Bilgisayar Tarihi
Retro bilgisayarKA a. B LI ye “ a aza oz | b | y | | 4 N / AR | Dü 5 | | v | | | | | © j | | | | A | GER | | | | | | | | b. / | | > / | | ba | | | | | | | | reklam za Çarı — | TA << | — | | Y | | y b | EK...
Çev.: Güven Savaş Kızıltan
Konrad Zuse ebeveyninin oturma odasında ilk (mekanik) ikili hesap makinesi “Z1” üzerinde çalışıyor boş zamanlarında. Daha sonraki model “Z3” ise 2600 adet telefon “relais”siyle donatılmış ve programlanabiliyordu.
R TARIHÍ
Bilgisayarın kısa, ama heyecan verici bir gelişim tarihi var. Bugünkü bilgisayarın teknik temellerini atanlar bütün disiplinlerin bilim adamları olmuştur. Gerçi bilgisayar tekniği 50 yıllık bir geçmişe sahiptir, ama, bütün bunlar da 5000 yıl öncesinden başlamıştır. İnsan sayılarla ilgili işleri makinelere teslim etmeden önce bu konu ile binlerce yıl uğraşmıştır. Sayılara ve sayı sistemlerine ilişkin ilk yol gösterici işaretler İ.Ö. 300 yılından itibaren görülmeye başlanmıştır. İlk “hesap makineleri” hiç kuşkusuz eller ve ayaklar olmuştur. İ.Ö. 330 yılında Yunan filozofu Aristoteles temel kavramların, sonuç çıkarmaların ve kanıtların öğretisi olarak bir Mantık geliştirmiştir. Bu, bugünkü bilgisayarın temelini oluşturan eksiksiz bir önermeler Mantığıdır.
(yukarıda sağda).
Atanasoff'un önce bir elektrodlu bilgisayar yapmış olduğu ancak 1973 yılında ortaya
ENIAC ile ileriye doğru dev bir adım atılmış oldu
Disketlerin öncüsü olan manyetik tamburlu bellek Almanya'da icat edildi. Aygıt sağlam bir elektromotor görünümündeydi.
Hü
Mauchley Atanasoff bilgisayarını tanıyordu ve bu bilgiden yararlanmıştı. ENIAC'dan iki yıl sonra “Bell Laboratories”de ilk transistör çalışmaya başladı. (solda)
Her şey Berlin'de başladı...
MACHINES
1948
Macar John von Neumann'ın düşünceleri bugüne kadarki bütün modern bilgisayarların mimari yapısının temel taşını oluşturmuştur.
1951
Amerika Birleşik Devletleri'nde ilk kez bilgisayarlar seçim anketlerinde kullanılıyor. Bilgisayarlar Dwight D. Eisenhower'ın kazanacağını tahmin etmiş ve bunda haklı çıkmışlardı. Bugün bilgisayarlar olmaksızın seçim çözümlemelerinin düşünülmesi mümkün değildir artık.
Bayan matematikçi Dr. Grace Murray bilgisayar tarihinin başlangıç döneminde belli bir yeri olan birkaç kadından biridir. Üst düzey programlama dillerini -COBOL bunlar arasındadır- bulmuş ve ilk standart derleyici programı geliştirilmiştir.
Amerikalı Jack Kilby Texas Instruments nezdinde ilk tümleşik devre döngüsünü kuruyor ve böylelikle bilgisayarın minyatürleştirilmesinin koşullarını yaratmış oluyor. Yukarıdaki resim ilk “Logic çip”lerden birini gösteriyor; ortadaki dört mavi uç transistörlerdir. Bu çipin çapı 1,5 milimetreyi ancak bulmaktaydı. Bilgisayarın zaferi bu gelişmeyle başladı.
