Pilotlar Kahvesi

Herkese kucak dolusu merhabalar. Köşeye gelen mektuplarınız beni harbiden çok mutlu ediyor. Zaten köşenin tüm konusunu hemen hemen neredeyse sizin mektuplarınız oluşturuyor. Madem mektuplar dedik hiç zaman kaybetmeyelim. Can "Maverick" Yaşar, yine güzel bir mektup yazmış bizlere. Sorularının yanısıra bize son derece güzel bilgiler de göndermiş. Bunlardan biri hakkında pek bir şey bilinmeyen Kamov KA HOKUM hakkında. Uçantürk dergisinin temmuz sayısına dayanarak Can bize şu bilgileri veriyor: Kamov Ka 80 Hokum Motor: 2xLeningrad/KlimovTV3-117VK Güç : 1640 kw Ağırlık : 7500 kg Max Hız : 190 kts Pilot : 2 Aynı dergide, birçok helikoptere ait teknik bilginin bulunduğunu da hatırlatıyor. Helikopter deyince aklıma Sikorsky'nin CH ve HH 53 modeli geliyor. Benim gibi meraklı iseniz, devamlı dergilerde bu tür uçak ve helikopter resimlerine hayranlıkla bakarsınız. Ne var ki, her zaman fotoğraflar bazı araçları hayal etmenize yeterli olmuyor. Mesela HH 53 fotoğrafına bakınca, basbayağı bir helikopter gibi duruyor, bir Cobra helikopteri çok daha ilginç yor insana. Ancak ikisini bir arada görünce hele bir HH-53'ün inişine tanık olunca, insanın fikri değişiyor. Tüm uçak gemisinde o helikopterden daha büyük araç yok. Oysa Cobra incecik, kırılgan ve hafif bir şekilde duruveriyor. Hazır laf inişlere gelmişken, bir uçak gemisine inen en büyük aracın ne olduğunu biliyor musunuz? İster inanın, ister inanmayın, koca bir C- 130 Herkül, deneme maksadı ile Forrestal türü bir uçak gemisine 20 küsür iniş yaptı. Amaç, gerektiğinde bu tür inişlerin yapılabileceğini kanıtlamakmış, diyecek laf yok, helal olsun. Bu arada Can bir konuyu daha belirtiyor. F-16 Combat Pilot'ta toplam sekiz filo olduğunu ve bunlar bitince oyunun bittiğini iletiyor. — | Gelelim kitap sorununa. İster bilgisayar kitapları olsun, ister militarya kitapları olsun, son derece zor bulunuyorlar. Bunun temel sebebi, kitapçıların bu kitapları peşinen getirmek istemeyişleri, satamama korkusunu taşımaları yatıyor. Bu arada her iki türdeki kitapların özelleşmiş yayınevleri var. Bu yayınevleri kitapçıların sipariş listelerinde, yer almazsa o kitaplar Türkiye'ye gelmiyor. Kitapları en iyi edinme yolu, yurtdışından posta ile getirtmek (Yurtdışında bile olsan, her zaman kitap bulamıyorsun, aynı şekilde sipariş vererek kitabı elde ediyorsun). Evet gelelim sorularına: Bombalama, her zaman soruluyor ve her zaman yanıtlayacağım. Ancak Can'ın Falcon'a ait açıklamalarının bulunduğu mektup İstanbul'da. Biz gelelim normal bombalama metodlarına. Oyunlarda genel olarak bomba atma işlemleri son derece zor yapılıyor. Aslında oyunda karşılaşılan zorluklar gerçek hayattakilerin bir kırıntısı bile değil ama yine de Maverick kullanma rahatından sonra sıkıntılı geliyor işte. Şaka bir yana bombaları etkili kullanmak son derece zor. İlk sorun genelde Mk 82 gibi bombaların teker teker atılmak için yapılmadığı, daha çok hedefe serpiştirilerek isabet şansı arttırılarak atılmak üzere tasarlanmış olması. Eğer hedefi görüyorsanız, bombalarınızı serpiştirerek İkinci sorun, hedefi görebilme ile ilgili. En kolay bomba atma yolu, yüksekten uçmak hedef üzerinde pike yapmak ve neredeyse tam burnunun dikine bombayı bırakmaktır. Aslında sorun burada başlıyor. Dalış yaparken hedefi hizanıza almış olmalısınız. Eğer dalmaya başladığınız anda hedef hizanızda değilse dalarken sağ sol yaparak hedefi tutturamaz, daha kötü çırırsınız. Bir ikinci sorun, yüklü bir uçak la burnu aşağı bastırarak pikeye girmek doğru bir hareket değildir ( - G !!!! ), bu yüzden uçak ekseni etrafında döndürülür, dalınır ve ekseni etrafında bir kere daha dönerek düzgün konuma geri gelinir. bu dönmeler esnasında hizayı kaybetmemek son derece önemli. Bunu da yapıyorum diyeceksin, bu seferde tüm bu hareketleri yapacak yüksekliği bulamayacağını söyleyeceğim sana, zira Kartallar yüksekten uçar ama yüksekte uçanı Mig'ler kapar. Söylememe gerek yok, son sorun hızınız. Özellikle pike yaparken karar verebilmek için son derece az bir zamanınız oluyor ve gerçekte her uçak, hele hele yüklü bir uçak, oyunlardaki gibi pikeden çıkmıyor. Bu kadar karamsar laf ettim, tavsiye yok diyeceksiniz. Bıkmadan ve sabırla kendine bir hedef seç ve hep aynı hedefe etrafındaki direkleri dağları referans alarak değişik şekil ve zamanlarda bombalar at. İlk başta çok sıkılacaksın, bombaların çok çabuk tükenecek, ama giderek hedefi tutturacaksın (tecrübe ile sabit). Bu aylık bu kadar bomba yeter.

