Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 31
Polis, suçluların izini bulabilmek için, bilgisayardan örneğin bilgi alışverişinde yararlanıyor. Polis 1972 yılında tüm Federal Almanya'yı kapsayan bir bilgi alışverişi sistemini (INPOL) kurmaya başladı. INPOL büyük bilgisayarların oluşturduğu bir sistem. Burada suçlular ve suçlara ilişkin bütün bilgiler depolanmış durumda ve bu bilgiler isteyen her polis biriminin kullanımına amade. Eyalet Ceza Daireleri'nin her birinde Federal Ceza Dairesi ile sürekli bağlantı halinde bir büyük bilgisayar var. Polisin yetki ve görevleri eyaletlerin kendilerince belirlenen bir konu olduğundan, Federal Ceza Dairesi, eyaletlerdeki bilgi alışverişi sisteminin nasıl kurulması gerektiğini onlara empoze edemiyor. Bu durumda her eyalet kendi egemen anlayışı doğrultusunda hareket ediyor.
Bavyera Eyaleti'nde polis tarafından bu amaçla kullanılan bilgi ağının kısa adı “Dispol''dur (Bavyera Eyaleti Özel Dijital Bilgi Ağı). Bu ağ yıldız biçiminde oluşturulmuş. Eyalet Ceza Dairesi'nde tek tek her polis merkezinin bilgisayarlarının ve teleyazıcılarının bağlı olduğu bir büyük bilgisayar var. Herhangi bir merkezde depolanmış olan tüm bilgilerin bağlantılı diğer merkezler tarafından çağrılabilmesi mümkün. Bununla birlikte, polisin kendisi de “verilerin korunması yasası''na uymak zorunda: Polis ancak veri koruma yetkililerince serbest bırakılmış olan verileri depolayabiliyor. Polisin bilgisayarın yeteneklerinden yararlanması, yalnızca resim çözümlemesi ya da hızlı bilgi alışverişiyle kısıtlı değil. Federal Ceza Dairesi bu konuda farklı kullanım alanlarıyla ilgili incelemelerde bulunuyor. Örneğin Amerikan Birleşik Devletleri ve Japonya'da olduğu gibi, bilgisayarda parmak izlerinin çözümlenmesine ilişkin araştırmalar yapılıyor. Burada da, karmaşıklık arzeden resim değerlendirmesine benzer bir sorun ortaya çıkıyor: Çok farklı etmenler nedeniyle (kir, yaralar ve eski yara izleri) bilgisayarın iki parmak izini birbiriyle karşılaştırması epey güçleşiyor. Tek bir parmağın bile kirli olması, izin net olmaması için yeterli olabiliyor. Federal Ceza Dairesi'nin suç izlerini korumakla görevli uzmanları Japonya'daki parmak izi bilgisayarlarını incelediler. Bu incelemenin sonucunda parmak izi bilgisayarlarının verim düzeyi bakımından poliste kullanılmaya uygun olmadığına karar verdiler. Aslında Japonya ve ABD'de son dönemde kullanıma sunulan bazı sistemler uzman olmayan bir kişinin bile iki parmak izini karşılaştırabilmesine olanak sağlıyor. Ama Alman polisi kendi memurlarına bu dedektif bilgisayarlardan daha çok güven duyuyor, çünkü onların yargılarının daha sağlıklı olduğunu düşünüyor.
Bilgisayarın polisiye alanda kullanılmasının sağlayacağı önemli bir başka yarar da makine yardımıyla robot resimlerin oluşturulması olabilirdi. Bu tür resimler günümüzde ancak elle çizilmekte ya da yüzün her bir kesitinden alınan parçalar üst üste getirilerek tek bir resim halinde birleştirilmekte. Bu konuda bilgisayar gerçekten ideal bir biçimde pek çok görülebilecekler.
Robot resimler, yakın bir gelecekte farklı varyasyonlarıyla bilgisayarda
görevi üstlenebilir. Özellikle küçük çaplı kovuşturmalarda ucuz ve hızlı bir şekilde robot resimlerinin hazırlanması ve böylelikle suçun daha çabuk kanıtlanması sağlanabilir. Daha sonra resmin INPOL aracılığıyla birkaç dakika içinde Federal Almanya'nın stratejik açıdan önem taşıyan tüm noktalarına iletilmesi mümkün olabilir. Böylece örneğin bir banka soyguncusunun resmi, soyguncu henüz yeni kaçmakta iken, tüm devriye arabalarına iletilmiş olabilir. Dolayısıyla polisin suçluyu bilgisayar yardımıyla daha hızlı bir biçimde izlemesi sağlanabilir. Dedektif bilgisayar hiçbir zaman insanın yerine geçemeyecektir; çünkü insanda varolan bir özellik bilgisayarda eksiktir: Bir olaya ilişkin doğru sezgiler. Bilgisayar şimdilik yalnızca iyi bir araç olarak işe yaramaktadır ve bu konuda daha birçok ilerleme kaydedilebilir. İnsan ile bilgisayarın birlikte mükemmel suçu ortaya çıkarmaları da pek mümkün görünmüyor. Bilgisayar bu konuda üstüne düşeni tam olarak yapabilse bile, durum pek değişmezdi: İnsan pek çok hatalar yapabilen bir varlıktır ve polis de işte bu hatalar sayesinde onu mutlaka yakalamaktadır.
