On Dokuz Canı

Commodore 64'ün yaşadığı ilk büyük değişiklik, işletim sistemiyle ilgiliydi. Bu, 1983 yılında gerçekleşti. İlk nesil 64'ün platininde çiplerin çoğu soketliydi. Bu da işletim sistemini değiştirmeye ve geliştirmeye meraklı bilgisayarcıların çok hoşuna gidiyordu.

Bir yeni platin daha. Daha az sayıda ve yeni çipler, makineyi daha da ucuzlatıyor. Bu yeniliğe rağmen C-64 hâlâ %100 uyumlu. Bu değişiklik donanım meraklılarını biraz üzüyor, çünkü artık C-64'e monte edilen donanım eklerinin hepsi tam uyumlu değil.

SX-64 artık üretilmiyor. Bu makine, ilk portatif bilgisayarlardan biriydi. Üzerinde monte edilmiş küçük bir monitörü, disket sürücüsü ve kapağının içinde de klavyesi vardı. İlk SX-64, 1983 yılında piyasaya sürüldü. 1986'da ise bu ilk portatif ev bilgisayarının üretimine son verildi.

Modern dizaynıyla yeni bir C-64 nesli. Biraz kaba görünümlü eski kap, yatık ince bir klavye kabına dönüşmüş.

C-64'ün en son kabı, yine alışılmış formda. Önceki kap biçimindeki 64, bir milyonun üzerinde satıldı. Commodore, biraz farklı bir renkle yine eski kabına geri döndü. Bu yeni 64'te yepyeni bir elektronik var. Böylece efsane haline gelmiş olan C-64, gelecekte yine 1 numaralı ev bilgisayarı olmayı sürdüreceğe benziyor.

“Simulator” kelimesinin ne anlama geldiğini öğrenmek isteyen bir kişi normal olarak sözlüğü açıp bakar. Daha bilgisayarların bir salon büyüklüğünde olduğu devirlerden, yani 1968 yılından bir sözlükte simulator kelimesi şu şekilde açıklanır: 1- Uçak sürücülerinin yetiştirilmesinde kullanılan kanatsız düzenek. 2- Çok özel fizik problemlerinin çözümünde kullanılan elektronik, analog hesap makinesi. Şu günlerde yukarıdaki açıklamalarda sözü geçen ve “çözümü” gibi kullanım alanlarında büyük gelişmeler kaydedildi. Öyle bir noktaya gelindi ki, artık basit simulatorlar ev bilgisayarlarında bile gerçekleştiriliyor. Profesyonel bir simulator içinde tüm göstergeleri, düğmeleri ve kumanda kolu olan ve en ince ayrıntısına kadar gerçeğinden farkı olmayan bir cockpit'den (uçakta pilotların bulunduğu bölüm) oluşuyor. Tek fark ise öğrencilerin boşluk yerine bilgisayara bağlanmış büyük bir ekrana bakmaları. Ekrandaki görüntüler cockpit'te oturan öğrencinin kumandasına uygun olarak değişmekte, yani bir uçakta uçarken görülebilecek manzara sağlanmakta: Bulutlar, dağlar, yollar, ormanlar... Prensipte ev bilgisayarında da aynı şekiller, görüntüler sağlanmaktadır. Yalnızca ekran üzerindeki görüntülerin gerçeğe benzerliği gerçek simulatorlarda daha iyi sağlanmış. Öyle ki, dev oval ekranlardaki görüntünün gerçeğinden ayırt edilmesi hemen hemen imkansız. Bundan başka cockpit hidrolik bir kaldıracın üzerine monte edilmiş. Bu sayede pilot olacak öğrenciler hava boşluğu, rüzgar gibi durumları sadece gözlemeyip hissediyorlar da. Yukarıda belirtildiği gibi ekran üzerindeki görüntü bir bilgisayar tarafından uçuş durumuna uygun şekilde değiştirilmektedir. Bilgisayar aslında daha fazla konfor sağlamaktadır. Resimlerin ve kabinin hareketleri uçak tipine göre farklılık göstermektedir. Zira bir jumbo-jet ile pervaneli uçağın manevraları ve hızları arasında büyük farklar vardır. Şu ana kadar olan bölümde uçuş simulatorlarının iki farklı özelliğini gördük:

TV-SAT 1 deney salonunda.

