Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 12
YAZANLAR: THOMAS VOGLER/JÜRGEN BERNAU
ÇEV.: GÜVEN SAVAŞ KIZILTAN
Olay manşetlere geçmişti: Alman “Kırıcılar”, Amerikan Uzay Dairesi NASA'nın bilgisayarlarına gizlice girmişlerdi. Kullandıkları araç Troya atlarıydı-Veri ağlarını tıpkı “Açıl Susam Açıl” gibi kırıp geçen programlardı bunlar... Almanlar bir kez daha vurdular. Amerikan Uzay Dairesi NASA'nın araştırma ağı SPAN'a bağlı bilgisayar merkezinde bulunan ve sayıları 138'i aşan bilgisayarlara kısa bir süre önce “bilgisayar dostları” erişim imkânı bulduklarında, basın dünyasında büyük bir gürültü koptu. Bunların bu iş için kullandıkları araç Troya atlarıydı. Troya atları bilgisayar denetçilerinin bütün güvenlik barikatlarını hile ile aşabilen ve büyük, gizli bilgisayar ağları için yeni bir tehlike oluşturan programlara verilen addır. Sistem işletmenleri (Operatör) ve ağ denetçileri kendilerini sallantıda hissetmeye başlamışlardır, çünkü onlar için kendi bilgisayar verilerinin güvenliğinde milyarlar yatmaktadır. EDV güvenlik uzmanları yönünden sansasyonel dehşet haberlerinin sonu gelmiyor. Bunlar daha kısa bir süre önce virüsler tarafından dehşete düşürülmüşlerdi. Virüsler bir kez bir sisteme ulaşmışlarsa, o sistemi görüldüğü kadarıyla önüne geçilemeyecek tarzda baştanbaşa enfekte edebiliyorlar. Şimdi ise basındaki manşetlere yeni bir heyülâ program geçmişti: Troya atı. Basit olarak ifade etmek gerekirse, Troya atları, kullanıcının bildiğinden daha çok işlemler uygulayabilen programlardır. Tıpkı şair Homeros'un klasik destanı İlyada'da Yunanlılar, kuşatılmış Troya'nın surlarından içeriye girmek için karnına kendi savaşçılarını sakladıkları büyük bir tahta attan nasıl yararlanmışlarsa, “Kırıcılar” da güvence altına alınmış veri sistemlerine gizlice erişim imkânı sağlamak için görünüşte bütünüyle başka bir şey yapan programlardan öyle yararlanmaktadırlar. Örneğin, kullanıcıyı eğlendiren, ama aynı anda arka planda verileri değiştiren bir oyun programı kullanmaktadırlar. Böylece, bir Troya atı aracılığıyla bir sistemin içine virüslerin sokulması mümkün olabilmektedir. Troya atı, virüs gizlice sisteme yerleştirilirken kullanıcının aldatılmasına hizmet etmektedir. Troya atları akrabaları olan virüslerden kendi kuşaklarının izlediği yol ile ayrılırlar en açık biçimde. Virüsler seçim yapmaksızın çoğalırlarken, bir Troya atı en azından ikinci kuşaktan sonra daha kararlı davranmaktadır. Başlangıçta, bir virüse çok benzeyen bir program yer almıştır. Yayılma stratejileri de önce aynı olmaktadır: Sürfe (virüs evresinde Troya atı) henüz enfekte edilmemiş programlar arar ve kendini bunların baş tarafına yazar. Virüslerde görüldüğünün tersine Troya atlarında “üstüne yazan” sürfeler yoktur, çünkü bunlar enfekte edilen programların akış yeteneğini olumsuz yönde etkileyebilmektedir. Sürfelerin hedefi “erişkin” bir Troya atına dönüşmektir sonuç olarak. Bu bağlamda önemli olansa, mümkün olabildiğince keşfedilmemiş kalmaktır. Sürfe aşamasında Troya atı böylece, istenilen yere ulaşıncaya dek rastlantısal olarak yayılır. Yani eğer o önceden programlandığı üzere bir sistemin çevresine ulaşmış, örneğin belirli bir bilgisayar modeline atlamış ise, aktifleşmekte ve sürfe evresinden çıkmaktadır. Troya atı o zaman üreme stratejisini değiştirmekte ve -depolanmış “kalıtsal enformasyon”un durumuna göre- bütünüyle bireysel çabası sonucu program ekleriyle donattığı belirli programları ve dataları kararlı bir biçimde aramaktadır.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 13
