Bu sayfadaki yazılar
Sayfanın metni
Sayfa 25
yararlı oldu. Phatt Island'a gidip balığı iddiaya girdiğim balıkçıya gösterdim. Beni kandırmaya çalıştı ama beceremedi. Artık ödül kazanmış bir ol- tam vardı. Tam Booty Island'a dönerken du- varda asılı olan posterimi gördüm. Bu poster artık iyice sinirimi bozmaya başlamıştı. Onun üzerine kaptan Capsize'ın bana vermiş olduğu broşürü yapıştırdım. Artık masumum. Booty Island'a gitmek üzere yola koyuldum. Sonra uçuruma gidip haritayı ordan nasıl kurtarabile- ceğimi kara kara düşünmeye başladım. Tam O sırada aklıma balıkçıdan aldığım olta geldi. Onunla haritayı tam yakalamış yukarı çeker- ken bir tuş gelip haritayı aldı. Hadi üstüne pis- lese tamam da alıp götürmek de n'oluyor? Zaten haritayı sigortalamamıştım da 244-80- 80, 244-80-80, 244-80-80... Kuşun haritayı adanın öbür ucundaki büyük ağacın oraya gö- türdüğünü gördüm. Ben de hemen oraya git- tim. Ancak ortalıkta herhangi bir kuş yoktu. Sadece büyük ağaçkakanların açtığı delikler vardı. Yalnız deliklerden birine bir kalas takıl- mıştı. Bende de senin odandan aldığım kürek vardı. Onu kalasın bulunduğu deliğin yanındaki deliğe taktım. Tam küreğin üstüne çıkmıştım ki kürek kırıldı ve ben de rüyalar alemine dal- Rüyamda annem ve babam bana geldiler. Beni çok özlediklerinden falan bahsettiler an- cak ben düşmenin etkisiyle olacak ki olayları pek kavrayamadım. Sonra bana yardımda bu- lunacaklarını söylediler. Böyle karışık bir ad- venture da yardımı kim istemez. Ancak bunu şarkı şeklinde vereceklerini söylediler. Sonra rüya bu ya iskelete dönüşüp dansetmeye başladılar. Doğrusu dansları çok güzeldi. Ben bile bir ara etkisinde kalıp dansetmeye başla-
dım. Sonradan aklıma geldi ve söylediklerini yazmaya Kol kemiği şuraya bağlı, şurası buraya bağlı, burası da oraya bağlı fa- lan filan. Doğrusu o anda pek bir şey çakama- mıştım. Tam dans biterken annemle babam koşuşturup ekranın sağından kayboldular. Ben ne olduğunu anlamamıştım. Beni tekrar terket- tiler sandım. Fakat biri beni terketmiş ve baş- ka birisi de bulmuştu. Beni bulanın beni bul- mamış olmasını dilerdim, çünkü beni bulan sefil korsan LeChuck'tı. Rüyam bir kabusa dö- nüşmüştü. Çok korkmuştum. Ben LeChuck'ın ölü olduğunu sanıyordum. Oysa o bana kendi- sinin sadece ruhunu yok ettiğimi söyledi. Son- ra benim eski halimi aldı ve üstüme root bear