Ünlü matematikçi Leibniz yalnızca 1673 yılında kendi hesap makinesi Replica'yı takdim etmekle kalmamış, 15 Mart 1679 tarihinde yayımladığı eseriyle elektronik veri işlemenin temelini atmıştır. Leibniz'in bu eseri ikili sayı sistemini konu alıyordu. 20. yüzyılda bilgisayar çağının başlayabilmesi için bütün bunlar zorunlu kilometre taşları olmuşlardır. İlk bilgisayar 1936 yılında ortaya çıktı. Konrad Zuse mekanik bilgisayar Zuse Z1'i geliştirmiştir. Bu bilgisayar Leibniz'in oluşturmuş olduğu ikili sisteme göre çalışmaktaydı ve böylelikle de kendi zamanının pek çok yıl ilerisindeydi. Ama o dönemin Alman hükümeti bu tür projelere hiçbir ilgi göstermiyordu. Bu konuya teşvik edici fonlar ayrılmıyordu. Sonunda Zuse, Hava Kuvvetleri adına Zuse Z3 bilgisayarını geliştirdi. Bu evrensel bilgisayar “relais” tekniğine dayanmaktaydı. Zuse aritmetik birimini 600 telefon “relais”siyle ve bellekteki 2000 “relais” ile kurdu. Bellek kapasitesi her biri 22 ikili sayılı 64 sayıya, yaklaşık yedi onlu sayıya ulaşıyordu. Bu makine dört temel hesap işleminin yanı sıra, kök almak gibi başka işlemler de yapabiliyordu. Sonuç ise bir lamba dizisi üzerinden dört onlu sayıyla veriliyordu. Sağlam bir şekilde yerleştirilmiş iş akışları Z3'de tuşa basılmak suretiyle çağrılmaktadır. Daha kapsamlı hesap işlemleri için program taşıyıcıları olarak delinmiş sinema film şeritleri kullanılmaktadır. Ancak, burada program akışının çizgisel olma zorunluluğu vardır, çünkü Z3 yan programlar yapamıyordu. Bu aygıt saniye başına 15 ila 20 aritmetik işlem gerçekleştiriyordu. Buna göre, bir çarpım yaklaşık beş saniye sürüyordu. Amerika Birleşik Devletleri'nin ilk bilgisayarının adı Mark I'dir. Programca yöneltilen öteki bilgisayar, iş programlarını bloke edebilmek için değiştirilebilen devre levhalarıyla donatılmıştı. Bu bilgisayar ise oldukça hızlı çalışmaktaydı ve on iki haneli bir çarpım işlemini 0,15 saniyede gerçekleştirebiliyordu. Mark I'in tek tek işlemleri eşlemeli (synchron) bir ana yöneltim dalgası tarafından yöneltilmekteydi. Bu dalga dakikada 100 devirle çalışmaktaydı ve her turda 48 vuru (İmpuls) göndermekteydi. Bu, 80 Hertz'lik bir çalışma hızına tekabül etmektedir. Modern bilgisayarlar ise Megahertz frekanslarıyla çalış-
1968
Cep bilgisayarının zaferi başlıyor. İlkin mühendisler ve tüccarlar nezdinde, daha sonra okullarda ve nihayet dünyanın her tarafında başarı sağlıyor. Bugün bu bilgisayar bir çek kartı büyüklüğündedir.
1955
Manyetik çekirdek bellekler yavaş çalışan çubuk ve “relais” belleklerin ardıllarıydı. Bunlar 50'li yıllarda “Whirlwind”, “Sage” ve “IBM 701” gibi sistemlere doğru geliştiler. En önemli bellek ortamları olan bu sistemler en sonunda bellek çipleri ve disk sistemleri tarafından gündem dışı bırakıldılar.
1969
Bilgisayar olmasaydı, ne uzay yolculuğu ne (Satürn'e kadar ulaşmış olan) Voyager gibi keşif sondajları yapan aygıtlar, ne uydular ve ne de aya iniş mümkün olabilirdi; bilgisayarlar karmaşık yörünge hesaplamaları için ve verilerin değerlendirilmesinde vazgeçilemez aygıtlardır. Yer istasyonunun bilgisayarları birkaç dakika içinde milyonlarca bilgi öbeğini işlemek zorundadırlar. Astronotların yaşamları da verilerin hatasız olarak işlenmesine bağlıdır. Aya ilk inişten on iki yıl sonra uzay mekiği “Columbia”nın hareketi sırasında astronotlar ilk kez taşınabilir bir bilgisayarı gemiye almışlardı: Bir Grid PC idi bu.
