Bilgisayar Animasyonu

kültürümüzü değiştiriyor. Bilgisayar, reklamdan gelişime kadar her alanda olağanüstü resimler oluşturarak düşünceleri uyarıyor.

Bob Abel'in gerçekleştirdiği yazılımın fiyatının 200.000 Dolar olduğu bir gerçek, ama buna rağmen o kendisini öncelikle zeki bir işadamı olarak değil, bir kültür filozofu ve büyük bir tutkuyla dünyayı değiştirmeye çalışan bir kişi olarak görüyor. Bob Abel şöyle diyor: “Yeni bir iletişim çağının eşiğinde bulunduğumuza inanmanızı İsterim. Söz şimdi yerini resime bırakıyor. Görselleştirme; yeni form budur!” Bob Abel, kanıtları Almanya'nın parlak dönemlerine atıfta bulunarak vermekten hoşlanıyor: "Sizin o efsanevi 'Bauhaus'unuzun kurucusu Laszlo Nagy ne demişti bir zamanlar? Geleceğin kültür-

Bilgisayar Animasyonu

süz insanı kendisini resimler aracılığıyla ifade etmesini bilmeyen kişisi olacaktır. Bugünkü durum Gutenberg'in matbaayı icat ettiğinde ortaya çıkan durumla büyük bir benzerlik göstermektedir. O zaman kitaplarda bilgi olarak saklanan şeyler gittikçe daha fazla kişiye ulaşmaya: başlamıştı. -Gufenberg'in İncil'i, dünyayı değiştirmiş olan bir sözel eğitimin başlangıcı olmuştur. Günümüzün Gutenberg kitapları ise, bilgisayardan çıkan resimler ve animasyonlardır.” Ne var ki, bu defa “İncil” Amerikan toprağından yayılmaktadır: “Gazete yazarlarından uzay mühendislerine kadar her kim bugün düşüncelerini görselleştirmek istiyorsa, gerçekleştirebilir bu isteğini. Bunun için gerekli olan araçları elde etmek mümkündür.” Bob Abel bu sözlerin hemen arkasından ışıl ışıl bir yüzle şunu ekliyordu: "Yeni basının olağanüstü heyecan uyandırıcı bir etkisi olacaktır.” Büyük sözler bunlar. Ama Hollywood'dan başlayarak tüm televizyon dünyasını bilgisayarın yaratftığı özel etkinin büyüsüyle değiştiren “Fullservice-Production”- un şefi ve kilit adamı Bob Abel'- den başka kim durumu daha iyi gözönüne serebilirdi? Abel, animasyon topluluğunun adeta bir “Papa”sı olarak kabul görmektedir. Her konuda onun sözüne kulak verilmektedir ve eğer bir kişi animasyon etkinliklerinde ilk akla gelen adres olan burada, yani “Highland-Boulevard-Studio”larında çalışmış ise, bu kişinin gelecekteki kariyeri konusunda endişe duymasına artık hiç gerek yoktur.

Gerçekten de Bob Abel asla tükenmeyen enerjisi, havarilere özgü karizması ve kendi bilgisayarlarıyla çevremizdeki nesnelere hareket ve hız kazandırmasını bilmiştir. Abel yalnızca daha on yıl öncesinden televizyon kurumlarını kendi görüntülerine tazelik katmaları konusunda aydınlatmakla kalmamış, New York'un reklam dünyasının (ajanslarının) merkezi olarak Madison Avenue'nün üstün egemenliğini Kaliforniya'daki merkezileşme lehine olmak üzere unufak etmiştir. Bay “Kreatör Ekselansları” bütün bunları yaparken de, ajanslarda geleneksel olarak en çok söz sahibi olan entelektüellere ve finans direktörlerine karşı kreatörlerin belirgin bir tarzda değer kazanmalarına yol açan bir zihniyet değişikliğinin tohumlarını atmıştır. Bu arada Bob Abel'in almış olduğu bir dizi parlak ve kendi türünde “Oskar” olarak kabul edilen ödül, onun kendisini ekibiyle birlikte sadece günlük ticaret işlerine adamamış olduğuna bir kanıt olarak kabul edilebilir.