Gelelim F-16 Combat Pilot'taki harikalara. Açık ve net cevap, tahrip etmenin net yolunu bilmiyorum, bilen varsa yazsın. Ancak hangar yok etmek her zaman başlı başına bir sorun olmuştur. Özellikle nerede neyin olduğunu bilmediğiniz zaman. Çünkü modern havaalanlarında ve füze üslerinde birçok boş ve sahte hangar bulunur. Ama hangar ne kadar sağlam olursa olsun, kalkacak pist olmadıktan sonra en iyi uçak bile pes etmeye mahkumdur. Birçok savaş yazarının görüşü, modern hava kuvveti anlayışının, konvansiyonel bir savaşta etkili olmayacağına dair. Çünkü hava alanları sabit yerlerde ve uçakları ne kadar hangarlarda korursanız koruyun, pistler ortada ve son derece rahat hedef teşkil etmekteler. Hangar dediniz de, İkinci Dünya Savaşı'nda Brest'te bulunan denizaltı hangarlarının 9 (dokuz) metre çelik betondan duvarları vardı. Bugün acaba hangarlar nasıl yapılıyordur??? Gelelim B-52 Megafortress ile ilgili sorulara. Açıkça söylemek gerekirse oyunla uzun uzun uçmaya vaktim olmadı. Özellikle IFF Transponder isimli aleti kullanmak için özel bir şifre bilek gerekiyor mu emin değilim. Şöyle ki, eğer normal bir görev için havalanır ve bu IFF cihazını OFF durumda tutarsanız ve şüpheli bir hareket yaparsanız, size ateş açılıyor. Eğer bu IFF transponder'i önce ON, sonra ise STDBY tutarsanız, dost üslerden size ateş açılmıyor. Gerçekte IFF (Identification Friend or Foe) sistemleri dost ve düşman birlikleri birbirlerinden ayırt etmek için kullanılan bir sistemdir. Sistemin en büyük zararı, bir uçağın kendisini tanıtması için bir radyo işareti vermesi gerekmesidir. Bunun zararı herkese bir uçağın orada olduğunu ilan etmektir. CAN, son olarak pasif radar sistemlerini merak etmiş. Bir sistemin pasif olması demek, yaptığı iş için güç harcamaması anlamına gelir. Klasik radar, havayı tararken bir ışın gönderip bunun dönüşünü tarar. Bu sistemin kötü yanı, taranan kişinin, tarandığının farkına varabilmesidir. Oysa pasif bir sistem ortalığı dinler. MiG-

29'daki sistemin güzel tarafı ise, bu sistemin radardan tümüyle bağımsız çalışabilmesi. Yani radarı olmadan bile belirli bir takip ve hedef kilitleme kabiliyetinin olması, Aktif radar kullanan araçlarda bu radarları genelde uzun süre açık tutmaktan kaçınırlar. Hedefin yakınına doğru yönlendirilir ve belirli bir mesafede hedefi aydınlatarak silahlarını kilitleyip ateş ederler. Tarama yapmak isterlerse de, belirli aralıklarla sistemi açıp kapatan ayarlamalar yaparlar. Daha önce de mektuplarını yayınladığımız Y. Özgür Doğru, yeni bir mektubu ile karşımızda. Yazışmak isteyenler için adresini yayınlıyoruz: Yusuf Özgür Doğru Süleyman Felek Caddesi, Konak Eczanesi, Ordu Tel: 9-371-43266 veya 44 519 Özgür, bize en iyi vektör grafikli ve gerçeğe uygun oyunun adını sormuş. Bu tür sorulara cevap vermek pek kolay değil, özellikle en iyi ve gerçeğe uygunluk kavramları için bir ölçü olmayınca (Daha bugüne kadar bir F-16 ile 3 Mig-29'a karşı