Commodore sayı 17, sayfa 45

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 45

1- Etiket 2- Yazma koruması 3- Orta delik ve kuvvetlendirici halka 4- İndeks deliği 5- Okuma penceresi 6 Oksidle kaplı polyester disk 7- Post 8: Sabitleştirme girintileri 9- Disket muhafazası

Figür: 1.3

Figürde de gördüğünüz gibi bir de indeks deliği var. Bu delik, disketin dönüş hızının disket sürücüsü tarafından tam olarak ayarlanmasını sağlar. Tam bu deliğin altına gelecek şekilde disket sürücüsünün mekaniğinde yer alan bir fotosel, bu deliğin dakikada kaç kere açık olduğunu saptar ve olası hız değişimlerinin hemen düzeltilmesini sağlayacak sinyaller üretir. Ancak 1541'de bu delik hiçbir işe yaramamaktadır. Deliğin üstlendiği senkronizasyon işlemi, 1541'de disketin üzerine belli aralıklarla yazılan manyetik kodlar yardımıyla sağlanır. Bunu daha ilerki bölümlerde göreceğiz. Disketin ortasındaki delik, onun mekanizmanın üstüne tam oturmasını ve dönüş mekanizmasına bağlanabilmesini sağlar. Bu bölgede mekanik sürtünme en üst düzeyde olduğu için, çoğunlukla sert bir kuvvetlendirici

manyetik kayıt

diskleri fiziksel yapıları gereği ve içindeki bilgiler nedeniyle iyi korunmalı ve saklanmalıdırlar.

halka ile takviye edilmiştir. Eğer disketinizde bu halka yoksa, tehlike sinyalleri çalıyor demektir. Sıra geldi disketin alt ve yan kenarlarında yer alan girintilere. Alt taraftaki iki küçük girinti, disketin mekanizma içinde yerinden kaymamasını sağlar. Yan taraftaki diğer girinti ise oldukça önemlidir. Bu girinti bir başka maddeyle kapatılmadığı sürece diskete bilgi yazılabilir. Ancak burası kapatıldığında, artık disketiniz yazılmaya karşı korunmuş olacaktır. Bunu da disket sürücüsündeki bir başka fotosel algılıyor. Tek taraflı disketlerin arka yüzünü de kullanmak istediğimizde, diğer kenara da bir delik açmamızın nedeni bu. Disketinizi korumak için onu direkt güneş ışınlarından, ultraviyole ışınlarından, aşırı kurak veya nemli ortamlardan, aşırı sıcak veya aşırı soğuk çevrelerden, mıknatıslardan ve meraklı ellerden uzak tutmanız gerektiğini de belirterek disketin fiziksel özellikleriyle ilgili bilgilerimizi tamamlayalım. Sıra geldi, bilgilerin disket üzerindeki mantıksal yerleşimine...

Şimdi, anlatacaklarımızı Figür'ün yardımıyla izlemeye çalışın. Okuma/yazma kafasının sabit durduğunu ve sadece disketin döndüğünü farz edelim. Bu durumda disketin yüzeyinin sadece belli bir kısmı kafanın altından geçecektir. Bu da bir çemberdir. Şimdi kafayı biraz dışarı çekelim. Yeni ve daha büyük bir çemberi okumaya başladık. Ve devam ederek, tüm disket yüzeyinin iç içe çemberlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Bu çemberlerin her birinin genişliği, okuma/yazma kafasının bir kerede kontrol edebildiği genişliktir. İşte bu çemberlerin her birine TRACK adı verilir. Track'ların uzunluğu dışarıdan içeriye doğru kısalır. Bu son cümle aklınızda kalsın, lazım olacak...