Animasyon Ama Nerede?

Evet değişmiştir. Bu değişikliği, dünyanın en büyük Grafik-Bilgisayar fuarı olan ve bu kez Dallas/Texas'da düzenlenen SIGRAPH'da somut olarak izlemek mümkündür. Donanım ve yazılımın üreticileri satın alınabilecek animasyon araçlarından en İyilerini gözönüne serdiler ve yüzlerce animatör burada birbirlerine deneyimlerini aktardılar. Buysa, şu iki soruya yetkili ağızlardan çıkacak lar getirilmesi bakımından bir fırsat demekti: e Görselleştirmeye nerelerde gereksinme duyulmaktadır? e Modern araçlar kreatör programcıya bugün ne tür imkânlar sunmaktadır? Kuşkusuz reklam dünyasında animasyona -hareketli bilgisayar resmine- muazzam bir açlık duyulmaktadır. Gerek televizyonda, gerekse sinemada bilgisayarla görselleştirilmiş yeni fikirler yoluyla günlük reklamlar çekiciliklerini artırmak zorundadırlar. Uzmanlara göre, tüketim toplumunun donuk gözlerine ancak bu sayede yeniden canlılık kazandırılabilir. Bu arada Abel, sözkonusu yenilenmenin başarı şansının ne olduğunu “Seksi Robot” olarak ün yapan 30 saniyelik reklam spotuyla gözönüne sermiştir. Burada soğuk ve çekici bir robot kadın uzay yolculuğu sırasında ve seksi bir tarzda döner koltuğunda oturup Toketi kullanırken boşlukta süzülen bir konserve kutusunu yakalamakta ve şunu söylemektedir: “3000 yılında bile, bu akşam yemekte ne var? diye sorulacaktır.” Bu metalik bayanın çekiciliği öylesine güçlü olmuştu ki, Birleşik Devletler'deki konserve üreticilerinin çoktandır zedelenen itibarları birdenbire yükselmeye başlamıştfı. Reklam spotları alanında “Bilgisayar Uyarılmış İmgelem”in cezbedici bir gücü olduğu kabul edilmektedir. İzleyici hayali yolculuklara çıkarılmakta, Benson Hedges adlı sigara firmasının altın rüya bahçelerine hayran bırakılmakta. Chrysler şirketinin “kabriyolesi” ile yıldızlara yollanmaktadır. Elbette eğlence sektörünün geniş bir kesimi de animasyona büyük ilgi duymaktadır. Müzik-video üreticileri için özel-etkili bilgisayar kullanmak şimdiden bir zorunluk olmuştur. “Logo”suyla animasyon yapmayan hiçbir Amerikan televizyon İstasyonu kalmamıştır artık. “Haberler”, “Spor” ve “Eğlence” bölümlerinin pek çok program ve dizisinden önce gösterilen (Openings) ve gitgide çekici bir duruma sokulan sahnelerle bu program ve dizilere bir üstünlük kazandırılmak İstenmektedir. Tabii bu arada, olay örgüsü yüksek düzeyde teknikleşmiş bir dünyada geçen sinema ve televizyon filmlerini de unutmamak gerekiyor. Ulusun kurtarıcısı “Hava Kurdu” Washington'daki hükümet meclisi binası (Capitol) üzerindeki Sovyet tahrip başlıklarını son saniyede püskürtmek amacıyla helikopteriyle yetişip roketle- :

