Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 58
Ekrandan yayılan ışınlarla ilgili olarak yapılan her yeni araştırma yeni huzursuzluklara neden olabiliyor. Bilim adamları, ekran başında çalışmanın insan sağlığını tehdit edip etmediğini sürekli tartışıyorlar.
Ekran başında saatlerce çalışmak çok yorucu olabiliyor. Stres, aşırı uyarılma, konsantrasyon bozulması, baş ve göz ağrıları, ense ve sırt adalelerinde gerilmeler gibi bazı arazlar, daima bu tür çalışmanın yan görüntüleri olarak kabul ediliyor. Aslında bu arazlar, bazı uluslararası araştırmaların sonucunda ekran karşısında çalışma konusunda ileri sürülen hipotezlere göre oldukça tehlikesiz kabul edilebilirler: Kanada ve ABD'de yapılan araştırmalara göre ekran başında çalışan kadınlarda bazı gebelik rahatsızlıkları ve yeni doğan bebeklerinde bazı sakatlıklar görülmüş. Geçtiğimiz yıl İsveç'te yapılan bir araştırmada, şaşırtıcı bazı raporlar sunuldu: Araştırmacılar, gebe fareleri ekran yüzeyinde ölçülebilen dozda elektromanyetik alanlara tabi tutmuşlar. Bu farelerin yavruları arasında, göbek fıtığı, normalden küçük kafalar, çarpık bacaklar ve karın boşluğu dışında bağırsaklar gibi bazı anormallikler görülmüş.
Bu araştırmaların sonuçlarının doğruluğu birçok uzman tarafından şüpheyle karşılanıyor. Bir iddiaya göre, üzerinde deney yapılan fare sayısı, istatistiksel sonuçlar üretebilmek için gerekenin çok altında. Ayrıca araştırmacıların bilimsel sayılamayacak bir yöntem izledikleri de iddia ediliyor. Fakat, her şeyden önce hayvanlar üzerinde yapılmış bu araştırmanın sonuçlarının insan organizmasına ne kadar aktarılabileceği sorusu gündeme getiriliyor. Ama bu türden raporların varlığı da belli bir düzeyde huzursuzluk yaratabiliyor tabii.
Kadın örgütleri ve işçi sendikaları federasyonları, sürekli olarak ekran ışınları ve bunların sağlığa etkileri üzerine daha kapsamlı bilimsel araştırmalar yapılmasını istiyorlar.
Hâlâ geçerli olan bir konu, katot ışını tüplü monitörlerin, çalışma esaslarından kaynaklanan bir ışımaya neden oldukları. Monitörün yapısına göre, elektronlar ekran tübü içerisinde 10 ila 25 kilovolt'luk bir akımla savrulurlar. Bu sırada zayıf bir röntgen ışını meydana gelir, fakat bu ışın ekran camı tarafından büyük ölçüde absorbe edilir. Terminalin dışında ölçümlenebilen ışın miktarları büyük ölçüde yasal denetim altındadır. Örneğin Federal Almanya'da üretilen tüm monitörler, bu tür bir denetimden geçerler. Bu kurallara göre ışıma, ekran yüzeyinden beş santimetre uzaklıkta saatte 0.5 Milirem'i aşamaz. Dolayısıyla burada bir ışıma riski büyük ölçüde ortadan kalkmış durumdadır. Daha çok üzerinde durulması gereken konu, elektromanyetik ya da elektrostatik alanlar gibi, iyonize olmamış ekran ışınlarıdır. Resmin oluşturulması sırasında, elektron ışınının saptırılması ya da odaklanması için farklı elektronlar ve mıknatıs bobinleri kullanılır. Elektron ışınının hareketi, 15 ila 22 kHz bir frekansa sahip bir akımın hızlı salınımıyla sağlanır. Bu sırada radyo frekans alanı içinde yüksek frekanslı elektronik ve manyetik alanlar oluşur. Radyo frekansı ışıması için ikinci bir kaynak ise, yatay saptırma sistemini oluşturan satır transformatörüdür. Monitördeki transformatörler ve bobinler, alçak frekanslı manyetik alanların üreticileridir. Ekrana çarpan elektronlar, elektrostatik yükler üretirler. Statik yüklü bir insanın aletlere değmesiyle oluşan vücut kıllarının havalanması ya da anlık boşalma şokları, bu yüklerin sonucudur. Bilim adamlarının büyük çoğunluğu, iyonize olmamış ışınların insan organizmasına etkisini yadsımaktadırlar. Bunun nedeni şudur: Araştırmaların çoğunda bu ışın alanlarının ölçüm değerlerinin öngörülenin çok altında