sıktı. O anda uyanmışım. Pek hoş bir rüya değildi ama işin ilginç tarafı rüyamda yazdığım şeyler gerçekte de yazılıy- dı. Annemle babamın söylediği şeyleri Largo'- nun tükürdüğü kağıdın üstüne yazmışım. He- men kırılan küreği aldım ve Scabb Island'daki bay Woodsmith'e götürdüm. Sağ olsun benim için hemen tamir ediverdi. Eskisinden daha sağlam olmuştu. Booty Island'daki büyük ağa- ca geri döndüm ve küreği eski yerine taktım, sonra üstüne çıktım. Yanımda duran takozu aldım ve öteki taraftaki deliğe taktım. Takozun üstüne çıktım ve küreği alıp diğer deliğe tak- tım. Hep böyle devam ederek ağacın üst dal- larına çıktım. Burada bir ev vardı. Ayrıca yu- karda bir tane teleskop vardı. Teleskopu aldım ve evden içeri girdiğimde benim haritayı çalan kuşun binlerce harita üzerinde tepinip durdu- ğunu gördüm. Bu kadar harita arasında doğru haritayı nasıl bulacaktım. Hemen senin kona- ğına dönüp köpeğini PICK UP diyerek aldım. Sonra geri döndüm ve GUYBRUSH'ı harita yı- ğınının içine attım. Zeki bir köpek olan GUYB- RUSH haritayı buldu (adından belli). Haritayı aldım. Geriye sadece bir harita parçası kal- mıştı. Bütün bu üç ada içinde gitmediğim tek bir yer kalmıştı. Herhalde son parça da orday- dı. emen Phatt İsland'a gittim. Hapisaneye git- tiğimde kaptan Capsize'ın orada olduğunu gördüm. Orda duran zarfı aldım ve içindeki near-grog şişesini çıkardım. Sonra bana olan yararlılıklarından dolayı Capsize'ı da yanımda- ki anahtarla serbest bıraktım. Şimdi adadaki şelaleye gittim. Şelalenin üstüne doğru giden bir yol ilgimi çekti. Yolda bir su pompası vardı. Gerçi bir maymuncuğum yoktu ama en azın- dan bir maymunum vardı. O da aynı işi gördü. Artık şelaleden su akmıyordu ve orada yeni keşfedilmiş bir delik buldum. Bu delik beni adanın yanındaki adacığa gö- türdü. Burada ufak bir kulübe vardı. Kapıyı açıp içeri girdim. İçerde beni burnu içmekten kıpkırmızı olmuş bir emekli korsan karşıladı. Benim haritanın peşinde olduğumu anlaması fazla uzun sürmedi. Beni bir yarışmaya davet etti: İç ki Yarışması. Bu yarışmayı 18'inin üs- tünde olanlar bilirler. İki taraf aynı anda içki İç- meye başlar ve ilk önce sızan oyunu kaybe- der. Fakat hilenin yasak olduğu gibi bir şey söz konusu değil. Ben de bundan yararlan- dım. Emekli korsan içeri grog almaya gittiği sı- rada bakkaldam aldığım aynayı boş ayna çer- çevesinin içine koydum. Sonra emekli korsan gelip benim grog'umu masanın üstüne bıraktı ve kendisine de bir tane almak üzere geri döndü. Ben, o yokken grog'u ağacın saksısı- na boşalttım ve Capsize'dan aldığım near- grog'u mug'a döktüm. Evet! Artık yarışmaya hazırım. Ben (near) grog'umu bir güzel içtim ve bana hiçbir şey olmadı. Ancak sayın emek- li korsan beyefendi o kadar dayanıkı değildi ve bir mug (real) grog'dan sonra devrildi. Şimdi kapının yanındaki pencereyi açtım ve dışarı çıktım. Evin karşısında bir heykel elini kaldır- mış duruyordu. Eline teleskopu koydum. Te- leskoptan çıkan ışık hüzmesi açık pencereden geçti, aynadan yansıdı ve bir tuğlanın üstünde kaldı. Hemen gidip o tuğlayı ittim. Altımdaki kapı açıldı ve ben içeri düştüm. İçerde banyo
Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.
