Commodore Amiga sayı 8, sayfa 25
Sayfanın metni

Sayfa 25

yararlı oldu. Phatt Island'a gidip balığı iddiaya girdiğim balıkçıya gösterdim. Beni kandırmaya çalıştı ama beceremedi. Artık ödül kazanmış bir ol- tam vardı. Tam Booty Island'a dönerken du- varda asılı olan posterimi gördüm. Bu poster artık iyice sinirimi bozmaya başlamıştı. Onun üzerine kaptan Capsize'ın bana vermiş olduğu broşürü yapıştırdım. Artık masumum. Booty Island'a gitmek üzere yola koyuldum. Sonra uçuruma gidip haritayı ordan nasıl kurtarabile- ceğimi kara kara düşünmeye başladım. Tam O sırada aklıma balıkçıdan aldığım olta geldi. Onunla haritayı tam yakalamış yukarı çeker- ken bir tuş gelip haritayı aldı. Hadi üstüne pis- lese tamam da alıp götürmek de n'oluyor? Zaten haritayı sigortalamamıştım da 244-80- 80, 244-80-80, 244-80-80... Kuşun haritayı adanın öbür ucundaki büyük ağacın oraya gö- türdüğünü gördüm. Ben de hemen oraya git- tim. Ancak ortalıkta herhangi bir kuş yoktu. Sadece büyük ağaçkakanların açtığı delikler vardı. Yalnız deliklerden birine bir kalas takıl- mıştı. Bende de senin odandan aldığım kürek vardı. Onu kalasın bulunduğu deliğin yanındaki deliğe taktım. Tam küreğin üstüne çıkmıştım ki kürek kırıldı ve ben de rüyalar alemine dal- Rüyamda annem ve babam bana geldiler. Beni çok özlediklerinden falan bahsettiler an- cak ben düşmenin etkisiyle olacak ki olayları pek kavrayamadım. Sonra bana yardımda bu- lunacaklarını söylediler. Böyle karışık bir ad- venture da yardımı kim istemez. Ancak bunu şarkı şeklinde vereceklerini söylediler. Sonra rüya bu ya iskelete dönüşüp dansetmeye başladılar. Doğrusu dansları çok güzeldi. Ben bile bir ara etkisinde kalıp dansetmeye başla-

dım. Sonradan aklıma geldi ve söylediklerini yazmaya Kol kemiği şuraya bağlı, şurası buraya bağlı, burası da oraya bağlı fa- lan filan. Doğrusu o anda pek bir şey çakama- mıştım. Tam dans biterken annemle babam koşuşturup ekranın sağından kayboldular. Ben ne olduğunu anlamamıştım. Beni tekrar terket- tiler sandım. Fakat biri beni terketmiş ve baş- ka birisi de bulmuştu. Beni bulanın beni bul- mamış olmasını dilerdim, çünkü beni bulan sefil korsan LeChuck'tı. Rüyam bir kabusa dö- nüşmüştü. Çok korkmuştum. Ben LeChuck'ın ölü olduğunu sanıyordum. Oysa o bana kendi- sinin sadece ruhunu yok ettiğimi söyledi. Son- ra benim eski halimi aldı ve üstüme root bear

sıktı. O anda uyanmışım. Pek hoş bir rüya değildi ama işin ilginç tarafı rüyamda yazdığım şeyler gerçekte de yazılıy- dı. Annemle babamın söylediği şeyleri Largo'- nun tükürdüğü kağıdın üstüne yazmışım. He- men kırılan küreği aldım ve Scabb Island'daki bay Woodsmith'e götürdüm. Sağ olsun benim için hemen tamir ediverdi. Eskisinden daha sağlam olmuştu. Booty Island'daki büyük ağa- ca geri döndüm ve küreği eski yerine taktım, sonra üstüne çıktım. Yanımda duran takozu aldım ve öteki taraftaki deliğe taktım. Takozun üstüne çıktım ve küreği alıp diğer deliğe tak- tım. Hep böyle devam ederek ağacın üst dal- larına çıktım. Burada bir ev vardı. Ayrıca yu- karda bir tane teleskop vardı. Teleskopu aldım ve evden içeri girdiğimde benim haritayı çalan kuşun binlerce harita üzerinde tepinip durdu- ğunu gördüm. Bu kadar harita arasında doğru haritayı nasıl bulacaktım. Hemen senin kona- ğına dönüp köpeğini PICK UP diyerek aldım. Sonra geri döndüm ve GUYBRUSH'ı harita yı- ğınının içine attım. Zeki bir köpek olan GUYB- RUSH haritayı buldu (adından belli). Haritayı aldım. Geriye sadece bir harita parçası kal- mıştı. Bütün bu üç ada içinde gitmediğim tek bir yer kalmıştı. Herhalde son parça da orday- dı. emen Phatt İsland'a gittim. Hapisaneye git- tiğimde kaptan Capsize'ın orada olduğunu gördüm. Orda duran zarfı aldım ve içindeki near-grog şişesini çıkardım. Sonra bana olan yararlılıklarından dolayı Capsize'ı da yanımda- ki anahtarla serbest bıraktım. Şimdi adadaki şelaleye gittim. Şelalenin üstüne doğru giden bir yol ilgimi çekti. Yolda bir su pompası vardı. Gerçi bir maymuncuğum yoktu ama en azın- dan bir maymunum vardı. O da aynı işi gördü. Artık şelaleden su akmıyordu ve orada yeni keşfedilmiş bir delik buldum. Bu delik beni adanın yanındaki adacığa gö- türdü. Burada ufak bir kulübe vardı. Kapıyı açıp içeri girdim. İçerde beni burnu içmekten kıpkırmızı olmuş bir emekli korsan karşıladı. Benim haritanın peşinde olduğumu anlaması fazla uzun sürmedi. Beni bir yarışmaya davet etti: İç ki Yarışması. Bu yarışmayı 18'inin üs- tünde olanlar bilirler. İki taraf aynı anda içki İç- meye başlar ve ilk önce sızan oyunu kaybe- der. Fakat hilenin yasak olduğu gibi bir şey söz konusu değil. Ben de bundan yararlan- dım. Emekli korsan içeri grog almaya gittiği sı- rada bakkaldam aldığım aynayı boş ayna çer- çevesinin içine koydum. Sonra emekli korsan gelip benim grog'umu masanın üstüne bıraktı ve kendisine de bir tane almak üzere geri döndü. Ben, o yokken grog'u ağacın saksısı- na boşalttım ve Capsize'dan aldığım near- grog'u mug'a döktüm. Evet! Artık yarışmaya hazırım. Ben (near) grog'umu bir güzel içtim ve bana hiçbir şey olmadı. Ancak sayın emek- li korsan beyefendi o kadar dayanıkı değildi ve bir mug (real) grog'dan sonra devrildi. Şimdi kapının yanındaki pencereyi açtım ve dışarı çıktım. Evin karşısında bir heykel elini kaldır- mış duruyordu. Eline teleskopu koydum. Te- leskoptan çıkan ışık hüzmesi açık pencereden geçti, aynadan yansıdı ve bir tuğlanın üstünde kaldı. Hemen gidip o tuğlayı ittim. Altımdaki kapı açıldı ve ben içeri düştüm. İçerde banyo

Klavyeyle gezinmek için ← ve → tuşları.