Commodore sayı 14, sayfa 36
Sayfanın metni

Sayfa 36

Bir Öykümüz Var

6 6 ee Knipe oğlum. Artık iş bittiğine göre seni çağırıp başarın-dan ötürü kutlayayım. Adolphe Knipe, Bay Bohlen'ın masasının önünde dikilmiş duruyordu. Hiç de heyecanlı görünmüyordu. “Sevinmedin mi yoksa?” “Tabii sevindim Bay Bohlen.” “Bu sabah gazetelerde çıkan yazıları gördün mü?” “Hayır efendim. Görmedim.”

Masanın başındaki adam, katlanmış bir gazeteye uzandı, aldı, okumaya başladı: “Bir süre önce hükümetçe ısmarlanan otomatik dev bilgisayarın yapımı tamamlanmıştır. Günümüz dünyasının en hızlı elektronik işlem makinesi olduğu sanılıyor. Bu makine sayesinde bilim, endüstri ve işletmecilik alanlarında gün günden artan hızlı matematik işlem gereksinimi karşılanacak, bilindiği gibi geçmişte kullanılan geleneksel yöntemler ya yetersiz kalıyor, ya da zahmete değmeyecek bir zaman kaybına yol açıyordu. Makinenin yapımını üstlenen elektrik mühendisleri şirketinin başkanı Bay Bohlen bu konuda şöyle dedi: “Yeni makinenin çalışma hızını değerlendirmek için şu kadarını bilmek yeter, makinemiz, bir matematikçinin doğru çözüme ulaşmak adına bir ay süreyle uğraşacağı her problemi beş saniyede ve doğru olarak yanıtlamaktadır. Elle yapıldığında (tabii yapılabilirse) yarım milyon 33 x 40'lık kâğıdı dolduracak bir işlemi üç dakikada yapabilmektedir. Ayrıca toplama, çıkarma, çarpma ve bölmeye ilişkin akla gelebilecek her işlemde, saniyenin milyonda biri aralarla üretilen elektrikle çalışmaktadır. Gündelik iş yaşamında üstesinden gelemeyeceği hiçbir işlem Bay Bohlen, genç adamın asık, hüzünlü yüzüne baktı. “Gurur duymuyor musun Knipe? Göğsün kabarmıyor mu?” “Kabarmaz olur mu Bay Bohlen?” “Özellikle ilk çizimlere yaptığın katkının ne kadar önemli olduğunu anımsatacak değilim sana. Aslında daha da ileri gidip şöyle diyebilirim, sen ve senin özgün buluşların olmasa, bu proje çizim halinde kalabilirdi pekâlâ.” Alfred Knipe, halıya basan ayaklarını oynattı, şefinin küçük, beyaz ellerini; bir kâğıt tutacağıyla oynayan, telleri büküp geren sinirli parmaklarını gözledi. Şu adamın ellerinden hiç hoşlanmıyordu. Yüzünden de hoşlanmıyordu ya, o küçük ağzından, ince, pembe dudaklarından. Konuşurken yalnız alt dudağının oynaması da sinirine dokunuyordu. “Bir derdin mi var Knipe? Aklına bir şey mi “Yoo Bay Bohlen. Hayır.” “Bir haftalık bir tatile ne dersin? İyi gelir. Hak da ettin doğrusu. “Bilmem ki efendim.” Yaşlı adam, karşısında duran bu uzun boylu, zayıf, şapşal gence bakıp bekledi. Anlaşılması güç bir çocuktu. Neden dik duramıyordu ki? Üstü başı dökülüyordu hep, ceketi lekeliydi, dağınık saçları yüzünü örterdi. “Tatile çıkmanı istiyorum Knipe. İhtiyacın var.” “Peki efendim. Siz “Bir hafta izin sana. İstersen iki hafta olsun. Sıcak bir yere git. Güneş gör azıcık. Yüz. Cevşe. Uyu. Döndüğünde, gelecekten konuşuruz yine.” Adolph Knipe otobüse binerek iki odalı katına gitti. Ceketini sedire atıp bir kadeh viski doldurdu, masanın üstünde duran yazı makinesinin başına geçti. Bay Bohlen haklıydı. Tabii haklıydı. Yalnız tahmininde hepten yanılıyordu. Bir kadın var işin içinde sanıyordu. Genç bir adam sıkkın görünüyorsa, herkes bir kadın parmağı arar.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.