Commodore sayı 16, sayfa 21

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 21

«e Gözler monitörü izlemekte ve denetlemektedir. Gözlerin kendisi de - ağtabaka biçiminde- küçük (biyolojik) bilgisayarlara sahip olduğundan, madenden, plastikten ve camdan oluşan bilgisayarın “soğuk” ortamı (Medium) daha da belirginleşmektedir. © Kulaklar yalnızca aygıtın akustik uyarı sinyallerini almaktadır. İşitme duyumuz, bilinçdışı sözkonusu olduğunda görme duyumuzdan çok daha derinlere ulaştığından, her zaman sadece uyarı sinyalleri işitildiğinde bunun ne tür etkileri olabileceği kolayca tahmin edilebilir. © Eller ise her zaman yalnızca komut verirler. Kanıtlayacak durumda olmamakla birlikte, öyle sanıyorum ki, bilgi: sayarlarla çok çalışan bir kimsenin, eğer bu kimse başka kişilerle, bir çalışma grubuyla, bir aile ile yakın birlikteliği sayesinde bir denge sağlayamıyorsa, çevresiyle giderek çok tuhaf bir ilişki içine girmesi mümkündür. Bu durumda, özellikle aşağıdaki şu üç etkinlik sonucunda kişinin yavaş yavaş dünyaya ilişkin nasıl bir bilinç edineceği sorulabilir: © Soğuk-entelektüel ve daha çok da edilgen (gözler yoluyla) bilgiler edinmek, e Yalnızca uyarı sinyalleri (kulaklar yoluyla) işitmek, e (Eller ile) sürekli komutlar vermek Acaba böylece bilgisayar aracılığıyla özel bir “isdihdam” tarzı mı yaratılmış olmaktadır? Peki bir süre sonra, diyelim birkaç yıl geçince bu durum nasıl bir görünüme bürünebilecektir? Ben kendi payıma bunu yanıtlayabilecek durumda değilim. Yalnızca, bu noktada kişinin çok dikkatli olmasının, özellikle de bu “*madeni mesai arkadaşı”'na ilişkin olarak kafasında giderek nasıl bir imge oluşmakta olduğu konusunda kendi kendisini zaman zaman gözlemlemesinin büyük önem taşıdığını düşünüyorum. Joseph Weizenbaum, bugün henüz insan eliyle yürütülen etkinliklerin gereğinden çoğunu bilgisayarların üstlendiği gelecek bir dünyaya ilişkin uyarılarda bulunmuştu. Bu nedenle de yapıtlarından birine “Bilgisayarın Gücü ve Aklın Güçsüzlüğü”, ötekine ise başlığı bile başlıbaşına bir uyarı olan “Buzdağına Doğru” adlarını vermişti.

Sherry Turkle adındaki Amerikabayan Psikolog ise, durumu bütünüyle farklı bir tarzda değerlendirmektedir. “Arzu Makinesi” adlı ilginç kitabında, bu tür aygıtları kullanan kişide yavaş yavaş “ikinci bir benlik”'in, bir tür yedek kişiliğin ortaya çıktığını ve günün birinde bu kişiliğin yeni bir kültür formuna sahip olacağını, coşkulu bir dille anlatmaktadır. Kanımca bu düşünceler de, tıpkı Weizenbaum'un kötümser beklentileri gibi, haklı oldukları ölçüde abartılıdırlar. Belki de gerçekten durum Ortaçağ döneminde Prag'da yaşadıkları rivayet edilen bilgin Loew ile Golem'in öyküsüne benzemektedir. Rivayete göre, bilgin ve bilge kişi Loew yapay yolla yarattığı kendi insanına hayat verirken onun alnına (İbranice hakikat anlımanı gelen) “EMETH”' kelimesini yazmış balçıkla. Ancak, bu kelime yazılırken çok dikkatli olmak gerekiyormuş, çünkü kelimenin ilk harfi dalgınlıkla unutulacak olursa, o zaman ölüm anlamında bir kelime ortaya çıkıyormuş: “METH”. Ben bilgisayarın her iki imkânı da içerdiğine inanıyorum. Hakikati aramam konusunda bilgisayarın beni zorladığını düşünüyorum. Gene de, yanlış anlama ve kötüye kullanım, özellikle de ruhsal yaşamda, kişiyi gerçekten “ölüm”'e götürebilir. Bu ölüm, yaşamın insanlar yerine yalnızca bilgisayarlarla paylaşılmasından doğan ve büyük yalnızlığın ve tecrit edilmişliğin yolaçtığı yalnızca duygusal bir ölüm olsa da... O

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.