Alman “Kırıcılar”ının SPAN-
Darbesi olayında bizzat işletim sisteminin bölümleri Troya atları olmuştur. “Kırıcılar” kendi geliştirdikleri programlar aracılığıyla hiç fark ettirmeden ilgili sistemleri “Susam” masalında olduğu gibi açabiliyorlardı. Orta büyüklükte ya da daha büyük bir EDV sisteminin işletim sistemi ayrı ayrı birçok programdan oluşmaktadır. Yapımcı Digital Equipment'in (DEC) sistem programlarını “Kırıcılar” kendi tasarımlarına göre genişletmişlerdi. Bu şekilde onlar ilgili kurumların kod kelimelerine ilişkin listeleri de ellerine geçirmişlerdi. “Kırıcılar”ın eylemlerine hedef
TAH
KONUSU KOD NO
KONUSU
TOPLAMA ÇIKARMA ÇARPMA BÖLME ÇARPIM TABLOSU
1006 | 1007 1008 1009 1010
RAKAMLARI TANIMA (KUŞLAR)
(BALIKLAR) (AĞAÇLAR) (YELKENLİ) (ÖRDEK)
D olan bilgisayarlar DEC'nin VAX serisine girenler olmuştur. Alman Kırıcılarının ortaya koyduklarına göre, sisteminin Mart 1986 tarihli 4.4. versiyonunda bir hata bulunmaktadır. İşte “Kırıcılar”'ın Troya atıyla manevra yapmalarını mümkün kılan da bu hata olmuştu. “Kırıcılar” kendi hilelerini “Chaos Computer Club”e (CCC) açıkladılar. Anılan kurum, bilgisayar sistemlerine ilişkin güvenlik konusundaki sansasyonel etkinlikleriyle kamuoyunda yeterince tanınmıştır. CCC'nin açıklamasına göre, VMS 4.4 versiyonu çerçevesinde girişilmiş olan bu darbe şu şekilde olmuştu: İşletim sistemi, kullanıcı programlarına ilişkin olarak, kullanıcının hizmetine birkaç yüz sistem çağrısı sunmaktadır. Güvenlik deliği ise, sistem çağrısı olan $SETUAF ile ilişkili olup yetkisi bulunmayanlar da dahil olmak üzere bütün kullanıcılara, korunma altına alınmış dataya, yani SYSUAF.DAT'a yazım erişimi sağlamaktadır. Ama burada kullanıcıların tanıtıcı kod kelimeleri ve ayrıcalıkları ile ilgili olarak tasarrufta bulunan bir Gerçi giriş kontrolü için belirleyici rol oynayan bu datayı değiştirme girişimine bir hata bildirimiyle karşılık verilmektedir, ama bu durumda da data açık kalmakta ve istenildiği gibi değiştirilmektedir. Bu istenmeyen işleyişin bilinmesinden sonra ise, enfekte edilen programı yedekte tutulan bir orijinal versiyonla ikame etmek kolay olabilirdi. Nitekim bu denendi de önceleri. Ama kısa bir süre sonra görüldü ki, erişimleri idare eden mekanizma çok geçmeden Troya atı olarak kendi işini yine üstleniyor ve “Kırıcılar”'a kapıları tekrardan açıyordu. O zaman sistem yöneticileri, bir virüs gibi giriş nöbetçisini enfekte eden başka bir Troya atını her tarafta hummalı bir biçimde aramaya koyuldular. Ama onların bu girişimlerinde başarıya ulaşma şansları bulunmuyordu: Tüm sistem çoktandır tek bir Troya atı olmuştu bile... Bir Troya atının yayılma imkânları çok yönlüdür ve bunların denetlenmesi de mümkün değildir. Normal durumda bir Troya atı, içinde saklanabileceği ve kullanıcıyı bir etkinlikle aldatabilen bir taşıyıcı programa gerek duymaktadır. Taşıyıcı program sürerken Troya atı başka bir etkinlik gerçekleştirmektedir. O halde ilke olarak, yayılma taşıyıcı programın