— Gerçekte var olmayan bir ortamı, çevreyi olabildiğince gerçekçi bir biçimde sunuyorlar. — Temsil ettikleri aracın (uçak, uzay aracı, araba, denizaltı) hareketlerini olduğu gibi gerçekleştiriyorlar. Bu ikinci özellik yapımcıları yeni bir simulator tipi yaratmaya zorladı. Uçak ve helikopter üzerine teknik araştırmalar yapacak olan mühendisler bu iki tipi tek bir simulatorda birleştirdiler. Sadece bilgisayar programının değiştirilmesiyle sistem istenen araç durumuna geliyordu. Böylece simulatorların maliyetleri bir derece azalmış oluyordu. Simulator yapımında en çok kullanılan araç kuşkusuz analog-dijital çeviricilerdir. Burada hemen aklıma sözlükteki “analog hesap makinesi” sözü gelebilir. Bir analog hesap makinesi normal hesap makineleri gibi sayılarla çalışmaz. Bu aletle daha çok ışık hızıyla değişen elektrik akımları ve gerilimleri ölçülür. Bu şekilde örneğin araba yapımında farklı süratlerde oluşan titreşimler, silindir hacimleri gerçek bir araba yapılmadan denenebilir. Başka bir örnek ise uzaya fırlatılacak uyduların test edilmesinde kullanılmaktadır. Bir uydunun taşıyıcı roketten ayrılırken oluşan titreşimler, yörüngesinde kısa ateşlemeler sonucunda oluşacak değişimler daha amontajdan önce belirlenip gerekli önlemler alınabilir. Uzay çalışmalarının en önemli safhası uzay araçlarının test edilmesidir. Fakat bir uydunun yerçekimi olmayan ve havasız uzay boşluğunda süzülüşü dünya üzerinde nasıl sağlanabilir? Bu sorun çok amaçlı bir simulator ile çözüm bulmuştur. Uydunun her yöndeki hareketi üç ana doğrultuda (dikey, yatay ve derinlemesine) bağımsız olarak dönebilen bir makine yardımıyla gerçekleştirilmektedir. Her yöndeki hareket için ayrı bir motor sorumludur ve bir bilgisayar vasıtasıyla kumanda edilen bu motorlar yerçekimi olmayan bir ortamı

Hareket masası: Yatay, düşey ve derinlemesine hareketle yerçekimsiz bir ortam sağlanmakta.

£ RE 8 £ 3 * «5 «6 «9 Gl

Ti | ği se 34 Pi re iğ dünya üzerinde sağlamaktadırlar. Böylelikle itici roketlerin güçleri ve solar jeneratörün kuvveti (güneş ışınını itici güç haline geçiren alet) belirlenebilir. Üç ana doğrultuda dönebilen bu hareket masasına gerçek bir uydunun yerleştirilmesi mümkündür. Fakat bu şekilde çok büyük bir hareket masasına ihtiyaç olacağından sadece bazı gerekli ölçüm aletleri monte edilir ve uydunun uzaydaki yerini belirleyecek aygıtlar test edilir. Uydunun uzaydaki konumunu belirlemede dünyaya, güneşe ve bazı özel yıldızlara bakan optik senzorlar kullanılır. Bu optik senzorlar uydu hareket ederken ana bilgisayar gerekli sinyalleri yolluyor. Ana bilgisayar ve algılayıcılar (senzorlar) hareket masasının üzerine monte edilmelerine rağmen gerekli ortam tam anlamıyla sağlanmış değildir. Zira deneylerin yapıldığı salonda optik senzorlar için gerekli güneş, mevcut değildir. Bu durumda yine başka bir simulator devreye girmektedir. ““Dünya-Güneş-Yıldız Simulasenzorlara dışardan ışımaktadırlar. Bu ışık kaynaklarının yeri değiştirilince senzorlar tarafından uyarılan ana bilgisayar uydunun hareketini hesaplayıp gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Yörüngeden sapan uyduyu tekrar yönüngeye sokmak için gerekli düzenlemeleri yapmaktadır. Yörüngeden sapan uyduyu tekrar yömulatorla algılanmakta ve yine var olmayan bir ortamı gerçekleştiren bir simulatora iletilmektedir. Bu çok en ufak bir hata olmadan işlemektedir. Özellikle uzay teknolojisinde simulatorlar vazgeçilmez unsurlar olmuşlardır. Zira test edilmeden uzaya bir uydunun gönderilmesi imkansızdır. Gerekli test ortamının sağlanabilmesi ise sadece simulatorlar ile sağlanabilmektedir. Normalde dünya üzerindeki kumanda istasyonu gerekli bilgileri radyo dalgaları aracılığı ile uydulara göndermektedir. Binlerce radyo dalgası arasından sadece birkaç gerekli olanı uydu tarafından algılanmaktadır. Bu sistemin test edilmesinde gerüngeye sokmak için gerekli düzenlemeler deney salonunda itici roketler yerine hareket masasına iletilir.

