daha önce satır editöründen çıkarılmış olmaları gereken farklı bazı özel karakterlerle çevrelenmiş halde göründüler. Bu noktaların korunabilmesinin tek yolu, ASCII metninin Notepad'e yüklenmesi ve IFF dosyası olarak saklanması. Harflerin tam olarak korunabilmesi ancak böyle mümkün oluyor. Sevindirici olan ise, grafiklerin bağlanması sırasında çok daha az sorun çıkıyor olması. İncelenen programların hiçbiri bu konuda pek müşkülpesent değiller. Hatta Publisher, Pagesetter ve Propage'i gerçek becerikliler olarak tanımlayabiliriz. Programların hepsi 640 x 512 pixel'e kadar her çözümlemeyi (hatta Propage 1024 x 1024'ü) ve 2'den 4096'ya kadar renkleri kabul edebiliyorlar. Yalnızca Shakespeare HAM resimleri kullanamıyor. City Desk'in sınırı ise 640 x 400 pixel'e kadar ve HAM grafiklerle karşılaştığında sistemi uçurabiliyor (crash). Programların hemen tümü yüklenecek grafiğin renklerini gri değerlerine dönüştürüyorlar. Bu işlem bazılarında (Pagesetter, Propage) hızlı, bazılarında ise (Publisher, City Desk) yavaş gerçekleşiyor. Dönüştürme işleminin kalitesi çok mükemmelden (Propage), orta düzeyde mükemmel