Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 19
Kendiliğinden ihbarda bulunan kişinin cezadan muaf tutulması sağlanmalıdır. Ama muhalefetin olumlu bulduğu bu öneriyi Koalisyon hükümeti kabul etmemiştir. Güvensizliğin ise korku yarattığı bir gerçek: NASA-araştırma ağına ilişkin en son yayınlarda artık asıl aktörler açıkça ortaya çıkmıyorlardı. Bunlar bu iş için bir aracından yararlanıyorlardı ki, bu da Hamburg'daki “Chaos Computer Club (CCC)”- den başkası değildi. Steffen Wernary ve Waü Holland Hacker'lerin başarıları üstüne ikinci elden bilgiler veriyorlardı. Hamburg makamlarının buna tepkisi ise panik şeklinde oluyordu. Savcılık makamı bilgi aracıları için soruşturmaları açıyordu. Konuyla ilgili pek çok rapora rağmen bu en son darbenin etkilerini kestirmek mümkün değil: Hamburglular da kaç Hacker'in hâlâ veri ağına erişim imkânına sahip olduğunu bilmiyorlar. Hacker'ler gizli çalıştılar ve ustaca hareket ettiler. Gerek devletin yürütmüş olduğu operasyonların gerekse asıl Hacker'lerin kamudan çekinmelerinin nedeni bu yasalardır.
1986: “HACKİNG”E CEZAİ YAPTIRIM
Bu alana girmiş olan pek çok kişi değişen durumdan kendine göre sonuçlar çıkarmıştır. Bunlardan ancak pek azı Hacker olarak hâlâ basında etkin olmaktadır. Gerçi Doc Holiday yine “DFÜ” konularında etkinlik gösteriyor, ama bu kez başka bir temel üzerinde sürdürüyor eylemini: Verileri çabuk ve güvenilir bir tarzda ağlar üzerinden göndermek zorunda olan firmalara EDV-uzmanı olarak danışmanlık yapıyor. Bu firmalar için uygun programlar da yapıyor aynı zamanda. Bu “Enfants terribles”'in (Ele avuca sığmaz çocuklar) yeni türünün şimdi büyük bilgisayarlarda ne işler çevirdiklerini tam olarak kimse bilmiyor. Çünkü bu konuda kamu önünde konuşmuyorlar artık. Ama şurası kesin: Bundan sonra da Btx'de ya da NASA'da olduğu gibi Hacker başarılarına tanık olunacaktır. Şu farkla ki, o zaman bu tür olaylar ancak en ender durumlarda kamuya ulaşacaktır. İşte Dr. Siebert, getirdiği önerilerle tam da bunu önlemeye çalışmaktaydı.
Birinci kuşak Hacker'ler dağılmışlardır. Bunlardan bir tanesi şu anda Bonn'da önemli bir mevkide görev yapıyor, diğer birkaçı yazılım geliştiriyor, bazıları da bağımsız olarak çalışıyorlar. Onların bilgileri ve yaratıcılıkları yükselmelerini kolaylaştırmıştır. Tıpkı bugün kendi öz adını kullanarak gittikçe gelişen bir bilgisayar ticareti kurmuş olan Doc Holiday gibi. Kendi yaptığı ilk modemi hâlâ saklıyor Doc Holiday. Salt nostaljiden...
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 18
“«“Syscop'”'un yapmaya izinli olduğu her şeyi yapabilme hakkını (örneğin hard diskleri formatlandırmak) elde edinceye kadar sinsice yayılır sistemin içine. Ya da sistemi devre dışı bırakıncaya, parçalayıncaya kadar. Öyle ki, sistem daha sonra yeniden harekete geçirilinceye dek, yetkili olsun olmasın hiç bir kullanıcının bu sistemle çalışması mümkün olmaz. Bazen de kendisini özellikle sevindiren bir işi başararak binlerce kilometre uzaklıktan sabit bir diski fiziksel olarak tahrip edebilir.
““Crasher”lerden gerek ““Hacker''- ler gerekse aynı ölçüde hoşlanmamaktadırlar. Örneğin Wau Holland (Chaos Computer Club) ile kendi arasındaki uzaklığı şu sözlerle dile getiriyor: bizim üzerinde hak iddia ettiğimiz sayısal (digital) bilgilere ulaştıran kaldırım taşlarını tahrip ediyorlar.”” Ama çomak sokucular her yerde vardır, ne yazık ki.
