JINXTER

İşte karşınızda Magnetic Scrolls'un en son adventure oyunu Jinxter! Pawn ve Guild of Thieves gibi herbiri ödül kazanmış adventure'lardan sonra şirket aynı başarıyı şimdi de Jinxter ile sürdürmeyi amaçlıyor. Bence şu anda piyasadaki oyunların en iyileri olan Scrolls'un adventure'larını oynamak ayrı bir zevk. Sanırım Pawn ya da Guild of Thieves'den birini oynadıysanız siz de benimle aynı fikirde olmalısınız. Jinxter, konusu bakımından diğer Scrolls adventure'larına benzememesine rağmen oynanış biçimi bakımından bundan önceki adventure'larla tamamen aynı. Yine yukarıdan aşağıya doğru kayarak gelen herbiri büyük bir emek harcanarak çizilmiş ve son derece güzel grafikler, sağ üst köşede gösterilen skor ve komut sayısı gibi özellikler aynı şekilde korunmuş. Oyunun AMIGA versiyonunda da eskiden olduğu gibi dört ayrı seçenek menüsü bulunuyor. Yine komutların girilmesinde mouse yerine klavye kullanılması her tür komutu vermenize imkân tanıyor. C64 versiyonunda fonksiyon tuşları grafikleri aşağı yukarı doğru hareket ettirerek 40 kolon olan metnin okunmasını kolaylaştırıyorlar. Şimdi de biraz oyunun konusundan bahsedelim. Aguitania, herkesin mutlu, şanslı ve kazasız bir hayat sürmesini sağlayan bir bilezik tarafından korunan bir ülkedir. Ancak yine burada yaşayan kötü ruhlu yeşil cadılar güçlenirler ve bir gün bu koruyucu bilezik ortadan kaybolur. Bu bileziğin yedi zinciri bulunmadıkça ülkede her şey kötü gidecektir. Artık bileziğin parçalarını kimin bulacağını herhalde... Oyuna tuhaf bir otobüste başlıyorsunuz. Bir süre sonra binen biletçi biletinizi görmek istiyor. Merak etmeyin cebinizde bilet var ve adamı sinirlendirmeden biletinizi gösterseniz iyi olur aksi takdirde eve kadar yürümek zorunda kalıyorsunuz. Bundan sonra düğmeye basarak iki durak sonra otobüsten inebilirsiniz. Bu arada biletçi anahtarlığınızı unuttuğunuzu fark edip kapı kapanmadan önce son anda size fırlatıyor. Otobüs gittikten sonra yanınızda beliren bileziğin gardiyanından durumu öğreniyorsunuz. Önce size bir döküman veriyor ve siz bunu okuduktan sonra geldiği gibi kayboluyor. Burada gardiyanın kullandığı dil gerçekten çok ilginç. Gardiyan da gittikten sonra nihayet evinize geliyorsunuz. İlk incelemelere burada başlayabilirsiniz. Oyun evin arka bahçesinden çıkmanızla devam ediyor. Burası kızgın bir boğanın bulunduğu bir tarlaya kadar devam ediyor. Bu arada oyunda bazı ilginç karakterlere rastlamak mümkün. Bunlardan biri dostunuz çılgın Xam. Peynir yapmaktan ve balıkları tüfekle vurmaktan hoşlanan bir bahçıvanı olan bu arkadaşınız evinizdeyken sizi telefonla arayarak bir şeyler anlatmaya çalışıyor. Konuşmadan tuhaf şeylerin döndüğünü fark ediyorsunuz hattâ konuş-

seren HVATORY

YOU kıl chen WESt ş and garden.