1956
Amerika'dan çıkan ilk bilgisayarlar Federal Almanya'da yerleştirildi; resimde Atlantik'i aşıp gelen “UNIVAC 1” görülüyor. Bunlardan tüm dünyada 45 tane yerleştirilmiştir.
maktadırlar ki, bundan bir milyon defa daha çok bir hız olabilmektedir bu. Sıfırıncı kuşak denilen kuşağın bilgisayarları mekaniğin fiziksel engelleri dolayısıyla çabucak varmışlardı kendi verimliliklerinin sınırlarına. Veri-işleme tekniği elektronik çubukların kullanımıyla büyük bir atılıma sahne oldu. Çubukların devre hızları “relais”'lerinkinden çok üstündü. Elektronik çubuklarla donatılmış bilgisayarlar ilk bilgisayar-kuşağından sayılmaktadır. J.P.Eckert ve J.W.Mauchly Pennsylvania Üniversitesi'nde yürüttükleri üç yıllık bir çalışma sonucunda, uzun bir süre ilk çubuklu bilgisayar olarak kabul edilmiş olan ENIAC'ı geliştirdiler. ENIAC, Elektronik Sayısal Tümleştirici ve Bilgisayar (Electronic Numerical Integrator and Computer) anlamına geliyor. Bu bilgisayar 1946 yılında kamuya takdim edildi. Devasa boyutlara sahip olan bu aygıt 30 ton ağırlığındaydı. 10x15 metrelik bir yüzeyi kaplıyordu ve çalışmak için 174 kilovata gereksinim duyuyordu. Teknik verileri ise şaşırtıcıydı: 17468 adet elektronik çubuk, 1500 resistans, 70 000 kondansatör. Bunların bölümler arasında bağlantılarının yapılabilmesi için yarım milyonu aşkın bağlantı yerine gerek duyulmaktadır. ENIAC 100 Kiloherz'lik bir “Impuls” kaynağıyla çalışmaktadır. Bir toplama işlemi sadece 1/1000 saniyenin 2/10 000 saniyesi kadar, bir çarpım işlemi 2,8/1000 saniye sürüyordu. Bu bilgisayarda bir sayının uzunluğu 10 onlu haneye ulaşabiliyordu. Bellek olarak 20 elektronik yazmaç (Register) ve salt okunur bellek olarak da üç adet fonksiyon levhası hizmet vermekteydi. Bununla birlikte, ENIAC ile bilgisayarın yapısal oluşumunda yeni yollar açılmış olmadı. ENIAC tıpkı Mark I gibi paralel onlu tarzında çalışmaktaydı. Onlu sayma tekerleğinin yerine ise 0 ile 9 sayıları için on adet “Flip-Flop”'lar (ikili durum) geçmiş oldu. ENIAC'ın çalışmasının kesilme oranı haftada iki ile üç çubukla sınırlıydı ki, bu da hiç beklenmedik yüksek bir güvenilirlik demekti. Hiç de çalışabilir ilk çubuklu bilgisayar olmadığını 1973 yılında gündeme gelen bir patent tartışması gün ışığına çıkarmış oldu. Daha 1942'de John Atanasoff buna
SSS
1975
49 yaşındaki bir genç bilgisayar tarihine geçiyor: Bill Gates (solda) Paul Allen ile birlikte yazılım firması Microsoft'u kuruyor. IBM için geliştirilen işletim sistemi MS DOS (PC DOS) Bill Gates'i Amerika'nın en zengin adamlarından biri yapıyor.
1976
Mikro-bilgisayar alanında fiyatlarda bir düşme gözleniyor. Yazı makineleri ticareti yapan Jack Tramiel bilgisayarı ucuz bir kitle malına dönüştürüyor; önce Commodore'da daha sonra Atari'de gerçekleşiyor bu.
