Commodore sayı 15, sayfa 61
Sayfanın metni

Sayfa 61

OSMAN ONGUN

Eğitim Programları Yazarı

“Muhterem hanımefendiler, beyefendiler, bir dakikanızı rica edeceğim. Elimde gördüğünüz Alman ve Japon teknik işbirliğinin ürünü olan bu harika bilgisayarın tanıtımı için huzurlarınızda bulunuyorum. Reklam mahiyetinde olmak üzere mağazaların yarı fiyatına verdiğim bu bilgisayarın yanında, bilgisayara bağlı otomatik zayıflatma cihazı bedava...”

Boğaz vapurlarında cüzdan, kalem, tarak satıcılarından aşina olduğunuz bu sesin bilgisayar işportalarını açması belki yarından da yakın. Artık bilgisayar kullanımı araştırmacıların tekelinden çıktı. Türkiye'de bile yüz binlerce aile bilgisayarla tanışmış durumda. Belki şimdilik daha çok oyun aracı olarak kullanılıyor; ama okullar bilgisayar donanımına kavuşturuldukça, müfredat programlarındaki iyileştirmelerle birlikte eğitim yazılımları arttıkça bilgisayarın eğitim dünyamıza getireceği atılımın boyutları daha iyi anlaşılacaktır. Gelişmiş ülkelerle aramızdaki teknolojik açığın kapatılması açısından büyük önem taşıyan “Eğitimde Bilgisayar” konusuna iki açıdan yaklaşabiliriz: 1. Ortaokuldan başlayarak gençlerimize bilgisayar programlama dillerinin öğretimi. 2. Anadili, yabancı diller, matematik, fen ve doğa bilimlerinin öğretiminde bilgisayar desteğinden yararlanma. Bu söyleşimiz, konunun ikinci yönüne ağırlık verecektir. EĞİTİM VE ÖĞRENME Eğitim, insan davranışlarında olumlu değişiklikler yapmayı amaçlar. Öğretim, eğitimin gerçekleşmesi için önemli bir araçtır. İki yaşına gelmiş bir çocuğun kendi kendine yemek yemesinin sağlanması bir eğitim sürecidir. Bu eğitimin gerçekleşmesi için çocuğa, kaşık ve çatalın kullanılması, tabağına alacağı yemeği ayarlayabilmesi, çiğneme süresi gibi pek çok konunun öğretilmesi gerekir. Çocuk, bunlardan bazılarını doğru olarak öğrense bile yemek yerken büyüklerinden yardım istiyorsa belli noktalarda öğrenme gerçekleşmiş; ancak eğitim başarılamamıştır. Çocuk, görgü ve sağlık kurallarına uygun olarak kendi kendine yemek yemeye başladığında bu konudaki eğitimini tamamlamış, davranışlarında istenilen değişiklik sağlanmış olur. Bu kolay götüren eğitimin bile yıllar aldığını ana-babalar çok iyi bilirler. Örnek üzerinde biraz düşünmek, eğitimin ne denli güç ve karmaşık bir süreç olduğunu görmemizi sağlayacaktır. Okullar, kitlelerin eğitimi içindir. Ne var ki elli kişilik bir sınıfta elli ayrı dünya vardır. Bu elli çocuğun yetenekleri, öğrenme hızları ve istekleri farklıdır. Öğretmenin ortalama bir düzeyde hazırlayıp kürsüden anlattığı dersi bazı öğrenciler zevkle dinlerken, bazıları sıkılmakta, bir bölümü ise konuyu kavramakta bile güçlük çekmektedirler. Öğrenmenin bireyselliğini kanıtlayan bu durumu hepimiz biliriz. İlkokuldan başlayarak eğitim süresinin sonuna kadar öğrenciler arasında büyük farklılıkların ortaya çıkması, başarısızlık yüzünden yaşanan intihar girişimleri, seçkin okullarda okuma özlemi, klasik eğitim yöntemlerinin günümüzün ihtiyaçlarına cevap verememesinden kaynaklanmaktadır.

Bir marangoz yaptığı yanlışlığı yeni malzemeyle düzeltebilir. Kaybı, yanlış kestiği kerestenin bedeli kadardır. Eğitimde harcanan zaman, bir başka deyişle, insan hayatı üzerinde yapılacak yanlışlığın düzeltilmesi mümkün değildir; çünkü yanlışlığın yapıldığı yaşa geri dönülemez. Bu noktada, gelişmiş ülkelerde yirmi üç yıldır sürdürülen bilgisayar destekli eğitim araştırmalarının sonuçları, ülkemiz için de bir umut ışığı olarak görünmektedir. Bilgisayar da diğer eğitim araçları gibi öğretmene yardımcı bir araç olarak düşünülmelidir. Ne kadar gelişmiş olursa olsun hiçbir eğitim aracı öğretmenin yerini tutamaz. İnsan sıcaklığını taşıyan, öğretmenin çocuğa vereceği sevgi ve şefkati çocuğa iletebilecek bir bilgisayar henüz yapılmamıştır. Bilgisayar, öğretmenin yükünü azaltan, onu bir yığın mekanik işten kurtarıp yaratıcılığa yönelten bir araçtır. Bilgisayarla desteklenen öğretmen, öğrencilerle daha çok ilgilenebilecek, bireysel farklılıklara göre yeni programlar geliştirebilecek, kısacası klasik eğitimin çıkmazlarından kurtulma şansını elde edecektir. Burada akla hemen şöyle bir soru takılabilir: “Acaba yüz binlerce öğretmene bir anda bilgisayar programcılığı öğretilebilir mi?” Şunu hemen belirtelim ki öğretmenin bilgisayardan yararlanması için bilgisayar dillerini ve işletme prensiplerini bilmesine gerek yoktur. İyi tasarlanmış akış diyagramlarına uygun program kanavaları, öğretmene hazır olarak sunulabilir. Öğretmenin bu kanavalara göre program hazırlaması için daktilo makinesi kullanmayı bilmesi yeterlidir. Eğitim programlarının hazırlanmasındaki aşamaları, TELETEKNİK A.Ş.'nin siparişi üzerine hazırladığım programlarda izlediğim yolu anlatarak örnekleyeceğim:

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.