Commodore sayı 5, sayfa 32

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 32

COMPU-TOBİ

Yengeç Bir Su Burcudur

Su, evreni oluşturan dört unsurdan, bir bakıma en tekinsizidir. Yüzyıllar boyu sudaki izlerin uçuculuğundan, hayalliliğinden dehşete düşen insanlar, suyu neredeyse hayatın faniliğinin bir simgesi olarak yorumlayagelmişlerdir. Kimi zaman da suyun bu özelliğini reddederek, tam tersine çevirerek aşmaya çalışmışlardır korkularını. Örneğin İbranilerin batıni geleneklerinin gizlerini içeren Kabala'ya göre, su kozmik hafızadır: Gelmiş geçmiş bütün canları, varolmuş bütün biçimleri döl yatağında saklar. “Bir daha doğurmamak üzere.” Bu yüzden suya girmek, yıkanmak, temizlenmek, her şeye yeni baştan ve tamamen yüksüz olarak başlamaya hazırlanmak anlamına gelebilir. Yukarıda yazdıklarım, tipik bir yengeç yakını olanları şaşırtmıştır. Çünkü yengeç insanı aslında bir su burcundan beklenmeyecek kadar kendisiyle ve dünyasıyla barışıktır. Sularla arasında olan akrabalığı bir kaygı ve umutsuzluk kaynağından ziyade derin bir uyum ve tatminin ifadesidir. Ama yengecin uyumluluğunun kaynağının kişiselden ziyade kozmik olması çevresindekiler için bir sorun yaratabilir. Çünkü kendisini iyi hissetmesinin, geçimliliğinin başkalarıyla bir ilgisi yok gibidir. Ruh hali aniden dönüverip

Ruh haline gelebileceği gibi, geleneksel bir hikmetin gizli yönlerinden, bir birikimden yararlanmak üzere geçmişe dönmek anlamına da gelebilir.) İşte su burcu insanları, suda simgeleşen bu fanilik duyarlığını hiç unutmazlar. Ünlü İngiliz şairi T.S. Eliot'ın bir dizesi vardır: “Suda (ya da suyla) ölümden kork!” diye. Şairin suyu seçmesi boşuna değil. Çünkü suda ölmek, mümkün ölümlerden sadece biri değil, en mutlağıdır. Havanın, toprağın, ateşin ölümünü daima bir dönüşüm olarak düşünüp avunmak mümkündür. Oysa suda ölmek hayatın aslına, özsuyuna, döl yatağına, ya-

Yakamozlu Bir Gece

sebepsiz yere hırçınlaşabilir, içine kapanıp kendisini kendine özgü bir iç dünyaya bırakabilir. Zaten yengeç insanı tam anlamıyla eskilerin “hülyalı” tabir ettikleri türden bir insandır. Başkalarını dehşetlere salan fanilik, onu, sanki kendi kendisiyle sınırlı kalmaktan kurtaracağı, ölüm aracılığıyla da olsa dünyaya açılma olanağı sağlayacağı için içten içe sevindiriyor gibidir. Ama ölümü beklemesi gerekmez, çünkü zaten alabildiğine dünyaya açık bir biçimde yaşamaktadır. Yengeç insanı her şeyle neredeyse anında sezgisel bir yakınlık kurar. Dile hiç doğmamışlığa rücu etmektir. Bu yüzden su burcu insanlarının bakışları hep buğulu olur. Çünkü bir şeye baktıkları zaman sadece o şeyi görmezler. Baktıkları şeyin hemen ardında, eninde sonunda, o şeyin biçimini çözecek, sınırlarını silecek ölüm belirir. Farklı su burçları, hiç unutamadıkları bu gerçekle farklı farklı biçimlerde başa çıkarlar. Örneğin balık burcu kendini bırakır. Fanilik duyarlığı kolaylıkla her şeyin boşunalığı duygusuna dönüşebileceğinden, balık insanı aşırı çabalardan, uzun vadeli planlardan, disiplinden kaçınır, kendisini eğilimlerine terk eder. Akrep insanıysa hayatın sınırlılıklarını, aşırılıklarıyla, taşkınlığıyla aşmayı dener. Ama konumuz yengeç insanı:

Va getiremese de (ondan boşuna bir ikizlerin dilbazlığını beklemeyin) her şeyin farkındadır. Ketum değildir, ama her zaman dile getirdiğinden, dile getirebileceğinden daha fazlasını biliyor, anlıyordur. Bu yüzden ilgi ve enerjisini kanalize etmekte güçlük çeker. Çok enerjik olduğu zaman bile bu enerjiyi bu işe dönüştürmekte güçlük çeker. Bu tür yengeçler çevrelerine hayatiyet ve bazen de telaş saçan birer odak olurlar. Ama hayatı durgun ve ışıltılı bir denizin kımıltısızlığıyla karşılayan yengeçler de az değildir.

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.