1977
Üniversiteden ayrılan iki kişi bir garajda bilgisayarın parçalarını bir araya getirip “Apple” adı altında satışa çıkarıyorlar: Steve Wozniak ve Stephen Jobs mesleklerinde yükseliyorlar.
1978
Bugüne dek Almanya'nın önde gelen bilgisayar dergisi olmayı sürdüren CHIP'in ilk sayısı yayımlanıyor.
1979
Atari “çocuk bilgisayarları” 400'ü, 800'ü ve bilgisayar oyunlarını pazara sürüyor. 80'li yılların başlarında tüm dünyayı bir Pac-Man tutkusu sarıyor.
1981
IBM Charlie Chaplin reklamlarıyla kendi PC serisini başlatıyor ve çok kısa bir süre içinde küçük büro bilgisayarı pazarında sağlam bir yer ediyor. Apple bu rakibini henüz gazete ilanlarıyla destekliyor ama onun daha sonra pazarın liderliğini nasıl ele geçirdiğine tanık olmak zorunda kalacaktır.
1980
İngiliz Clive Sinclair'in “ZX80” adlı ucuz bilgisayarı ile ev bilgisayarları dalgası başlamış oluyor. Sinclair elde ettiği başarılardan dolayı daha sonra soyluluk unvanıyla taltif edilmiştir. Bugün “ZX81” bilgisayarındaki bir dizi başarısızlıklarından sonra durumu gitgide düzelmektedir.
Yeni bir firma olan Software Plus, uzay gemisi serüveni kahramanı Mr. Spock'un gezegeninden esinlenilerek Vulcan adı verilen bir veri bankası oluşturuyor. Daha sonra firmanın adı Ashton Tate, Vulcan'ınki ise dBase olarak değiştiriliyor.
benzer bir bilgisayarın yapımını tamamlamıştı. Bu hazır bilgisayarın kendisi ve bunun altında yatan temel düşünceler ENIAC'ın yaratıcılarından Mauchly tarafından bilinmekteydi de. Bu bilgi ise geliştirilmesine büyük ölçüde aktarılmıştı. 1974 yılı, bilgisayarın izleyeceği yolu önemli bir biçimde belirleyen teknik yenilikler getirdi. F. Williams satır tarzında ikili bilgiler sunan bir katot ışın çubuğu geliştirdi. Ancak, mekanı ve enerjiyi yiyip bitiren elektronik çubuklardan bilgisayar yapımcıları hiç hoşlanmıyorlardı. 23 Aralık 1947 tarihinde ilk transistörün ortaya çıkarılmasıyla bu konuda belirleyici bir çıkış yapılmış oldu. Transistörün geliştiricileri John Bardeen, Walter Brattain ve William Shockley bu çığır açıcı araştırma çalışmaları dolayısıyla hak ettikleri Nobel ödülünü kazandılar. 1948 yılında bu transistör ilk kez kamuya tanıtıldı. Ancak, nihayet 1952 yılında transistörün ticari olarak kullanımı gerçekleşinceye dek pek çok araştırma çalışmasına gerek duyulmuştur. Küçük format, yüksek verim ve düşük fiyat her türlü elektronik aygıtta transistörün zafer kazanmasının temelini oluşturmuştur. Transistör şu aygıtların başarısının da temelinde yatan öğedir: Radyolar, televizyonlar ve bilgisayarlar. Bu sayede bunlar büyük bir atılım yapmışlardır. 1948 yılında, bugün pazarın önde gelen aygıtı IBM bilgisayar dünyasına girmiştir. Bu firma 12500 çubuktan ve 21400 “relais”'den oluşan ayrı yapım SSEC ile dünyaca ün kazandı. Aynı yıl IBM başka bir bilgisayarla dünyayı şaşkınlığa uğrattı: Bu bilgisayar sadece 1400 çubuk içeren Model 604 idi. 604 görece olarak yavaş bir aygıttı ve onun programlaması 70 aşama ile sınırlıydı. IBM'in pazar araştırmacıları bu “delikli kart hesaplayıcısı”'na duyulan gereksinmeyi 75 adet olarak tahmin etmişlerdi. Ama tesislere yerleştirilenlerin sayısı 5600'ün üzerinde olmuştu ve 1975 yılında bunlardan 400 adedi hâlâ iyi bir şekilde çalışmaktaydı. İlk ticari bilgisayar Univac I ile 1951 yılında seri olarak üretilen bilgisayarlar dönemine girilmiş oldu. O zamana kadarki büyük bilgisayar firmaları ayrı yapımlar hazırlamaktaydı. Bu sistem için ilk sipariş 23 Nisan 1948 tarihinde gerçekleşti. Fiyatı ise 151 400 Dolardı. ENIAC'ı geliştirmiş olan Eckert ve Mauchly hemen ya-
1980
Robotlar artan bir biçimde ticari amaçlarla kullanılıyor. Bugün modern robotlar insan için gereğinden ağır ya da tehlikeli bütün işleri üstlenmektediler.
