KALEMLER Karikatürcüler Derneği ve Commodore 64

Karikatürcüler Derneği 1969 sonlarında kurulduğunda, Türkiye'de karikatürle uğraşan herkesi bünyesinde barındırmak, üyelerinin çalışmalarını yaymak, karikatür faaliyetlerini ve karikatürle ilgilenen gençleri teşvik etmek, onlara eğitsel ve kültürel destek sağlamak gibi iddialı amaçlarla kurulmuştu. Gerçi derneğin üyeleri ilk başta 25-30 kişiyi aşmıyordu ama kurucuları Turhan Selçuk, Semih Balcıoğlu ve Ferit Öngören gibi ünlü isimlerdi. Kuşkusuz Türkiye'de karikatüre duyulan büyük ilginin giderek artması sayesinde de, böyle iddialı amaçlarla kurulan birçok benzerinin aksine, Karikatürcüler Derneği'nin çalışmaları lafta kalmadı. 1973 yılında, Akşehir Nasreddin Hoca Derneği ile birlikte gençler arasında, ilk Nasreddin Hoca Karikatür Yarışması düzenlendi.

de

Derste

Âğ *

1974 yılı birçok bakımdan Karikatürcüler Derneği için bir dönüm noktası oldu. O yıl Tepebaşı'nda Karikatür Müzesi açıldı. Bu tam anlamıyla öncü bir hareketti. Dünyada o güne kadar hepsi hepsi 4 benzer müze vardı. Aynı yıl Nasreddin Hoca Karikatür Festivali'ne uluslararası bir nitelik kazandırıldı. Bu Festival öyle başarılı oldu ki, 1979'a gelindiğinde Festival'e 36 ülkeden 500 karikatürcü katılıyordu. Bu Türkiye'de düzenlenen herhangi bir uluslararası festivalin sağlayabildiği en yüksek katılım oldu. Ama 1979 ve 80'deki festivallerin bütün başarılarına rağmen üzerlerine bir gölge düşecekti. Her iki Festivalin de önce kataloglarının basılması sonra orijinal karikatürlerin sahiplerine iade edilmesi gerekiyordu. Derneğin faaliyetleri 12 Eylül 1980'den sonra durdurulunca, bunların hiçbiri gerçekleştirilemedi. Festival'e katılması uygun görülecek kadar başarılı görülmüş bütün o güzelim karikatürler bir depoya yığıldı. Türkiye'de karikatürcülüğün başına gelenler derneğin kapanmasından ibaret olmayacaktı. Belediye karikatür müzesinin bulunduğu kararı alması sonucunda müzedeki karikatürler de bir depoya yığıldı. Seçimlerden sonra derneklerin faaliyet göstermesine yeniden izin verilince, Karikatürcüler Derneği de kendine yeni bir yönetim kurulu seçti. Ama herkes bir yana savrulmuştu. Toparlanmak güç oluyordu. Her şeye rağmen yönetim kurulu Belediye'den kendisine yeni bir yer edindi hiç değilse depolarda yığılmış karikatürlerin korunacağı bir odası oldu.

Teleteknik ve Dernek

1985 yılı sonunda yapılan yeni yönetim kurulu seçiminde Tan Oral dernek başkanlığına seçildi. Gündemindeki en önemli iki madde, üyelerle yeniden canlı bir ilişki kurmak ve derneğin odasında bekleyen karikatürleri unutulmaktan ve çürümekten kurtarmak. Hummalı bir faaliyete girişmeye hazırlandı. Bu arada, ilk bakışta karikatürcülükle tamamen ilgisiz gibi görünen başka bir yerde hummalı bir faaliyet sürüyordu. Teleteknik A.Ş. Commodore 64'e gösterilen ilgiye karşılık vermek, Commodore ve yapabilecekleri hakkındaki bilgilenme ihtiyacını karşılamak üzere bir dergi çıkarmaya karar vermişti. İşte Commodore dergisi ile Karikatürcüler Derneği arasındaki verimli işbirliği böyle kuruldu. Teleteknik A.Ş. Karikatürcüler Derneği'nin çalışmalarını kolaylaştırmak üzere bir C 64 seti verdi. Karşılığında Dernek, Commodore dergisinin çizgi, karikatür, vinyet ihtiyacını bir yıl süreyle karşılamayı garanti etti. Bugün 1986 yılı Uluslararası 8. Nasreddin Hoca Festivali çalışmaları son hızıyla sürüyor. Gerçi Tan Oral'ın Commodore 64 ile ilgili bir sürü derdi var ama yine de “Vallahi tam vaktinde yetişti imdadımıza Commodore” demeden edemiyor.

