Commodore sayı 1, sayfa 62

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 62

Artık aklımıza Atilla Bey'in bu işe nasıl kalkıştığını, neden COMMODORE aldığını sormak geliyor. “Benim kardeşim Belçika'ya bir iş gezisine gitmişti. Orada biri bahsetmiş, senin 5-10 kişilik işini tek bir Commodore 64 görür demiş. Sonra burada Commodore furyası çıkınca, bizim aklımıza onun söyledikleri geldi. O yüzden biz bu işe önce Commodore 64'le başladık. Çok da memnunduk makinadan ama hafızası yetersizdi. Bütün müşterilerimizi, bütün muamelelerimizi aynı diskette toplayamıyorduk. İkide bir her disketteki toplamları sonra bir de elle toplamak zorunda kalıyorduk. Bakın demin Commodore'un ne tasarruf sağladığını sordunuz? Şimdi Anadolu'da falan bunu bulmazlar. Bu Commodore aslında çok iyi bir yatırım, Özal'ın sağladığı vergi indirimleriyle aslında maliyetin yarısını zaten hükümet karşılıyor. Bakın size açıklayayım.” Bu noktada Atilla Bey ayağa fırlıyor, çizerek bize açıklamaya başlıyor. Şimdi diyelim ki, 10.000.000 kârınız var. Bildiğiniz gibi hükümet kurumlar vergisi falan olarak %50'sini alıyor. Halbuki 4.000.000 liraya bir bilgisayar alsanız, hükümet bunu kârdan düşmenize izin veriyor. O zaman beş milyon yerine üç milyon vergi vermiş oluyorsunuz. Ama tabii biz cam pazarlayan yetkili satıcılar arasında bir numarayız. Mesela bizim müşterilerimiz bu makinayı alamaz, çok gelir. Onların 1.000 tane falan müşterisi vardır. Ama bir Commodore 64 onlar için ideal olur. O programıyla bizim bile neredeyse bir yıl boyunca işimizi gördü.”

DİKENSİZ GÜL BAHÇESİ Mİ?

Bütün bunları dinledikten sonra artık kendimiz bir sorun, bir bit yeniği keşfetmeye çalışmaktan vazgeçip, “Peki hiç mi sorununuz yok?” diye sorabiliyorum, “İntibak süresince hiç mi güçlük çekmediniz?”. “Olmaz olur mu?” diyor Atilla Bey, “Mesela daha Yusuf'un bizim için hazırladığı program tamamen bitmedi.” “Ne gibi sorunları var?” Bize göstermek üzere Atilla Bey programı çalıştırıyor. Bir kayıt çağırıyor ama program READ ERROR veriyor. Atilla Bey bize “gördünüz mü” derken fotoğrafçı arkadaş disket sürücünün açık olduğunu işaret ediyor. Atilla Bey kendi yaptığı yanlışa kahkahalarla güldükten sonra birden ciddileşiyor. “Evet, ama işte en büyük eksiğimiz bu” diyor. “Şimdi siz burada olmasaydınız, bu sonucunda ben telefona sarılıp Yusuf'u arayacaktım. Çünkü yeterince bilgili değiliz bu konuda. Bize Türkçe bilgiler veren kaynaklar lazım. Adama bunu askere anlatır gibi adım adım anlatmak lazım.” Bu manual üzerinde, bir süre daha bilgilenme olanaklarının, danışmanlık hizmetlerinin eksikliğinden konuştuk. Bizim de gözlemleyebildiğimiz kadarıyla yönetim düzeyinde den azami ölçüde yararlanılmakla birlikte henüz büronun gündelik yaşamına girmemiş. Genel Müdür'le arada bir yardımcı gelen kardeşi dışında kimse kullanmayı bilmiyor. Kendisine part-time olarak da olsa bir programcı istihdam etmeyi düşünüp düşünmediğini soruyoruz. “Programcılar kıymetli”. Ayrıca Atilla Bey bilgisayarı çok açıkça tanımlanmış belli bir işlevi, mal akışını ve muhasebe hesaplarını kontrol etmek üzere almış. İzin isteyip ayrılıyoruz. Uzaklaşmadan dönüp Camsan A.Ş.'ye bir kez daha baktığımızda, lake yüzeyleri, alüminyum ışıltıları, elektronik sesleri çağrıştıran Commodore'un bu evcimen ve tanıdık ortam içerisinde kendisine ne kadar rahat bir yer edinmiş olduğunu düşünüp esnekliğine bir kere daha şaşmaktan kendimizi alamıyoruz. O

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.