Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 17
Tablo: Kontrast tavsiyeleri
Zemin — Ön plan (yazı) beyaz siyah; kırmızı; yeşil siyah yeşil; sarı; cyan sarı siyah; mavi; macenta/ cyan yeşil tavsiye edilmiyor; siyah kırmızı — tavsiye edilmiyor; siyah mavi sarı; resimler için cyan siyah rumdur. Bu durumda kontrast farkları en aza inmiş olur. Göz her defasında kendisini yeniden ayarlamak durumunda değildir, çünkü her uyarlama çabası gözü yorar.”
Bu tabloda enstitülerin çalışmaları sonucunda belirlenen en iyi kontrast tavsiyeleri veriliyor. Solda: En sık kullanılan yazı/zemin renklerinin görüntüleri.
Daha sonra bir örnek daha verdi: “Bazı kişiler son derece sorumlu bir mevkide görev yapabilirler ve on kadar ekranın önünde oturup her aksaklıkta derhal ve doğru biçimde müdahale etmek zorunda olabilirler. Örneğin nükleer reaktörlerin denetim odalarında çalışan görevliler bu tür personel arasında sayılabilir. Burada en iyi ekran kontrastının seçilmesinin, güvenlik tekniği açısından da büyük önemi vardır. Bu konuda araştırma yapan bilim adamları, daha sonra ev bilgisayarlarına ve kişisel bilgisayarlara da uygulanabilen bazı enteresan sonuçlara ulaştılar. Bu bulgulardan biri, kırmızı rengin, uyarı etkisinin yanısıra bir yarar daha sağladığıydı: Kırmızı renk uzak mesafeden de görülebiliyordu. Sarı ve yeşil, özellikle büyük dikkat isteyen çalışmalar uygun renkler, Nötr zemin özellikle pastel tonlarda olmalı, burada da mavi ve yeşil hareketsiz objeler için en uygun renkler. Böyle olunca göz en iyi farklılaştırmayı yapabilir, yani kontrastı algılayabilir. Bu nitelik özellikle teknik gereçlerin çizimi gibi karmaşık yapılarda büyük yarar sağlıyor. Bir rengin uyarıcı etkisi, zemine de bağlı. Bilim adamlarının tespitlerine göre aşağıdaki kombinasyonlar, yanlarında belirtilen kullanımlara uygun:
* Beyaz üzerine kırmızı: Doğrudan tehlike (psikolojik olarak: Deri üzerinde kan). * Siyah üzerinde sarı: Dikkat, muhtemel tehlike (Yabanarısı renkleri!) * Beyaz üzerinde yeşil: Tehlikesiz. Huzur durumu (Çimen rengi). * Beyaz üzerinde mavi: Genel bilgiler ve emirler. Yazının okunabilirliği de renk kontrastına bağlıdır. Bu yazımızın içinde, karşılık gelen tavsiyeleri de tablo olarak veriyoruz. Sürekli renkli monitörle çalışanlarınız, bunlar arasından istedikleri optik çevreyi programlayabilirler. Tabii ki renkler tek bilgi kaynağı değiller. Bilim adamları, renk bilgilerinin insanın zihinsel verimini pek de fazla etkilemediğini belirlediler. Buna karşılık renkler, kalitatif bilgiler açısından oldukça uygun. Örneğin, bir değerin “iyi” veya “kötü” olduğuna karar verilmesi (bak, ampul: yeşil — hareket etmek için “iyi”; kırmızı — hareket etmek için “kötü”; aynı şekilde sarı) ve öncekilerin belirlenmesi. Fakat önemli bilgilerin daima başka ekran imkânlarıyla da kombine edilmesi gerekir. Örneğin önemli bir uyarı çoğunlukla yanıp söner. Bu yöntemin kullanılmasında oldukça dikkatli olunması gerekir, çünkü eğer bütün ekran yanıp sönüyorsa, özel bilgiler orada kaynayacaktır, ayrıca sinir bozucu bir etki de yaratacaktır. Yani eğer bir yanıp sönme kullanıyorsanız, bu satırın kısa süre sonra yok olması ya da kullanıcı tarafından yok edilebilmesi gerekir. Ekrandaki renklerin nasıl üretildiğini ve bilgisayarda nasıl kodlandığını biliyor musunuz? Bilgisayarda üzerine yazı yazılan zemin ekrandır. Temel renkler olan kırmızı, mavi ve yeşilden üç karışım rengi elde edilir. Bunlara ilaveten bütün bu renklerin karışımı olan beyaz ile renklerin hiç bulunmaması olan siyah elde edilebilir. Televizyon gerecinde, yoğunluğun (renk doygunluğu) değiştirilmesiyle, birçok karışım rengi edilebilir. Bilgisayar ekranlarında ise normal olarak tek bir yoğunluk vardır. Renkler ikili sistemde, yani yalnızca birlerin ve sıfırların bulunduğu bir sistemde kodlanır. Mavi rengin kodu 001 (ondalık sistemde 1'e karşılık gelir), yeşilin kodu 010 (ondalık sistemde 2'ye karşılık gelir), kırmızının kodu ise 100'dür (ondalık sistemde 4'e karşılık gelir).
