Commodore sayı 32, sayfa 16
Sayfanın metni

Sayfa 16

Bilgisayar artık 50 yaşında. Yani çocukluk çağını atlattı. Peki siz bilgisayarın nasıl çalıştığını biliyor musunuz?

Bugün çoğumuzun yakından tanıdığı bilgisayar 50 yaşına erişmiş durumda. Alman bilgisayar öncüsü Konrad Zuse, 1941 yılında Z3 adını verdiği ilk (henüz elektromekanik) “serbest programlanabilen hesap makinesi''ni yapmıştı. 1943 yılında Pennsylvania Üniversitesi'nde ilk elektronik bilgisayar olan ENIAC'la ilgili çalışmalara başlandı. O günlerden bu yana teknolojik gelişme dev adımlarla ilerledi. Bu gelişmenin bugünkü sonuçlarını görmek isteyen kişi için, AMIGA 500, 1000 ya da 2000'e bakmak yeter: Ucuz, son derece verimli, herkesin kullanabileceği kişisel bilgisayarlar. 1977 yılında Commodore firması ilk kişisel bilgisayar olan PET'i piyasaya sürdü. Tabii o zaman henüz kişisel bilgisayar adlandırması kullanılmıyordu. Benzer küçük bilgisayarlar kısa bir süre sonra Apple (Apple II) ve Tandy (TRS 80) tarafından da üretildi. Bu ilk “özel kullanım için bilgisayar''ların fiyatları 5000 Mark'ın altındaydı. Bu fiyatlar bugünkü ölçülerle pek ucuz değil, ama o dönemde büyük sansasyona neden oldular. Çünkü bu makineler de insanların yüzbinlerce hatta milyonlarca Mark kıymetinde olduğunu bildikleri makineler gibi, gerçek birer bilgisayardılar. PET'ten bu yana gelişme durmadı.

LAMBADAN TRANSİSTÖRE

Bugün AMIGA 500 gibi ucuz bir kişisel bilgisayar, çalışma masasının üzerinde, 60'lı yıllarda büyük bilgi işlem merkezlerinde çalışanların gurur duydukları bir işlem kapasitesini kullanıcıya sunuyor. Bir AMIGA 500, PET'e göre en az on kat hızlı, yüz kat fazla belleğe sahip ve ekranında sıkıcı harfler ve rakamlar yerine renkli grafikler kullanabiliyor ve tüm olanakların fiyatı PET'in 1977'deki fiyatının yalnızca birine sunuluyor. Bunun gerçekleşmesi, bilgisayar parçalarında giderek artan bir minyatürleşme ve bileşenlerin fiyatlarından meydana gelen hızlı düşme sayesinde oldu. İlk bilgisayarların merkezi elemanları lambalardı. Bu kaba cam silindirleri eski radyolardan ya da pahalı Hi-Fi amplifikatörlerden tanıyorlardır. İlk bilgisayarlar, bu lambaların binlercesini içerdiklerinden, son derece büyük, pahalı ve çok akım harcayan aletlerdi. Bu akımın büyük bölümü lambalar tarafından ısıya dönüştürüldüğünden, her bilgisayarın yanında bir de soğutma ünitesi kullanılması zorunluydu. Kısa süre sonra lambanın yerine geçebilecek bir parça geliştirildi: Transistör. Bu olağanüstü parça lambadan çok daha küçüktü, çok daha az ısı açığa çıkarıyordu ve sık sık bozulan lambalara göre çok daha dayanıklıydı. Teknisyenlerin de fazla uğraşmalarına ve çekinmelerine gerek yoktu, çünkü bilgisayar devrelerinden çıkarılan lambaların yerine transistörleri monte etmek son derece kolaydı.

EÇ

N c 23 — o ez G i— — ker birer oyun makinesi. Fakat bu kullanmaya yönelik bilgilerin yeterli olmaması durumunda kısa sürede etkisini kaybediyor. Bu yazı dizisinde bilgisayar dünyasına girmenizi sağlayacak temel bilgileri vermeye çalışacağız.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.