FİELD manız yarım kalıyor. Yaşlı postacı Leblirig'in de size vereceği bir şey var ama şanssızlık eseri onu kaçırıyorsunuz. Ancak üzülmeyin, nasıl olsa size ait olan bir şeyi başkasına vermeyecek ve tekrar geri dönüp sizi bulacaktır. Bu noktada oyunun kelime hazinesi oldukça dikkati çekiyor. En karmaşık komutları bile kabul edebilecek şekilde yazılmış olan program neredeyse hemen her yazdığınız komutu anlıyor. Zaten bu özelliğe bütün Magnetic Scrolls adventure'larında rastlıyoruz. Bunun yanında oyunun bilmeceleri biraz kafa yormayı gerektiriyor. Çünkü bilmecelerin çözümleri hiç de tahmin ettiğiniz gibi çıkmıyor ve insanı epey uğraştırıyor. Hattâ bazı bilmecelerin değişik çözümleri bulunuyor. Ama merak etmeyin, ipucu

- köşesinde bu adventure ile ilgili bol bol ipucu vereceğim. Oyunun bir diğer özelliği text'te yani metinde mizaha yer verilmiş olması. Oyun bu bakımdan eğlenceli olmuş. Böylece bilmeceleri çözerken sıkılmadan eğlenebilirsiniz ama kuşkusuz en büyük eğlence bilmecelerin kendisini çözerken yaşanıyor. Sanıyorum çoğunuzun ilgisini olağanüstü grafikler çekecek. Üç ayrı sanatçının çizdiği grafikler hem 64'te hem de AMIGA'da adeta göz kamaştırıyor. Aslında bu grafiklerin herbiri birer tablo kadar kıymetli çünkü hepsi üzerinde saatler hattâ günler boyu çalışılarak ortaya

Adventure oyunları bilgisayarda ilk ortaya çıkan oyun türleriydi. Henüz o zamanlar bilgisayarlar grafik bakımından bugünkü gibi yetenekli olmadıklarından ilk adventure'lar sadece yazıdan oluşan text adventure'lardı. O zamandan bu yana adventure oyunları hem grafik hem de programlama bakımından çok büyük gelişmeler gösterdiler. Grafikli adventure'lar bir yana bugün de text adventure'lar ilgi çekmeye devam ediyor. Örneğin Dracula veya yeni çıkan Border Zone gibi çoğu Infocom oyununda grafik göz ardı edilmiş. Bunun yerine programlar daha detaylı bir metne ve daha karmaşık komut analiz yöntemlerine sahip oluyorlar. Grafiklerin adventure içindeki önemiyse kişiden kişiye değişiyor. Bazısı hiçbir grafiğin zihnin kendi yarattığı imajlardan daha iyi olmayacağını düşünerek grafiksiz adventure'ları tercih ediyor. Ancak büyük bir çoğunluk ise grafiklerin adventure'lara ayrı bir hava kattığını ve bu

Pawn: Kayaları geçebilmek için çapa ve tırmığı (hoe ve rake) birbirine bağlayarak bir kaldıraç yapma. Gömleğinizi çapayı tırmığa bağlamakta kullanmayı unutmayın. Guild of Thieves: Değirmene girmeyi başaramıyorsanız değirmenci sizi duymuyor demektir. Bağırmayı deneyin.

ADVENTURE İPUÇLARI

çıkmış. Yoksa, zaten televizyonda her gün pek çok değişik resim görüyoruz. O zaman bilgisayar tarafından çizilenin ne kıymeti kalırdı? Oyunda ilerledikçe sık sık durumunuzu diskete kaydedin. Bunun nedeni oyun esnasında karşımıza olmadık tiplerin çıkıp bazı sorular sormasıdır. Eğer bu soruları yanlış cevaplar veya yapmamanız gereken bir hareket yaparsanız hemen ölüyorsunuz. Tabii bundan sonra aynı işlemleri tekrar yaparak öldüğünüz yere gelmek kadar can sıkıcı bir şey olamaz. Özellikle

ADVENTURE GRAFİKLERİ

grafikler olmadan oyunun fazla zevkli olmayacağını düşünerek grafik adventure'ları beğeniyorlar. Burada grafikler sadece bakılmak için konmuş birer tablo gibi oyunun gidişinde hiçbir rol oynamayan özellikler gibi görülebilir. Ancak burada şu noktayı unutmamak lazım. Oyun bu grafikler olduğu halde metninden de bir şey kaybetmiyor. Eğer bu grafikleri görmek istemezseniz grafikler kapatabilir ve grafikler kadar detaylı bir metin ile oyuna devam edebilirsiniz. Grafiklerin neden olduğu tek dezavantaj grafiklerin yüklenmesi için geçen süre (bu da C64 için geçerli) olabilir. Bu şekilde parser yani komut olarak kelimelerin tanınması bakımından Infocom ile rahatlıkla boy ölçüşebilen Scrolls'un adventure'ları grafik kullanmamayı tercih eden Infocom'un oyunlarının bir adım önüne geçiyor. Scrolls'un Guild of Thieves ile kazandığı başarı ortada. Sanırım bundan sonraki Scrolls adventure'larında da