rini ateşlediği zaman, bilgisayar da bütün ateşlemelerin hesabını yapmış olmaktadır. Görselleştirmeye duyulan İlgi, henüz mevcut olmayan şeylerin ortaya çıkarılmasında daha bir canlılık kazanıyor. Mimarlar projelerinin beğenilip beğenilmediğini anlamak için, İnşaat sahiplerini gelecekteki muhtemel evlerinin içinde dolaştırabiliyorlar. Ambalaj tasarımında ise, bilgisayar yardımıyla paketlemenin çok ötesine geçilmiştir bugün: Animasyon aracılığıyla süpermarket içinde gerçekleştirilen bir gezinti, bir ürünün hangi satış köşesinde en çekici hale geldiğini açığa çıkarmaktadır. Tüm “endüstri-tasarımı” alanında animasyona duyulan talep büyüktür. Görece ağır çalışan CAD (Bilgisayar Destekli Tasarım) sistemince tasarımlanan motor kapağında ya da yan taraflarda pürüzler olabilir. Eğer tasarım foto-gerçekçi bir tarzda bilgisayar tarafından gösterilir ve iyice aydınlatılıp her yönden gözlemlenirse, yüzeyin düzgün olup olmadığı çabucak anlaşılabilir. Bugün Ford firmasınca yeni bir motor takımı üretime sokulmadan önce, mühendisler ilkin CAD sistemiyle tasarımlanan motorun bütün hareketli parçalarını bilgisayar-animasyonu yoluyla bir deneme çalışmasına tâbi tutarlar. Bu durumda, bilgisayar olmasa asla farkına varılamayacak titreşimler açığa çıkmış olur. Eğer bunlar çok şiddetli iseler hemen düzelltilirler. Sonuç: Ford'un motorları daha sessiz ve daha uzun ömürlü olmuşlardır. Kuşkusuz hiç kimse Japon Hava Yolları'na ait Jumbo 747 model uçağın, yüzlerce kişinin ölümüyle sonuçlanan, düşüşü türünden korkunç bir olayı eksene alan animasyona talepte bulunmaz. Bununla birlikte, kısa bir süre önce Boeing üreticileri olayın dramatik evrelerini aydınlatmak amacıyla animasyona başlamışlar. Yarılmış 58 olan kabindeki basıncın dümen tertibatının 467'sini yerinden oynatmasından ve irtifa dümenlerinin hidroloiğini yitirmemişti? Bilgisayar şu noktayı açıklığa kavuşturdu: Her ne kadar uçak şiddetli bir yalpalanmaya maruz kalmışsa da, uçaktaki dört adet motor tertibatının kendi başlarına ayarlama yapabilmeleri sayesinde uçağın dağlardan uzaklaştırılıp denize yöneltilmesi imkânı mevcuttu. Bu bağlamda yüz milyonlarca Dolarlık tazminat taleplerini bir açıklık kazandırılması da sözkonusu olmaktadır. (Pilotlar muhtemelen “yükseklik sersemliği“nden ötürü uçağın denetimini yitirdiler, çünkü gaz maskelerini takmamışlardı.)

Nabyrioth

Öğrenme ve eğitim konusuna gelince, SIGGRAPH'a gönül vermiş pek çoklarının düşüncesine göre, bu alanda görselleştirme köklü değişiklikler yaratabilir. Eski bir animasyon ustası olan Jim Blinn bir çırpıda Özel Görelilik kuramıyla ilgili bir görselleştirme sunduğunda (iki tren yanyana geçip gidiyor, birkaç işık kaynağı yayılıyor ve iki saatin tik-takları duyuluyordu) izleyicilerden çoğu sonradan şunu itiraf etti: “Einstein'ın bu kadar sade düşünebileceği hiç aklıma gelmezdi doğrusu.” Bütün bunlar gösteriyor ki, animasyonun tadına varılmıştır. bir kere. Robert Abel de bu isteği ve buna yönelik alışkanlıkları teşvik etmek için elinden geleni yapıyor. Çünkü Abel kendisini modern bir Welt Disney olarak görmektedir. "Animasyon İnsana sonsuz bir zevk verir. Ben de gitgide daha çok sayıda oyuncuyu işin içine katmak istiyorum” diyen Abel ticare amaçla yapılmamış animasyonlar için ödüller koyuyor ve mimarlık, müzik, endüstri tasarımı, dans, tiyatro, film ve televizyon öğrencilerinin O'nun geliştirdiği yeni yöntemle öğrenmeleri için görsel sanatlarla ilgili üniversite merkezlerine kendi yazılımlarını hediye ediyor. Artık göz açıp kapayıncaya kadar en olmayacak figürleri yaratmak mümkündür. Bir nesne yüzlerce çokgene, kenara ve köşe noktasına sahip olabilmektedir. Kreatör bunlardan her istediğine “mouse” aracılığıyla el atabilmektedir. Bir noktayı içeri bastırabilir, bir kenarı yükseltebilir, bir çokgeni yukarı fırlatabilir ya da büsbütün yok edebilir vb. Pek çok ögeyi bir grup olarak birleştirmek de elbette mümkündür, öyle ki, herhangi bir noktadaki müdahale öbür noktaların hepsinde de etkisini gösterir: Tek bir köşe noktasını bir iğneye dönüştürecek biçimde uzatmak, bir deniz kestanesinin olduğu gibi ortaya çıkması İçin yeterli olmaktadır.

