Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 10
larını öğretmen yerine bilgisayardan mı öğreniyorlar? Peki ya 7., 8., 9. sınıf öğrencileri? Bilgisayarları coğrafya, tarih, fen öğrenmek için mi kullanıyorlar? Sorularım hazırdı. İstediğim, çocukların bilgisayarla öğretim hakkında neler düşündüklerini bulmaktı. Dersleri öğretmen yerine bilgisayardan öğrenmek daha mı çok hoşlarına gidiyordu? Öğretmenlerin (Computer Aided Instruction-Bilgisayar Yardımlı Eğitim) için nasıl program seçtiklerini ve bilgisayarların işlerini ellerinden alması konusunda neler hissettiklerini açığa çıkarmak istiyordum. Bütün hazırladığım sorular bilgisayarla eğitilen çocuk konusu üzerine idi. Liderliği eline geçirmiş bilgisayarlar ve bir kenara oturup, ayaklarını masaya uzatarak bütün işi bilgisayarlara bırakan öğretmenler aklımdan geçti. Miller Place'de gördüğüm bunun tam karşıtı idi. Burada gördüğüm kadarıyla bilgisayarla eğitilen çocuk değil çocuk tarafından eğitilen bilgisayar yaklaşımı kullanılıyordu. Aslında Miller Place'deki bilgisayar kullanımı o kadar nadirdi ki, olaya bakış açımı değiştirmek zorunda kaldım. Ziyaretim sonucunda 3 şey keşfettim: Bilgisayar sınıfta klasik BDE'ye ek olarak kullanılan bir alet olarak çalışıyor.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 11
2) Bilgisayarın çocuklara tanıtılması her yaş için aynı şekilde oluyor. Sadece konuların içinde duruş şekli farklılık gösteriyor. 3) Sınıf çevresinde bilgisayarların yapıcı kullanımı dinamik, kompleks, amaç isteyen bir koruma olarak
Yazımın geri kalanında Miller Place'de bu üç fikrin nasıl gerçekleştiğini anlatacağım.
BİR ALET OLARAK BİLGİSAYAR
Benim ilk başarısızlığa uğramış düşüncelerimden biri bilgisayarların sınıfta sadece BDE için kullanılıyor olmasıydı. BDE'nin başarısızlıklarından veya yetersiz kaldığı noktalarından bahsetmeyeceğim, ama Miller Place'de bu bilgisayarın en önemli yönü değil, Miller Place'de esas ağırlık bilgisayarın yuvadan liseye kadar her çocuğun kendi yararları doğrultusunda bir alet olarak kullanılması. Tüm öğretilmesi ilk olarak bilgisayarın tanıtılması ile başlar ve bilgisayar edebiyatı, kelime işlem ve programlama olarak devam eder. Jerry Salmon, Andrew Müller ilkokulunda 2. sınıf öğrencilerinin öğretiyor. Üç yıl kadar önce, sınıfa çocukların bilgisayarla tanışmalarını sağlamak için kendi PET'ini getirmeye başladı. Aslında, o çevrede bilgisayarı okula sokan ilk kişi Bay Salmon'du. Şu anda sınıflarında devamlı Commodore 64'ler bulunuyor. Benim ziyaret ettiğim gün çocukların kullandığı iki 64 vardı. Çocuklar bilgisayarlarla ne yapıyorlardı? Ülkeleri ve başkentleri veya sayı çizgilerini mi öğreniyorlardı? Hayır, kelime işlemi kullanarak hikâyeler yazıyorlardı: 64'te Bank Street Writer ve WordPro 3 Plus. İlk sınıfta VIC 20 ile tanıştırıldılar ve 2. sınıfın sonunda, yazıları girebilir, değiştirebilir ve yazdıkları hikâyeleri yazıcıya aktarabilir duruma geldiler. Bilgisayar anlayışları çok iyiydi; sadece program kullanmaktan çok daha fazla şey biliyorlardı. Ben sınıftayken, çocuklardan biri bitirdiği bir hikâyeyi yazıcıya geçirmek istedi. Yazıcının işlemesi için gereken bütün tuşlara bastı ama yazıcı hareket etmedi. Dönerek bir aksaklık olduğunu söyledi. Birkaç ufak tavsiyeden sonra, yazıcının açık olmadığını ve yanlış bilgisayara bağlı olduğunu anlayabildi. Bunun üzerine yazıcıyı açtı ve bağlantıları düzelterek hikâyesini kâğıda aktardı. Bazı standartlara göre pek önemli bir olay değil ama bu olay çocukların program çalıştırmaktan başka bilgisayar sistemi hakkında da bilgi edindiklerini gösterir. Bay Salmon'un başarmak istediği de bu. BDE'yi sadece aritmetik için kullanmıyor, ayrıca telaffuzları düzeltmek için SAM (Software Automated Mouth-Otomatik Ağız Programı) kullandırıyor. Bay Salmon bilgisayarlarla da içiçe olduğundan çocuklar ve bilgisayarlarla diğer ikinci sınıf öğretmenlerine oranla çok daha farklı bir şekilde çalışıyor. Ayrıca kendi programlarını da yazıyorlar. Andrew Müller ilkokulunda çalışan bir başka 2. sınıf öğretmeniyle konuştum. Adı Michelle Greenfield ve bilgisayarlara daha farklı bir yaklaşımda bulunuyor. Her hafta bir öğrenci bilgisayarı açıp, o gün için gerekli programı yüklemekle