Masters of the Universe: Twobad'e turquoise'ı verirseniz İskeletor'un bulunduğu Yılan dağına giden yol açılır. Shadow Weaver ile karşılaşırsanız kılıcı bırakarak Adam haline dönerseniz kuş sizi rahatsız etmeyecektir. Tass Times: Kasabaya gidebilmek için jeneratörü çalıştırın. Bu programın C64 versiyonunun yavaşlığını göz önünde bulundurursanız durumunuzu sık sık kaydetmenin yararını anlayacaksınız. Şubat sayısında Guild of Thieves için adventure oyunlarının zirvesini temsil ettiğini belirtmiştim. Şimdi bu zirveye Jinxter oturdu. Scrolls her seferinde daha iyisini yapıyor ve yeni adventure ile karşımıza çıkıyor. Ama şu an için Jinxter dört dörtlük bir adventure. Bütün adventure meraklılarına bu oyunu oynamalarını tavsiye ediyorum.

grafikler önemini korumaya devam edecektir. Grafikler bazı adventure'larda sadece resim görevi görmekten öteye giderek arcade adventure'ların doğmasına neden oluyorlar. Örneğin African Safari veya Maniac Mansion'da olduğu gibi spriteların ve joystick'in de devreye girmesiyle adventure oyunları değişik bir boyut kazanıyor. Bu tip oyunları hem adventure hem de shoot 'em up meraklıları zevkle oynayabiliyor. Toparlayacak olursak bugün pek çok kişi adventure alırken başta oyunun grafiklerini göz önünde bulunduruyor ve grafikleri güzel olan oyunları tercih ediyor. Bunun yanında text adventure'lar beğeni toplamaya devam ediyorlar. Arcade adventure'larda, adventure oyunlarını arcade oyunlarına yakınlaştırarak değişik ve herkesin hoşlanabileceği bir oyun haline getiriliyor. Ama benim tercihimin daima gerçek adventure'lar olacağını burada itiraf edeyim.

dan sonra Go to hoop diyerek çembere doğru yürürseniz kasabaya ışınlanırsınız. Laboratuvarın anahtarı mutfaktaki kavanozun içindedir. Return to Eden: Leviathan'ın istediği şey fish fungus'dur. Jack the Ripper: Tavandan sarkan kordonu çekerek hizmetçiyi çağırın ve hizmetçi kızın getireceği sıcak suyla tıraş olun. O sırada elinizde bıçak olmamasına özen gösterin.

Oyuna ilk olarak başladığınızda, karşınızda üç seçenek çıkar. 1) Start a new career: Oyuna başlamak için seçiniz. Karşınıza iki seçenek çıkacak. Burada “yes” derseniz 6 seçenekli tarih periyodu çıkacak. İstediğiniz tarihi seçin. 2) Continue a saved game: Daha önce kaydettiğiniz oyuna (tabi “save game” ile) kaldığınız yerden devam etmenizi sağlar. Ekrandaki seçenekleri takip ederek oyuna başlayabilirsiniz. 3) Commando a famous expedition: Burada gerçek korsanların sahip olduklarına kumanda ediyorsunuz. Fakat bu bölüm zevkli değil, çünkü onların adına savaşıyorsunuz. Üstelik size sorulan soruyu bilmelisiniz. Gerçekten de oyuna ilk başladığınızda durumunuz ümitsiz olabilir. Fakat durumunuzun ümitsiz olması sorulan soruyu bilememenizden kaynaklanıyor. Mesela Silver Train'in (veya Treasure Fleet) 1600 yılında Havana'ya hangi ay uğrayacağı sorusu sorulur. Eğer bilebilirseniz en az 100 adam ve mutlu (happy) olarak işe başlarsınız. Silver Train ve Treasure Fleet birer para kaynağıdır.

