Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 16
Başka bir anketin ortaya çıkardığı sonuçlar ise pek çok gencin gençlik yurtlarında da bilgisayarla haşır neşir olmaktan zevk duyacaklarına işaret etmektedir. Bu da bilgisayar çocuklarının iletişim kurmaktan çekinen kişiler olduklarına ilişkin ve çok yakınılarak sözü edilen sava karşı çıkmaktadır. Böylece, asla yalnızca sessiz küçük odalarda değil, ama toplu uygulama sahnesinde de pek çok işler çevrilmektedir. Büyük organizasyonlar olmaksızın “Chaotische Clubs” ve Alman dernekçilerinin onuru olan “Computer Clubs” gibi kulüplerde bir araya gelen bilgisayar tutkunları vardır.
Peki neden acaba? Dehşet tablolarının yanı sıra çok nesnel görünümler de ortaya çıkmıştır. Pedagoji profesörü Dieter Spanhel'in çıkardığı bir sonuca göre: “Ekranlı iletişim araçları (video filmleri, tele oyunlar ve ev bilgisayarları kastediliyor) genç yaşlardaki kişilik gelişimi, yaşamdaki problematik durumların üstesinden gelmek için gerekli bireysel güçlerin ve yeteneklerin oluşması ve yetişkinlerin yaşamına geçiş gibi konularda hem olumlu hem de olumsuz etkide bulunmaları mümkündür. Buysa, bu araçların ne ölçüde, ne tarzda, nerede, hangi işlevsel ve toplumsal bağlamlar çerçevesinde, hangi bireysel gereksinmelerle ilişkili olarak ve ne içerikte uğraşlar için kullanıldıklarına bağlıdır.”
Kısaca ele almak gerekirse: Benim bilgisayar oyunu oynamam ya da programlama yapmam, tek başına bilgisayarın başına çöreklenmem ya da bunu dostlardan ve tanıdıklardan oluşan bir çevrede yürütmem başka pek çok olaya bağlı olmaktadır. Peki bu konuda neden bunca gürültü koparılmaktadır? Benim kişisel tahminim şöyle: Gençlerin bilgisayara egemen olmaktan çok hoşlanmaları kimi yetişkinlerin işine gelmemektedir. Acaba niçin? Kendileri bilgisayara bizzat bakmadıkları için mi? Çocuklar birdenbire daha akıllı oldukları için mi? Yaşlılar bilgisayar tekniğini, içine nüfuz edilemez ve tehlikeli bir şey olarak bildikleri için mi? -örneğin iş yerinde-
Kuşkucu pek çok kişi bilgisayarlara ilişkin olarak yapmış oldukları tek tek spesifik gözlemlerden hareketle, bilgisayarın etkileri konusunda genel sonuçlar çıkarmaktadırlar. Böyle olunca da yanlış çıkarımlara varılmasında şaşılacak bir şey olmasa gerek. Yetişkinlerin, her ne nedenle olursa olsun, elektronik konusunda kapıldıkları paniğin acısını ise yeni tekniğe önyargısız bir biçimde yaklaşan çocuklar çekmektedir genellikle. Yetişkinlerin bu bağlamdaki özdeyişleri şudur: Eğer bilgisayarlar şeytanın işi ise, o zaman bilgisayar çocukları da şeytanın çocuklarıdır. Bilgisayar çocukları ne bütünüyle melektirler ne de bunların hepsi birer şeytandır. Bunu, sözümona tek yönlü mantıkla ve ikili (binary) düşünce tarzıyla donatılmış “bilgisayar çocukları” bile bizzat görmektedirler. Onlar bu konuda çok farklı ve hiç de toptancı olmayan sonuçlar çıkarıyor-
KAJ
HEAD
BY. BRUCE CARVER lan süre ise senin diğer şeylere ayırdığın boş zamanın Andreas 2: “Arkadaş çevreme baktığımda, kısa kürekli botlarla kürek çekmekten, her hafta sonu Bavyera'da taşkın sulardan nehir aşağı kaymaktan başka bir şey yapmayan insanlar görüyorum. Ya da saatlerce oturup pullarını tasnif eden kişiler çarpıyor gözüme. Diğer bir kısım insanlar da var ki, bunlar dünyanın tüm gitaristlerini ve en yeni plakları vb. ezbere biliyorlar. Bütün bunlar da belli bir biçimde tek yönlü kişiler, kendi alanlarından başka hiçbir şeyi gözü görmeyenler ve benzeri varlıklardır ilke olarak. Ancak, bilgisayarla ilgilenen kişilere gelince, ne gariptir ki en çok göze batan bunlar oluyor ve en büyük önyargılar onlara yöneliyor. Ama insanların çoğunun kendi alanlarından başka hiçbir şeyi gözü görmeyen varlıklar oldukları pek az kişinin dikkatini çekiyor.”
SAP 41983 ACCESS SOFTWARE INC | lar. Örneğin bu çocuklar kendi sınıf arkadaşlarıyla derin bir söyleşiye daldıklarında bu gerçek ortaya çıkıyor. Ben aşağıdaki söyleşi tutanağını hayranlıkla okurum defalarca. Bu çocukların ne denli haklı oldukları açıkça belli oluyor. Andreas 1: “Aygıt seni belki altı ay boyunca öylesine büyülüyor ki, bu süre içinde başka hiçbir şey yapamıyorsun. Ama bence bu süreç oldukça hızlı bir biçimde duruluyor. O zaman durum çok çabuk normale dönüyor, ve sen yine başka şeylerle ilgilenmeye başlıyorsun. Tabii bilgisayar evde duruyor ve sen onu kullanıyorsun, ama belki de haftada yalnızca bir kez yapıyorsun bunu, geri ka-
Holger: “Bence, örneğin kısa kürekli botlarla kürek çekmek her zaman birlikte yapılan bir iştir, bildiğim kadarıyla kimse bu botlarla tek başına kürek çekmeye gitmez. (gülüşmeler ve itirazlar). Onlar hep on, onbeş ya da bazen beş kişilik gruplar halinde yaparlar bu işi. Bilgisayarın başında ise tek başına oturulur. Andreas 1: “Burada da önemli olan şey, yine senin bilgisayarını nasıl kullandığındır. Yani bunu bir klik içinde mi yoksa tek başına mı gerçekleştirdiğin anlam kazanıyor. Ama eğer onu tek başına kullanıyorsan, başka şeyleri de tek başına kullanacaksın demektir bu. Bu durumda sen tek başına yaşayan bir insansındır.””
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 17
CENK GERÇEK