Sayfa 24
KO A
bana sadece tabutu kapayıp bay Woodsmith'- ten aldığım çekiç ve çivileri tabutun üstünde kullandım. Burada daha fazla durmaya gerek görmedim ve anahtarı alıp dışarı çıktım. Biraz daha ilerde tükürük yarışması vardı. Ben de şansımı denemek istiyordum. Hemen tükürük ustası efendiye gittim ve ““Ben de yarışmak istiyorum'' dedim. Adam ilk önce adımı Öğrenmek istedi fakat ben sahte kimlik kullandım ve adımı Il. Abdülrezil olarak kaydettirdim. İlk denememde botlarımın ucu kirlendi ve ben umutsuzluğa kapıldım. Bay tükürük ustası sadece birinciye ödül verildiğini söyledi. Aklıma hemen hile yapmak gledi. İlk iş olarak dikkatleri başka bir tarafa çekmem gerekiyordu. Gemi borusunu çaldım. Bizim ihtiyar posta gemisinin en sonunda geldiğini sandı ve topu ateşledi. Herkes o yöne bakınca ben de bayrakların yerini değiştirdim ve birincinin bayrağını daha geriye aldım. Sonra boğazım kuruduğundan içkilerden birini içmeye karar verdim ancak tatları hiç iyi değildi. Ben de iki içkiyi karıştırdım. Yeni içki tükürüğümü bayağı kalınlaştırmıştı. Şansımı bir daha denemek istedim. İki kere tükürüğümü yeniledim ve yanaklarımı şişirdikten sonra tükürüğümü bir mermi gibi fırlattım. Yihouu! İşte şanlı (sahte) adımı tarihe bir kez daha yazdırdım. Tükürük ustası efendi bana bir plaket verdi. Bunun değeri eminim ki çok fazlaydı. Hemen gidip bakkala satmaya giriştim. Bakkal ilk başlarda almak istemese de üzerinde sefil korsan LeChuck'ı öldüren adamın tükürüğü olduğunu öğrenince 6.000 sekizlik parçası karşılığında satın almayı kabul etti. Ayrıca harita parçasını büyük bir hazine getirirsem değiş tokuş edebileceğini de söyledi. Bu parayla gidip Kaptan Capsize'ın gemisini kiraladım. Kitaptan aldığım koordinatları gösterip denize balıklama atladım. Nasıl olsa nefesimi suyun altında 10 dakika tutabiliyorum. Aşağı indiğimde batık bir gemiyle karşılaştım. Burada kayda değer tek şey bence geminin burnunda bulunan maymun kafasıydı. Oldukça ağır görünmesine rağmen suyun kaldırma kuvveti sayesinde onu rahatlıkla aldım ve müthiş paltomun boş kalan bin bir cebinden birine soktum. Sonra Kaptan Capsize'ın gemisinin demirine çıktım ve ipi çektim. O da beni yukarı çekti. Hemen bakkala gidip maymun kafasını verdim ve harita parçasını aldım. İşte ilk harita parçası elimdeydi. Özlediğim Kaptan Dread'ın gemisine gidip beni Scabb Island'a götürmesini istedim. Mezarlığa gidip Stan'den aldığım anahtarla mahzen-mezarlığın kapısını açtım. İçerde pekçok tabut vardı. Ancak iyi bir sebep bulamadan bunlardan hiçbirini açmak istemiyordum. Tek tek bütün tabutları inceledim. Hepsinin üstünde ilginç ilginç alıntılar vardı. Domuzdan aldığım kitapta da aynı şeyler yazılıydı. Artık bu tabutları açabilirdim. Birini açtım ve içinden kül çıktı. Bu küllerin birazını alıp Mojo'ya götürdüm. Voodoo tarif kitabının bende olması da isabet oldu, çünkü Mojo kendi kitabını kaybetmişti. O bana külleri canlandırıcak bir tuzluk yaptı. Artık aşçıyı canlandırabilecek ve