iraf

Yanınızda genellikle Fast veya Frigate bulundurmaya çalışın. Yararını göreceksiniz. Fakat Frigate'nin 1640'tan sonra Fast galleon'un yerine yapıldığını unutmayın. Dost ülke olarak da Fransa'yı seçin; tabi bunun için hiçbir Fransız şehir ve gemisine saldırmamanız gerekir. Fransa'yı seçmemizin sebebi ise Fransızların saldıracak önemli bir gemileri olmayışı ve çok az sayıda şehre sahip olmalarıdır. Oyunumuzda Silver Train ve Treasure Fleet adlı iki para kaynağı var. Bunları hangi şehirlerde yakalarsanız, hemen saldırın (ama adamlarınızın 300'ün üzerinde olması gerekir, yoksa bu bir intihar saldırısı olur). Silver Train ve Treasure Fleet'in

Oyuna başlarken fencing'i değil gunnery'yi seçin. Çünkü oyun ilerledikçe zaten kılıç hareketlerini öğrenebilirsiniz. Gunnery, size karadan saldırmada ve topların çabuk dolmasında yardım eder. Oyuna başladığımız zaman yeşil gördüğümüz yerler kara, mavi gördüğünüz yerler denizdir. Maviliklerin içinde beyaz noktalar vardır. Bu noktalar sığlıktır. Dikkatli olabilirseniz gemilerinizi kaybetmezsiniz. Oyunumuzda 50 şehir var. Bunların çoğu kuvvetsiz. Fakat kuvvetli şehirler de vardır. Mesela, Cartegana, Panama, Havana, Santiago ve Campeche gibi. Denizde ilerlerken gemilere rastlarız. Oynadığımız yıla göre gemiler. Gemileri biraz tanımaya çalışalım:

izleyecekleri yol bende var. İsteyenler telefon edebilir. Demin saydığımız gemiler Korsan (Pirate) veya korsan avcısı (Pirate-Hunter) değilse maksimum tonajları demin yazdığımız rakamlardır. Fakat eğer gemiler veya Pirate-Hunter ise o zaman gemilerin maksimum tonajlarını geçerler. Mesela ben bir kere 48 top 418 adamlık bir Kalyon'a rastlamıştım. Tabii işini bitirdim ama epeyce zorlandım. Ayrıca bu arada Barbaros adlı bir arkadaşımız 55 topluk bir War galleon'a (savaş kalyonu) rastlamıştır. Bir de bir arkadaşımın 34 topluk bir (bargue) barka'ya rastlaması ilginç bir olaydır. Tabii burada bilgisayarın ve driver'ın ortak bir azizliği söz konusu. Sıra geldi şehirlere. Bütün yıllarda ve bütün durumlarda oyunun en kuvvetli stratejik yerine sahip olan şehir Cartegana'dır. Çünkü denizden saldırmak imkânsızdır. (Kaleye çıkamazsınız.) Karadan saldırmak da (4000 adamdan düşük iseniz) intihar olur. Eğer bir şehre saldırdığınız ve yendiğiniz taktirde ekranda “The Town is Warning” yazısı çıkınca beklediğiniz kadar para yağmalayamazsınız. Şehre iki şekilde saldırırsınız. Birincisi karadandır. Kara savaşı: Kara savaşında sizin adamlarınız en azla üç gruba ayrılır. Altta bulunan yazıların sol tarafı size Burada gruplarınızdaki adamları, yanlarındaki tüfekleri, moralinizi ve nerede bulunduğunuzu öğrenebilirsiniz. Savaş sırasında yapılan atışlar sizin kontrolünüz altında değildir. Fakat siyah grup ateş edemez, ama düğmeye bir kaç saniye sürekli basarsanız başka bir gruba geçebilirsiniz. Bütün grupları toptan hareket ettirmek için düğmeye basıp Joystick'i o yöne doğru itmeniz yeterlidir. Gruplarınızdan biri “Panic” olursa sizin kontrolü-