Bilgisayarlar tarafından yönetilen imalat yollarıyla bilgisayarlar bilgisayarlarca üretilmektedir. İmalatta bilgisayarlar kullanılmasaydı endüstri mallarına duyulan gereksinimi karşılamak mümkün olmazdı.
1985
1982
İlk “Transputerboard”lar bilgisayar dünyasında bir devrime yol açıyorlar. Minibilgisayarların ve çalışma yerlerinin verim gücünü bir PC-büyüklüğüne aktarabiliyor. Böylelikle de, araştırma alanındaki karmaşık ve veri bakımından yoğun gerçek-zamanlı simülasyonlara ya da animasyonlara yardımcı olunur.
Amerikan haber dergisi Time bilgisayarı yılın makinesi olarak ilan ediyor. Geleneksel olarak seçilen yılın adamı yerine kapakta bir bilgisayar sergileniyor.
Baden-Württemberg eyaleti araştırma amacına yönelik olarak bir Cray-süper bilgisayarı ısmarlıyor. Amerikalı Seymour Cray (resimde ilk bilgisayarıyla birlikte görülüyor) dünyanın en hızlı “sayı-yutucusu” aygıtlarını kuruyor. Bunlar başka şeylerin yanı sıra hava ve uzay yolculuğu endüstrisinde, meteorolojide ve yazılımın geliştirilmesinde kullanılıyorlar.
pıma başladılar. Univac I 5600 çubuktan, 18000 “Diode”den ve sadece 300 “relais”'den oluşmaktaydı. Bu bilgisayar karma bir ikili-onlu sistemle çalışıyordu. Kelime uzunluğu oniki onlu haneyi buluyordu ve vuru frekansı 2,25 Megahertz'e ulaşıyordu. İç bellek her biri bir bilgisayar-kelimesi içeren 1000 bellek mekanlı bir kapasiteye sahip 100 adet civalı-geciktirme kanallarından oluşuyordu. Belleğe erişim zamanı maksimum 400 mikrosaniye dolayındadır. Bir toplama yalnızca 1200 mikrosaniye, bir çarpma 1,8 milisaniye sürer. Verilerin giriş ve çıkışını metal manyetik şeritler sağlamaktadır. İlk Univac I 1951 yılında yerleştirilmiş olup oniki yılı aşkın bir süre çalışmıştır. Bu zaman içinde 73 000 iş saatine ulaşmıştır bu aygıt. Toplam olarak 45 Univac I sistemi yerleştirilmiştir. Bir yıl sonra, yani 1952'de IBM çok hızlı bir bilgisayar olan IBM 701'i ortaya çıkardı. Bu bilgisayar bir çarpım işlemini 4/10 000 saniyede gerçekleştiriyordu ve böylelikle de kendi benzerlerinin en iyisi olmuştu. Bu sistem üstün hesaplama hızından dolayı öncelikle teknik ve bilimsel alanda kullanıldı. Aynı yıl ilk çekirdek bellek denemesi yapıldı ve 1953 yılında da Whirlwind I sistemine yerleştirildi. Çekirdek bellek eşi görülmemiş bir zafer kazanarak manyetik tambur, bellek çubukları, cıvalı geciktirme kanalları ve elektro-mekanik bellekler gibi şimdiye dek bu amaçla kullanılmış olanları geri plana itmiştir. Bilgisayar sistemleri alanında meydana gelen yeni gelişmeler sayesinde bu yolun önü açılmıştı şimdi. 1954 yılında ilk programlama dilleri geliştirilmiş oldu. Bunlar ilkin belirli problem gruplarına göre biçim almışlardı. Ziller ve Backus FORTRAN (Formula Translator) programlama dilini böyle geliştirdiler. Bu dil özellikle matematik problemlerin çözümünde elverişli olmaktadır. Bugüne dek FORTRAN matematiksel hesaplamalar için kullanılmıştır. 