Disketlere ve tabii disk'lere de, bilgiler bloklar halinde yazılır. Bir blok genellikle 256 veya 512 byte uzunluğundadır. Bu kadar az bir bilgi için bir track'in tamamının kullanılması affedilmez bir savurganlık olurdu. Bu nedenle her bir track, kendi içinde daha küçük parçalara bölünmüştür. Bunlara da SECTOR adı verilir. Böylece disket üzerindeki herhangi bir blok, track ve sector numaraları verilerek adreslenebilir. Şimdi gelelim bir önceki paragrafın son cümlesinin önemine... Figür: 1.4'de de gördüğünüz gibi track'larla beraber sector'lerin de boyu içeriye gittikçe kısalmakta. Dolayısıyla, her sector'deki bilgi miktarının aynı uzunlukta olduğunu düşünürsek, bilgi kayıt yoğunluğu içeriye girdikçe artacaktır; aynı miktar bilgi daha dar bir alana yazılacaktır. Bunu sağlamak için de, daha içerideki track'lara geldikçe disk veya disket sürücüsü hızını yavaşlatacaktır. Bir başka yöntem ise, ki bu 1541'in izlediği yöntemdir, track'ları ve sector'leri içeriye doğru kısaltmak yerine, track başına düşen sector sayısını değişken kılıp, sector uzunluklarını sabit tutmaktır. Bu durumda, sector'ler Figür: 1.4'deki gibi pasta dilimlerine benzer bir düzen taşımazlar. En dıştaki track'da 30 sector varken en içtekinde sadece 10 sector olabilir. En içteki track ile eksen arasındaki belli genişlikteki bir alan boş bırakılmıştır. Burası artık bilgi yazmaya değmeyecek kadar kısa veya bilgi yazılması riskli bölgelerdir. Bu bölgeler, Winchester'lerde çok daha geniştir. Yüksek kayıt kapasitelerinin kaçınılmaz sonucu olan yüksek kayıt yoğunluğu, bunun nedenidir. Daha iç track'lara yazmak, zaten normalde yüksek olan yazım yoğunluğunu daha da arttıracak ve bilgi saklanmasının riskini arttıracaktır. Ancak daha az bilgi saklayan disketlerde bu tehlike çok küçüktür ve disket yüzeyinin daha geniş bir kısmı kayıt için kullanılabilir. İçeride kalan bu alan, Winchester'lerde bir tür park sahası olarak da kullanılır. Winchester'i elektrikten çektiğinizde, kafa kendiliğinden bu kullanılmayan alanın üzerine gelir ve orada kalır. Bunun nedeni, disk sistemlerinde kafa düşmesi (Head crash) adı ile anılan ve karşılaşan kişi açısından oldukça acıklı sonuçları olan bir olayı önlemektir. Bir disk'in kafası, sert darbeler sonucu manyetik yüzeyin üzerine düşebilir. Bunun sonucu aşikâr... Hiç olmazsa kullanım dışı zamanlarda bu tehlikeyi ortadan kaldırmak için kafa tehlikesiz bölgeler üzerine çekilir. Şimdi de diskete iyice yakınlaşıp bilgi birimleri olan bit'lerin diskete nasıl yerleştirildiğine bakalım. Figür: 1.5, iki tür kayıt biçimini şematik olarak göstermektedir. En sık rastlanan birinci şeklidir. Her bir track, yanındaki track'dan ince bir ara bölge ile ayrılmıştır. Her disket yüzeyi için bir tek okuma/yazma kafası yeterlidir. Ancak aradaki bölge nedeni ile değerli kayıt alanının bir kısmı kaybolur. İkinci şekil ise, bilgi paketlerinin biraz yatık bir düzende kaydedilmesine dayanır. Birbirine komşu iki track'ın bilgi birimlerinin kayıt edilme eğimi ters yönlerde olacağı için arada boş bir alan bırakmaya gerek kalmayacaktır. Ancak bu sefer de, iki tür eğimi okumak için, her disket yüzeyi için iki değişik okuma/yazma kafası gerekecektir. Eee, her şeyin bir fiyatı var!.. Dilerseniz, biraz da geleceğe uzanalım... Geleceğin kokusu daha bugünden ortaya çıkıyor. Disk, harddisk ve Winchester kullanımı gittikçe modernleşiyor. Hem boyutları küçülüyor, hem kayıt kapasiteleri artıyor, hem de gittikçe hızlanıyorlar. Bizim bugün kullandığımız disketler ise gittikçe tarihe karışmaya başlıyor. En başta 8 inch'lik çapları olan disketler sonra 5 1/4 inch'e dönüşmüştü. Ancak yeni çıkan aletlerde 3.5 inch'lik disketlerin kullanılma oranı gittikçe artıyor. Örneğin Commodore Amiga, Macintosh, IBM'in yeni modelleri gibi. Bu disketlerin en büyük özelliği, oldukça sert bir muhafaza içinde adeta kale gibi korunmaları. Ancak disk sürücüsünün içine soktuğunuzda bir kapak açılıyor ve disket ile kafa arasında bir engel kalmıyor. Çok da küçük oldukları için, kolayca taşınabiliyorlar. En basitlerinin kapasitesi bile bugün kullandığımız disketlerin 2-3 katı kadar. Darbelerden, nemden, ısıdan etkilenmiyorlar.

ÜSTTEN GÖRÜNÜŞ

41- Okuma-yazma kafası 2- Bir Track 3- Bir Sector 4- Kullanılmayan bölge 5- ortak eksen

Figür: 1.4

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.