KIRICILARA İLİŞKİN YASA MADDELERİ
Son zamanlarda Federal Almanya'daki bilgisayar meraklıları arasında “kırıcı maddeleri” kavramı oldukça yaygınlaştı. Ceza Yasası'nın 202a maddesi, “verilerin gizlice gözetlenmesi''ni ceza kapsamına alıyor. Ancak yasaya göre, ceza verilebilmesi için, verilerin daha önce uygun biçimde koruma altına alınmış olması gerekiyor. Kırıcılara karşı uygulanan bir diğer yasa ise, gene Ceza Yasası'nın 263a maddesi. Bu madde, “bilgisayar dolandırıcılığı”nı, yani bilgisayar yardımıyla yapılan dolandırıcılığı ceza kapsamına alıyor. “Haksız Rekabete Karşı Yasa”'nın 17. maddesi de bu konuda kullanılan maddelerin üçüncüsü. Son zamanlardaki kovuşturmalarda sıkça kullanılan bir maddeye göre, ticari sırların açığa vurulmasına ilişkin fiiller, bu sırada bilgisayar kullanılsın ya da kullanılmasın, cezalandırılıyor.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 30
Üstteki sayfa yırtılmıştı, fakat kalemin izi alttaki sayfaya geçmişti. Bu “renksiz yazı izleri”ni okunabilir hale getirmek için, elektrostatik yöntem kullanılıyor. Bu yöntem oldukça pahalı ve mutlak bir başarı sağlamıyor. Yazının okunabilirliği, çoğu zaman fonun eşitsiz renklendirilmesinden (gölgeler) ve fonla yazı arasındaki kontrast azlığından çok düşük oluyor. Aynı sorunlarla eğik ışıkla veya infraruj ve ultraviyole ışınlarının farklı ölçülerde verilmesi ile yapılan incelemelerde de karşılaşılabiliyor. Görünmeyen izlerin görünür hale getirildiği bir resim, sayısallaştırılma sırasında eşitsiz bir şekilde ışıklandırılır ve sonuç pek kaliteli olmaz. Bu nedenle sayısallaştırma işleminden sonra bir dizi işlemden daha geçer. Önce zararlı gölgeler yok edilir. Bu işlemde gölgeler matematiksel olarak resimden çıkarılır. Daha sonra kontrast bir miktar artırılır ve ilkinden çok daha iyi olduğu açıkça görülebilen bir yazı-resim elde edilir. Bunun yanı sıra, eğer istenirse, kırılmalar, yırtılmalar ve lekeler gibi bozucu yapısal öğeler de daha az belirgin hale getirilebilir. Bunu yapmak için kursor ile söz konusu yerler ekran üzerinde işaretlenir ve daha sonra bunlar resim alanından çıkarılır. Bu yöntemle polis, bir uyuşturucu madde kaçakçısının not defterinden elde ettiği bilgiler sayesinde bu işin arkasındaki bazı kişilerin izini buldu. Ne var ki, özellikle bu son örnekte şöyle bir soru gündeme geliyor: Bu yalnızca bir suç olayını gün ışığına çıkarma faaliyeti mi, yoksa bir manipülasyon mudur? Çünkü adli bir so-
SAR
Şi “
En soldaki resimde görülen silik folyonun bilgisayarda işlendikten sonraki hali
eki
Çalan 4
Oluşturma sırasında bu tür kanıtların sahte bir biçimde düzenlenmesi son derece kolaydır. Böylece masum kişiler suçlu durumuna düşerken gerçek suçlular temize çıkarılabilir. Gelecekte yargıçların ve savcıların, suçlular ya da onların polise sızmış uzantıları tarafından aldatılmamaları için buna uygun bir eğitimden geçmeleri gerekiyor.
Bilgisayar teknolojisi yalnızca görsel alanda değil, akustik alanında da büyük ilerlemeler kaydetmiş durumda. Bir compact disk üzerinde depolanmış bilgiler dijital bir formata sahiptir. Bu tür bilgiler de aynen görsel bilgilerde olduğu gibi bir bilgisayarın belleğine yüklenebilmekte ve manipüle edilebilmekte. Örneğin bir insan sesinin frekansını yükselterek ya da düşürerek onu değiştirmek mümkün olabiliyor. Yalnızca bir soundsampler'dan oluşan gerekli donanıma sahip hızlı bir bilgisayar ve buna uygun bir program aracılığıyla bu değişiklik gerçekleştirilebiliyor. Bu yöntemin kullanıldığı telefonlu şantaj girişimlerini bir düşünün. Bu durumda polisin bir ses çözümlemesi yoluyla failin suçunu kanıtlaması olanak dışıdır.