1955 ikinci kuşak bilgisayarların başlangıç yılı oldu. Bir bilgisayarda devre elemanları olarak çubuklar yerine transistörlerin yerleştirilmesi ilk kez oluyordu. “Bell Telephone Laboratories”da geliştirilen Tradic adlı yeni bir sayısal-bilgisayar yaklaşık 800 transistör ve 11 000 Dioden'den oluşmaktaydı. Bütünüyle soğuk olan transistörler bu bilgisayarı 100'den daha düşük bir Watt ile çalışabilecek bir duruma getiriyordu. Buysa benzeri çubuklu-bilgisayarın gerek duyduğu akımın sadece yirmide biridir yaklaşık olarak. Tradic kendi program talimatlarını bir bağlantı birimi aracılığıyla almaktaydı. Rakamların verilişi devre anahtarları sayesinde gerçekleşiyordu. IBM-305 bilgisayarı (1956) ilk manyetik disk-bellekli bilgisayardır. Bu bilgisayarı ayda 3200 Dolara kiralamak mümkündü. Devirli 50 adet manyetik disk üzerinde on milyon on haneli sayı depolanmıştı. Bu bellek kendi koşullarına göre büyük bir bellek-kapasitesine sahip olmasının yanı sıra, öncelikle erişim hızının yüksek oluşuyla dikkat çekmekteydi. 1957 aynı zamanda Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği arasında uzay yarışının başlangıç tarihi olmuştu. Sovyetler Sputnik I ile uzaya ilk yapay uyduyu yollamışlardı. Bu teknolojik atılım karşısında büyük bir şaşkınlığa uğrayan Amerika kendi uzay programı için olağanüstü boyutlara ulaşan paralar ayırdı. Bununla da mikro-elektronik çağı bilinçsiz olarak başlatılmış oluyordu. 1959 yılında Fairchild ve Texas Instruments neredeyse aynı zamanda ilk çipleri ortaya çıkardılar. Bu çip, bugüne dek tümleşik yapı-taşlarının üretiminde kullanılagelen silisyum-planar teknolojisine dayanmaktaydı. Ortak silisyum yüzeyi üstündeki devre elemanlarının bir grubu olan bu ilk çip tek bir transistörün işlevini üstlenmişti. 1961'de de yine Fairchild ilk “gerçek” tümleşik devre döngüsünü oluşturdu. Bir çip üzerine ayrı çalışan dört adet transistör ve diğer yapı elemanları yerleştirilmişti. Bu arada bilgisayar tarihinde görülen ilk standart yerleşmiş oldu. Amerikan Savunma Bakanlığı adına 1959 yılında ticari programlama dili COBOL (Common Business Oriented Language) geliştirildi. Bu dilin geliştirilmesinde çalışan ekibin şefi Deniz-albayı Grace Hopper idi. Bilgisayar alanının devi olan IBM'in başlangıçtaki karşı koyuşlarına rağmen COBOL ticari kullanımlar için standart dil olarak kendini kabul ettirmiş- Bunlar olurken çip-yapımcıları da hiç zaman kaybetmiyorlardı. 1961 yılının sonlarına doğru kendi birimlerine ilişkin olarak seri imalat yapabilecek bir düzeye ulaştılar. 1961 yılının Ekim ayında da Texas Instru-
1986
Intel, 32-bit-mikroişlemci 80386'yı üretiyor. Bu 8008 ile başlamış olan başarılı serinin en genç üyesidir.