Gerçek “Hacker”'ler bilgilerini ya-
pıcı bir tarzda kullanmaktadırlar. Bunlardan biri olan Hamburg'lu Deep Thought (güzel bir takma ad) VAX tipinde büyük bilgisayarlar konusunda uzmandır. Doğrudan söyleşi ve için bir program yazmıştır. Bu program elektronik bir konferansı olanaklı kılmaktadır. Bu tür bir konferansa istenildiği kadar çok sayıda kişi katılabilmektedir neredeyse. Herkes herkese istediği haberi yollayabilmektedir. Alıcı bu haberi hiç bir gecikme olmaksızın elde edebilir. Böylece, bilgiler aynı saniyede Hamburg'dan Zürih'e, Münih'e ve Milano'ya ulaşmaktadır. Bilgisayar yoluyla Avrupa çapında bir sohbet masası denebilir buna. Tabii ücretler yerel telefon tarifesi üzerinde hesaplanıyor.
Yerel küçük gruplar kendilerine müzikal adlar veriyorlar: Hamburg'- lular kendilerini Computer ya da kısaca CCC diye adlandırıyorlar, “KGB”' (Knacker Group Bavaria) içinde ise Münih'liler örgütlenmişler. CCC'nin üyeleri kısa bir süre içinde kendi gazeteleri “Datenschleuder”'i yayımlamaya başlıyorlar. Burada kendi özel bilgilerini henüz ağlara erişim imkânına sahip olmayan kişilere de yayıyorlar. Tabii Hacker'lerin günlük yaşamlarına ilişkin bir-iki eğlenceli öyküye de yer verildiği oluyor. Bir süre geçince Münihliler de bunları izliyorlar ve kendi yayın organları *““Bayrische Hacker-
Post”'u kuruyorlar (B.H.P.). Baskıyı kendi yayınevlerinde yaptıklarını söylemeye bile gerek yok. İlk sayı şu başlıkla çıkıyor: “Hitchhackers Guide through the Galaxy”. Burada bir sistem programcısı VAX-büyük bilgisayarlarıyla nasıl çalışılacağını açıklıyor. bunun dışında daha ucuza telefon edilmesi ve benzeri pek çok konuda gizli bilgiler de (Tips) içeriyor bu yayın organı. Bunların bir maskotları da var: B.H.P-köpeği. Münihlilerin özellikleri şöyle: Sayfa sayılarını 16 sayı sistemine göre (hexadecimal), nüshaları ise 8 sayı sistemine göre (oktal) numaralıyorlar. Sayfa 09'dan sonra 10 değil, “DA” geliyor, 7. nüshayı da 10. nüsha izliyor mantıksal olarak. yılların ortalarında “Hacker”'lerin popüler oldukları, akustik bağlantı birleştiricilerinin de giderek ucuzladıkları görülüyor. Hacker olarak geniş bir elektronik bilgisine sahip olmak da gerekmiyor artık. Ağlar da rastlanan bu “veri değişmeye başlıyorlar. Yaş ortalamasının belirgin bir biçimde düştüğü görülüyor. O zamana kadar hepsi de birbirlerini tanıyorlardı ve Alman Hacker'lerinin sayısı düzinelerle ya da olsa olsa yüzlerle ifade ediliyordu. İçlerinde her biri şu ya da bu alanda uzman idi. BS2000-uzmanı VAX-
DİYORUZ eksperine Siemens-bilgisayarına nasıl ulaştığını ve sayısal ekibin en son tanıtıcı işaretini nasıl elde ettiğini anlatıyor. Şimdi durum farklılaşmaktadır. Binlerce kişi “DFÜ” büyüsünü keşfediyor. Salt sahnenin orantısal bakımdan büyüklüğü dolayısıyla içerdeki görevlilerin bile kısa bir süre sonra durum hakkında kuşbakışı bir fikir edinmeleri imkânsızlaşacaktır. Hacker'ler ile Crasher'ler arasında bir ayrım yapılması da gittikçe güçleşiyor. Her tarafta bu alana yeni yeni katılımlar olmaktadır. Hacker'ler en büyük “Hack” yaşantıları herhangi bir yerden yürütülmüş, en azından çoktan eskimiş bir tanıtım işaretini bilgisayara daktilo etmek olan bu yenileri horgörüyle “Posta kutusu olarak adlandırıyorlar. Yıllar önce A.B.D.'nde tamamlanan bir gelişmenin aynısına şimdi Federal Almanya'da tanık olunmaktadır. Birleşik