Animasyon Ama Nasıl?

Bir animasyon sisteminin üç farklı mekân ve x-y-z gibi Üç sistem tanıdığı bir kere anlaşılırsa, biçimlerin oluşturulmasında olsun, koreografide olsun, olaya nüfus edilmesi hemen hemen tam bir güvence içinde gerçekleşir: 41. Her nesne kendine özgü “yerel” sistemini beraberinde getirir. Bu sayededliir ki, ön taraf ve alt taraf gibi tanımlar, nesne dönüyor bile olsa, bir anlam taşır. 2. Nesnelerin içinde bulunduğu sabit, “global” sistemin adı “dünya”dır. 3. “Yerel” kamera sisteminin x ve y eksenleri ekranınkilere tekabül ederler. Bu koşullarda animatör kendi “kamera”sından gerçek atılımlar talep edebilir. Ondan, ekseni etrafında o alışılagelen dönmenin ya da manevra yapmanın çok ötesinde işler bekleyebilir ve onu çılgın bir cehennem yolculuğuna çıkarabilir; kamerayı İstenilen her noktanın (hareketli olanlarının da) etrafında bir yörüngeye sokabilir. Hatta “sabit hedef” komutuyla “kendisi de düşünebilen bir kaetkinlikte bulunmasını sağlamak bile mümkün olabilmektedir: Kamera “dünya” içinde nasıl hareket ederse etsin, hızla geçip giden bir nesneyi gözden yitirmemektedir. Bu noktada artık birtakım “hile”- lerle dolu hareketler sözkonusu olduğundan, koreografi sanatına geçmiş bulunuyoruz. Animatör bir hareketin doğru akışını nasıl elde etmektedir? Eyleme hüner katmak, örneğin bir kolun hafifçe yok oluşunu sunmak isteyen kimse kritik evrelerde olaya müdahale edebilmelidir. Bugün için mümkündür bu. Hem de bu müdahale hızla ve doğrudan doğruya yapılabilir. Bunun büyülü anahtarı “Parameter-Eğri-Denetimi” adını taşır. Animatör bir “Parametre-Zaman-Diyagramı”- na sadece bir eğri çizer ve bÖylelikle kolun köşe açısından “Frame” serileri aracılığıyla nasıl değişmesi gerektiğini saptar. tek tek video resimlerine verilen addır. Bunlar sahneyi akıp giden bir hareket olarak-algılayabilmemiz için saniyede 30 defa gözümüzün önünden geçmek zorundadır.) Güçlü bir araçtır bu! Bir levha üzerinde durabilmesi için 20 defa zıplamak zorunda olan bir küreyi gözünüzün önüne getirin bir kere. Burada bir yararı yoktur. Bu yöntemde hareketin ana biçimleri belirlenmektedir; bir “İnbetweening” işlemi ise, aradaki evrelere ilişkin resimlerin hesaplanmasını sağlamaktadır. Ama küre sadece zaman zaman daha yükseğe sıçramakla kalmaz. Kürenin üst noktaları yumuşak bir dönüşe geçerlerken, levhaya değen kısmın şiddetle geri tepmesi dolayısıyla da “İnbetweening” İşlemi zorlaşmaktadır. Bugün animatör yalnızca “küre yüksekliği” parametresi için kendi zaman eğrisini çizmekte ve hemen ardından vermiş olduğu “animasyon” komutuyla “küre dansı” tamamlanmış olmaktadır. Ancak, mükemmel bir harmoni yaratılıncaya kadar, animatör hareketi deney mahiyetinde olmak üzere tekrar biçimlendirip sunmak zorundadır. Şimdiye kadar en kritik aşama buydu. Sistemin bu süreç için gerek