1986
Ev-bilgisayarları gitgide yaygınlaşıyor ve yararlı bir yardımcı olarak alanlarını sürekli genişletiyorlar. Bu yılın sonunda (1986) Commodore Federal Almanya'daki C 64 satışlarının bir milyonuncusunu kutluyor. Ev bilgisayarlarının dükkanlardan satılışı tüm dünyada bugüne kadar oniki milyonu aşkın bir sayıya ulaşmıştır. Böylelikle C 64 bütün zamanların en çok satılan bilgisayarı olmuştur. Bu yıl başlayan fiyat düşüşü sayesinde kişisel bilgisayarlar da özel kullanıcıların satın alabilecekleri aygıtlar durumuna geliyor. Atari ST ve Commodore Amiga aracılığıyla modern 16/32-bit teknolojisi ailelerin oturma odalarına girmiş bulunuyor.
1987
IBM, PC'nin basit ardılından Model 80-çalışma yeri'ne varıncaya dek uzanan yeni PS/2-dizisini sahneye çıkarıyor. Ama bu dizinin başarısı buna uygun düşecek, yüksek verimli bir işletim sisteminin eksikliği dolayısıyla frenlenmiş oluyor.
1988
Bilgisayar Desktop yayıncılığına varıncaya dek standarta uygun bütün büro işlerinin pratik olarak üstesinden gelebilecek bir düzeye ulaştıktan sonra, yeni lazer renkli yazıcılarla şimdi renkli grafik alanını da fethediyor. Gittikçe verim yetenekleri artan grafik bilgisayarlar hep daha iyiye doğru giden bilgisayar animasyonlarını ve simülasyonlarını mümkün kılmaktadır. Buysa oyun filmlerinden pilotların eğitimine varıncaya dek, geniş bir yelpazede kullanım alanı yaratmış oluyor.
ments Amerikan Ordusuna küçük bir bilgisayar teslim etti. Bu bilgisayar bütünüyle tümleşik devre döngülerinden kurulmuştu ve ilk defa olmak üzere birkaç yüz bit'lik yarı-iletken bir belleğe sahipti.
1957 yılında tüm dünyada kullanılan bilgisayar sayısı 1300 idi. Bu sayı 1961 yılına kadar 7300'e ulaşmış, ilerleme sayesinde bilgisayar imalatının fiyatlarında düşme oldu ve bilgisayarların ölçüleri de gitgide makul olmaya başladı.
O günlerde bilgisayar sistemlerini üreten başlıca firmalar IBM ve Sperry idi. 1963 yılına kadar bilgisayarların sayısı 16.500'e çıktı.
1968 yılında Fairchild firmasının eski mühendislerinden bir grup Intel firmasını kurdu. Bu arada yüzü aşkın transistörün bir çip üzerinde birleştirilmesi de başarıya ulaşmıştı. 1968/69 yıllarında ayın etrafında dolaşma ve aya ilk iniş gerçekleşmiş oldu. Bu serüven dolu girişimlerin gözetlenmesi ve yönlendirilmesi için sayısız büyük bilgisayar tesisleri hizmete sokuldu.
Bu arada 1024 bit'lik bellek kapasiteli ilk statik RAM bellek birimi de üretilmiş oldu. Gittikçe daha fazla sayıda transistörün tek bir yapıtaşı üzerinde tümleştirildiği görülüyordu. 1972 yılında ise, bu tür transistörlerden birkaç bininin tek bir çip üzerinde birleştirilmesi bir problem olmaktan çıkmıştı artık.