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 16
Bilgisayar ekranına ilişkin taleplerden kaynaklanan temel bir farklılık daha var: Daha önce konu edilen resim tekrarlama frekansı, ya da diğer adıyla “yineleme” frekansı. Bu frekans değeri, bir resmin saniyede kaç kez üretildiğini veya tekrarlandığını belirtir. Televizyon gereçlerinde bir saniyede ekranda (çoğunlukla farklı resimler olmak üzere) 25 resim oluşur. Bilgisayar ekranında ise titreme veya yanıp sönmeyi engellemek için aynı resmin saniyede en az 50 kez görüntülenmesi gerekir.
Bu “en az” ne anlama geliyor? Çok basit: Renk alanları büyüdükçe ve renk daha açık oldukça, yineleme frekansının da büyümesi gerekir. Daha kesin söylersek: Zeminin beyaz olması durumunda bu frekansın 70 Hertz (saniyede 70 tekrar) olması gerekecektir. İşte bu nedenle benim deneyim başarısızlıkla sonuçlandı. 25 Hertz, insan gözünün mükemmel bir biçimde aldatılmasını sağlayamıyor. Aslında bu deney 60 Hertz'lik bir monitörle de aynı sonucu ve-
rirdi. Parlak zeminin titremesi kısa sürede şiddetli bir baş ağrısına yol açacaktı. Çoğu monitörlerin, ideal renk kombinasyonu olan “beyaz üzerine siyahı” sağlayabilecek kadar güçlü olmamaları nedeniyle, üreticiler, bunun tersini, yani koyu zemin üzerinde açık renk karakterleri gerçekleştirdiler. Fakat neden illa yeşil veya sarı? Çünkü insan bir objeye ancak direkt baktığında onu tam net görebiliyor. Bu durumda bu objenin ışığı gözün tam orta noktasına, yani “sarı leke” olarak adlandırılan noktanın üzerine düşüyor. Bu leke tümüyle gözün renk algılayıcı duyu hücrelerinden oluşmaktadır. Ve bu hücrelerin en iyi algılayabildiği, yeşil-sarı ışıktır. Bu nedenle bu iki renk, ekrandan sürekli okumada en uygun olan renklerdir.
Örneğin mavi renk insan gözü tarafından çok daha az algılanır. Yeşil veya sarı ışıklı bir monitörün ekranındaki bilgiyi mavi renkte aynı netlikte algılayabilmemiz için harflerin çok daha parlak ve büyük olması gerekir. En yoğun renk olan beyaz, karakterlerin algılanmasını da kolaylaştıracak biçimde en büyük kontrastı da sağlar. Peki kırmızının durumu ne? Kırmızı, psikolojik ve her halde fizyolo-
Kırmızı nedenlerden ötürü daima tehlike sinyali etkisi yaratır. Tabii ki sürekli olarak sinyal uyarılarıyla karşı karşıya olmak pek rahatlatıcı değildir. Kullanıcının gerçekten uyarılması gereken bir durumda, yorgunluk ve alışkanlık nedeniyle bu gerçek uyarı rahatça gözden ka-
Peki, parlak zemin, üzerindeki koyu harfler koyu zemin üzerinde parlak harflere oranla çok daha etkiliyken, neden ters -yani negatif- gösterime geçiliyor? Siz de bir kere yeşil üzerinde siyah harflerle çalışmayı birkaç saat deneyin. Gözdeki sinir hücrelerinin tazelenme süreci nedeniyle görüntü bir süre tamamlayıcı renge dönüşüyor: Belli bir süre (birkaç dakika yeterli!) gözünüzü yeşil renge dikerseniz, dünyayı pembe görmeye başlarsınız. Bu durum gözün yeşille fazla uyarılmasından kaynaklanıyor. Buna karşın siyah zeminle bu yansıma olmaz. Beyaz zeminde siyah olacaktır, bu da rahatsız etmez. Artık bu sorunun kesin cevabını elde etmek istiyordum. Bavyera TUV'ündeki Biyotıp ve Ergonomi Enstitüsü'nden Dr. Ruprecht Schattner'e, beyaz zemin üzerindeki siyah harflerin gerçekten en iyi okuma kontrastını oluşturup oluşturmadığını sordum. Dikkatli bir üslupta verdiği cevap şöyleydi: “Normal olarak evet. Fakat, tasavvur edin ki, bir geminin kaptanı olarak gece kaptan köşkünde duruyorsunuz. Ekran zemini beyaz olsaydı, neler olabileceğini düşünebiliyor musunuz? Gözleriniz kamaşırdı. Bu durumda en doğrusu siyah zemin üzerinde yeşil harflerdir. Beyaz üzerinde siyahın en iyi olduğu durum, orta düzeyde aydınlatılmış bir odada oturmakta ve arada sırada yazılı bir kağıda bakmak zorunda olduğunuz du-