Her Müze için bir Commodore 64

Peki ne yapıyor Tan Oral Commodore 64'le? Şimdilik yaptığı yazışmalarını halletmek üzere dernek üyelerinin ve derneğin ilişkide bulunduğu yabancı karikatürcülerin adreslerini bilgisayara girmekten ibaret. Bunun için Superbase kullanıyor. Ancak Superbase'in el kitabının henüz Türkçe'ye çevrilmemiş olması büyük sorunlar yaratıyor. O kadar ki, çalışmanın ilk aşamalarında adresleri girdikten sonra onlara nasıl ulaşılacağını unutmak o kadar çok zaman kaybettirmiş ki, zaman zaman “keşke bütün bu adresleri elle, bildik usullerle halletseydik” diye düşündükleri de olmuş. Ama bu tür sorunlar Commodore 64'ün onlarda yarattığı heyecanı azaltmıyor. Bu heyecan başlıca iki kaynaktan kaynaklanıyor. Birincisi şimdilik bir umut: Commodore 64'ün yeniden oluşturulmasına çalışılan Karikatür müzesi için mükemmel bir arşiv yaratma olanağı sağlayacağı. Burada sorun tipik bir veri tabanı (database) sorunu. Bir kere müzede bulunan bütün karikatürlerin, müzedeki yerlerinin girilmesi gerekiyor. İkincisi her bir karikatürden hareketle o karikatürlerin çizerlerine ulaşmak ve her çizerin daha önce çizmiş olduğu diğer karikatürlere, bu karikatürlerin yayınladıkları yerlere, tarihlere ulaşmak gerekiyor. Unutmadan ekleyeyim: Çizer, dediğimiz zaman yalnızca ismiyle ilgilenmiyoruz. Yaratacağımız veri tabanının çizerlerin hayatı hakkında da özet bilgiler içermesi gerekiyor. Son olarak da, müzede olsun olmasın, girilmiş olan bütün karikatürlerin konularına göre de sınıflandırılması gerek. Öyle ki, herhangi bir konudan hareketle yine karikatürlere ulaşmak mümkün olabilsin. Görüldüğü gibi sorun tipik bir veri tabanı sorunu. Ben kendim de henüz Superbase ile çalışmamış olduğumdan bu programın bu işe yeterli olup olmayacağını bilmiyorum, ama tahminim, bu sorunun çözümünde kullanılan veri tabanı programından çok, girilen verilerin düzeninin önemli olacağı. Ama neyse ki, Dernek bu konuda benden daha ehil kişilerin yardımına başvurmuş durumda. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Kütüphanecilik Bölümü öğretim üye ve görevlileri Derneğin problemini kendilerine bir tasarı olarak benimsemiş durumda. Ayrıca derginiz Commodore'un da önümüzdeki sayıda veri düzenleri ve tabanları hakkında bazı yazılar yayınlayacağı söyleniyor. Kimbilir belki okurlarımızdan bazıları da, bu yazıları okuduktan sonra Karikatürcüler Derneği'ne yardımcı olmaya karar verebilir.

Makina ve Bilek

Ama dediğim gibi bunlar daha çok geleceğe yönelik umutlar. Oysa Dernekteki karikatürcüleri asıl tavlayan bu umutlardan ziyade kendi gözleriyle gördükleriydi. Commodore 64 Derneğe ilk taşındığında, yanımızda Doodle ve Koala Painter adlı çizim programlarını götürmüştük.

Bu aşamada gösterilen tepkiler çeşitliydi. Dergimizin çizgi roman çizeri Bahadır İşler'in heyecanı ve hevesi dur durak bilmezken, Turhan Selçuk Joystick'i eline biraz yadırgayarak alıyor ve hareketlerini istediği gibi kontrol edememekten yakınıyordu. Oysa Polat Nahabaş, sanki yıllardır joystickle çizim yapıyormuşçasına ekrana habire birbirinden güzel karikatürler çiziyordu. Tabii bu arada programları oraya getirmiş olan Dergi'nin yayın yönetmeni İskender Savaşır'ın, programları daha önce hiç kullanmamış olması işleri kolaylaştırmıyordu. Ama bütün bunlara rağmen bu ilk günden sonra Tan Oral evindeki Sinclair'i satıp bir Commodore almanın daha iyi olup olmayacağını düşünmeye başladı. Sonra biz kendi aramızda düşündük, karikatür nasıl çizilir diye. Bilekle elbette. Demek ki önemli olan çizerlerin Commodore 64'ü kullanırken yıllardır alışmış oldukları bilek hareketlerini tekrarlayabilmeleriydi. Cevabı bulmuştuk: Işıklı Kalemler (light pen). Işıklı kalemlerin ne olduğu ve çalışma ilkeleri hakkındaki temel bilgileri, karikatürcülerin bu tılsımlı aletler hakkında ne düşündüklerini, bunlarla neler yapabildiklerini gelecek sayılarımızda bulacaksınız. Bir de anlaşılan gelecek sayılarımızda Karikatürcüler Derneği'nin dergiye katkıları hem artacak, hem de çeşitlenecek. Bir tanıtım yazısı hazırlamakta olduklarını duyduk, Doodle, Koala Painter ve Işıklı Kalemler hakkında. Bir de haldır haldır çiziyorlarmış Joystick'le. Işıklı kalemle o küçük dernek odasında. Bir şey değil, Derneğin çalışmalarını aksattık diye vicdan azabı duymaya başlayacağız neredeyse.