Commodore sayı 8, sayfa 10

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 10

Samet KUMAŞ

Bilgisayarların doğuşunu hatırlatmakta yarar var. Modern bilgisayarların ataları, dört işlemli hesap

yıda hesabı kısa sürede yapabiliyorlardı. Ancak yalnızca araştırmacılar tarafından kullanıldıklarından halkın çoğunluğu bunların varlıklarından bile habersizdi. Gerek elektronik teknolojideki ilerlemeler, gerek endüstrinin çok sayıda hesabın üst üste ve güvenilir bir biçimde yapılmasına duyduğu ihtiyaç, bilgisayarların gelişip yaygınlaşmalarına yol açtı. İlk makinelerin başlıca işlevi, zekâ gerektirmekle birlikte, yine de hesap yapmaktan daha karmaşık olan birtakım işleri yürütmekti. Bu makineler bilgi işleyebiliyorlardı; bu yüzden bilgi-işlem makineleri diye anılmaya başlandılar. Bugün her iki deyim de, yani gerek “bilgisayar”, gerekse “bilgiişlem makinesi”, eşanlamlı olarak kullanılıyor. Bilgisayarlarla hesap makineleri arasındaki temel fark, bilgisayarların “öğrenme” kabiliyetine sahip olmalarıdır. Bilgisayar, birtakım işlemlerin nasıl yapılacağını “öğrenebilir”, yani “programlanabilir”. Ancak ilk bilgisayarların öğrenme kabiliyetleri tamamen edilgindi; makine öğrenmeye kendinden hiçbir şey katmıyordu. Bu tip öğrenmeyi, (yani programlamayı) şartlı reflekslere benzetebiliriz. Örneğin, köpeğimizi her gün gazete kulübesine gidip bir gazete alıp getirmesi için eğittiğimizde, köpek bütün bu işleri zekânın hiç katkısı olmaksızın, koşullu refleksleri sayesinde yapacaktır. Bu yüzden gazetecinin kapalı olması ya da gazetenin henüz dağıtılmamış olması gibi önceden koşullandırılmamış olduğu durumlarda, köpek ne yapacağını bilemeyecektir. Ortaya çıkmalarından yana çok kısa bir süre geçmiş olmasına rağmen, bilgisayarlar artık iyiden iyiye tanıdık oldular. Bu aşamada geri dönüp, ilk bilgisayarların eğitilmeleri (yani programlanmaları)

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.