Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 55
BURAK KİPER
Geçen bölümde kontrol komutlarını incelemeye başladık ve IF komutunun çeşitli şekillerini gördük. Şimdi, kontrol komutlarından biri olan CASE komutunu inceleyeceğiz.
Bazen programlarımızın akışını bir değişkenin belirlemesi gerekir. Bu değişkenin değerine göre kontrol komutları ile programın akış yönü değişir. Değişkenimizin alabileceği değer sayısı çok ise IF komutu kullanmak yerine CASE komutunu kullanmak daha akıllıca olacağı gibi aynı zamanda hem programımız daha hızlı çalışır hem de daha az yer harcamış oluruz.
İlk olarak yeni kontrol komutumuz CASE'in yapısını inceleyip örnekler verelim.
CASE I OF 1: 2: k2; 3: k3; 4: k4â; END
Burada I, INTEGER veri tipinde bir değişkeni, k1...k4 ise herhangi bir komutu temsil ediyor. Dikkatinizi çekti ise CASE...END bloğu arasında BEGIN...END bloğu kullanmıyoruz. Eğer I değişkeni “1” değerini alırsa k1 komutu, “2” değeri alırsa k2 komutu işlenecektir. Eğer I değişkeninin değeri CASE komutu ile bildirilen sınır içerisinde değilse - mesela I değişkenin değeri 5 ise- o zaman bazı PASCAL versiyonları bir hata mesajı verirken bazıları da kontrolü bir sonraki komuta aktaracaklardır. Komutların sol taraflarındaki değerlere LABEL adını veriyoruz. LABEL'lar birden fazla olabilir, aşağıda buna bir örnek bulabilirsiniz.
CASE K-4 OF 1,2,3: kl; 4,5,6: k2:
7,8,9,10: k3; 11: k4 END Eğer K-4 işleminin sonucu 1,2 veya 3 değerlerinden herhangi biri ise k1 komutu işlenir; sonuç 4,5 veya 6 ise k2 komutu işlenir; sonuç 7,8,9 veya 10 ise k3 komutu işlenir; sonuç 11 ise k4 komutu işlenir; çıkan sonuç bunlardan hiçbiri değilse, kontrol kullandığınız sisteme bağlı olarak ya bir sonraki komuta geçer ya da bir hata mesajı alırsınız.
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 54
TINY BASIC: DONANIM KORSANLIĞININ İLK OLAYI
Bu sadece bir başlangıçtı. Her ne kadar teknik düzey olarak daha aşağıda bulunuyor idiyse de, henüz 1975 yılında, bugünkünden hiçbir bakımdan geri kalmayan bir bilgisayar düzeni doğmuştu. Tüm Amerika'daki zanaatçılar, iş deposunun genişletilmesi, bilgisayarın televizyon aygıtlarına, delikli kâğıt kuşak okuyucusuna ve kaset kaydedicisine (programlar için depo olarak) bağlanması için yataklar geliştirdiler. Altair'in mucidi Ed Roberts, kendi bilgisayarı için ek aletler yapan ve satan tüm bu amatör topluluktan mutluluk duymuyordu. Onları, kendi buluşundan geçinen asalaklar olarak görüyor ve aşağılıyordu. Kısa bir süre içinde yeni firmalar ve yeni bilgisayarlar ortaya çıktılar: IMSAL, 8080 modelini piyasaya sürerken “Processor Technologies”de (Les Solomon'un “Uncle Sol” olan lakabından esinlenmiştir) “Sol”u pazara sunuyordu. Ama kişisel bilgisayarın ilk kuşağı son bulmak üzereydi. Şimdiye dek coşkulu kişiler, serbest zaman yaratmak isteyen deha sahibi yapımcılar iş başında olmuştu. Bu kişiler, kendi deneyimlerini, düşüncelerini ve programlarını cömertçe birbirlerine aktarmışlardı. Ama birdenbire, bununla para kazanılabileceğinin farkına vardılar. Ve zengin bilişim ırmağı küçük bir akarsu sızıntısına; sahip olunan firmanın geleceği ise, her şeyin ölçütüne dönüştü. Bu konuda, yazılım (software) korsanlığının ilk çarpıcı olayı, kuşkusuz bir dönüm noktası oluşturur: 19 yaşındaki masum yüzlü bir bilgisayar dehası olan Billy Gates, Altair için kolay bir programlama dilinin zorunlu olduğunu anlamış ve “Tiny Basic”i yazmıştı. (Programlama dili BASIC, daha 1963 yılında, öğrencilerin eğitilmesi için büyük bilgisayarlarda geliştirilmiştir.) Burada yeni olan şu idi: Gates kendi “Tiny Basic”ini, o zamanki yeni programlarda alışılageldiği gibi, kulüp sirkülerlerinde ya da bu arada kurulan bilgisayar dergilerinde yayımlamayı hiç düşünmüyordu. O kendi yazılımını Dolar karşılığında satmak istiyordu. Ama Billy Gates bir şanssızlığa uğradı: O'nun bilgisayar-dilinin bir gösterimi sırasında, bir dinleyici, üzerinde programın depolanmış olduğu delikli kâğıt kuşakları “ödünç” aldıktan sonra bir üniversite bilgisayarında kopyalarını çıkartıp piyasaya sürdü. Artık Gates'in bunları satmak zahmetine girmesine gerek kalmamıştı, çünkü çok kısa bir süre içinde, Amerika Birleşik Devletleri'nin uzak köşelerine varıncaya kadar, herkes bundan bir tane edinmişti. Gates, öfke içinde kaleme aldığı açık mektubunda şöyle yazıyordu: “Meraklıların çoğunluğunun bilmesi gerektiği gibi, içinizden çokları sizin yazılımlarınızı çalmaktadır. Profesyonel bir işi, karşılığında hiçbir şey olmaksızın yürütebilmeyi kim başarabilir? Hangi amatör üç yıl boyunca programlamaya, yanlışları araştırmaya ve bir de belge yazmaya kendini kapatır da, bunun sonucunda elde ettiği ürünü karşılıksız dağıtır?” Gates zanaatçı topluluğuna, zanaatçı topluluğu da Gates'e kızıyordu. Onların gözünde Gates, tüm kuralları bozan biri idi. Geriye dönüp baktığında Gates'in bu olaydan yakınması mümkün değildir: Tüm gelişimi içinde, bu olay onu ünlü yapmıştı. Bunun da, hemen bu olayın arkasından kurulan kendi firması başarısında büyük katkıları olmuştur. Bu firma bugün, kişisel bilgisayar dalındaki en büyük yazılım şirketidir. Bu gelişme girişimci zekânın önemini gösteriyordu. Sürecin bu aşamasında ya varolan için çabalamak ya da hayal gücünün doruklarında gezinmek gerekiyordu. Hayal gücü her şeye rağmen en büyük zaferi kazandırmıştı.
Geçmişteki firmaların kurucularının çoğunluğu ise, miskin birer işadamı olarak kaldılar. Hemen hemen hepsi iflas etti. İkinci kuşağın saati gelmiştir; bilgisayarların ve firma kurucularının ikinci kuşağının.