Fransızlar mavi, İngilizler kırmızı, İspanyollar açık yeşil, Hollandalılar ise koyu yeşil bayrak kullanırlar. Dikkat edin yanlış gemiye saldırmayın.

nüzden çıkar ve kaçmaya başlar. Moral durumlarını en iyiden en kötüye yazıyorum: STRONG, FIRM, ANGRY, SHAKEN, PANIC. Kale ile yapılacak savaş ise ikinci savaştır. Kale ile normal olarak herhangi bir dövüştüğünüz gibi dövüşün. Yalnız kaleye ne kadar atarsanız atın. Yine atınca “No Damage” yazar. Bu önemli değildir. Herhangi bir gemi ile karşılaşıp deniz savaşı yapmaya karar verirseniz, deniz savaşı şöyle olur: Karşınıza çıkan gemiye göre elinizde bulunan gemilerden birini seçin. Size kullanacağınız top ve adam sayısı verilir. Galleon ya da war galleonlara, galleon ya da Fast galleon ile saldırın. Küçük gemilere ise sizde küçük gemilerle saldırın. Büyük gemilerin manevraları çok yavaştır. (Fast gall. hariç) Ama süratleri yüksektir. Savaş sırasında önce rüzgara bakın. Eğer rüzgar arkadan esiyorsa işiniz kolay, ama karşısındaysanız düşman gemiyi hemen vurmalısınız. Yoksa kaçar bu da adamların moral durumunu etkiler. Gemiyi yaraladıktan sonra Joystick'i yukarı itin (yelkenler açılır; raising sail) ve geminin üstüne gider. Düşman gemisinde, yani düşman gemisine ait yazılı bölümde eğer “Fullsails” yazıyorsa gemi ya kaçıyor, ya da teslim olmuş demektir (Tabii sürati 0 ise). “Battle sails” de ise size ateş edecek demektir. Gemilere hasar verebilirsiniz: Sail damage: Yelkenlerde hasar var demektir. Geminin hızı 4-2 mil düşer. Lost a mast: Ana direk kaybedildi. Hızınız yarıya kadar iner. Hull damage: Geminiz su alıyor. Hız düşer. Kovaladığınız gemiye arkadan yaklaşın. Korsanlar ve korsan bırakmaz. Ancak yaralandıklarında kaçarlar. Adam avantajları varsa sizi bordalarlar. Herhangi bir durumda (denizde sakin sakin giderken) karşınıza bir gemi çıkınca hemen bayrağına bakın. Fransızlar mavi, İngilizler kırmızı, İspanyollar açık yeşil, Hollandalılar ise koyu yeşil bayrak kullanırlar. Dikkat edin yanlış gemiye saldırmayın. Limana girince karşınıza dört seçenek çıkar: 1) Sail into harbor veya March into Town: Sail into Harbor'u seçerseniz geminiz ya da gemileriniz batar, korsanlık hayatınız sona erer, March into Town seçeneğini görürseniz seçin, yararını göreceksiniz. Town: Attack Town adından da anlaşılacağı gibi şehre saldırmak isterseniz kullanacağınız bu seçenektir. Sneak into Town: Bu seçenek bir anlamda şehre girmek için kullanılabilir. Yani ticaret için. Karşınıza altı seçenek çıkar. Bu altı seçenek: 1) Visit the Governor: Valiye ziyaret anlamında kullanılır. Valiye uğramak karlı bir iştir. Çünkü burada vali size hangi ülkelerle savaş, hangi ülkelerle barış halinde olduklarını bildirir. Ayrıca vali kız kardeşinizin, annenizin, babanızın ve amcanızın nerede olduğunu bilen bir kişinin adını verecektir. Fakat bazen sizinle görüşme yapmak istemeyebilir. 2) Visit a Tavern: Taverna'yı ziyaret ediyorsunuz. Taverna'da size adam gelmez (o sadece “March into Town” seçeneği olduğu zaman olur).