13 yayılmasıyla aynı zamanda meydana gelmekte, yani normal olarak enfekte edilmiş bir programın doğrudan iletilmesi, başka bir deyişle veri taşıyıcılarının değiş-tokuşu yoluyla olmaktadır. Program değiş-tokuşunun veri taşıyıcıları olmaksızın, örneğin program kütüphaneli bir posta kutusu aracılığıyla meydana geldiği alan özellikle risk altındadır. Bu tür posta kutuları, bunlarda ücretsiz ya da en azından çok uygun fiyatla ve telif haklarından muaf program yordamları ya da hizmet programları çağrılabildiğinden, sistem programcıları tarafından da çok büyük rağbet görmektedir. Bir programcı bunlardan, kendisi için çoğu kez zahmetlerinin büyük bir bölümünü gereksiz kılan dataları dilediği gibi çağırabilmektedir. Bu kütüphaneler çoğunlukla herkese açıktır ve böylelikle de muziplik nedeniyle yapılan enfeksiyonlar için ideal bir ortam sunarlar. Veri ağlarında başka bir yayılma imkânı daha vardır. Büyük bilgisayar tesisleri çoğu kez bilgisayar ağına bağlı olarak çalıştıklarından bir Troya atını, bu ağa bağlanmış mevcut bilgisayarları tanıyacak ve bunları aynı şekilde mümkün olabildiğince enfekte edecek tarzda programlamak kolay olmaktadır. Enfeksiyon ya parola emniyetinin otomatik olarak aşılması ya da yetki çerçevesinde yapılan veri değiş-tokuşuna paralel olarak gerçekleştirilmekte ve farkına varılmayan bir aktarma yoluyla meydana gelmektedir. Böylelikle bir Troya atı için, yerleştiği sırada henüz sahip olmadığı ayrıcalıkları elde etmek mümkün olmaktadır. Bir başka ve denetlenemeyen enfeksiyon yöntemi de bilgisayarlara atlayarak çalışma imkânıdır. Bunun için bütünüyle yabancı bir sistem üzerinde bir Troya atı oluşturulmakta ve ilkin mutlak bir pasiflik içinde kalınmaktadır. Bu bilgisayar hedef alınan bilgisayarlarla bağlantıya girdiğinde ve program orada harekete geçirildiğinde ve ancak o zaman Troya atı da kendi işine başlamaktadır. Yapım firması “Digital Equipment” ününü korumak için kendine epey zor gelen işler yapıyor şu sıralarda. Firma kendi sistem teknikerlerini, işletim sisteminin yeni versiyonlarıyla birlikte, 4.4 versiyonunun bütün kullanıcılarına tek tek yolluyor. Bu teknikerler bakım sözleşmesine sahip olmayan ve korsan kopyalar yapan enfekte olmuş sistemlere de gönderiliyor. Bununla birlikte hiç kimse, işletim sistemlerinin gözden geçirilmiş ve hatalardan arındırılmış versiyonlarının da içlerinde bir Troya atı taşıyıp taşımadıklarını kesinlikle söyleyememektedir. Çünkü “DEC” nezdindeki program geliştiricilerinin tüm dünyadaki bütün meslektaşları gibi zamandan tasarruf nedeniyle VMS'e ilişkin kamuya açık Patch-Pool'lardan yararlanmak hoşlarına gitmektedir. Ancak, hiç kimse bu pratik program birimlerinin bünyesinde yeni Troya atlarının eskisi gibi gizlenmiş olmadıklarından emin olamamaktadır.