ikinci parçayı da bulabilecektim. Hemen mahzen-mezara gittim ve küllerin üstüne tuz (Ash-2-Life TM) ektim. Aşçı elbiselerine kadar canlandı ve kendisine bir iyilik yapmam karşılığında haritayı bana verebileceğini söyledi (bütün adventure'larda olduğu gibi). Aşçı benden gidip mutfağındaki gazı kontrol etmemi söyledi. Anahtarı alıp doğru sahildeki ufak kulübeye gittim. Aşçı haklıymış. Gerçekten de gazı açık unutmuş. Gazı kapatıp geri döndüm. Sonra aşçıyı tekrar canlandırdım ve gazı kapattığımı söyledim. O da bana artık haritaya ihtiyacı olmadığını söyledi ve haritaya bana verdi. Böylelikle işin yarısını halletmiş oldum. Booty Island'a gidip kostümcüye girdim. Adam o kadar çok kostümü olmasına rağmen bana rarla bir tane bile vermiyordu. Ben de ona çarkıfelekçiden kazandığım davetiyeyi gösterdim. Sanırım o kadar çok itiraz etmeseydim iyi olurdu, çünkü bana çok güzel bir kostüm verdi. Her neyse bu da benim işimi görürdü. Kostümü alıp çıktım ve senin koruma görevline gerekli eşyaları gösterip geçtim. İlk olarak evin yanına gittim ve mutfağa girdim. Ancak aşçı beni pek iyi karşılamadı ve kovdu. Sonra aklıma seni bulmak geldi. Eve girdim fakat sen ortalıkta yoktun. Merdivenleri de öpüşen bir çift kapatmıştı. Dışarı çıktım ve evin etrafında dolaşmaya başladım. O sırada çöp bidonunun üstündeki tabelayı gördüm. Belki biraz gürültü çıkararak sana ulaşabilirdim. Ancak gürültü çıkararak sana değil sadece Nirvana'ya, aman pardon aşçıya ulaşabildim. Aşçının susacağı yoktu. Evin etrafında bir tur attıktan sonra mutfağa kendimi zor attım. Kovanın içinden bir balık alıp dışarı çıktım. Bu balık sayesinde balıkçı dostumuzun oltasına el koyabilecektim. Dışarı çıktım. Can sıkıcı aşçı hâlâ peşimdeydi. Artık alışmıştım. Ona takmadan içeri girdim ve ortalığı daha dikkatli olarak inceleyince üçüncü harita parçasının tabloda olduğunu gördüm. Kusura bakma, haritayı bir anda orada görünce gözüm döndü, seni unuttum ve haritayı alıp kaçmayı düşündüm. Akıllı köpeğin 'GÜYBRUSH' hemen haritanın kokusunu aldı ve yakalanmama sebep oldu. Sonra seninle olan konverzasyonu sen de biliyorsun. Bütün o güzel sözlerime rağmen benim için çok değerli olan harita parçasını camdan fırlatıp attın. Hemen aşağı koşup haritayı yakalamak istedim ancak tabiat ana benden güçlü çıktı. Harita rüzgarla birlikte taa uçuruma kadar sürüklendi. Hemen oraya gittim ancak onu ordan almam imkansız gibi görünüyordu. Sana geri döndüm ancak sen de ortalıkta yoktun. Bunun üzerine odandan küreğini aldım, çünkü sana çok kızmıştım. Ama bu kürek sonra bana çok yararlı oldu. Phatt Island'a gidip balığı iddiaya girdiğim balıkçıya gösterdim. Beni kandırmaya çalıştı ama beceremedi. Artık ödül kazanmış bir oltam vardı. Tam Booty Island'a dönerken duvarda asılı olan posterimi gördüm. Bu poster artık iyice sinirimi bozmaya başlamıştı. Onun üzerine kaptan Capsize'ın bana vermiş olduğu broşürü yapıştırdım. Artık masumum. Booty Island'a gitmek üzere yola koyuldum. Sonra uçuruma