uçmadım !!!!). Bana şu anki fikrimi sorarsanız, Formula-1 Grand Prix Circuit diyeceğim. Kimbilir belki gelecek ay başka bir şey söylerim. Chuck Yeager's Air Combat ise daha ortalarda yok, umarım imtihan zamanlarında ortaya çıkmaz. Son zamanlarda yine bol miktarda oyun bekleniyor. Ancak birçok proje yapım aşamasında kalıyor veya medya'ya yansıdığı halde piyasaya çıkmıyor. Bu yüzden elimize geçene dek sadece dedikodular anlatabiliyoruz. Secret Weapons of the Luftwaffe'nin Avrupa'da satıldığı söyleniyor, aynı zamanda Wing Commander'in sonunda Amiga versiyonunun yapıldığı iddia ediliyor, Psygnosis'in söz verdiği Air Support, Red Line ve F-14 simülasyonları ortalarda yok. İşin komik yanı, bu oyunların dergilerde Screen Shot'ları ile olan reklamları bile yok oldu. Akıbetleri belirsiz. Kısacası dostlar, beklemek gerekiyor (Sabreden derviş, sinirinden gebermiş). Gelelim, Güneş Yeşildağ kardeşimizin mektubuna. Ankara'dan yazan Güneş, hat safhada bir simülasyon delisi. Wings'i iki kere bitirmiş olmasının yanısıra BOB'da 14 TOP ACE uçağı düşürmüş (Aramızda sadece 11 uçak kalmış, biraz daha gayret). Arkadaşımız orjinal yabancı hava kuvvetleri armaları değiş tokuşu ile ilgileniyor, haberiniz olsun. Arkadaşımız merak ettiğim bir konuyu da açıklamış, BOB'un mission disketi! 3000 puanlık pilotların olduğu oyunda 100'e yakın görev olduğunu, ama bunların Mission Builder ile yapılmış izlenimi yarattığını belirtiyor. Arkadaşımızın bir diğer sorusu, Battle Command ile ilgili. Aslında üç boyutlu bir Shoot'em up olan bu oyun için, sadece sabır dileyebilirim. Hızlı hareket et, bol miktarda ateş et ve vurulmamaya çalış (Dergide neden bir Shoot'em up köşesi olmadığını anladınız mı, verilecek başka tiyo yok!!). Her ne ise, gerçekten Battle Command için söylenecek başka bir şey yok. Bu arada mektubuna bir de not eklemiş, Güneş: Strike Aces'in Fighter Bomber'a benzediğini, ancak hava savaşının daha iyi olduğunu belirtmiş. Bu aylık mektuplarınız bu kadar. Gelecek aylarda bir Null Modem kablosunun yapılış aşamalarını fotoğraflarla tesbit edeceğiz ve bu konudaki sıkıntı kısmen sona erecek. Belki köşemiz ile hiç ama hiç alakası yok, ama son derece komik bir olayı size anlatmak istiyorum. Geçenlerde Kemer'de çalıştığım şirketin Muhasebe müdür yardımcısı Antalya'da bulunan bir adrese basit bir fatura göndermeye yeltendi. Üzerine sade ve basit bir adres yazdı. ... LTD ŞTİ, Anafartalar cad. no .... diye. Ne de olsa mektup sadece 40 kilometre yol alacak Antalya'ya gidecekti. Geçenlerde mektup iade edildi. Sebebi ise son derece basit: Madagaskar'da bu adres bulunamamış. Şimdi sizde soracaksınız, mektup Madagaskar'a niye gitmiş (Evet şu Afrika'nın doğusundaki kocaman ada), bizim asıl merak ettiğimiz de bu zaten. Ama mektup ciddi ciddi bir Madagaskar turu yapıp gelmiş. Yani gelmeyen mektuplarınız olursa, Borneo'da falan olabilir, demek istiyorum. Gelecek ay tekrar görüşmek üzere, hoşçakalın.