1974 yılında Intel firması 8080 mikroişlemciyi pazara sürdü. Bu işlemci sadece 5500 transistörle gerçekleştirilmişti. 1978'de Fairchild çok özel bir çip ortaya çıkardı. Bir çip üzerine tüm merkezi işlem birimi (CPU) yerleştirilmişti. Bir bilgisayarın kalbi 20.000 transistörden oluşuyordu. Bu bağlamda bir karşılaştırma yapmak gerekirse: 1985 yılında Fairchild'ın Clipper-CPU'nun (merkezi işlem biriminin) 132.000 transistörü vardır.
Bu tümleştirilmiş yapıtaşlarıyla bilgisayarın yeni bir kuşağının ilk temeli atılmış oldu: Kişisel bilgisayarlar. Kişisel bilgisayar (PC) çok küçük bir mekanda öyle bir hesaplama gücünü bir araya topluyordu ki, bunun için daha birkaç yıl önce milyonlarca Mark ödenerek büyük bilgisayarlar edinmek gerekiyordu.
Commodore 1977 yılında ilk kişisel bilgisayarı sahneye çıkardı: PET adını taşıyordu bu bilgisayar (Personal Electronic Transactor). Steve Wozniak ve Stephen Jobs ise aynı tarihlerde Apple'ı takdim ediyorlardı. Her iki bilgisayar da önceden sezinlenemeyen ve geliştiricilerini milyoner yapan bir başarı kazandı.
Pazarın lideri IBM de kişisel bilgisayar pazarını gözden kaçırmadı ve 1981 yılında bu alana el attı. Böylece ilk IBM-PC sahneye çıkmış oldu. Henüz hiç kimse bu PC'nin bir endüstri standardının temelini atmış olduğunu sezememişti. Bir yıl sonra Commodore bilgisayar pazarına C64'ü getirdi. 1987 yılına gelinceye dek bu bilgisayar tüm dünyada 10 milyonun üzerinde satış yaptı. 1988'de ise kişisel bilgisayarlar 32-bit tekniği ile gündeme gelmişlerdir. Frekans 24 Megahertz ve daha fazlasına ulaşmıştır. Bu verime sahip bir aygıt birkaç bin Mark karşılığında edinilebilmekte ve kişi bunu koltuğunun altına alıp evine götürebilmektedir. Ama kişisel bilgisayarın ortaya çıkmasıyla büyük bilgisayarların dönemi hiç de sona ermiş değildir. Cray modelleri gibi süper hızlı bilgisayarlar ilk kuşağın bilgisayarlarının çözmek için binlerce yıla gerek duyacakları hesapların saniyeler içinde üstesinden gelebilmektedirler. Ve yeni bir fikir gerçeklik kazanmaya başlamıştır: Paralel işleme. Bu yapı üzerine kurulmuş olan bilgisayarlarda bir problemin çözümünü birçok işlemci paylaşmaktadır. Problem birçok alt probleme ayrılmakta ve bunları daha sonra her işlemci kendi başına çözmektedir. Bunun büyük avantajı şudur: Zamandan önemli ölçüde tasarruf etmek. Ama bu tekniğin bütün sorunları henüz çözülmüş değildir.
En azından aynı boyutlarda bir yenilik çip teknolojisinde de beklenebilir. Bu alanın parolaları şunlardır: Galyumarsenid, Kuanta ve Bio-çip. İlk galyumarsenid çiplerine ilişkin şimdiden yoğun deneyler yapılmaktadır. Kuanta ve bio-çipler ise şimdilik sadece bir fikir olarak çip yapımcılarının kafalarını işgal etmektedir. Bugünkü bilgisayarlar son elli yılın bilim adamlarının, teknikerlerinin ve yapımcılarının bilgilerinin ve çalışmalarının sonucunda ortaya çıkmıştır. Konrad Zuse'nin mekanik bilgisayarı Z1 olmasaydı, yüksek verimli modern kişisel bilgisayarların ve süper bilgisayarların bugünkü görünümleri belki de başka türlü olurdu.