Commodore Amiga sayı 9, sayfa 10

Bu sayfadaki yazılar

Sayfanın metni

Sayfa 10

suçları

Kıvılcım Hindistan üzere bilgisayar seksenli yıllarla birlikte büyük salonlardan ayrılıp bürolarda, evlerde yerini almaya başlamış bir alet. Bu olay o kadar genişledi ki şu anda sokaktan birini çevirip ona “Bilgisayar nedir?” deseniz size doğru yanlış bir şeyler söyler. Fakat aynı kişiye bilgisayar suçlarından haberi olup olmadığını sorarsanız size şaşkın şaşkın bakar. Bilgisayar suçları taa 1960'lı yıllarda bilgisayarların çıkmasından kısa bir müddet sonra başlamış olsa da insanlar bugün bile bu konuda çok az şey bilmektedirler. Bu yazıda sizleri bu konuda elimden geldiği kadar aydınlatmaya çalışacağım.

İlk önce bilgisayar suçlarını ana olarak iki başlık altında toplamakta yarar var; i) Bilgi hırsızlığı, ii) Bilgilere zarar verme. Bu iki konudan ilki, bilgisayar suçları arasında önemli bir yer teşkil etmekte. Bilgi hırsızlığı kavramına cracker'lar, hacker'lar, supplier'lar ve son olarak da swapper'lar girmektedir. İsterseniz bu kavramlara kısaca bir göz atalım. Supplier: Bir program piyasaya çıkmadan önce veya yeni çıktığında bu programı çeşitli yollarla elde edip (para ödeyip satın alarak veya çalarak) cracker'lara kopyalanması için veren kişilere denir. Bu kişiler genellikle software firmaları ile yakın ilişkileri olan kişilerdir. Hatta bazıları oyun programcısıdır. Artık bu işi o kadar ileri götürmüşler ki bazen bir oyunu programlayan, temin eden ve kıran aynı kişi olabiliyor. Adam yazılım firmasından oyunu yazıyor, daha sonra oyunu bir yolla dışarı çıkartıyor ve daha piyasaya sürülmeden kopyalayıp dağıtıyor. Genelde korumaların program tamamlandıktan sonra eklendiği göz önüne alınırsa bu bize nasıl olup da programların bu kadar kolay kırıldığını açıklar. Bütün bu olaylar olurken yine aynı programcılar oyunları korumak için de ekstradan para alırlar. Tabii ki bu işi böyle yapmayan, gerçek programcılar da var. Fakat şu son zamanlarda oyunların çok çok önce dışarıya sızdırılması programcıları böyle bir şüphe altında bıraktı. Çoğu oyunun başında görürsünüz; ilk önce 'Cracked By...' daha sonra da 'Supplied By...' diye bu kişilerin kod isimleri yazar. Cracker: Cracker, sözlük anlamı olarak kırıcı demektir. Bu kişilerin yaptığı iş, kopyalanmasını engellemek amacıyla bir programın başına konan korumayı etkisiz hale getirip o programın kolayca etrafta dağılmasını sağlamaktır. Bu kırıcılar genellikle makine dilini ve disk işletim sistemini oldukça iyi bilen kişilerdir. Bu yetenekleri ve daha önce kırdıkları oyunlardan edindikleri tecrübeler sayesinde kilitlerin ana mantığını ve kırım yöntemlerini de oldukça iyi bilirler. Burada bir parantez açıp bir uyarıda bulunmak istiyorum. Her ne kadar bu kadar üstün yeteneklere de sahip olsalar kırıcılar kesinlikle özenilecek insanlar değildirler. Nasıl çok yetenekli ve akıllı bir hırsız da en sonunda bir hırsızsa kırıcıların da hırsızdan farklı bir yanları yoktur. Bunu belirtme ihtiyacı duydum, zira ben de yıllar önce böyle kırıcılar hakkında bir makale okuduktan sonra onlara özenip kırıcı olmak istemiştim. Umarım siz de bu hataya düşmezsiniz. Eğer iki ay önce yayınlanan “Çalınan Emekler' isimli yazımı okuduysanız kırıcıların aslında ne kadar zararlı insanlar olduğunu biliyor olmanız gerekir. Hacker: Hacker eğer Türkçe'ye çevirmek gerekirse "kurcalayıcı" gibi bir anlam kazanır. Gerçekten de hacker'ların yaptığı olay budur. Hacker'lar ilk olarak bilgisayarların telefon ağına bağlanması ile ortaya çıktılar. Bu kişiler büyük sistemlerin içine girip sistemlerden bilgi elde ederler. Bu işi bazen zevk için, bazen de bilgiyi satıp para kazanmak için yaparlar. En büyük yardımcıları modemler ve blue box gibi hardware aksamıdır. Bilgiyi çalmakla kalmaz bilgiyi çaldıkları şirkete ekstradan oldukça yüklü bir telefon faturası da bırakırlar. İşin komik yanı bu işi sadece bilgisayar işlemlerinde de yapmazlar. Bir DiskMag'de okuduğuma göre böyle bir hacker bir arkadaşı ile ünlü bir firmanın sırtından dört buçuk saat kıtalararası konuşma yapmış. Bu konuda işlenen suçlar haberlere bilgi girmeye başladı. Örneğin 1984'te Almanya'dan bir hacker grubu C-64 kullanarak NASA bilgisayarlarına girdiler. Dünyanın en güvenilir bilgisayar sistemine sahip olan (daha doğrusu sahip olduğunu iddia eden) NASA tamı tamına bir gün boyunca uydularıyla olan bütün bağlantısını kaybetti. Bir gün sonunda hacker'lar büyük bir nezaket göstererek NASA'ya kontrollerini iade ettiler. Bu olay dünya çapında büyük yankı uyandırdı ve başlarında NASA bilgisayar ağını düzenleyen kişiler olmak üzere en az bir düzine kişi işinden oldu. Olay burada bitmedi, polisin bulamadığı bu hacker'lar Almanya'da 'It's illegal but who cares' diye bir dergi çıkarttılar. Derginin ilk sayısında NASA'nın zayıf yönleri ve hacker'ların uyduların kontrolünü nasıl ele geçirdikleri anlatılıyordu. Oldukça demokratik bir ülke olan Almanya'da yıllar sonra ilk kez bir dergi toplatıldı. Artık siz olayın ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu düşünün. Şu anda dünya çapında en

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.