Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 35
AMIGA'nın içindeki “Paula” adlı ses çipi C64'ün ya da Atari ST'nin ses çipinden büyük ölçüde farklıdır. Sesin tınısı tümden değişik bir tarzda meydana geldiğinden burada dalga formları olarak üçgen, dikdörtgen, testere dişi ve uğultu yoktur artık. Bu büyülü formülün adı ancak son zamanlarda yaygın ve ucuz bir teknoloji halini almış olan “Soundsampling”'dir. Sesler artık sentetik olarak üretilmemekte, doğadaki sesler bir mikrofon aracılığıyla elektriksel titreşimlere ve “Soundsampler” ile de sayısal (digital) verilere dönüştürülmektedir. Eğer bu sayısal bilgiler uygun bir devreye gönderilirse, başlangıçtaki ses yeniden duyulmaya başlar.
Bir sesin nasıl oluştuğunu incelemek gerekir ilkin. Her sesin farklı frekansta ve genlikte sayısız sinus titreşimlerinden meydana geldiği bulunmuştur. Bununla birlikte insan kulağı ancak yaklaşık 16 ilâ 20.000 Hertz arasında kalan sesleri duyabilmektedir, yani yalnızca bu frekans alanının dikkate alınması gerekmektedir. Resim 1'de sayısallaştırma olayı ve bu yolla elde edilen ses bilgilerinin reprodüksiyonu kabaca ve kuşbakışı bir tarzda göz önüne serilmektedir. Sesin mikrofon aracılığıyla kaydedilmesini (soldaki resim) “Sampler”'deki sayısallaştırmaya ilişkin ilk evre izlemektedir:
— “Kalın sesleri geçiren filtre” yalnızca daha sonra reprodüksiyonu da yapılacak olan frekans alanının Sampler'a ulaşmasını sağlamaktadır (resim 2). Filtre olmadığı takdirde çarpıklıklar meydana gelebilmektedir.
— Artık dalga formu da belirli bir oranda (Sampling-oranı) test edilebilmektedir. Zincirleme yapılan test işlemi sırasında dalga formuna ilişkin bir gen değeri bu modülün çıkışında sabit tutulmaktadır. “Sample&Hold” (örnekleme ve tutma) adı da buradan gelmektedir.
— Bunu izleyen “Analog-sayısal-çevirici” modülünün bu değeri sayısal bir değere, yani bir sayıya dönüştürmesi için bir ritm döngüsü boyunca bu değere gerek duyduğundan değerin sabit tutulması zorunlu olmaktadır. Üretilen değerler sistemin çözünürlüğüne bağlıdırlar. AMIGA'da bu çözünürlük 8 Bit'tir, böylelikle de sayı 256 değişik değer alabilmektedir.
— Sayı işlemci tarafından alınmakta ve belleğe yazılmaktadır. Bununla “Sample” (örnekleme) işlemi tamamlanmış olmaktadır. Artık ses kodlanmış gen değerleri olarak bellekte yerini almış bulunmaktadır.
“Kalın sesleri geçiren giriş Sample&Hold ve Analog-sayısal-çevirici mevcut olmadığından, AMIGA ancak ses donanımla sesleri sayısallaştırabilecek bir duruma gelmektedir. Seslerin önceden seslendirilmesinde ise durum farklıdır. Bu konuda gerek duyulan her şey içeriye yerleştirilmiştir. Zaten AMIGA'da her değerin tek tek sayısal-analog çeviriciye (Analog-sayısal-çeviricinin karşılığı) iletilme zorunluluğu yoktur. Ses çipi “Paula” bunu kendiliğinden yerine getirmektedir. DMA (Direct Memory Access-Doğrudan Bellek Erişimi) aracılığıyla işlemci, ona sadece hangi bellek alanını hangi hızda (Sampling-Rate) göndermek zorunda olduğunu bildirmek zorundadır.
SÜPER ÇİP: PAULA
Ama gene de sayısal-analog-çevirici'nin arkasında bir “Kalın sesleri geçiren filtre''nin devreye sokulması gerekmektedir. Çünkü bu yapılmadığı takdirde, “bölümleme uğultusu” tabir edilen olay çok rahatsız edici olmaktadır. Bu uğultular, bir Sampling-değeri kendinden önceki değerden çok farklı olduğu zaman ortaya çıkan yan seslerdir. Anılan filtre sayesinde bu durum dengelenebilmektedir. Ne yazık ki bu filtre AMIGA'da sabit bir şekilde ayarlanmıştır ve (en azından Alman AMIGA-modellerinde) devre dışı bırakılamamaktadır. Buysa, yüksek Sampling-oranında çalışılmasına rağmen, sesin bazı durumlarda boğuk çıkmasına yol açmaktadır. Paula'nın bu türden dört adet sayısal-analog-çeviricisi vardır ve bu çeviricilerin çıkış kanalları ikişer ikişer iki bağlantı üzerinde toplanmıştır. Bundan dolayı AMIGA gerçek stereo-sesi üretebilecek konumdadır. Her kanal bir yazmaç (Register) sayesinde ses yüksekliği bakımından ayarlanabilmektedir. Bu kanallardan her biri gerek ses yüksekliği gerekse seslendirme frekansı yönünden bütünüyle modüle edilebilmektedir. Genliğin modüle edilmesiyle uzun, sürekli bir modülasyon-dalga-formunda geleneksel ses-üreteçlerinde olduğu gibi genliğin üst bölümlerini gösteren eğrinin (zarf'ın) yönlendirilmesi mümkün olmaktadır. Frekansın modülasyonunda dalga formlarının ve frekanslarının ustaca seçilmesiyle olağanüstü sesler üretilebilmektedir.