Devre tasarımı simulatoru: Sol altta devre şeması, yanda ve yukarıda ise ölçüm sonuçları.

Yukarıda görüldüğü gibi aslında var olmayan bir ortam başka bir sürekli ortam yine mevcut olmadığından simulatorlar kullanılmaktadır. Sonuçta deney odası görünüm itibarıyla birkaç simulatorun birlikte çalışmasını sağlayan bilgisayar ve monitörlerden oluşmaktadır. Görüldüğü gibi modern simulatorlar elektroniğin ve bilgi iletişiminin ürünleridir. Fakat elektronik endüstrisinin simulatorlar yardımıyla diğer bilim dallarına hizmet etmesine karşın kendisi için uzun yıllardır hiçbir şey yapmamış olması oldukça şaşırtıcıdır. Fakat şu günlerde oldukça önemli değişimler oldu. Eskiden elektronikçiler kurşun kalem ile kağıt üzerinde şemalar çizer ve entegre, kondansatör, transistör, direnç gibi elemanlardan oluşan devreleri lehimlemek suretiyle oluştururlardı. Son olarak da, osiloskop ile test edilirdi. Şimdi ise sadece “devre simulatorları” kullanılıyor. Mouse ve klavye bazen Light-pen yardımıyla kullanıcı daha evvel bilgisayarın hafızasına verilmiş devre elemanlarını ekran üzerinde istediği şekilde yerleştiriyor. Program anında yolların birleştirilmesinde yapılan hataları kullanıcıya belirtiyor. Bundan başka birçok yardımcı menü kullanıcının işini kolaylaştırıyor.

TV-SAT1'in solar jeneratörü güç testinde.

İşin esas önemli kısmı ise en sonda yer alıyor. Eğer devre tamamen ekran üzerinde duruyorsa elinizin altında bir osiloskop varmış gibi devrenizi test edebilirsiniz. Bu iş için kullandığınız parçaların özelliklerinin daha evvelden bilgisayara kaydedilmiş olması gerekiyor. Sonuçta kendi tasarladığınız bir devrenin çalışıp çalışmayacağını anında görürsünüz. Bu tür simulatorlar gün geçtikçe yaygınlaşan Computer Aided Engineering (Bilgisayar Destekli Geliştirme), kısaca CAE çalışmalarına dahildir. Bu çalışmalar günümüzde mikroişlemciler ve hafıza çipleri sayesinde hız kazanmıştır. Zira bunlar az yer kaplayıp ucuz olmalarına karşın oldukça önemli işler yapmaktadırlar. Böylelikle simülasyonlar en basit ev bilgisayarında bile gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Fakat yine de bazı sorunlar çıkmaktadır. Örneğin C-64'ün hafızası bir simülasyon için yetersizdir ve bazı işlemler çok çok yavaş yapılmaktadır. Fakat hızın fazla rol oynamadığı simulatorlar C-64'de de gerçekleştirilmektedir. “Flight Simulator II” uçuş programlarının yanısıra piyasada bulunan birçok devre tasarım programı profesyonel simulatorların ev bilgisayarlarından da gerçekleşebileceğine en güzel örnektir. Fakat ev bilgisayarında yeteri kadar gerçekçi olmayan ve daha kolay oynanabilen ve asla bir simulator diye adlandırılmayacak oyunlar çoğunluktadır.