gidip haritayı ordan nasıl kurtarabileceğimi kara kara düşünmeye başladım. Tam O sırada aklıma balıkçıdan aldığım olta geldi. Onunla haritayı tam yakalamış yukarı çekerken bir tuş gelip haritayı aldı. Hadi üstüne pislese tamam da alıp götürmek de n'oluyor? Zaten haritayı sigortalamamıştım da 244-80- 80, 244-80-80, 244-80-80... Kuşun haritayı adanın öbür ucundaki büyük ağacın oraya götürdüğünü gördüm. Ben de hemen oraya gittim. Ancak ortalıkta herhangi bir kuş yoktu. Sadece büyük ağaçkakanların açtığı delikler vardı. Yalnız deliklerden birine bir kalas takılmıştı. Bende de senin odandan aldığım kürek vardı. Onu kalasın bulunduğu deliğin yanındaki deliğe taktım. Tam küreğin üstüne çıkmıştım ki kürek kırıldı ve ben de rüyalar alemine dal- Rüyamda annem ve babam bana geldiler. Beni çok özlediklerinden falan bahsettiler ancak ben düşmenin etkisiyle olacak ki olayları pek kavrayamadım. Sonra bana yardımda bulunacaklarını söylediler. Böyle karışık bir adventure da yardımı kim istemez. Ancak bunu şarkı şeklinde vereceklerini söylediler. Sonra rüya bu ya iskelete dönüşüp dansetmeye başladılar. Doğrusu dansları çok güzeldi. Ben bile bir ara etkisinde kalıp dansetmeye başladım. Sonradan aklıma geldi ve söylediklerini yazmaya Kol kemiği şuraya bağlı, şurası buraya bağlı, burası da oraya bağlı falan filan. Doğrusu o anda pek bir şey çakamamıştım. Tam dans biterken annemle babam koşuşturup ekranın sağından kayboldular. Ben ne olduğunu anlamamıştım. Beni tekrar terkettiler sandım. Fakat biri beni terketmiş ve başka birisi de bulmuştu. Beni bulanın beni bulmamış olmasını dilerdim, çünkü beni bulan sefil korsan LeChuck'tı. Rüyam bir kabusa dönüşmüştü. Çok korkmuştum. Ben LeChuck'ın ölü olduğunu sanıyordum. Oysa o bana kendisinin sadece ruhunu yok ettiğimi söyledi. Sonra benim eski halimi aldı ve üstüme root bear sıktı. O anda uyanmışım. Pek hoş bir rüya değildi ama işin ilginç tarafı rüyamda yazdığım şeyler gerçekte de yazılıydı. Annemle babamın söylediği şeyleri Largo'- nun tükürdüğü kağıdın üstüne yazmışım. Hemen kırılan küreği aldım ve Scabb Island'daki bay Woodsmith'e götürdüm. Sağ olsun benim için hemen tamir ediverdi. Eskisinden daha sağlam olmuştu. Booty Island'daki büyük ağaca geri döndüm ve küreği eski yerine taktım, sonra üstüne çıktım. Yanımda duran takozu aldım ve öteki taraftaki deliğe taktım. Takozun üstüne çıktım ve küreği alıp diğer deliğe taktım. Hep böyle devam ederek ağacın üst dallarına çıktım. Burada bir ev vardı. Ayrıca yukarda bir tane teleskop vardı. Teleskopu aldım ve evden içeri girdiğimde benim haritayı çalan kuşun binlerce harita üzerinde tepinip durduğunu gördüm. Bu kadar harita arasında doğru haritayı nasıl bulacaktım. Hemen senin konağına dönüp köpeğini PICK UP diyerek aldım. Sonra geri döndüm ve GUYBRUSH'ı harita yığınının içine attım. Zeki bir köpek olan GUYB-RUSH haritayı buldu (adından belli). Haritayı aldım. Geriye sadece bir harita parçası kalmıştı. Bütün bu üç ada içinde gitmediğim