Devletler'de de değişikliği teşvik eden alternatif bir bilgisayar dergisi vardı: “TAP” adını taşıyan bu efsanevi dergi B.H.P. ve ““Datenschleuder” tarafından zevkle taklit edilmektedir. Anılan derginin yayımcısı bütün Hacker'lerin kuşkusuz en ünlüsü olan ““Cheshire Cataleyst”” idi. Kitle iletişim araçları da artık Hacker'lere ilişkin bilgileri sunmaktadırlar. Bunların en önde geleni Spiegel dergisidir. Ama konular çoğunlukla sadece A.B.D.'ndeki etkinlikleri temele almaktadır. Bununla birlikte sonraları Alman Hacker'lerin bir patlama yaparak Amerikan örneklerinin gölgesinden sıyrıldıkları da bir gerçektir. ““Chaos Computer Club” erkenden yeni bir sayısal oyuncak keşfetmişti: Ekran metni. 655321 tanıtım işareti altında sayısal tuhaflıklar ve uluslararası bilgilerin yanı sıra bir de teberru -sayfası çağrılabilmektedir. Telefon eden kişinin 9.99 Mark ödeyerek görebildiği bir sayfadır bu. CCC”'nin kurucuları Steffen Wernery ve Wau Holland bir Btx-sistem hatası dolayısıyla Hamburg Tasarruf Sandığı'nın (Haspa) üyelik tanıtım işaretini ellerine geçirirler. Böylelikle de, resme tabi olan ve kendilerine ait teberru-sayfası çağırabilirler. Her tuş vuruşunda hesapları 9.99 Mark artmış olmaktadır. Bu işlemi bir elektromıknatıs ve bir Basic-programla otomatikleştirip bütün gece sürdürürler. Onlar için hiç de rahat bir gece olmamıştır bu. Acaba Btx içine, yekün 1000 Markı bulunca alarmı harekete geçiren bir blokaj tertibatı yerleştirmişler midir? Ama yapacak bir şey yoktur artık. Minderlere yerleşip kahvelerini içmeye koyulurlar. Bir yandan da, polisin kapıyı çalmasını beklemeye başlarlar. Fakat hiç bir şey olmaz. Ertesi gün sayaçları 130.000 Markı göstermektedir. Bu iş şimdi onlar için tehlikeli olmaya başlamıştır. Durumdan Hamburg Veri Koruma dairesini bizzat haberdar ederler ve paradan da vazgeçtiklerini bildirirler (oysa para hukuksal açıdan onların hakkıdır ve Posta idaresi Haspa'nın zararını karşılamak zorundadır). Ertesi günün bulvar gazetelerinde büyük puntolarla ““Elektronik Banka Soygunu”' ya da ““Hacker'ler Tasarruf Sandığı'ndan 130.000 Mark Sızdırdı” gibi manşetler atıldığı görülür. Pek çok gazeteci ise, bu konudaki bilgi eksikliğinden dolayı olayı çarpıtır. Bu gazeteciler her şeyden önce Btxhesabı ile Haspa'daki banka havale hesabını birbirine karıştırırlar. Televizyon ise Hacker'lerle özellikle ilgilenir. Canlı yayınlar aracılığıyla Hacker'ler kendi yeteneklerini gözönüne sererler. Bir büyük bankadaki kişisel verileri nasıl çağırdıklarını, büyük bilgisayarlara kendi veri-setlerini nasıl yerleştirdiklerini açıkca gösterirler. Hukuksal yönden bu durumun problematik bir yanı bulunmamaktadır. Hacker'ler etkinliklerinde yasalara ters düşmemektedirler. 1 Haziran 1986 tarihinde ise bu durumda bir değişiklik olur. Muhalefetin karşı-oy kullandığı “Ekonomik Suçlar'a İlişkin Yasanın Değişik II. Şekli”” başlıklı yasa Alman Parlamentosunda onaylanır. Yeni konulan paragraflar diğer şeylerin yanı sıra “Verilerin tarassutuna, değiştirilmesine ve silinmesine”' cezai hükümler getirmiştir. Peki bu yasa değişikliğinin ne gibi sonuçları olmuştur? Her şeyden önce, güvenliğe ilişkin boşlukların ve aksaklıkların (cezasız olarak) teşhir edilmesi artık mümkün değildir. Bu nedenle, Freiburg'lu hukuk uzmanı Dr. Siebert bir Meclis görüşmesinde şu öneride bulunmuştur: