Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 33
—
Desen: Deniz BİLGİN
Hiçbir şey göründüğü gibi değildir. Size naçizane öğüdüm, bu ay boyunca bu kuralı aklınızdan çıkarmamanız. Çünkü ay boyunca sürekli olarak beklenmedik olaylar ve özellikle de işle, bollukla ilgili yeni fırsatlarla karşılaşacaksınız. Bolluk ve bereket yıldızı olan ve aynı zamanda sizin burcunuzla da
Bu Ay
yakından ilgili olan Jüpiter, burcunuzdaki güneşle çok iyi bir açı yapıyor. Dahası, dramatik ve köklü değişimler yıldızı Pluton, kendi burcu olan Akrep'e yerleşmiş, o da çok iyi bir açı yapıyor. Ama Pluto'nun yol açtığı değişiklikler, olumlu oldukları zamanlarda bile, tehlikeli ve sarsıcıdır. Ama sizi boş yere ürkütmeye çalışmayalım. Büyük bir olasılıkla ayı, iş hayatınız ya da bütçe durumunuzla ilgili olarak, bugünkü durumunuza göre çok daha iyi bir durumda
kapatacaksınız. En kritik tarih de 15'iyle 16'sı gibi gözüküyor. O tarihte yeraltı güçleriyle (Pluto) sualtı güçleri (Ay) sizin hayatınızı altüst etmek için elbirliği ediyorlar. Gerçi bu altüst oluştan sonuç olarak kazançlı çıkacaksınız, ama Allah yine de kolaylık versin. Ancak sosyal hayatınızla ilgili tablo aynı derecede parlak değil. Ayın ilk günleri son derece eğlenceli ve canlı geçebilir, özellikle ayın 6'sı ve 7'si civarında son derece heyecanlı ve zevkli günler yaşayacaksınız. Ama ayın 13'ünden sonra Merkür ters dönüyor. Bu ise sizi fazlasıyla eleştirel, hırçın ve inatçı yapabilir, esnekliğinizi yitirmenize yol açabilir. Üstelik de bu eğilim, ay boyunca farklı farklı gerekçelerle artıyor. Merkür'ün ters gittiği yetmiyormuş gibi, 12'sinden sonra yumuşak başlı Venüs, Başak burcuna girerek etkisini yitirmeye başlıyor ama daha da önemlisi güneş, zaten ters gitmekte olan Mars'la zıt açı yapıyor. 13'üyle 20'si arasında, çevrenizdekilerle, sertleşebilecek tartışmalara girmeniz, hatta kavga etmeniz ihtimali yüksek. Aman dikkat, elinize geçecek fırsatları tartarken esnekliğe çok ihtiyacınız olacak.
Samet KUMAŞ
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 32
COMPU-TOBİ
Yengeç Bir Su Burcudur
Su, evreni oluşturan dört unsurdan, bir bakıma en tekinsizidir. Yüzyıllar boyu sudaki izlerin uçuculuğundan, hayalliliğinden dehşete düşen insanlar, suyu neredeyse hayatın faniliğinin bir simgesi olarak yorumlayagelmişlerdir. Kimi zaman da suyun bu özelliğini reddederek, tam tersine çevirerek aşmaya çalışmışlardır korkularını. Örneğin İbranilerin batıni geleneklerinin gizlerini içeren Kabala'ya göre, su kozmik hafızadır: Gelmiş geçmiş bütün canları, varolmuş bütün biçimleri döl yatağında saklar. “Bir daha doğurmamak üzere.” Bu yüzden suya girmek, yıkanmak, temizlenmek, her şeye yeni baştan ve tamamen yüksüz olarak başlamaya hazırlanmak anlamına gelebilir. Yukarıda yazdıklarım, tipik bir yengeç yakını olanları şaşırtmıştır. Çünkü yengeç insanı aslında bir su burcundan beklenmeyecek kadar kendisiyle ve dünyasıyla barışıktır. Sularla arasında olan akrabalığı bir kaygı ve umutsuzluk kaynağından ziyade derin bir uyum ve tatminin ifadesidir. Ama yengecin uyumluluğunun kaynağının kişiselden ziyade kozmik olması çevresindekiler için bir sorun yaratabilir. Çünkü kendisini iyi hissetmesinin, geçimliliğinin başkalarıyla bir ilgisi yok gibidir. Ruh hali aniden dönüverip
Ruh haline gelebileceği gibi, geleneksel bir hikmetin gizli yönlerinden, bir birikimden yararlanmak üzere geçmişe dönmek anlamına da gelebilir.) İşte su burcu insanları, suda simgeleşen bu fanilik duyarlığını hiç unutmazlar. Ünlü İngiliz şairi T.S. Eliot'ın bir dizesi vardır: “Suda (ya da suyla) ölümden kork!” diye. Şairin suyu seçmesi boşuna değil. Çünkü suda ölmek, mümkün ölümlerden sadece biri değil, en mutlağıdır. Havanın, toprağın, ateşin ölümünü daima bir dönüşüm olarak düşünüp avunmak mümkündür. Oysa suda ölmek hayatın aslına, özsuyuna, döl yatağına, ya-
Yakamozlu Bir Gece
sebepsiz yere hırçınlaşabilir, içine kapanıp kendisini kendine özgü bir iç dünyaya bırakabilir. Zaten yengeç insanı tam anlamıyla eskilerin “hülyalı” tabir ettikleri türden bir insandır. Başkalarını dehşetlere salan fanilik, onu, sanki kendi kendisiyle sınırlı kalmaktan kurtaracağı, ölüm aracılığıyla da olsa dünyaya açılma olanağı sağlayacağı için içten içe sevindiriyor gibidir. Ama ölümü beklemesi gerekmez, çünkü zaten alabildiğine dünyaya açık bir biçimde yaşamaktadır. Yengeç insanı her şeyle neredeyse anında sezgisel bir yakınlık kurar. Dile hiç doğmamışlığa rücu etmektir. Bu yüzden su burcu insanlarının bakışları hep buğulu olur. Çünkü bir şeye baktıkları zaman sadece o şeyi görmezler. Baktıkları şeyin hemen ardında, eninde sonunda, o şeyin biçimini çözecek, sınırlarını silecek ölüm belirir. Farklı su burçları, hiç unutamadıkları bu gerçekle farklı farklı biçimlerde başa çıkarlar. Örneğin balık burcu kendini bırakır. Fanilik duyarlığı kolaylıkla her şeyin boşunalığı duygusuna dönüşebileceğinden, balık insanı aşırı çabalardan, uzun vadeli planlardan, disiplinden kaçınır, kendisini eğilimlerine terk eder. Akrep insanıysa hayatın sınırlılıklarını, aşırılıklarıyla, taşkınlığıyla aşmayı dener. Ama konumuz yengeç insanı:
Va getiremese de (ondan boşuna bir ikizlerin dilbazlığını beklemeyin) her şeyin farkındadır. Ketum değildir, ama her zaman dile getirdiğinden, dile getirebileceğinden daha fazlasını biliyor, anlıyordur. Bu yüzden ilgi ve enerjisini kanalize etmekte güçlük çeker. Çok enerjik olduğu zaman bile bu enerjiyi bu işe dönüştürmekte güçlük çeker. Bu tür yengeçler çevrelerine hayatiyet ve bazen de telaş saçan birer odak olurlar. Ama hayatı durgun ve ışıltılı bir denizin kımıltısızlığıyla karşılayan yengeçler de az değildir.