duyduğu zamanın süresi, yapılan çalışmayı etkilemektedir. Sistem kural olarak bütün “Frabirbiri ardısıra hesaplar, onları bir kayıt belleğinde toplar ve sonunda “Playback” olarak ekrana yansıtır. Çok hızlı, ama çok pahalı çalışma yerlerinden (Workstation) birinde (örneğin Evans & Sutherland'ın PS350'sinde ya da İMİ-500'ünde) oturmak zevkinden yoksun olanlar ise, bu durumlarda animatörler için söylenmiş eski bir özdeyişe kulak vermek zorundadırlar: “Drink a coffee and see again!” Ama SISGRAPH 1986'da görüldüğü üzere, hızlı ve birinci sınıf animasyon sistemlerinin gelecekteki fiyatları artık eskisi gibi erişilmez olmayacak. Bir karşılaştırma yapıldığında, 50.000 Dolar gibi görece az bir ücret karşılığında edinilen en yeni donanım - örneğin Silicon Graphics'in IRISM 3030 çalışma yeri (Workstation)- gerçek-zamanlı bir “Frame” hesaplanması sunmaktadır. Bu da, işlenmek zorunda olan milyonlarca veri dikkate alındığında büyük bir anlam taşır. 12 adet “geometri aygıtı” ve bir adet 64 BİTTİ ikinci işleyici (Coprocessor) aracılığıyla IRİS her 1 / 30 saniyede 300 adet yeni hesaplanmış kafes ya da köşe noktası içeren bir nesne dünyasını gözönüne serer. Bu rakam, örneğin ünlü VAX 11/80'den talep edilebilecek miktarı aşıyor açıkça. AnimMmatör İse bu 3000 köşe noktasıyla çok şeyler yapabilir. Öte yandan da “gerçek-zamanlı işlem”, kreatöre kendi spontane ve bazen pek hummall çalışma tarzında özgürlük sunmaktadır. Gecikmeli düzeltim işlemlerini beklemek zorunda olmayan bir kimse, düşüncelerini de daha serbestçe deneme fırsatı bulabilmektedir. Gene de şunun vurgulanmasında yarar var: Doğrudan doğruya ve spontane çalışma, işin sadece bir yönüdür. Aynı şekilde planlı bir düzenleme de gerekli olmaktadır. Karmaşık bir animasyonda yüzlerce parametre devreye girebilir, çünkü basit bir hareketten tutun da kırmızı bir lastik parçasının pırıl pırıl bir kristale dönüşmesine kadar hemen her şey animasyona konu olabilmektedir.

Bu yazıda yalnızca biçimlerden ve bunların hareketlerinden söz ettik. Fantastik renklerin meydana gelişi ve bu renklerin ışık etkileri hakkında da bir o kadar söz edilebilirdi. Ama kanımca burada gösterilen resimler bu konuya kendi başlarına yeterince ışık tutmaktadırlar. Bilgisayar grafiği ve özel olarak bilgisayar animasyonu bu derginin gelecek sayılarında da önemli bir konu olmaya devam edecek; çünkü yeni teknik, elektroniğe ilgi duyalım ya da duymayalım, günlük yaşayımızı başka her şeyin yapabildiğinden daha çok değiştirmektedir. Bilgisayar sistemleri ne denli güçlenir, yazılımlar ne denli incelirse, görüntü ile gerçeği resimde birbirinden ayırmak da bizler için o denli güçleşmektedir. Büyük animatör Robert Abel bu konuda şöyle diyordu: "Davranışlarımızın kökeninde bir yığın yanılsama vardır.”

Dr.Gernot Schaermeli'den çeviren Güven Savaş KIZILTAN