tek bir yer kalmıştı. Herhalde son parça da ordaydı. emen Phatt İsland'a gittim. Hapisaneye gittiğimde kaptan Capsize'ın orada olduğunu gördüm. Orda duran zarfı aldım ve içindeki near-grog şişesini çıkardım. Sonra bana olan yararlılıklarından dolayı Capsize'ı da yanımdaki anahtarla serbest bıraktım. Şimdi adadaki şelaleye gittim. Şelalenin üstüne doğru giden bir yol ilgimi çekti. Yolda bir su pompası vardı. Gerçi bir maymuncuğum yoktu ama en azından bir maymunum vardı. O da aynı işi gördü. Artık şelaleden su akmıyordu ve orada yeni keşfedilmiş bir delik buldum. Bu delik beni adanın yanındaki adacığa götürdü. Burada ufak bir kulübe vardı. Kapıyı açıp içeri girdim. İçerde beni burnu içmekten kıpkırmızı olmuş bir emekli korsan karşıladı. Benim haritanın peşinde olduğumu anlaması fazla uzun sürmedi. Beni bir yarışmaya davet etti: İç ki Yarışması. Bu yarışmayı 18'inin üstünde olanlar bilirler. İki taraf aynı anda içki İçmeye başlar ve ilk önce sızan oyunu kaybeder. Fakat hilenin yasak olduğu gibi bir şey söz konusu değil. Ben de bundan yararlandım. Emekli korsan içeri grog almaya gittiği sırada bakkaldam aldığım aynayı boş ayna çerçevesinin içine koydum. Sonra emekli korsan gelip benim grog'umu masanın üstüne bıraktı ve kendisine de bir tane almak üzere geri döndü. Ben, o yokken grog'u ağacın saksısına boşalttım ve Capsize'dan aldığım neargrog'u mug'a döktüm. Evet! Artık yarışmaya hazırım. Ben (near) grog'umu bir güzel içtim ve bana hiçbir şey olmadı. Ancak sayın emekli korsan beyefendi o kadar dayanıkı değildi ve bir mug (real) grog'dan sonra devrildi. Şimdi kapının yanındaki pencereyi açtım ve dışarı çıktım. Evin karşısında bir heykel elini kaldırmış duruyordu. Eline teleskopu koydum. Teleskoptan çıkan ışık hüzmesi açık pencereden geçti, aynadan yansıdı ve bir tuğlanın üstünde kaldı. Hemen gidip o tuğlayı ittim. Altımdaki kapı açıldı ve ben içeri düştüm. İçerde banyo yaparken ölmüş bir adamın iskeleti vardı. Kuru haritayı iskelenin eliyle beraber aldım. Sonra Scabb Island'a geri döndüm. Artık haritanın bütün parçaları da tamamlanmıştı ancak hâlâ bu haritadan bir şey anlamıyordum. En iyisi haritacı Wally'e gidip bu haritaları birleştirtmekti. Onun gözlüğünü aldığımı çok çabuk unutmuştum. Wally gözlüksüz hiçbir şey göremiyordu. Ben de ona Phatt Island library'den aldığım merceği verdim. Onunla idare edebileceğini söyledi. Ona haritanın parçalarını verince bana, o haritayı tamamlayıncaya kadar gidip Mojo'nun kendisi için hazırladığı aşk iksirini almamı söyledi. Heyecanla Mojo'- nun yolunu tuttum. Tam Mojo'dan iksiri alırken Mojo'ya, Wally'nin başının belada olduğu malum oldu. Ben haritalara bir şey olmamış olmasını dua ederek hemen Wally'nin evine gittim. Ancak çok geç kalmıştım, sefil korsan LeChuck masanın üstüne bir not kazımıştı ve Wally'nin haritayla birlikte elinde olduğunu söylüyordu. Ben moral bozukluğu ile adada dolaşırken birden gözüme bir sandik İlişti. Sandığın üstünde LeChuck'a gideceği