olduğu tespit edilmektedir. Yalnızca bazı örneklerde elektrostatik alan bu değerlere yaklaşmaktadır. Bu bilim adamlarının iddialarına göre, ekran başında çalışmanın insan sağlığına zararlı bir etkisi yoktur. Bremen'de faaliyet gösteren Kollert, Donderer & Boikat adlı araştırma grubu, durumu farklı görmekte. Aslında bu grup da geçtiğimiz yılın başında 16 bilgisayar monitörü üzerinde yaptığı araştırmada aynı ölçüm sonuçlarına erişmiş durumda. Fakat bu üç araştırmacı, elde ettikleri bu değerleri pek de anlamsız bulmuyorlar: “Çok düşük frekanslı ve zayıf elektromanyetik ışınlar, biyolojik sistemler açısından zararlı olarak kabul edilmelidir, çünkü hücreler arasındaki iletişim süreçleri aynı frekanslarda gerçekleşmektedir.” Sürekli ekran karşısında çalışmanın olası sonuçları olarak, yorgunluk ve genel zayıflık, baş ve göz ağrıları, baş dönmesi, uyku bozukluğu, aşırı uyarılma, depresyonlar, hafıza bozuklukları ve hattâ embriyolardaki gelişme bozuklukları gibi etkileri öne sürüyorlar. Bremenli bu araştırma grubu, ekranda ölçülen bu değerlerin insanlar üzerinde yukarıda sayılan etkileri yaratmaya gerçekten yeterli olup olmadığını kesin bir biçimde belirleyemiyorlar. Buna karşın, ekran karşısındaki çalışma sırasında yeterli olmayan ergonomik koşulların bu tür etkilerin asıl nedeni olduğu hipotezi daha geçerli görünüyor. Bu konuda bir araştırma Hamburg Çalışma Emniyeti Bürosu tarafından 1986 yılının Aralık ayında gerçekleştirilmiş. Büro, örnekleme yöntemiyle farklı büyüklük ve branşlardaki 613 işyerinde ekran başında çalışılan toplam 1606 noktayı denetlemiş. Araştırmanın ürkütücü sonucu şu: Denetlenen 613 işyerinden yalnızca 28'inde ergonomik koşullara eksiksiz olarak uyulmuş durumda. Bu da yüzde beşlik bir oran bile oluşturmuyor. Aksaklıkların büyük bölümü ekranın çevresinden kaynaklanıyor: Mekansal düzenlemeler ve klavyelerin yerleşimleri bir sürü sakıncaya neden oluyor. Çalışma masasının ergonomik yapısı ve yerleştirilmesi birçok görevlinin masalarında sağlığa zararlı bir biçimde oturmalarına neden oluyor. Hamburg'daki büronun iddiasına göre baş ve gözle ilgili sorunlar da kötü çalışma koşullarından kaynaklanıyor: Ekranda pencerelerden kaynaklanan ve aslında kolayca engellenebilecek olan yansımalar ve parlamalar bu rahatsızlıkların ana nedeni. İşletmelerin eleştirildiği diğer bir konu ise, ekran başında çalışacak olan elemanlarını bu işe gerektiği gibi hazırlayamamış olmaları. Dolayısıyla stres türünden sonuçlar zaten önceden programlanmış gibi oluyor. Ekran başında çalışma sırasında farklı ışın alanlarının sağlığa zararlı olup olmadıkları ya da ne ölçüde zararlı oldukları mutlak bir biçimde belirlenmedikçe, endüstri kendini daha iyi monitörler üretmek zorunda hissediyor. “Önlem almak tedavi etmekten iyidir” parolasına uygun olarak birçok monitör üreticisi, ölçülebilen ışın alanlarını minimize etmeye uğraşıyorlar. Örneğin son model monitörlerde manyetik alan etkisini azaltmak için metal filtreler kullanılıyor. Reflex filtreler de elektrostatik yüklenmeyi engelliyor. Bu alanda örnek oluşturmak ve tartışmalara son vermek üzere İsveç'te harekete geçilmiş durumda. Memur Örgütleri Birliği, asenkron terminaller için özellikle düşük ışımalı imalatları amaçlayan bir talep kataloğu yayınladı. İşyerinde ekran ışınlarından kaynaklanan sağlık bozulmaları konusu böylece büyük ölçüde ortadan kalkmış olacak. İsveç örneği tüm dünyada benimsenecek olursa, ekran başında çalışmaya ilişkin sürdürülen tartışmalar ve araştırmalar da kısa sürede sona erecektir sanırız.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 59
