Commodore sayı 25, sayfa 30

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 30

Amiga Magazin'den çeviren A. Ziya Bayman

İlk zamanlardaki monofonik (tek sesli) synthesizer'larda her şey çok daha basitti. Yönetilen bir akım aracılığıyla sesin yüksekliği ayarlanabiliyordu. O sıralarda synthesizer teknolojisinin öncüleri “oktav başına bir volt sistemi”ne uyuyorlardı. Bu sisteme göre akımın iki katına çıkarılması, ses frekansının da iki katına çıkması anlamına geliyordu. İlk polifonik (çoksesli) synthesizer'ların piyasaya çıkmasıyla birlikte önemli bir değişiklik yaşandı. Bu aletler teksesli modül sistemlerine göre çok daha derli topluydular ve daha kapsamlı bir klavye kullanımına sahiptiler. Yeni teknolojinin gelişmesiyle firmalar ortak standardı göz ardı ettiler ve farklı sistemler geliştirdiler.

MIDI'NİN BABASI

Artık çoğu uyumlu olmayan bu sistemler müzisyenlerin giderek artan tepkisine yol açtılar. Gerek sahnede gerekse stüdyoda farklı aletlerin birbirine bağlanması zorunluluğuyla karşı karşıya kalıyorlardı. Bu önemli sorunun halli için kafa patlatanlardan biri Dave Smith oldu. Amerikan synthesizer firması Sequential Circuits'in kurucusu ve yöneticisi olan Smith, daha 1981 yılında klavyeleri birbirine bağlayacak tek bir arabirimin taslağını hazırladı. Faaliyet gösteren bütün synthesizer üreticileriyle, tek bir standart üzerinde uyuşmalarını sağlamak üzere, temasa geçti. Amerikalı meslektaşlarının bu fikre

Dört yıldan beri müzik dünyasında kendini giderek daha çok duyuran bir sihirli sözcük, MIDI... Farklı birçok bilgisayar için arabirimler geliştirildiğinden, bilgisayar sahipleri de bu MIDI dalgasından uzak kalmadılar. MIDI'nin ne olduğu ve bu standardın neler yapabildiği üzerine kısa bir yazı yayınlıyoruz.

Japon üreticilerden çok daha az yatkın olduklarını görmek onu büyük bir hayal kırıklığına uğrattı. Bu nedenle taslağın hayata geçirilebilmesi, Sequential Circuits firmasıyla Japon High-Tech firması Roland tarafından gerçekleştirildi. 1983 yılı başında ABD'de düzenlenen Winter-NAMM-Show'da MIDI'yle donatılmış ilk synthesizer sergilendi. 1983 Ağustosu'nda ise ilk MIDI spesifikasyonu (V 1.0) piyasaya sürüldü. Bugüne kadar birkaç kez geliştirilen bu detaylı

A L E T

anlatım, tüm üreticilerin MIDI ekipmanına uyum sağlamalarını zorlayan bir tür yasa haline geldi. MIDI bağlantı yeri, dış görünümü bakımından rahatça normal bir audio çıkışıyla karıştırılabilir; çünkü eski Hi-Fi setlerde kullanılan 5 kutuplu bir diod girişidir. Aslında MIDI'nin analog bir çıkışla ortak hiçbir noktası yoktur, çünkü burada bir digital (sayısal) ve seri bağlantı söz konusudur. Arabirim bağlantısı alıcı kısımlara (MIDI-in) bir optokoppler üzerinden aktarılan 5mA'lik bir akım döngüsü üretir. Yani MIDI ekipmanı elektronik olarak birbirine bağlı değildir. Bu nedenle gereçler yanlış bağlantılardan ve parazit akımlardan oldukça korunmuştur. Bu standardın aktarım hızı 31 250 bit/saniyedir. Bu aktarım sırasında verilen 10'ar bitlik paketler halinde iletilir: 1 başlama biti/8 veri biti/1 bitiş biti. Bir araya getirilmiş bu bilgiler 16 adet adreslenebilir kanal üzerinden gönderilebilir. Bunun sağladığı en önemli avantaj, daha karmaşık bir bağlantısı (birden fazla synthesizer) durumunda, verilerin belirli bir gerece yönlendirilmiş olarak gönderilebilmesidir. Tabii ki, hedeflenen klavyenin de aynı kanalının gönderilen bilgiyi almak üzere açılmış olması gerekir. Bu 16 kanal sayesinde prensip olarak 16 farklı MIDI gerecinin birbirinden bağımsız olarak yönetilebilmesi gerekir. MIDI standardı yalnızca kanalları değil, aynı zamanda bilgi türlerini de farklılaştırıyor. Bilgiler, sistem verileri ve kanal verileri olmak üzere iki ana gruba bölünebiliyor. Kanal verilerinin aktarımı belirli işletim türleriyle yönetilir. MIDI standardı tek tek OMNI, POLY, MONO ve MULTI modlarını kullanır: OMNI modu: Bu işletim türünde tek tek kanallar farklılaştırılmaz. Her enstrüman normal durumda 1. kanaldan gönderme ve 1'den 16'ya kadar kanallardan alma yapar. Pratikte bunun anlamı, A synthesizer'ında çalışan tüm notaların aynı program numarasıyla B synthesizer'ında da ses vermesidir (resim 1). Bundan iki klavyenin de aynı sesleri çıkaracağı sonucu çıkarılmamalıdır, çünkü aynı anda birden çok farklı tınıyla çaldırmak mümkün değil. MONO modu bu konuda yepyeni ufuklar açıyor. Bu işletim türünde synthesizer'ın her sesi için ayrı bir MIDI kanalı ayrılabiliyor. Altı sesli bir klavyede 1.'den 6.'ya kadarki kanallar sıralı olarak kullanılabiliyor. Bu durumda 1. kanal ana kanal oluyor, diğerleri ise sırayla bunun yanına diziliyorlar. Örneğin 1. kanalın 3. ve 7. kanalla kombine olabilmesi söz konusu değil. Sequencer'lar veya bilgisayarla bağlantı kurularak son derece karmaşık aranjmanlar oluşturulabiliyor. MONO modunun dezavantajı ise, örneğin üç sesli bir akorun üç MIDI kanalını aynı sesle işgal etmesi.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.