görevlendiriliyor. Geri kalan öğrenciler bilgisayarları BDE için notlarını kaydederek kullanıyor. Bayan Greenfield'in sınıfı da GATE'ye (Gifted and Talented Education-Ödüllü ve Beceri Kazandırıcı Eğitim) dahil. Bu öğrenciler C 64'ü de kullanmayı öğreniyorlar. Çocuklar bilgisayarlarla sene başında tanıştırılıyor ve basit BASIC programlama kursu görüyorlar. Sene sonunda kısa BASIC programları yazabilir hale geliyorlar, ayrıca programlarını teybe kaydedip, yükleyebiliyorlar. Bayan Greenfield'dan bir şey daha öğrendim. Çok komik bir hikâye çıkarabileceğim bir soruyu Bayan Greenfield'e sordum: “Çocuklardan hiç birinin bilgisayara çok sinirlendiği, tuşlara vurduğu veya çığlık atıp bilgisayarı duvara vurduğu oldu mu?” Cevabı basit bir “hayır”dı. Bilgisayara hiç sinirlenmiyorlardı. Bu beni çok şaşırttı. Ben tuşlara birkaç kere vurmadan bir programın yarısına varamam. Bayan Greenfield çocukların böyle davranışlarda bulunmadığını, bir bilgisayar öğrenci çatışmasının bulunmadığını söyledi. Yaptıkları her hata onların kendi yaptıklarının bir sonucudur. Eğer ? SYNTAX ERROR çıkarsa bu demektir ki, sen başarısız oldun, bu kadar basit. Tartışmak ve vurmak yok. Bu davranış Andrew Müller okulundaki Marie Jarvis'in öğrenme zorluğu çeken çocuklarla Commodore 64 kullanmasına neden oldu. Bu programı uyguladı ve çocukların bilgisayarı önemsiz bir kimse olarak gördüğünü anladı. Bilgisayar onların bir şeyiydi. Hatalı bir şey yaptıklarında sinirlenmiyor ve bu onların kendi davranışlarını kontrol altına almalarında yardımcı oluyordu. Ayrıca ekran ve tuş takımı ile çocuk arasında görsel ve temaslı bağlantılar oluyor. Bir çocuğun gerekli kelimeleri yazabilecek yeteneği olmasa da, bilgisayarda gerekli tuşları bulup onlara basabilir. Bu çocuklar için bunları yapabilmek önemli bir adım. Çocukların yaşamlarında 5 yıl daha ilerleyerek North Country Road Okulu'nda 7. ve 8. sınıflara geliyoruz. Steve Scopa burada bir matematik öğretmeni ve okulda bilgisayar kullanımı koordinatörü. Matematik programı içine 20 günlük bilgisayar edebiyatı başlattı. Ben bu sınıfı ziyaret ettiğimde bu yeni sistem ikinci gününe başlıyordu. Her birini 2 çocuğun paylaştığı on 64 odanın çeşitli yerlerine dağıtılmıştı. Görevleri takipçiyi ekranda hareket ettirmekti. Bu 7. sınıftakiler için çok mu zordu? Bazı çocuklar daha yeni bunu başarabiliyordu. Bazıları ekrana çok renkli kalpler ve aşk mesajları yapıyor, bazıları ise kendi yazdıkları 20 satırlık programlarla uğraşıyorlardı. Bir başka öğretmen olan Pat Hughes çocukların PET'i bir resim çizme aleti olarak kullanmaları için bir program yazmış. Birkaç komuttan sonra program ekrandaki resmi, gerekli bilgilerle kâğıda basıyor. Bu programı kullanan kişi kazanılan zamanı kabul edecektir. Yine bilgisayar bir alet olarak kullanılıyor. Bay Hughes bilgisayarın bu dünyanın bir parçası olduğuna ve çocukların onu kendi yararları için bir alet olarak kullanması gerektiğine inanıyor. Rich Iascaro 64'leri 7. ve 8. sınıf öğrencilerinin resim dersinde kullanıyor. KoalaPad ile çalışmaktan başka ne yapabilirler? Bu grafik tabletleri resim piyasasında önemli bir yere sahip. Peki genç ressamlar bunları kullanmayı niçin öğrenmesin? Burada da bilgisayar resim için kullanılan bir alet olarak tanıtılıyor. Mr. her çocuğun sınıfa bir resim getirmesini istiyor ve sırayla her çocuk bir hafta boyunca resmi tekrar oluşturmak için uğraşıyor. Sonuç bazı çok güzel ekranlar. Resim odasında, resimlerden bazıları yaz boyunca görülebilir. Miller Place Lisesi'nde 9-12. sınıflar boyunca bilgisayar öğrencilerin kullanacağı bir alet olarak kabul edilir. Bayan Obsarski iş bölümünün başkanı ve de bir öğretmen. Çocuklara kelime işlemi tanıtmak için sınıfta PET'ler ve WordPro kullanıyor. Saatleri dışında çocuklara günün belli diğer saatlerinde de bilgisayarları kullanma izni verilmiş. Bayan Obsarski bu zamanlarda bazı çocukların bilgisayarla dönem ödevi ve raporları hazırladıklarını söylüyor. Burada görebileceğiniz gibi Miller Place Okulu çevresinde yuvadan liseye kadar bilgisayar hep bir alet olarak görülüyor. Bilgisayarlara bu yaklaşım çok başarılı olmuş. Aslında konuştuğum öğretmenlerin neredeyse hepsi bir dahaki sene için yeni programlar ve projeler hazırlıyor.