yazı- “yordu. Hemen sandığın içine girdim. Beş gün boyunca hayatta kalabilmek için ne bulduysam yemek zorunda kaldım. Sonunda tanıdık bir ses duydum. Bu sesin kaynağı magandalar kralı Largo LaGrande'ydi. Ortalık sakinleştikten sonra sandıktan çıktım. Sağdaki yoldan gittim ve büyük bir kalenin içinde olduğumu farkettim. Ortalıkta pekçok tabela ancak sadece üç yol vardı. Korsanlık içgüdülerime uyarak sağdaki yolu seçtim ve zindana geldim. Evet, eski dost Wally oradaydı. Onu biraz sakinleştirdikten sonra anahtarı bulacağıma dair onu kandırıp kaderiyle baş başa bıraktım. Sonra geri dönüp diğer yola girdim. Burda pekçok iskelet kemiklerinden oluşmuş heykeller vardı. Bunların annemle babamın bana bahsettikleri şeyler olduğunu anladım. Biraz inceledikten sonra bunların itilince arkalarında gizli bir geçit açıldığını farkettim. Mesela ebeveynlerim bana şu sözleri söylemişlerse: THE HİP BONE IS CONNECTED TO THE RIB BONE, TE RIB BONE IS CONNECTED TO THE ARM BONE, THE ARM BONE 1S CONNECTED TO THE HE-AD BONE Ben üzerinde sırasıyla kalça, göğüs ve kol kemikleri olan bir heykel aradım ve onu itip içinden geçtim. Sırada diğer kıta vardı. En sonunda sefil korsan LeChuck'ın saklandığı yeri buldum. Burada ise daha önce hiçbir adventure'dan karşılaşmadığım şekilde kilitli olan bir kapı vardı. Mutlaka bir oyun olmalıydı. şöyle bir itince içinde ufak bir kapı daha açıldı. Açılan kapıdan içeri girdim. İçerde zindanın anahtarını gördüm ve hemen atladım. Ancak anahtara dokunur dokunmaz bir kafes üzerime kapandı. Sefil korsan LeChuck gene ortaya çıkmıştı. Bu sefer niyeti bayağı kötüydü. Beni ve Wally'i ellerimizden asılı olarak bir düzeneğe koydu. Bu düzenek şöyle çalışıyordu: Mum ipi yakıyor ve ipin ucunu asıl olan ağırlık körüğün üstüne düşüyor ve tek bir mermi fırlatmasını sağlıyor. Bu mermi iki kalkandan sektikten sonra yanımdaki yeşil balonu patlatıyor ve bizi tutan ipin bağlı olduğu çarkı serbest bırakıyor. Bu sayede Wally ve beni sefil korsan LeChuck'ın sandalyesi olmaya mahkumduk. Çaresizce Wally'le konuşmaya başladım. Ancak Wally'nin de pek bir fikri yoktu. İş yine başa düşmüştü. Adımı (sahte) tarihe yazdıran tükürüğüm bu sefer de hayatımı kurtaracaktı galiba. Çılgın kamışla bir yudum yeşil sıvıdan aldım. Sonra balonun yanındaki kalkana tükürdüm. İlk seferde başarılı olmayıpa Wally'i kızdırsam da sonunda başarılı oldum ve mum söndü. Bir süre sonra kendimi zifiri karanlıkta buldum. Wally de nerde olduğumuzu bilmiyordu. Çaresizce cebimdekileri araştırmaya başladım. Birden Mojo'dan aldığım torbanın içinde aşk bombasını yakmak için gerekli olan kibritleri buldum. Birini yakınca nerede olduğumu anladım... CEPHANELİKTE. Aksilik bu ya, kibrit birden elimi yaktı ve ben de onu refleks olarak attım... Uzun bir uçuş... Hey Elanie! Hikayem bitmek üzere ama bu ip de incelmeye başladı. Adaya yumuşak iniş yaptıktan sonra indiğim adanın Big Whoop hazinesinin bulunduğu ada olduğunu anladım. Eski dostum Herman Toothroot'u gördüm. Yi-