Bütün bu özellikler “DeLuxe Sound” programı ile rahatlıkla ayarlanabilmektedir. Gerekli ek donanımı da içeren bir Sampler-yazılımıdır bu program. Bu yazılımda yukarıda değinilen genlik ve frekans modülasyon dalga formlarının grafik olarak girişi mouse aracılığıyla yapılabilmektedir. Seslendirme hızının iletim sırasında değiştirilmesi imkânının yanısıra sesin bir yankı (echo)-efekti ile donatılması da mümkündür.
AMIGA-SAMPLER
Bütün bu modülasyonlar gerçek zamanda da, yani doğrudan doğruya sayısallaştırma sırasında uygulanabilmektedir. Bu arada, sayısal sinyal, seçilmiş olan “efektler” tarafından anında işlenip gönderildiğinden, AMIGA'yı süper-efekt aygıtı olarak kullanma imkânı ortaya çıkmaktadır. Bir “Sample” dosdoğru disket üzerinde de depolanabilmekte ve sonra yine doğrudan disketten seslendirilebilmektedir. Tınısı aynı forma sahip bir ses, örneğin bir org sesi üretilmek istendiğinde, bu durumda tüm ses süresinin kaydedilmesine gerek kalmamakta, yalnızca başlangıç bölümü ile aynı formdaki sesten küçük bir parça yeterli olabilmektedir. DeLuxe Sound'da (ve yüksek değerli diğer her Sampler'de de) kaydın sadece bir bölümü belirlenebilmektedir. Başlangıcın seslendirilmesinden sonra bu bölüm sürekli tekrarlanmaktadır. “Looping” diye de adlandırılan bu yöntem sayesinde çok değerli bir yığın bellek alanından tasarruf sağlanmış olmaktadır. Ancak, “Loop”un başında ve sonunda bir sıfır-akışın (yani 0 değerin) mevcut olması önemlidir, çünkü aksi takdirde akışı bozan çarpıklıklar meydana gelmektedir. Bu bağlamda, Sample'in grafiksel çıktısı gerekli olabilirdi, ama DeLuxe Sound'da bulunmamaktadır bu.
Sampling tekniğinde ortaya çıkan bir problem de şudur: Doğal koşullar içinde meydana gelen bir ses, örneğin bir piyanonunki, her tonlamada kulağa aynı sesi vermemektedir.
Geleneksel bir sayısallaştırıcı ise,
35 farklı ton yüksekliklerini, sesi farklı hızda vermek suretiyle ürettiğinden, burada bu durum dikkate alınmamaktadır. Bu problem özellikle insan sesinde açıkça ortaya çıkmaktadır. Sayısallaştırılmış normal bir insan sesi yüksek oktavda her zaman bir çeşit Micky-Mouse sesine dönüşmektedir. Bunun önüne geçmek için bazı Sampler'ler bir sesi farklı tonlamalarda alabilmekte ve sunum sırasında her zaman için arzu edilen ton yüksekliğine en yakın düşen kaydı kullanabilmektedirler. Bu yöntem “Multisampling” olarak adlandırılmaktadır. Bu yöntemin dezavantajı bellek alanını yüksek oranda tüketiyor olmasıdır. Çünkü tek bir ses için birçok Sample'e gerek duyulmaktadır. Tuşlarına hafifçe vurulan bir piyanodan çıkan ses, kulağa hızla vurulanınkinden başka türlü geldiğinden, profesyonel ses sayısallaştırıcıları (yaklaşık 40.000 Mark'lık fiyat kategorisine girenler) farklı ses yükseklikleri için de Multisampling'i kullanmaktadırlar. Öyle ki, konser veren piyanistlerin bile gerçek ile sayısal olarak kaydedilmiş bir kuyruklu piyano sesi arasındaki farkı pek ayırt edemedikleri görülmektedir. Bu denli aslına sadık bir reprodüksiyon konusunda AMIGA'nın yetersiz kalabilmesi, özellikle sayısal-analog-çeviricilerinin ancak 8 Bit'e ulaşan çok düşük çözünürlüğünden kaynaklanmaktadır.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.