organizmasına etkisini yadsımakta- dırlar. Bunun nedeni şudur: Araştır- maların çoğunda bu ışın alanlarının ölçüm değerlerinin öngörülenin çok altında olduğu tespit edilmektedir. Yalnızca bazı örneklerde elektrostatik alan bu değerlere yaklaşmaktadır. Bu bilim adamlarının iddialarına göre, ekran başında çalışmanın insan sağ- lığına zararlı bir etkisi yoktur. Bremen'de faaliyet gösteren Kol- lert, Donderer & Boikat adlı araştır- ma grubu, durumu farklı görmekte. Aslında bu grup da geçtiğimiz yılın başında 16 bilgisayar monitörü üze- rinde yaptığı araştırmada aynı ölçüm sonuçlarına erişmiş durumda. Fakat bu üç araştırmacı, elde ettikleri bu de- ğerleri pek de anlamsız bulmuyorlar: “Çok düşük frekanslı ve zayıf elek- tromanyetik ışınlar, biyolojik sistem-
ler açısından zararlı olarak kabul edilmelidir, çünkü hücreler arasında- ki iletişim süreçleri aynı frekanslar- da gerçekleşmektedir.”” Sürekli ekran karşısında çalışmanın olası sonuçla- rı olarak, yorgunluk ve genel zayıf- lık, baş ve göz ağrıları, baş dönmesi, uyku bozukluğu, aşırı uyarılma, dep- resyonlar, hafıza bozuklukları ve hat- tâ embriyolardaki gelişme bozukluk- ları gibi etkileri öne sürüyorlar. Bremenli bu araştırma grubu, ek- randa ölçülen bu değerlerin insanlar üzerinde yukarıda sayılan etkileri ya- ratmaya gerçekten yeterli olup olma- dığını kesin bir biçimde belirleyemi- yorlar. Buna karşın, ekran karşısındaki çalışma sırasında yeterli olmayan er- gönomik koşulların bu tür etkilerin asıl nedeni olduğu hipotezi daha ge-
çerli görünüyor. Bu konuda bir araş- tırma Hamburg Çalışma Emniyeti Bürosu tarafından 1986 yılının Ara- lık ayında gerçekleştirilmiş. Büro, ör- nekleme yöntemiyle farklı büyüklük ve branşlardaki 613 işyerinde ekran başında çalışılan toplam 1606 noktayı denetlemiş. Araştırmanın ürkütücü sonucu şu: Denetlenen 613 işyerinden yalnızca 28'inde ergonomik koşulla- ra eksiksiz olarak uyulmuş durumda. Bu da yüzde beşlik bir oran bile oluş- turmuyor. Aksaklıkların büyük bölümü ekra- nın çevresinden kaynaklanıyor: Me- kansal düzenlemeler ve klavyelerin yerleşimleri bir sürü sakıncaya neden oluyor. Çalışma masasının ergono- mik yapısı ve yerleştirilmesi birçok görevlinin masalarında sağlığa zarar- lı bir biçimde oturmalarına neden oluyor. Hamburg'daki büronun id- Jiasına göre baş ve gözle ilgili sorun- ar do kötü çalışma koşullarından kaynaklanıyor: Ekranda pencereler- den kaynaklanan ve aslında kolayca engellenebilecek olan yansımalar ve parlamalar bu rahatsızlıkların ana nedeni. İşletmelerin eleştirildiği diğer bir konu ise, ekran başında çalışacak olan elemanlarını bu işe gerektiği gi- bi hazırlayamamış olmaları. Dolayı- sıyla stres türünden sonuçlar zaten önceden programlanmış gibi oluyor. Ekran başında çalışma sırasında farklı ışın alanlarının sağlığa zararlı olup olmadıkları ya da ne ölçüde za- rarlı oldukları mutlak bir biçimde be- lirlenmedikçe, endüstri kendini daha iyi monitörler üretmek zorunda his- sediyor. “Önlem almak tedavi et- mekten iyidir” parolasına uygun ola- rak birçok monitör üreticisi, ölçüle- bilen ışın alanlarını minimize etme- ye uğraşıyorlar. Örneğin son model monitörlerde manyetik alan etkisini azaltmak için metal filtreler kullanı- lhyor. Reflex filtreler de elektrostatik yüklenmeyi engelliyor. Bu alanda örnek oluşturmak ve tartışmalara son vermek üzere İsveç'- te harekete geçilmiş durumda. Me- mur Örgütleri Birliği, asenkron ter- minaller için özellikle düşük ışımalı imalatları amaçlayan bir talep kata- loğu yayınladı. İşyerinde ekran ışınlarından kay- naklanan sağlık bozulmaları konusu böylece büyük ölçüde ortadan kalk- mış olacak. İsveç örneği tüm dünya- da benimsenecek olursa, ekran başın- da çalışmaya ilişkin sürdürülen tar- tışmalar ve araştırmalar da kısa sü- rede sona erecektir sanırız.