Fakat harita verilebilir, bir yer hakkında ayrıntılı bilgi sunulabilir. 3) Trade with a Merchant: Şehir ile ticaret yaparsınız. Fakat bazen şehir ticaret yapmak istemez. 4) Divide up the Plunder: Kendi kendinizi yağmalattırıyorsunuz. Yani bir bakıma emekliye ayrılıyorsunuz. 5) Check information: Durumunuzu öğrenmek için seçmeniz gereken seçenektir. a) Continue Travels: Yolculuğa devam edersiniz ya da tekrar 6 seçeneğe geri dönersiniz. b) Party status: Adam sayınız, paranızı, toplarınızı, mallarınızı, adamlarınızın durumunu, gemi adedini ve esirlerinizi burada görebilirsiniz. c) Personal status: Yaşınızı, topraklarınızın miktarını, zenginliğinizi, rütbenizi görebilirsiniz. d) Ship's log: Geminin seyir defteridir. e) Maps: Sahip olduğunuz haritalar buradadır. Tabii ilk başta hiç haritanız yok. Haritaları tavernada bulabilirsiniz. f) Cities: Şehirlerin durumu buradadır. Tabii hakkında hiçbir şey bilinmeyen sarı renkli şehirler de vardır.

g) Take sun Sight: Geminizin nerede olduğunu enlem ve boylam olarak bulabilirsiniz. h) Save game: Burası oyunun en önemli kısmıdır. Oyundan sıkıldığınız zaman sakın kapatmayın. Şu yolu izleyin: 1) Save game'i seçip ateşe basın. 2) Boş bir disketi driver'a yerleştirin. 3) Format seçeneğine basın. 4) Save game 1'i seçip oyunu aktarın. Artık saatlerce uğraştığınıza değdi değil mi? Tabii bu kaydettiğiniz oyun diskette 8 blokluk yer tutar. Yüklemek için oyunun en başında bulunan seçeneklerden “Continue a saved game” seçeneği seçilmelidir.

6) Leave Town: Liman ve şehirden çıkmak için kullanılır. Oyunda kız kardeşinizi, babanızı, annenizi ve amcanızı kurtarabilirsiniz. Her biri 100.000 gold'luk hazine haritaları verir. Ayrıca oyunda evlenmek isterseniz karşınıza çıkan güzele evlenme teklif etmeniz yeterlidir. Fakat rütbenizin Baron veya daha yüksek olması gerekir.

— New Goldmine.... : Yeni altın madeni bulundu. — New Governor in ...... : Yeni vali geldi. — Malaria strikes in ....... : Sıtma hastalığı ilerledi. — Pirate plundering ....... : Korsanlar yağmaladı. — Indians attack in ....... : Yerliler saldırdı.

Nokta yerlere şehirler gelecek. Burada önemli olan sıtma hastalığının yayıldığı yerdir. Mesela 490 adamlık Havana sıtma hastalığına tutulursa 90 askere kadar düşer. Tabi paraya bir şey olmaz. Böylece yağmalama sizin için daha kolay olur. Indians Attack ise şehrin asker nüfusunun yükselmesini sağlar. Oyundaki şehirlerin yerlerini “take sun sight” ile bulabiliriz. Bunun için ölçeği tam güneşin altında tutmalıyız, ta ki güneş sabit oluncaya kadar. Enlem ve boylamlar: Antigua : 62*W; 21*N Barbados : 18*N; 59*W Belize : Bermuda : 30*N; 65*W Barburata : 16*N; 66*W (Coracos) Campeche : Cartegena : 16*N; 75*W Curacao : Coro : Cumana : Eleuthera : 26*N; 76*W Florida Keys : Gibraltar : Gr. Granada : 17*N; 86*W Gr. Bahama : 28*N; 79*W Grenada : 17*N; 61*W Guadeloupe : Havana : (Isabella) La-Vega : Leogane : 22*N; 73*W Moracaibo : Margarita : Martinique : Monserrat : Nassau : Nevis : Nombre de Dios : Panama : Petit Goave : 22*N; 73*W Port-de-Paix : Port Rade : Pr. Cabello : Pr. Principe : Providence : (San Catalina) Puerto Bello : Rio de Hacha : San Juan : Daha fazla detay için Hakan Işın ve Barbaros Kırcadağ Tel: (555 73 35) - (559 52 60)